Losyonlar ve yapılışları

Posted by: Dream   
Temmuz 1st,
2009

Losyonlar belirli özelikleri kendinde toplayan, yüz, beden ve saç bakımında kullanılan sıvılardır. Cildi derinden temizler, amaca göre cildi sıkıştırır, yumuşatır, nemlendirir, uyarır, şifa verir, renk kazandırır, bakterileri yok ederler. Cildi duyarlı olanlar bitkilerle hazırlanan losyonlardan özellikle yararlanırlar. Bu değerli bitkilerin aktif yönünü cilde geçirmenin en kestirme yolu, onları sıvı haline getirmektir. Bunlar her ne kadar cildi tam temizlemese de, yüz yıkandıktan ve temizlendikten sonra bir parça pamuk ile yüze sürüldüğünde cildin rengini ve cinsini olumlu etkiler. Cildi duyarlı olanlar her gün ciltlerine uygun losyonu kullanır­larsa, cildin temiz kalmasını sağlayabilirler.

Cildi temizlemek ve yumuşatmak için losyon
Malzemesi: İki veya üç tane olgun üzüm (çekirdeği çıkarılmış).
Yapılışı: Üzüm ikiye bölünüp temizlenmiş cilde sürülür, yüz kuruyunca bir kat daha sürülür. Yüze sürülen üzüm suyu kurudukça işlem tekrarlanır. Böylece birkaç kat sürüldükten sonra kuruyan yüz yıkanıp kurutulur. İyi bir sonuç almak için bu işlem bir hafta süre ile tekrarlanır.

Yağlı ciltler için losyon
Malzemesi: Bir tatlı kasığı salatalık sütü, bir tatlı ka­vı losyonu (sıcak demleme).
Yapılışı: Salatalık rendelenir, sunu sıkılır. İçine eşit miktarda ada çayı losyonu katılır. Bir kat sürülüp kuruduktan sonra uygulama birkaç, kez tekrarlanır, yüz yıkanıp kurutulur.

Problemli ve sivilceli ciltler için losyon
Malzemesi: Bir çorba kasığı kurtulmuş lavanta çiçeği, bir çorba kasığı papatya çiçeği, bir çorba kaşığı kekik.Yarım çorba kaşığı asilbent tentürü, bir bardak su.
Yapılışı: Bitkiler kapaklı bir kabın içine (madeni olmayacak, paslanmaz çelik olabilir) konur, su ilave edilir.Ateşe konup kaynamaya başladıktan sonra ateş kısılır ve beş dakika kaynatılır.Ateşten çekildikten sonra soğutulup temiz bir tülbentten süzülür.Suyun tümünü çıkar­mak için gerekirse tülbent elle sıkılır, elde edilen sıvı temiz bir şişeye konduktan sonra içine asilbent tentürü katılıp çalkalanır. Bu şişe buzdolabında saklanır.

Gözenekleri genişlemiş ciltler için losyon
Malzemesi: Üç çorba kaşığı salatalık suyu, on iki çorba kaşığı mürver çiçeği suyu, iki çorba kaşığı gül suyu, bir çorba kaşığı asilbent tentürü.
Yapılışı: İki çorba kaşığı mürver çiçeği, 1,5 bardak suda hafif ateşte kaynatılıp süzülür. Tüm malzeme ka­rıştırılır, kullanılmak üzere bir şişeye konur.

Normal ve yağlı ciltler için, cildi berraklaştıran losyon
Malzemesi: Bir portakal kabuğu, greyfurt kabuğu, soğuk arı su.
Yapılışı: Meyve kabuklarının üstünü üç ilâ beş santim aşa­cak kadar arı su konur. Bir gece bekletip, ertesi gün süzülür ve kullanılır. İyi bir sonuç almak için bir süre için günde birkaç kez sürülmelidir.

Kuru ciltler için losyon
Malzemesi: Bir kahve fincanı havuç suyu, bir tatlı kaşığı zey­tinyağı veya badem yağı.
Yapılışı: Tüm malzeme karıştırılarak iyice yedirilecek şekilde cilde sürülür. Yarım saat sonra yüz, maden su­yu ile yıkanmalıdır.

Siyah noktalar ve yağlı ciltler için losyon
Malzemesi: Bir adet çok olgun domates, bir tatlı kaşığı glise­rin, bir veya iki damla asilbent tentürü.
Yapılışı: Domates ezilin ince bir tülbentten süzülür. Gliserin ve asilbent tentürü katılıp karıştırılır, şişeye ak­tarılıp kullanılmak üzere saklanır. Cildin yağlı ve siyah noktalı kısımlarına bolca sürülür.

Vitaminli bitkisel losyon
Malzemesi: Bir avuç maydanoz, bir tatlı kaşığı kuru nane (terci­hen br nanesi), bir tatlı kaşığı polen, 1,5 fincan su.
Yapılışı: Kaynar suyun içine nane. maydanoz ve polen konur.Bir saat demlendirildikten sonra süzülüp kullanılır.

