Doğumsal kalça çıkığı

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Doğumsal kalça çıkığı her 250 doğumda bir görülen, ancak ihmal edilen önemli bir sakatlıktır. Zamanında teşhis ve koruyucu tedavi yaptırmakta gecikildiğinde ciddi sakatlıklar oluşturabilir. Bu nedenle yenidoğan her bebek doğumsal kalça çıkığı açısından muayene edilmelidir.

Bebek yürümeden uygulanacak tedbir ve tedaviler yüz güldürücüdür.

Kalça çıkığı kolayca önlenebilir ciddi bir rahatsızlık olarak tanımlanıyor. Kolayca önlemenin tek şartı ise erken teşhis olarak gösteriliyor.Kalça eklemi, anne karnında 3üncü ve 4üncü aylarda biçimlenmeye başlıyor, doğumdan sonraki aylarda da gelişmeye devam ediyor. Bu durumda doğuştan kalça çıkığı konusunda anne-babalara yapacakları çok önemli şeyler düşüyor: Dikkat etmek ve farketmek gibi.

Uyluk kemiği başının kalça eklemindeki yuvasından çıkmasına kalça çıkığı denir. Yetişkinlerde çok ciddi zedelenmeler ile görülebilen kalça çıkığının en genel şekli doğumsal kalça çıkığıdır. Doğumsal kalça çıkığı 250-300 canlı doğumda bir görülür ve kızlarda erkeklerden 8-10 misli daha sıktır. Zamanında teşhis ve koruyucu tedavi yaptırmakta gecikildiğinde ciddi sakatlıklar oluşturabilir. Bu nedenle yenidoğan her bebek doğumsal kalça çıkığı açısından doktor tarafından muayene edilmelidir. Doğumsal kalça çıkığı erken tanınırsa basit önlemlerle kolayca tedavi edilebilir. Bebek yürümeden uygulanacak tedbir ve tedaviler genellikle yüz güldürücüdür.

Başlıca Sebepleri

Doğuştan kalça çıkığının başlıca sebepleri

# Anne hormonlarının çocuk kalça ekleminde gevşeklik yapması,
# Genetik faktörler ve
# Anne karnındaki kötü duruşlardır.

Erken Teşhis ve Tedavinin Önemi

Kalça gelişimi anne karnında 3üncü ve 4üncü aylarda başlayıp doğumdan sonra gelişimini devam ettirir. Bu gelişim doğumdan sonraki aylarda daha hızlı olduğundan gelişmeye bağlı kalça çıkığını veya gelişme geriliğini erken zamanda tanımak ve tedaviye başlamak önemlidir.

Teşhis için, fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Yeni doğan döneminde fizik muayene normal olsa bile kalçalarda gelişim geriliği olabilir.

En İyi Erken Görüntüleme Yöntemi: Ultrasonografi

Yeni doğan döneminde kalça çıkığı ve gelişme geriliğini gösteren en iyi erken dönem görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Bu nedenle ultrasonografi doğumsal kalça çıkığının erken tanısı ve izlenmesinde giderek daha fazla kullanılmaktadır.

Kalça ultrasonografi uygulaması

# Güvenilir bir yöntemdir.
# Uygulaması kolaydır.
# Herhangi bir rahatsızlık ve zarar vermez.
# Röntgen filminde görülemeyen büyüme kıkırdaklarını gösterir.

Radyografi Ne Zaman Devreye Girer

Dördüncü aydan itibaren ultrasonografinin tanı değeri azalır. Bu dönemden itibaren radyografiden röntgen filminden yararlanılır. Fizik muayene ve ultrasonografik değerlendirme hatalarını ve yanılgılarını asgariye indirmek, ve gelişme geriliğini tespit ve takip etmek için bu muayenelerin belirli olarak düzenli aralıklarla yapılması özellikle gereklidir.

Hayrunnisa Hastanesinde Kalça Gelişimi Takip Ünitesinde, doğumdan itibaren aşağıdaki muayene tablosuna göre bebekler takip ediliyor.

1. hafta 1-7 gün fizik muayene + ultrasonografi
1. ay 30 gün fizik muayene + ultrasonografi
3. ay 90 gün fizik muayene + ultrasonografi
6. ay 180 gün fizik muayene + röntgen film

alıntıdır..

Yeni Doğan Bebekler

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

BEBEĞİN AĞIRLIĞI
Her bebekte farklılık göstermekle birlikte ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığılığı kız bebeklere göre biraz daha fazladır.