Vücut losyonu
Malzemesi: Yüz gram gül suyu, yirmi gram alkol, bir tatlı kaşığı lavanta çiçeği yağı. bir tatlı kaşığı lavanta losyonu.
Yapılışı: Tüm malzeme ben-mari usulü karıştırılır ve cam şişeye konup serin bir yerde saklanır.

alıntıdır

Tonikler ve yapılışları

Posted by: Dream   
Temmuz 1st,
2009

Tonikler soğuk losyonlardır. Cildi canlandırır, tazeler, güçlendi­rirler. Cildin yağını tamamen yok etmek gerektiğinde, temizleyici bir losyondan sonra da tonik kullanılabilir. Gerekirse tonikler cildi tek başına da temizleyebilir. Ciltleri duyarlı olanlar, bitkisel losyonlarla yetinmelidir. Alkolsüz toniklerin içinde belki de en yararlısı gül suyu ve kekik ile yapılan toniklerdir.

Normal yağlı ciltler için
Malzemesi: İki ölçü gül suyu, bir ölçü kekik losyonu (sıcak demlendirme).
Yapılışı: Tüm malzeme karıştırılıp kullanılır. Bu ölçüler normal yağlı, ciltler içindir. Çok yağlı ciltler de ke­kik miktarını çoğaltmak ciltleri daha kuruca olan­lar ise gül suyu miktarını çoğaltabilirler.

Normal ciltler için
Malzemesi: İki fincan elma sirkesi, bir fincan kokulu çiçek (cildin cinsine göre, lavanta, papatya vb.).
Yapılışı: Bitki ve sirke bir kavanoza konur, iki hafta güneşte bekletilir. Bu süre içinde kavanoz zaman zaman çalkalanır, sonra karışım süzülüp ufak şişelere ak­tarılır. Bir ölçü sirkeye sekiz ölçü su suyu katılır. Bu tonik portakalı veya limonlu da yapılabilir. Portakal kabuklan önceden iki veya üç gün kurutulup havanda dövülür. Bir portakal ka­buğuna iki fincan sirke yeterlidir. Daha sonra yu­karıda belirtildiği gibi şişede bekletilir.

Cildin asiditesini dengeleyen tonik
Malzemesi: Üç tatlı kaşığı kurutulmuş nane, iki çorba kaşığı elma sirkesi, bir fincan yağmur suyu veya arı su (saf su).
Yapılışı:Nane ile sirke, kapaklı bir kavanoza konup yedi bekletildikten sonra süzülür, yağmur suyu veya arı su katılır. Cildin kaba görünüşünü yok eden bu basit toniği çoğu kişi beğenecektir.

Cilde düzgünlük, renk vermek ve siyah noktaları temizlemek için limonlu tonik
Malzemesi: Üç adet limon, bir adet salatalık, bir adet portakal, üç çorba kaşığı gül suyu, iki çorba kaşığı alkol
Yapılışı: Limon, portakal ve salatalığın suyu sıkılır.Alkole katılmış gül suyu eklenip karıştırılır.

Gliserinli sıvı sabun
Malzemesi: Bir yumurta sarısı, bir çorba kaşığı gliserin, bir tatlı kaşığı polen
Yapılışı: Bu karışım rahatça sabun yerine geçer. Bir parça pamuk ile yüze ve boyna sürüldükten sonra kurumaya bırakılır.Yüz önce sıcak, sonra soğuk su ile yıkanır.Bu sıvı, cildi tahriş etmeden temizler.Arta kalan sıvı ağzı kapalı bir şişede buzdolabında birkaç gün dayanır.Kullanacağı zaman şişeyi çalkalamalıdır.

alıntıdır

Kuru ciltler için pratik öneriler

Posted by: Dream   
Temmuz 1st,
2009

Kışın kuruyan cildiniz için mutlaka önlem almalısınız. Nasıl mı?

Cilt kuruluğu birçok insanın rahatsız olduğu ve özellikle kış aylarında görülme sıklığı fazla olan bir durumdur. Kış döneminde havadaki nem kaybı, kalorifer sisteminin havadaki su ve nemi azaltması ve de soğuk hava dolayısıyla terlemedeki azalma cilt kurumasını artıran nedenlerdir. Memorial Hastanesi ve Etiler Memorial Polikliniği Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal, cilt kuruluğu için pratik önerileri sıraladı.

Kışın cilt kuruluğu önlenmezse egzemaların oluşumu kolaylaşır. Egzemalı deri kaşınır, kaşınma sonrası deride kalınlaşmalar oluşur, kaşınırken tırnaklar yoluyla yırtıklar gelişir ve enfeksiyon için kapı açılmış olur. Tüm bunların sonucunda gelişen tabloların çoğu iz bırakarak iyileşir. Düşünülenin aksine cilt kuruluğu mutlaka önlem alınması gereken bir durumdur. Peki ama ne yapılabilir?

KURUTMAYAN SABUNLAR
Kış aylarında mutlaka cilt muayenesi yapılmalı ve uygun cilt bakımı bir uzmanla birlikte planlanmalıdır.

Sıcak su ile banyo yapılmamalıdır. Özellikle hergün yıkanma alışkanlığı olan kişilerin yıkanma sıklıklarını azaltmaları gerekir. Yıkanırken kullanılan ürünlerin mutlaka doğru ürünler olmasına dikkat edilmelidir. Kurutmayan sabunlar, şampuanlar kullanılmalı, bunun için de ürünlerin gliserin, lanolin ve buna benzeyen yağ içerikli olanları seçilmelidir.

NEMLENDİRİCİ KULLANIN
Yıkandıktan sonra cilt çok kurulanmamalı ve hafif nemliyken cilt tipi için uygun olan nemlendiriciler uygulanmalıdır.

Ortamın nemlendirmek de cilt kuruluğunu azaltmaya katkıda bulunur. Kalorifer peteklerine konulan su kapları ya da ıslak havlular, buhar aletleri gibi önlemler kolayca uygulanabilir.

Bol su içmenin yararı vardır, ama bu konuda bilinmesi gereken şudur ki; aslında birçok kişinin düşündüğü ‘az su içiyorum o yüzden cildim kuru’ fikri de yanlıştır.

GIDALARIN ÖNEMİ
Cilt kuruluğunu önlediği düşünülen bazı gıdaların (fındık, fıstık, ceviz, kuru üzüm, balık, havuç, ıspanak) fazla tüketilmesi yine ciltteki kuruluğu önlemede yardımcı olur.

alıntıdır
Güneş

Cilt için faydalı olan yiyecekler

Posted by: Dream   
Temmuz 1st,
2009

Burada A’dan Z’ye cildiniz için faydalı olan yiyecekleri bulacaksınız. Tüm bunlar güzellik diyetinde yardımcı rol oynayan besinlerdir:
• elma
• keçi peyniri
• armut
• kereviz
• biber (her tür)
• kivi
• Brüksel lahanası
• kuşkonmaz
• deniztarağı
• lahana
• derişiz tavuk (köy tavuğu)
• macadamia fındığı yağı
• doğal yoğurt
• mango
• elma
• mantar
• esmer pirinç «marul
• fasulyeler (siyah, kırmızı, lima)
• mercimek
• hindi göğsü
• pancar
• Hindistan cevizi yağı
• paw paw
• kabak
• salatalık
• karnabahar
• şamama
• kayısı
• yumurta

Günlük olarak yediğiniz şeylerin kümülatif bir etkisi vardır. Kötü yağları tercih etmek günler, aylar ya da bazen yıllar içinde aknelere, cildin sarkmasına, kırışıklıklara, kuruluğa, kılcal damar çatlaklarına ve erken yaşlanmaya neden olur. Süper yiyeceklerden her gün tüketmek, mükemmel bir cilde ulaşmanın anahtar noktasıdır. Bu yiyeceklerde bulunan mikrobesinler, antioksidanlar, fitonutrient’ler, temel yağlar ve protein deri hücrelerinizi besler, cildinizin gücünü içeriden kazanmasını sağlar, hücre onarımı sürecini hızlandırır, kırışıklıkların görünümünü azaltır kuruluğa ve göz altı morluklarına engel olur. Kendinizi antioksidan, fitonutrient bakımından zengin besinlere adarsanız şimdiye kadar sahip olmadığınız kadar güzel bir cilde sahip olma yolunda büyük bir adım atacaksınız.

alıntıdır

Bir kişinin diyetinin besinsel açıdan yeterli olmasını sağlar­ken, kalori kısıtlamasının faydalarından güvenli bir şekilde yararlanmasının tek yolu, besinsel açıdan fakir olan yiyecek­lerden mümkün olduğunca kaçınmasıdır.

Gerçekten de ne yenileceğine karar verilirken en önemli konu budur. İçinde yeterli besin olan yiyecekleri yemeliyiz ki besinsel ihtiyaçlarımızı karşılamak için boş kalorilerden fazla miktarda tüketmek zorunda kalmayalım. Besin ve lif açısından zengin, kalorisi az yiyecekleri yemek bizi doyurur ve böylece aşırı yemek yememiz önlenmiş olur.

Bunun nasıl olduğunu anlamak için beynin beslenme güdü­müzü nasıl kontrol ettiğine bir bakalım. Sindirim yolunu kaplayan sinirlerde bulunan karmaşık bir kemoreseptör sis­temi, ağzımıza attığımız her lokmanın kalori ve besin yoğun­luğunu dikkatle izler ve bu bilgiyi beyinde beslenme güdüsünü kontrol eden hipotalamusa gönderir.

Ayrıca midede, yenilen yiyeceğin hacmini (ağırlığım değil) ölçerek doygunluk sinyalini veren gerilme reseptörleri vardır. Eğer besin ve liflerle kendinizi doyurmazsanız, beyin size daha fazla yemek yemeniz için sinyaller gönderir.

Eğer yeterli besin ve lif tüketirseniz, vücudunuz biyokim­yasal olarak (besinlerle) ve mekanik olarak (liflerle) doymuş olacaktır ve kalori tüketme arzunuz sönecektir. Fazla kilolu olup olmayacağınızı belirleyen ana faktörlerden biri yeterince lif ve besin tüketip tüketmediğinizdir. Bu durum bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Bu durum pratikte nasıl işler? Bilimsel bir araştırma yap­tığımızı ve her öğünde aldıkları ortalama kalori miktarını gözlemlediğimiz bir grup olduğunu farz edelim. Sonra onlara yemekten önce bütün bir portakal ve bütün bir elma verelim. Sonuçta, denekler kalori alımlarını meyvede bulunan kalori kadar azaltacaklardır. Şimdi onlara iki meyve vermek yerineaynı miktarda kaloriyi meyve suyu olarak verelim.
Ne olur? Öğünden önce hiçbir şey yemedikleri zaman olduğu gibi, aynı miktarda yemek yerler. Diğer bir deyişle, meyve suyu öğünde alınan kalorileri azaltmaz, tam tersine meyve suyu ek kalori haline gelir. Bu durum, bira, meşrubatlar ve diğer sıvı kalori kaynakları için de kanıtlanmıştır.