Ağır bebekler: 4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Ama bilinenin aksine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.

Hafif bebekler: Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise bu bebekler düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak adlandırılırlar. Bu bebeklerin normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaçları olmasıdır. Eğer bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. Arasında sağlıklı görünse bile önlem olarak özel bakıma alınabilir. Bu bebeklerde en sık görülen sorunlar nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı sorunlarıdır.
Eğer bebek 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakım gereklidir.

Prematüre bebekler: Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan birçok bebek düşük doğum ağırlığına sahiptir.

Ana rahminde birkaç hafta önce çıkmak bir takım gelişme basmaklarını atlamak anlamına gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda genellikle ekstra sıcaklık, ekstra oksijen ve sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir. Ama daha önce doğan çocuklarda daha çok yadıma ihtiyaç vardır. Bu bebekler burunlarından takılan bir tüple beslenmek zorunda alabilirler. Hatta nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlar da gerekebilir.

Zamanına göre küçük bebekler : Miadına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen ve beklenenden daha az büyüme anlamına gelen bir ifade kullanılır. Bu bebekler ana rahminde 40 hafta kalmalarına karşın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Miadına göre küçük bebekler rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük “ olması gelecekte sorunları olacağı anlamına gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.

İLK MUAYENE
Doğumdan 24 saat sonra bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenenin ailenin yanında yapılmasının aileyi tatmin emektedir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu) yapılmaktadır. Sonra sırasıyla kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi yapılmaktadır. Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir. Bu muayene sırasında merak edilen her soru sorulmalıdır.

 YENİ DOĞAN BEBEKTEKİ ALIŞILMADIK ANCAK NORMAL OLAN DURUMLAR:
Deri:

Yeni doğanın derisini rengi pembe-kırmızıdır. Bu derinin inceliğinden kaynaklanmaktadır.
Renk değişimi:
Bebeğin kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından elleri ve ayakları mavi-mor görünebilir.
Noktalar(spot):
Genellikle burun çevresinde görülen beyaz noktalar henüz tam olarak çalışmayan ter bezlerinden kaynaklanmaktadır. Bu birkaç hafta kalabilir. Yine yüzde kırmazı plakalar halinde olan döküntüye “toksik eritem” olarak adlandırılır ve tedavi gerekmeden kendiliğinden düzelir.
Mavi yamalar:
Bunlar mongol lekeleri olarak ta bilinir ve deri altında mavi pigmenti n geçici birikiminden kaynaklanır.
Soyulma:
İlk günlerde bebeğin derisi soyulabilir. Bu özellikle avuç içi ve ayaklarda görülür. Bu hafif nemlendiriciler ile çözümlenebilir.
Saç:
Bebeklerin saç miktarı çok farklı olabilir. Ama genellikle doğum sırasındaki saçlar dökülür. Vücuttaki siyah tüyler ise zamanla dökülür.
Konak (saçlı derideki kepek benzeri birikim) :
Bu da deri soyulmasının bir türüdür ve temizlikle bir ilgisi yoktur

BAŞ
Biçimi:

Bebeğin başı doğum sırasındaki travmalara uygun olarak değişik bir şekilde görülebilir. Bu kafanın hasarlandığı anlamına gelmez.
Bıngıldaklar:
Bunlar henüz kafa kemiklerinin birleşmedigi yerlerdir. Bingildaklar saglam bir zar ile kaplidirlar ve normal temas ile hasar görmezler. Bazen nabiz atişi şeklinde bingildakta hareketlenme olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Eğer bıngıldak içeri basık görünüyorsa bebeğin nispeten susuz kaldığının bir bulgusu olabilir. Eğer bıngıldak dışarı doğru çıkık ve bebek ağlamıyorsa, bu bir hastalık göstergesi olabilir ve doktora görünmek gereklidir.

GÖZLER
Şaşılık:

İlk günlerde olan şaşılık normaldir. Bebek gözlerini hareket ettirirler. Ak onları kontrol edinceye kadar gözleri kayabilir. Bu durum 6. Ayda düzelir. Ancak sabit bir şaşılık varsa doktora görünmek gereklidir.