Sıvı kaloriler, bütün halindeki yiyecekte bulunan lifleri içermediğinden, kalori alma güdümüzü köreltmede pek etkili değildirler. Araştırmalar, meyve suyu ve diğer şekerli içecek­lerin çocuklarda obeziteye neden olduğunu da göstermiştir.

Eğer kilo vermek konusunda ciddiyseniz, meyvenizi içme­yin, onu yiyin. Suyunu sıkma esnasında meyvelerdeki birçok lif ve besin azalır ve kalan besinler de işlenme, sıcak ve depo­lanma yüzünden yok olur. Eğer fazla kilolu değilseniz, taze sıkılmış meyve suyu, onu taze meyve ve sebze yemenin yerine koymadığınız takdirde kabul edilebilir. Doğal bütün halindeki yiyeceklerin yerini hiçbir şey tutamaz.
Birçoğumuzda mucizeye inanma isteği vardır. Boşboğaz­lığımıza ve aşırıya kaçmamıza rağmen, bir hap, toz ya da bir başka iksir alarak ideal sağlığımızı koruyabileceğimize inanı­yoruz. Ama bu birçok bilimsel kanıtla yenilgiye uğramış yan­lış bir ümittir. Sihir diye bir şey yoktur. Mucizevi bir kilo ver­me hapı yoktur. Kanun ve düzenin, neden ve sonucun olduğu doğal bir dünya vardır sadece. İdeal bir sağlık ve uzun bir ömür istiyorsanız, nedenlere yoğunlaşmalısınız. Yağlannızdan güvenli bir şekilde kurtulmak istiyorsanız, ağırlıklı olarak besin ve lif açısından zengin, rafine edilmemiş yiyeceklerle beslenmelisiniz.

alıntıdır

Eğer metabolik hızım yavaşsa ne olacak?

Posted by: Dream   
Temmuz 1st,
2009

Vücut ağırlığınız genetik yapınızdan etkilenebilir, ama bu etki güçlü değildir. Dahası, kilo almaya yatkınlığa neden olan ya­vaş bir metabolik hızı miras almanın bir eksiklik ya da defo değil, faydalanabileceğiniz genetik bir hediye olduğuna inanı­yorum. Bu nasıl mümkün olabilir? Yavaş bir metabolik hız bütün hayvan türlerinde daha uzun bir ömür ile ilişkilendirilmiştir. Altmış bin ya da birkaç yüzyıl önce yaşayan ve metabo­lik hızı yavaş olan bir kişinin, o zamanlar yeterli kalori almak zor olduğundan, yaşama şansının daha fazla olduğu konu­sunda spekülasyon yapabiliriz. Örneğin, Mayflower adlı gemi ile kıyılarımıza yanaşan göçmenlerin çoğu ilk kış ölmüş­lerdir. Yeterli yiyecek bulamadıklarından, sadece genetik ola­rak metabolik hızı yavaş olanlar hayatta kalmışlardır.

Gördüğünüz gibi yavaş metabolik hıza sahip olmak her zaman kötü değildir. Bu iyi bir şey olabilir. Ama tabii ki, çok kalorili, az besinli diyetlerin hüküm sürdüğü günümüzde ya­vaş metabolik hız kötüdür. Günümüzün yeme şekilleri düşü­nüldüğünde bu durum, diyabet, kalp hastalığı ve kanser riski­nizi artıracaktır. Bununla birlikte, normal kiloyu korumak için doğru yiyecek seçimleri yapıldığında, metabolizması yavaş olan kişi daha yavaş yaşlanır.

Vücudumuz bir makine gibidir. Eğer makineyi sürekli yük­sek hızda kullanırsak daha çabuk eskir. Metabolizması yavaş olan hayvanlar daha uzun yaşadığından, metabolik hızımızı artıracak yüksek kalorili yiyecekler yemek sadece daha çabuk yaşlanmamıza neden olacaktır.
Geçmişte duyduklarınızın ve okuduklarınızın tersine ama­cımız bunların tam zıttı olmalıdır: İnce ve kaslı bir yapıyı korumak için gerekli olan miktarda az yemek ve böylece metabolik hızımızı yavaş tutmak.

Bu nedenle yavaş metabolik hızınız konusunda endişelen­meyi bırakın. Diyetten kaynaklanan yavaş metabolik hız sizin kilo probleminizin birincil nedeni değildir. Şu üç noktayı aklınızdan çıkarmayın:
1. Az kalori alınan dönemlerde, dinlenme zamanındaki metabolik hız biraz yavaşlar, ama bu kilo vermenizi önleye­cek kadar değildir.
2. Kalori alımındaki kısıtlamanın kalkmasından hemen sonra dinlenme zamanındaki metabolik hız normale döner. Aza­lan metabolik hız kalıcı olarak düşük kalmaz ve gelecekte diyet yapmayı zorlaştırmaz.
3. Diyet yapmaktan dolayı metabolik hızın aniden düşmesi, birçok fazla kilolu kişinin yaşadığı kilo alma/verme döngü­lerini açıklamaz. Kilodaki bu dalgalanmaların birincil nedeni, diyete başlamak ve bırakmaktır. Kişinin besin, lif ve fitokimyasallara olan biyokimyasal ihtiyaçlarını gerçek anlamda karşılamayan az kalorili diyetleri sürdürmek özel­likle daha zordur.”

Genetik olarak fazla kilolu olmaya eğilimli olan kişiler, yine genetik olarak hepimizden uzun yaşama potansiyeline sahiptirler. Bu kişilerin başarılı bir şekilde ömürlerini uzat­malarının yolu, besin ve lifler açısından zengin, az kalorili yiyecekler seçmekten ve yeterli fiziksel aktivitede bulunmak­tan geçer. Diyetinizdeki kalori başına düşen besin yoğunlu­ğunu metabolik hızınıza göre ayarlayarak yavaş metabolizmanızı kendi yararınıza kullanabilirsiniz. Yavaş metaboliz­manıza rağmen normal kilonuzu korumayı başardığınızda daha uzun bir ömür sürebilirsiniz.

alıntıdır

Kilonuzu test edin

Posted by: Dream   
Haziran 30th,
2009

Dengeli beslendiğinizden eminmisiniz? Peki ya kilonuzu koruduğunuzdan? Küçük bir testle ken­dinizi sınayın. Her doğru yanıt için kendinize bir puan verin. Ne kadar doğru yanıt verirseniz, bir yıl sonraki vücut imajınız o kadar tatmin edici olacaktır.

1. Alışveriş için en doğru zaman hangisidir?
A) Öğle yemeğinden önce, kahvaltı etmeden
B) Yemekten sonra, tok karnına
C) Buzdolabı boşaldığında
Doğru yanıt: B

Alışverişi mutlaka tok karnına yapmalısınız. Aç değilken zaaflarınıza karşı daha dirençli olur­sunuz. En doğrusu ne yemeniz gerektiğini hesaplamak, bir liste yapmak ve bu listenin dışına çıkmamaktır. Lezzetli yiyeceklere karşı koymak, alışveriş sırasında, buzdolabının karşısında ol­duğundan çok daha kolaydır.

2. Hafta içi her öğlen mayonezli bir sandviç yi­yorsunuz. Sandviçinizden mayonezi çıkarmanı­zın bir yıl sonra ki kilonuz üzerinde ne kadar et­kisi olur?
A) Etkisi olmaz
B) 1 kilo azalır
C) 3 kilo azalır
Doğru yanıt: C

Mayonez yemeyin
Bir tatlı kaşığı mayonez tam 100 kalori eder. Haftada beş ün sandviçinizi mayonez koymadan yerseniz, haftada 500 kalori tasarruf etmiş olur­sunuz. Bunun anlamlı, bir yılda fazladan 3 kilo demektir.

3. Gün içinde aldığınız kalorileri öğünlerinize ne şekilde dağıtmalısınız?
A) Kuvvetli bir kahvaltı ve Öğle yemeği, hafif bir akşam yemeği
B) Kahvaltıyı atlayıp, kalorileri öğle ve akşam yemekleri arasında bölüştürmek
C) Hafif bir kahvaltı ve öğle yemeği kuvvetli akşam yemeği
Doğru Yanıt: A

Vücut, günün erken saatlerinde alınan kalori­leri çok daha kolay yakarken, geç saatlerde alı­nan kalorileri depolamaya meyillidir. Bu nedenle zayıflamak veya kilonuzu korumak istiyorsanız kuvvetli bir kahvaltı, normal bir öğle yemeği ve hafif bir akşam yemeğini alışkanlık haline getir­melisiniz. Ne yaparsanız yapın, asla öğün atla­mayın. Bu yağların depolanmasını garanti eder.

4. Egzersiz için en uygun zaman nedir?
A) Günün sonunda, vaktim olduğunda
B) Haftada iki defa sabahları, biraz erken kal­karak
C) Haftada iki akşam, hep aynı vakitte
Doğru yanıt: A ve C

Egzersiz yapın
Kendinizi motive etmediğiniz takdirde, bir son dakika randevasuna ilk olarak egzersizi kurban edeceğinizden veya vakit geldiğinde yorgun ola­cağınızdan emin olmak için en iyisi sabah kal­kar kalkmaz egzersiz yapmak ya da bir spor ku­lübüne kaybolup düzenli olarak devam etmektir.

5. Aşağıdaki yiyeceklerden hangisi şişman­latmadan en iyi doyururur?
A) Hamburger ve patates kızartması
B) Peynirli ve jambonlu pizza
C) Bir dilim tuzlu tart ve yanında salata
Doğru Yanıt: B

En uygun seçenek pizzadır. Sadece 270 kalori ve 14 gram yağ içerir. Ardından, 640 kalori ile tuzlu tart ve salata gelir. Hamburger ve patates kızartmasında ise tam 700 kalori vardır.

alıntıdır

7 günde 3 kilo verin

Posted by: Dream   
Haziran 30th,
2009

Canınız ne çekiyorsa yiyin için… Yeter ki belli kalori sınırlarının dışına çıkmayın… ve sadece 7 günde tam 3 kilo birden verin… İşte hızlı diyet programınız;

Şimdi size öğün öğün ne yemeniz gerektiğini değil, her öğün için değişik alternatifler sunuyo­ruz. Bunların içinde beğendiklerinizi ve çanınız çektiğini yiyebilirsiniz. Kahvaltınız 300-350, öğle ve akşam yemekleriniz 350-400, ara öğünleriniz ise 65 kaloriden oluşuyor. Bu diyet programına uyarsanız, yedi günde üç kilo verebilirsiniz. Diye­tisyenlerin açıkladığı öğün sırası sırasıyla şöyle­dir:

Sabah
Bir dilim kepek ekmeğine sürülmüş yağsız labne, yanında bir adet domates ya da greyfurt ve bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.
İki dilim kepek ekmeğiyle hazırlanmış pey­nirli tost, bir adet yumurtayla yapılmış omlet, bir adet domates.
Bir adet elma, 30 gram müsli, bir çay kaşığı bal ve 100 gram yağsız sütle hazırlanmış elmalı müsli.
Bir dilim reçelli ya da ballı etimek, 40 gram yağsız salam ya da tavuk göğsü yarım adet sala­talık.
Çalışan kadınlar için, bir adet muz, bir adet elma, bir adet kividen oluşan meyve tabağı.