KULAKLAR
Akıntı:
Kulak yolu kendi ürettiği balmumu benzeri bir salgıyla kendi kendini temizler. Ancak bu salgı ile iltihap akıntısının karıştırılmaması önemlidir.
Ağız:
Bebeğin dili altındaki doku nedeniyle erişkinlere göre daha hareketsizdir. Bu dilin hareket etmediği kanaatini doğurabilir. Bu zamanla düzelir. Ve gerçekten bağlı dil olarak adlandırılan durum az görülen bir durumdur. İlk yaş günüde dil tamamen hareket etmelidir.
Üst dudaktaki kabarcıklar:
Bunlar emme sonucunda oluşan kabarciklardir ve bebek emdigi sürece görülebilirler.
Beyaz dil:
Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normal bir durumdur.
Sıvı dolu keseler:
bunlar damakta görülebilen zararsız kistlerdir.
Memeler:
Yeni doğan kız ve erkek bebeklerde memelerin şişkin olması hormonlara bağlı bir durumdur ve doğumdan 3-5 gün içinde belli olurlar. Bazen az miktarda süt benzeri salgı da gelebilir. Bunun kesinlikle sıkılmaması gereklidir.

KARIN
Karın fıtığı:
Göbek deliğine yakın ve bebek ağladığında belli olan bir şişkinlik normal değildir. Ancak bu durum yaygındır. Bunların az bir kısmında cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulur ve çoğu 1 yıl içinde kendiliğinden geçer.
Cinsel organlar:
Erkek ve kız bebeklerin cinsel organları hormonlar etkisiyle büyük görünebilir. Cinsel organlarda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir bunlar ilk muayene sırasında doktor tarafından kontrol edilecektir ancak bu sırada merak edilen her şey doktora sorulmalıdır.
İnmemiş testis:
Erkek çocukların testisleri karın içinde gelişir ve torbaya doğum öncesinde inerler. Eğer ilk muayene sırasında doktor torba içinde testisleri hissetmezse bu her zaman inmemiş testis anlamına gelmez testisler hareketli-retraktil- de olabilirler. Eğer testis gerçekten inmemişse gerekli tıbbi müdahale zaman içinde yapılacaktır.
Kapalı sünnet derisi-fimozis:
Yeni doğanların sünnet derisi genellikle sıkıdır. Sünnet derisi geri çekilemez çünkü bu yaşta elastik değildir.
Katran renkli dışkı:
Mekonyum: bu siyah-yeşil renkte yapişkan olan dişki bebegin ilk dişkisidir. Ilk gün bu dişkinin gelmemesi doktora söylenmelidir.
Dışkıda kan:
Nadiren bebeğin dışkısında kan görülebilir. Bu doğum sırasında olan kanamanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bezin doktora gösterilmesi gerekebilir.
Kırmızı idrar:
Çok erken gelen idrar kırmızı renkli ürat kristalleri içerebilir. Benzer şekilde bezin doktora gerekebilir.
Sık idrar:
Bebeğiniz 24 saat içinde 30 kereye kadar idrar yapabilir. Anormal olan 4-6 saat boyunca idrarını yapmamasıdır.
Vajinal kanama:
Kız bebeklerde çok az miktarda vajinal kanama görülebilir, bu annenin hormonlarından kaynaklanmaktadır.
Vajinal akıntı:
Berrak veya beyaz renkli bir vajinal akıntı normaldir ve birkaç gün içinde kesilir.
Burun akıntısı:
Az miktarda burun akıntısı normaldir ve bebeğin soğuk aldığı anlamına gelmez.
Gözyaşi:
Bir çok bebek 4-6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlarlar. Bu da normaldir.
Terleme:
Bebeklerin ısıyı alıp kaybettikleri yerleri başlarıdır. Bazı bebeklerin boyunlarında da terleme olabilir.
Kusma:
beslendikten sonra bir miktar kusma normaldir.

BEBEĞİ TUTMA VE TAŞIMA
Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecek ve bebek iç güdülerinden gelen korkuyu yaşayacaktır. Bebek her kucağa alındığında onun bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gereklidir. Onu kendinizi belli etmeden kucaklamanız onu yalnızca korkutacaktır.

GİYİM:
Bazı bebekler giyinmekten ve bezlenmekten hoşlanmaz. Bunların başlıca sebepleri şunlardır:

- Soğuk bir yüzeye vücutlarının temas etmesi çıplak derilerinin havayla temas etmesi
- Kıyafetlerin başlarının üzerinden çıkarılması
- Ayaklarının havada tutulması

Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.
Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.
Derin uykuda bebek soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda bebek arada sırada kontrol edilmelidir. Bebeğin üşüdüğünün belirtileri: nefes alma hızı artar. Huzursuzdur.
Bebek daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. Ve bu halde onu sarmak içerideki soguk kiyafetlerin izolasyonuna ve bebegin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda bebek sicak bir ortamda soyulmali ve kiyafetleri degiştirilmelidir. Fazla sicakliginin farkinda olun.
Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Eğer bebek çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.BEBEĞİN TEMİZLİĞİ
Bebeklerin altları dışında sık temizlenmeye ihtiyacı yoktur. Genellikle kordon düşünceye kadar bebeğin yıkanmaması önerilir. Banyo yerine vücudunu ıslak bezle silebilirsiniz. Bu sırada burun ve kulaklara kulak temizleme çöpü sokmayınız.
İdrar ve kaka alışkanlıkları
Bebeğin ilk kakası siyah-yeşil renkli katran kıvamındadır ve mekonyum olarak adlandırılır. Eğer ilk gün kaka yapmamışsa doktor haberdar edilmelidir.
Kakanın değişmesi: Mekonyum sonrası kaka kahverengi-yeşil yarı sıvı ve içinde katı parçalar bulunan bir haldedir. Eğer kaka sizi endişelendiriyorsa bezi alın ve doktoruna sorun.

 

Kaka alışkanlığının oturması:
Anne sütü alan bebeklerin kakası sarı macun kıvamında olur. Fakat bazen yeşil renkli ve sıvı olabilir. Önemli olan bebeğin genel durumudur kakasının değişimi çok önemli değildir. Hazır mama alan bebeklerin kakası daha fazla ve daha yoğundur.

Kabızlık:
Biberon alan bebekler günde birkaç kez kaka yaparlar ancak meme alan bebekler birkaç gün kaka yapmadan geçirebilirler. Biberon alan bir bebek iki günde bir kaka yapıyorsa bunun sebebi genellikle suyu az içmesidir

İshal:
Biberon alan bebekte ishal başlarsa doktora görünmek gerekir eger eşlik eden kusma da varsa acil muayene gereklidir. Gastroenterit denilen sindirim yollarinin iltihabi küçük bebekler için tehlikeli olabilir. Ancak ishallerin çogu iltihaptan degil yiyeceklerdendir.

Renk değişiklikleri:
Katı gıdaya başlamadan önce verilen bazı gıdalar kakanın renk değişikliğine yol açar.

İdrar:
Önemli olan idrarı ne kadar sık yaptığı değil yapmadığı önemlidir. Birkaç saatlik kuru kalan bebeği dikkatle izlemek gerekir. Ağlama ve sakinleştirme bebekler ağladığında genellikle bunun bir sebebi vardır.

EN SIK AĞLAMA SEBEPLERİ

Açlık: en sık ağlama sebebi açlıktır. Bebek aç olduğunda onu yalnızca süt susturabilir.

Fazla uyarı, korku: Çevrelerindeki hızlı değişimlerde bebekleri korkutabilir.

Zamanlama hatası: Bebek karnı tok, uykusunu almışken hoşuna giden hareketler, uykudan hemen önce çok rahatsız edici olabilirler. Aynı şekilde biberon deliğinin değişimi bile bebeği huzursuz edebilir.

Üstünün çıkarılması: Bebek derisinin kumaş ile temasinin kaybettigi zaman bile huzursuz olabilir. Ayrica başindan çikarilan bir giyecek de bebegi huzursuz edebilir.

İrkilme: Bebek uykuya dalarken irkilebilir. Bu irkilme bile bebeği ağlatabilir.

Fiziksel temasın kalkması: Bebekler kucaktan bırakıldığında ağlayabilirler ve tekrar kucağa alındığında tekrar susarlar. Bu sakinleşme fiziksel temastan kaynaklanır.

Bazen bebeklerin neden ağladığı anlaşılamaz. Bu durumda bazı tedbirler almak faydalı olabilir. Bunlar:Ninni söyleme, emzik veya hafif ısıtmak ile olabilir.

Kolik nedir:
Bebek günün aynı saatlerinde (genellikle akşam) ağlamaya başlıyorsa, alınan her tedbir onu yalnızca birkaç dakika sakinleştiriyorsa bebek “kolikli” olabilir. Bebeğinizde infantil kolik varsa;

- akşam veya gece beslenme sonrasi şiddetli şekilde aglamaya başlar
- ağlamaya çığlık atma eşlik eder, sanki bir yeri acıyor gibidir.
- yapılan her şey onu yalnızca birkaç dakika sakinleştirir. Birkaç dakika sonra ağlama ve çığlık tekrar başlar.
- bebek bu ağlama nöbetleri arasında tamamen sakin değildir. Hala hıçkırmakta ve titremektedir.
- bütün bu olay birkaç saat sürer ve geçer. Gece genellikle bir problem yoktur
- aynı olay genellikle her gün tekrar eder ve ertesi gün aynı saate kadar bir problem yaşanmaz.