Öğle
Bir porsiyon yağsız tavada hazırlanmış sebze ızgara.
İki dilim vejeteryan pizza.
Bir kase çorba, bir dilim kepek ekmeği, 20 gram yağsız peynir.
Bir adet fırında patates, yanında haşlanmış sebze.
Çalışan kadınlar için: Salata yapraklı, peynir­li, domatesli sandviç, yanında bir bardak doma­tes suyu.

Akşam
Bir adet kepek ekmeğiyle hazırlanmış doma­tesli, biberli, peynirli toz.
Patates, kabak ve bamyayla hazırlanmış bir tabak yağsız türlü
Bir tabak spagetti balonez.
İki adet etli domates dolması
250 gram haşlanmış patates, üzerine mayda­noz, karabiber ve tuz serpebilirsiniz.

Ara öğünler
65 kaloriden az:
Bir adet kayısı
Bir adet elma
Bir adet portakal ya da greyfurt
Bir avuç üzüm ya da kiraz.
Bir adet şeftali.
İki-üç adet havuç.
150 gram yağsız yoğurt
İki adet bisküvi.

65 Kaloriden fazla:
Bir adet muz
Bir adet armut
150-200 gram diyet meyveli yoğurt
150 gram probiyotik yoğurt
Bir adet çokoprens.
Uç parça çikolata

alıntıdır

Sakın grip olmayın

Posted by: Dream   
Haziran 30th,
2009

Size 1,5 ile 5 gün arasında zaman kaybettiriyor…

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, grip nedeniyle oluşan iş günü kaybının 1,5 ile 4,9 gün arasında değiştiğini, kayıpların toplum açısından büyük maliyetler yarattığını bildirdi.

Prof. Dr. Badur, yaptığı yazılı açıklamada, son 15 yıldır özellikle çocuklarda ve risk gruplarındaki kişilerde oluşturduğu olumsuzluklar üzerinde durulan gribin, son yıllarda çalışan kesim üzerindeki olumsuzluklarının da irdelenmeye başlandığını belirtti.

Son 13 yılın bilimsel makale taramalarının, gribin maliyetinin Almanya ve Fransa’da yılda 10-15 milyar dolara kadar yükseldiğini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Badur, iş yerlerinde gribal enfeksiyonlara karşı mücadele etmenin ve salgın öncesinde gerekli tedbirleri almanın iş dünyası açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

Avrupa Grip Gözlem Komitesi (EISS) ile Avrupa Hastalıktan Korunma ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) 2008 yılı başında Avrupa’daki grip dalgası konusunda kamuoyunu bilgilendirdiğini ve gerekli önlemlerin alınması konusunda uyarıda bulunduğunu anımsatan Prof. Dr. Badur, Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Bankası’nın da yayımladıkları raporda, grip ve kuş gribi konusunda uyarılarını tekrarladığını ifade etti.

Son 15 yılda, en fazla küçük çocuklarda etkili olan mevsimsel gribin, artık ciddi biçimde çalışan yetişkinler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve iş gücü kayıplarına yol açtığını belirten Prof. Dr. Badur, şunları kaydetti:

”Gribin 3-4 günlük akut dönemini atlattıktan sonra işe dönen çalışanların performansı yüzde 80 düşüyor, tam olarak iyileşmeleri ise 1-2 haftayı buluyor. İş gücü kayıpları sadece yetişkinlerin kendi hastalığından kaynaklanmıyor, grip olan çocuklarına bakmak için evde kalan yetişkinlerin iş günü kayıpları da 7 güne kadar çıkıyor. Çocukları ile ilgilenmek zorunda kalan yetişkinler, iş yerine gelseler bile uykusuz oldukları için iyi bir performans gösteremiyor. Grip nedeniyle oluşan iş günü kaybı 1,5 ile 4,9 gün arasında değişiyor. İş günü kaybı ve hastalık sonrası işe dönen kişilerin düşük kapasiteyle çalışmaya devam etmelerinden doğan üretim kayıpları, toplum açısından büyük maliyetler yaratıyor.”

Gripten korunma ve aynı zamanda grip tedavisinin birçok etkili yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Badur, açıklamasında, ”Gribin toplum üzerindeki ekonomik yükünü azaltmak için bu yöntemlerden faydalanılmalıdır. Özellikle toplu grip salgını ihtimalinin bulunduğu iş yerlerinde gerekli önlemleri almak, iş yeri sahibinin sorumluluğu olmalıdır. Bu bilinçle hareket etmek, iş yerlerindeki bu kayıpları da minimuma indirebilecek, diğer yandan da toplum sağlığı anlamında olumlu bir adım atılabilecektir” ifadesine yer verdi.

AA

alıntıdır

Yeni hastalığımız: Fibromiyalaji!

Posted by: Dream   
Haziran 30th,
2009

“Her tarafım ağrıyor”, “Sabah uyanamıyorum”, “Sürekli yorgunum” diyorsanız, okuyun…

Çağın hastalığı ‘fibromiyalji’ dünyada yaşanan ekonomik krizle birlikte tetiklendi! ‘Her tarafım ağrıyor’, ‘sabahları uyanamıyorum’, ‘sürekli yorgunum’ diyenlerin sayısı ekonomik krizden sonra arttı. Özellikle kariyer kadınının muzdarip olduğu ve ‘orta yaş’ hastalığı olarak bilinen fibromiyaljiklerin arasına ‘gençler’ de katıldı

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Aynur Özenir Başol; çağın hastalığı haline gelen ve ekonomik krizle birlikte artış gösteren kronik ağrı sendromu fibromiyalji hakkında şu bilgileri verdi:

Fibromiyalji nedir?
Yaşam kalitesini ciddi derecede bozan fibromiyalji; tükenmişlik sendromu, kronik ağrı sendromu veya kronik yorgunluk sendromu olarak tanımlanabilir. Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik, uyku düzensizlikleri ve bazen de spastik kolit dediğimiz tuvalete çıkma problemlerinin eşlik ettiği kronik bir hastalıktır.

KALPLE YARIŞIYOR!
Günlük hayatı nasıl etkiler?
Kişilerde iş kalitesini düşürür, dikkat ve algılamayı azaltır. Yaşam keyfinizi etkilediği için motivasyonu ve verimliliği düşürür. Amerika’da yapılan istatistiklerde; iş gücü kaybına yol açtığı için, maliyeti en yüksek hastalıklar sıralamasında, kalp hastalıklarının ardından ikinci sırada yer aldığı belirlenmiştir. Yani ekonomiyi, iş hayatını ve gündelik yaşamı olumsuz etkileyen fibromiyalji için ‘çağın hastalığı’ diyebiliriz.

En çok kimlerde görülür?
Kadınlarda ve genç erişkin grupta çok sık görülür. Özellikle menopoz döneminde artış kaydediyor.

MÜKEMMELİYETÇİLER VE İŞKOLİKLER DİKKAT!
Neden daha çok kadınlarda görülüyor?
Kadınlarda değişen hormonal sistemlerin (adet dönemleri, menopoz) ortaya çıkardığı stres ve kaygı, baş edilmesi güç durumlara neden oluyor. Bu durum, hastalığın tekrarlamasında ve yerleşmesinde uygun zemin hazırlıyor. Kadınlarda menopoz ve stresin hastalık üzerindeki etkinliğini vurgulayan kortzol hormon çalışmaları da bunu desteklemektedir.

Kadınların adet dönemleri, menopoz ve hormonal dengelerdeki değişiklikler gibi fizyolojik etkenlere ek olarak; spor alışkanlığının olmayışı, evde vücutlarına fazla yüklenmeleri, aşırı temizlik yapmaları ya da sık sık ev eşyalarının yerlerini değiştirmeleri gibi etkenler fibromiyaljiye zemin hazırlıyor. Ayrıca soğuk-sıcak farkına maruz kalmak gibi çevresel etkenler de fibromiyaljinin nedenleri arasında sayılabiliyor.

Fibromiyaljinin nedeni nedir?
Nedeni tam olarak bilinmiyor. Daha çok hassas yapılı ve her şeyden çabuk etkilenen kişilik yapısındakilerde görülüyor. Mükemmeliyetçiler, işkolikler ve uygun olmayan çevresel faktörlerin olduğu ortamlarda çalışanlar (mimarlar, diş hekimleri, ofiste masa başı işi yapanlar, borsacılar, gazeteciler…) bu grubun içinde değerlendirilebilir.

GENÇLER DE FİBROMİYALJİK OLDU
Son dönemde bir artış var mı?
Fibromiyaljide son dönemde bir artış gözleniyor. Çünkü ekonomik krizle birlikte hayat standardımızı korumak için çalışma tempomuzu artırdık; artık neredeyse iki katı çalışıyoruz ve yoruluyoruz. Alışılan iş ortamını, hayat şartlarını kaybetmek de hastalığı tetikliyor. Günümüz koşullarında; kriz ortamında, her evden bir kişinin işini kaybettiği, yarı maaşla günlük yaşamı devam ettirebilme gibi kaygılara sahip olduğumuz bugünlerde, yorgunluk ve stresle birlikte bu hastalığın artış göstereceği de aşikardır.

Öte yandan son dönemde hastalık yaşı daha genç gruba da kaydı. Bunda; genç erişkin dediğimiz meslek okulu ya da üniversite bitirmiş, iş beklentisindeki gençlerin bu beklentilerinin gerçekleşmemesi ve gelecek kaygısı da etkili oluyor.