Bu bulgular varsa bebekte “infantil kolik “ vardır veya başka bir tanımla bebek koliklidir.İnfantil kolikin sebebi bilinmemektedir. Eğer sebep ararsanız kafanız daha fazla karışacaktır. Bebekte organik bir problem yoktur. Her ağlayan bebekte infantil kolik yoktur.

İnfantil kolikin tedavisi: maalesef yoktur. Bu durumdaki bebekleri olan ailelerle konuşmak, hangi davranışın bebeği rahat ettirdiğini bulmak, kolik sırasında nöbetleşe bebeğe bakmak, yürüyüşe çıkarmak,bazen kendi haline bırakmak, faydalı olabilir. Kolik genellikle 6. Aydan sonra kesilir ancak 12 aya kadar da sürebilir. Unutmayın kolik çocuğunuza zarar vermez.

Diş çikarma:
Bebekler genellikle 6. Ay civarında ilk dişlerini çıkarırılar. İlk çıkan diş önde ve alttadır bir çok bebekte diş çıkarma geç başlar. Bu çocuğun geç kaldığı anlamına gelmez. Ama bazı bebeklerde ilk diş 4. Ayda da çıkabilir. Diş çıkarma çocuğu halsiz düşürüp, ateşinin çıkmasına yol açar. 6. Ayında damağını kaşıyan, halsiz, ateşi bulunan bir bebek diş çıkarıyor demektir. Ama bebeğin diş çıkarması tıbbi muayeneden ihmal edileceği anlamına gelmemelidir. Diş çıkarma sırasında ateş 38 derecenin üstüne çıkmaz, havale geçirilmez, kusma ve ishal olmaz. Bunları göz önünde tutmak gereklidir. Bunlar başka hastaliklarin belirtileridir ve bir doktora görünmek gereklidir.

İsilik:
İsilik, hafif kırmızılıktan cerahatli iltihaba kadar değişen görüntülerde olabilir. Erken dönemde hafif kırmızılıkla başlar, ama ileri dönemlerinde iltihaplı hale dönüşebilir. İsilik, bebeğin altını silerken kullanılan bezlerin yapıldığı maddelere karşı alerjiden olduğu gibi idrarın asitliğinden de kaynaklanabilir. Veya her ikisi birden de olabilir. Çözüm basittir. Ilık su en iyi çözümdür. Bebek her altını kirlettiğinde altı hemen temizlenmedir. Mümkün olduğunda altını açık bırakın ve bu halde tutun.
 
EMZİK ALIŞKANLIĞIAvantajlar:- eğer bebeğiniz emzik emmeyi seviyorsa ve rahatsız olduğunda emziği verin bu bebeği sakinleştirecektir.
- eğer bebek uyuduğunda emzik ağzında kalıyorsa, bebek uyanınca tekrar emecek ve uykuya tekrar dalacaktır.
- bebek emzik emiyorsa büyük ihtimalle parmağını emmeyecektir.

 

Dezavantajlar:

- bebek bir kez alıştığında emziksiz yapamaz. Yıllar boyunca kullanabilir ve bırakmakta zorlanır.
- emzik genellikle derin uykuda düşer. Bebek uyaninca emzigi tekrar emmek ister. Bu da onu uyandirir.
- uyanıkken emziği emen bebek ses çıkarmayı azaltır. Ve oyuncakları ağzıyla keşfetmeyi erteler.
- her seferinde temizleyemiyorsanız emzikler hijyenik değildirler.

alıntıdır..

Doğuma giderken neler alınmalı?

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Doğumunuz yaklaşıyor. Sizinle birlikte yakınlarınızı bir heyecan sardı bile. Bu tatlı telaş içerisindeyken hastanede pek çok şeye ihtiyacınız olacak. Bunun için gecikmeden doğum çantanızı hazırlamalısınız. Doğum çantanızda bulunması gerekenleri sizin için derledik…

• Bebek iç çamaşırı
• 2 adet tulum
• Bol miktarda bebek bezi
• Bebeğinizi taşımak için ana kucağı ya da koltuğu
• Emzik
• Eğer bebeğinizi emziremiyorsanız biberon
• Formül mama
• Önlük
• Sterilizatör
• Bebeğin kusması ihtimaline karşı küçük el bezleri
• Battaniye
• Hazır popo silici kağıtlar
• Battaniye