Ayrıca etrafımızdaki kişilerde sürekli işsiz kalma kaygısının yarattığı stres bizi de etkiliyor. Çalışma koşullarının ağırlığı, günlük yaşamın getirdiği zorlukların yol açtığı stresle tetiklenen hastalık; kişi koşulları değiştiremediğinde iyice durum kısır döngüye dönüşüyor ve iyileşmesi giderek zorlaşıyor. Çünkü stresle birlikte sürekli kasılan kişide, bir süre sonra kasın kasılma ve gevşeme kabiliyeti ortadan kalkıyor; sürekli kasılmış adeleye bağlı oluşan ağrı da kronik ağrı sendromuna neden oluyor.
Aynı zamanda nemli hava, soğuk, yorgunluk ve stres; iyileşme gösteren kişide, hastalığın tekrarlamasına da yol açıyor.

ÜÇ AYDIR ‘YORGUN’SANIZ DOKTORA GİDİN
Hastalık belirtileri nelerdir?
Hasta, ağrının bir yerden başlayıp bütün vücuduna yayıldığını ifade eder. Ağrı; yanıcı, sızlayıcı olarak tarif edilir. Uyku bozukluğu; çok uyuma, bazen uykusuzluk sonuçta derin olmayan ve dinlendirmeyen uykuyla birlikte kişinin duygu durumu bozulur. Yanıcı ağrılara bazen dengesizlik hissi, karın ağrısı ve tuvalete çıkma alışkanlıklarında değişiklik gibi şikayetler de eşlik eder.

Tanı nasıl konulur?
Bir hastaya fibromiyalji teşhisi koymak için; üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekir. En az 12 noktada (ensede baş-boyun geçiş noktası, önde iman tahtasının yanı, omuz başları, dirsek dış yüzü, kürek kemiğinin iç yüzleri, bel kalça geçiş noktası, kalçada dış yan dış, diz iç kısımları vb.) ağrıya hassas olunması temel şarttır. Hastanın şikayetlerinin ve hikayesinin yanı sıra yapılacak tetkiklerle tanı konulur. Sık sık başka hastalıklarla karıştırılan fibromiyaljide, bu karışıklığı önlemek için yapılacak tetkikler büyük önem taşır.

Hangi doktora gitmek gerekir?
Fibromiyalji hastaları teşhis için romatoloji uzmanına, tedavi içinse fizik tedavi ünitelerine başvurmalı. Ancak komplike bir hastalık olduğu için tedavisinde birçok branştan destek alınabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin başkanlığında; psikolog, iş-uğraşı terapisti ve fizyoterapistten yardım alınır. Gerekli olduğunda diğer branş hekimlerinden konsültasyon desteği alınır ve tedavi multidisipliner şekilde yönlendirilir.

PATRONA DA İŞ DÜŞÜYOR!
Nasıl tedavi edilir?
Fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi büyük yarar sağlıyor. Ancak şikayetlerin durumuna göre çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Örneğin; hastalardaki ruhsal dengesizlikler; asabi olmak, günlük problemleri çözmede güçlük, tahammülsüzlük ve hüzünlü ruh halinden, depresyona kadar ilerleyebilir. Bu sebeple tedavilerinde ruhsal durumunu düzenleyen ilaçlar kullanılır.

Hastalarda eşlik eden diğer bulgular arasında; kabızlık-ishal -karın ağrıları gibi irritabl barsak sendromu dediğimiz bulguların yanı sıra, sık idrara çıkma ve cinsel tatminsizlik ile isteksizlik de sayılabilir. Bu şikayetlerin varlığında, fizik tedavi doktorunun dışında, başka ilgili hekimlerden destek istenebilir.
Kas ağrıları için enjeksiyon tedavilerinden (nöralterapi) yarar gören hastada iyileşme durumunun uzun süreli olması için spor önerilebilir. Germe ve aerobik egzersizleri programa alınabilir, stresi de kontrol ettiği için yoga ya da tai-bo önerilebilir. Tedavi boyunca haftada üç gün-kırkbeş dakika yüzmesi de tedavinin başarı oranını artırır.

Fibromiyalji hastalarının yüzde 50’sinde tükenmişlik duygusu, baş etme güçlüğü ve dayanıklılıkta azalma vardır. Bu bulgularda ailenin ve iş çevresinin tedavi sürecinde destek olması gerekir. Aile, hastanın stresini azaltması ya da daha az yorulması konusunda; işverenler ise iş saatlerinin kişiyi daha az zorlayıcı şekilde düzenlenmesi ya da uygun iş pozisyonunun ayarlanması gibi konularda destek olabilir.

KENDİNİZE UYGUN HOBİ VE SPORU KEŞFEDİN
Fibromiyaljik olmamak için ne gibi önlemler alabiliriz? • Hava koşullarına uygun giyinme
• Havasız ortamlardan kaçınma
• Hava akımları arasında kalmama
• Sigaralı ortamlarda bulunmama
• Stresten kaçınma, stresle mücadele yollarını öğrenme
• Kendisiyle barışık yaşayabilmesi için gerekirse psikolog desteği almak
• Sağlıklı beslenme
• İş-dinlenme saatlerini uygun ayarlama
• Çalışma ortamını düzenlemek: Ergonomik koltuk, uygun yükseklikte masa, göz hizasında bilgisayar monitörü, dirseğin-kolun düşmesini engelleyen klavye gibi.
• Kendine uygun, gerçekten severek yapacakları ve relaks olabilecekleri hobiler edinmek
• Kendine uygun sporu yapma
• Yoga, yüzme, thai-chi ve tai-bo gibi ruh ve vücut bütünlüğü getiren aktiviteler yapmak

alıntıdır

« Previous Entries    |    


                                     
>>>>>HeadMy<<<<< cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.