Anne için hastanede gerekenler
• Doğum sırasında giyebileceğiniz bir gecelik
• Kalın çorap(üşümeyi önlemek için)
• Dudaklar için nemlendirici(hamile doğum öncesi ağızdan nefes alıp verir,bu kurumayı önlemek için)
• Terlik
• Sabahlık
• İç çamaşırı(birkaç adet)
• Doğum sonrası giyebileceğiniz rahat kıyafetler
• Emzirme pedleri(Emzirirken sızan sütün sütyene geçmemesi için)
• Emzirme sütyeni
• Meme ucu çatlakları için krem
• Hijyenik kadınbağı(doğum sonrası için)
• Yumuşak havlu
• Şampuan
• Tarak,saç fırçası
• Deodorant,diş macunu,diş fırçası gibi kişisel temizlik malzemeleri

Eve gelirken
• Çok miktarda bebek bezi
• Bebek temizliğinde kullanılacak ıslak mendil çeşitleri
• Bebek banyo takımı
• Alt değiştirme pedi

alıntıdır..

Bebek Cinsiyeti Belirleme Yöntemleri

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Antik Çin, Mısır ve Yunan uygarlıklarından beri insanoğlu doğacak bebeğinin cinsiyetini doğmadan önce saptayacak ve istediği cinsiyette bebek sahibi olmasını sağlayacak fomüllerin peşinde koşmuştur. Bu konuda sayısız hurafe, halk öyküsü ve sihirli öneriler ortaya atılmıştır. Günümüzde bile bazı “otoriteler!” ve “konunun uzmanları!” çiftlere istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olabilmeleri için yüzdeyüz garantili! öğütler vermeye devam etmektedirler. Maalesef sadece bizim toplumumuzda değil en gelişmiş toplumlarda bile bu tür hokkabazlar rağbet görmektedir. Erkek bebek için Y kromozomu taşıyan, kız bebek için ise X kromozomuna sahip spermin yumurtayı döllemesinin gerektiği bir asırdan beri bilinmesine rağmen1970′lerde Y kromozomu taşıyan spermlerin X’lerden ayrılabileceğinin keşfi ile isteyene istediği çocuğu vermenin bilimsel ve gerçekçi yolu açılmıştır.

Zaman içerisinde yüksek teknolojiler geliştikçe X ve Y spermlerinin özellikleri daha iyi anlaşılmış ve bunları ayırmak için değişik teknikler gelişmiştir. 1998 yılında Virginia’a da yapılan bir çalışmanın sonuçları spermlerin ayrılmasında yeni bir tekniği dünyaya duyurmuştur. Bu teknik X ve Y spermlerin içerdikleri DNA oranlarına göre Y spermlerinin daha küçük ve hafif olmasına ve hareket hızlarına dayanmaktadır. Erkeğin ejekulatı (menisi) filtre edilmekte ve daha sonra basınç altında çok ince ve çokuzun bir tüpe verilmektedir.Bu spermlerin neredeyse tek tek boruda ilerlemelerini sağlamaktadır. Tüpün diğer ucu ikiye ayrılmakta ve birtkım teknikler ile X ve Y içeren spermler ayrılmaktadır. Bu sistemin başarı oranı X yani kız için %85 iken erkek yani Y içinse %65 olarak bulunmuştur.

Teknoloji gerektirmeyen ve kişilerin kendilerinin uygulayabileceği bir yöntem de 1989 yılında tanımlanmıştır. Bu sistemde de Y spermlerinin daha küçük ve hızlı olduğu varsayımından yola çıkılmakta ve ilişki zamanlaması ile istenilen cinsiyette bebek sahibi olmak için öneriler verilmektedir. Buna göre erkek bebek isteyen çiftler öncelikle yumurtlama anını saptamak için piyasada satılan kitleri günde 2 defa kullanmalı, testteki renk değişimine göre ovülasyonun 24 saat içinde olacağı saptandıktan sonra tek bir sefer ilişkde bulunmalı, bu ilişki renk değişiminden sonraki 24 saat içinde olmalı, ve derin penetrasyonu sağlayacak pozisyonlar tercih edilmelidir. Bu sayede hızlı yüzen Y spermleri daha çabuk tüplere varabilecektir. Kadının erkeğin boşalmasından önce orgazm olması da şansı arttıracaktır.Kadının orgazmı vajendeki pH dengesini alkali yönde değiştirerek sperm ile serviks salgılarının temasını güçlendirecektir. Ek olarak ilişkiden 1 saat önce kafein içeren içeceklerin alınması spermlerin hızını arttıracaktır. İlişkiden önce 3-4 gün süre ile erkeğin boşalmaması şarttır. Bu sayede erkeğin sperm sayısı yükselecektir. Kız isteyenler için de bunun tam tersini yapmak gerekmektedir. Ovülasyonkitine gerek yoktur ve adet kanaması sona erdikten sonra sık cinsel ilişkide bulunmak yeterlidir.

Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar bu yöntemin Tabiat Ana’nın verdiği olaslıklardan daha yüksek başarılar vermediğini ortaya koymuştur.

İstenilen cinste bebek sahibi olmanın en garantili yolu embryo seçimidir. Tüp bebek uygulamalarında embryo birkaç hücreli hale geldiğinde hücrelerden biri alınarak Y kormozomu baklır ve eğer istenilen cinsiyette ise rahimne yerleştirilir. Bu yöntemin başarı şansı %100 dür.

Etik Yönü
Cinsiyet tayininin en önemli engelleyicisi işin etik yönüdür. Herhangi bir sebep olmadan çiftlere istedikleri cinsiyette bebek sahbi olmaları konusunda yardımcı olmak doğanın hassas dengelerini bozacaktır.Değişik toplumlarda farklı istekler olmasına rağmen özellikle ülkemizde erkek çocuğa olan merak geri dönüşü mümkün olmayan zararlar doğurabilir. Bu yöntemler sadece belirli hastalıkların varlığında kullanılmalıdır. Örneğin X-e bağlı geçiş gösteren kromozom bozukluğu olan çiftlerden doğacak kız bebekler %100 hasta olacağından bu tür çiftlerde yoğun çocuk isteği var ise değişik yöntemler ile kız bebek sahibi olmaları engellenebilir.

alıntıdır…

Bebek Göz Problemleri

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Doğum sırasında bebeğin gözüne kan ya da vücut sıvıları bulaşabildiği için doğumdan sonra göz iltihaplanması olabilir. Böyle bir enfeksiyon ya da tıkanan bir gözyaşı kanalı bebeğiniz uykudan uyandıktan sonra göz kapaklarını birbirine yapıştıran sarımsı renkte bir sıvının çıkmasına ya da gözlerinin sık sık yaşarmasına neden olabilir. Gözyaşı kanalları bebeklerde çok küçük olduğu için tıkanması normaldir.

Çapaklı göz için yapılabilecek en iyi şey pansumandır. Ellerinizi iyice yıkadıktan sonra kaynatılmış ılık suya batıracağınız pamukla bebeğinizin gözünü iç köşeden başlayarak dışa doğru silebilirsiniz. Eğer iyileşmezse ve göz çevresinde kızarıklık ve ağrı varsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Göz İltihabı (Konjunktivit)

Eğer bebeğinizin gözünde kanlanma, acıma, irinli akıntı varsa ve uykudan sonra göz kapakları birbirine yapışıyorsa göz ve gözkapaklarını kaplayan zar iltihaplanmış olabilir. Bebeğinizin saman nezlesi gibi alerjik bir durumu yoksa veya gözüne kirpik ya da toz kaçmasından dolayı böyle bir problem olmadıysa, mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Göz iltihabı virüs ya da bakterilerden dolayı olabilir ve doktorunuzun vereceği damla ya da merhem sayesinde hızla iyileşecektir.

Arpacık

Bebeğinizin alt ya da üst göz kapağında kırmızı ve ağrı veren bir şişlik varsa kirpik kökündeki bir enfeksiyon nedeniyle arpacık olmuş olabilir. Arpacık kendi kendine kuruyabildiği gibi, bazıları da birkaç gün içinde patlar ve iyileşir.

Arpacığın baş verip, olgunlaşıp patlaması için, bir parça pamuğu sıcak suyla ıslatıp arpacığın üzerine hafifçe bastırarak iki üç dakika tutabilirsiniz. Günde iki üç kere bu masajı uyguladığınızda arpacık hızla iyileşecektir. Patladığı zaman da yine kaynatılmış ılık su ve pamukla temizleyebilirsiniz.

Eğer arpacık iyileşmiyorsa, tüm göz şişmiş ve kızarmışsa doktorunuza danışmalısınız.

Şaşılık

Yeni doğan bebeklerin çoğu iki gözünü aynı anda uyumlu bir şekilde hareket ettiremeyebilirler, ancak zamanla öğrenirler. Eğer üç aylık olduğunda gözüne 20 cm uzaklıkta bir şey tutup sağa sola hareket ettirdiğinizde iki gözü uyumlu hareket etmiyorsa, doktorunuza danışmalısınız.

Bebeğinizin bir gözü tembelse, doktor gözünü çalıştırması için diğer gözünü her gün belirli bir süre kapattırabilir ya da gözlük verebilir. İki yaşından önce şaşılık, böyle bir tedaviyle iyileştirilebilir. İleri derecedeki şaşılıklar ise operasyonla giderilebilmektedir.

Kulak problemleri

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Kulak yolunun derininde kulak zarı bulunur. Kulak zarı, ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir zardır. Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan ve hava ile dolu bir boşluktur. Kulak zarı titreştiği zaman orta kulak boşluğundaki küçük kemikçikler de (örs, üzengi, çekiç) titreşir ve sesi iç kulağa iletir. İç kulakta sesi beyine ileten sinirler uyarılır. Orta kulak ile burnun gerisindeki geniz arasında, östaki tüpü adı verilen küçük bir kanal bulunur. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemektir. Esnerken veya yutkunurken kulaktan gelen sesler, bu basınç eşitleme işlemine aittir.

Küçük çocuklarda en çok görülen rahatsızlık kulak iltihabıdır. Kulak iltihabının çoğunluğu da dış kulak ve orta kulak enfeksiyonları ile kulakla boğazı birleştiren kanalın tıkanması oluşturur. Bu enfeksiyonlar eğer zamanında tedavi edilmezse, ilerde tehlikeli olabilirler. Kulak ağrısı belirtileri; aşırı duyarlılık, iştahsızlık ve ateştir.

Dış Kulak İltihabı

Dış kulak yolunu döşeyen deride ortaya çıkar. Çocuğunuzun klorlanmış suda çok kalırsa veya kulağına yabancı bir cisim sokup kulak derisini çizerse bu dış kulak iltihabına yol açabilir. Belirtileri; üzerine yattığında kulağı ağrısı çekmesi, dış kulak kanalında kızarıklık, kulaktan akıntı gelmesi ve kulak içinin kaşınmasıdır.

Orta Kulak İltihabı (Otitis Media)

Akut otitis media, kulak zarı arkasındaki orta kulak boşluğunun iltihabıdır. Çocuklarda östaki tüpü erişkindekinden daha kısadır ve bu nedenle mikropların burundan orta kulağa ulaşması daha kolaydır. Bunun sonucunda orta kulakta iltihap sıvısı birikir; sıvının yaptığı basınç ağrıya ve kulak zarının titreşememesine neden olur. Bu nedenle orta kulak iltihabı sırasında bir miktar işitme kaybı meydana gelir. Uygun ilaç tedavisi ile bakteriler öldürüldüğünde orta kulaktaki sıvı da ortadan kalkar ve işitme düzelir.

Akut orta kulak iltihabı, çocukluk çağının sık görülen bir hastalığıdır. Üç yaşına kadar olan çocukların 2/3′ü en az bir kez orta kulak iltihabı geçirmektedir. Akut orta kulak iltihabının tedavisi antibiyotiklerle yapılmaktadır. Etkili antibiyotik tedavisi yapılsa bile, çocukların %40′ında 3-6 hafta daha orta kulakta iltihaplı olmayan bir sıvı kalmakta ve daha sonra düzelen, hafif derecede işitme kaybına neden olabilmektedir.

Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda orta kulak iltihabı da sıktır. Bu nedenle, çocuk yuvalarında olduğu gibi kalabalık ortamlara ilk kez girmeye başlayan çocuklarda ,özellikle ilk iki yıl içinde, soğuk algınlığı ve kulak problemlerine daha sık rastlanır.

Orta kulak iltihabının başka türleri de vardır. Efüzyonlu otitis media (seröz otitis media), altı haftadan uzun süreli orta kulakta sıvı bulunmasıdır. Bunun nedeni, bazı çocuklarda akut otitis media geçirmemiş olmalarına rağmen östaki tüpünün orta kulağa hava götürme fonksiyonunu yapamamasına bağlıdır. Eğer iltihap uzun sürerse orta kulakta ve kulak zarında hasar meydana gelebilir ve kulak zarında iyileşmeyen bir delikten sürekli akıntı başlar. Buna kronik otitis media adı verilir. Bu tür orta kulak iltihaplarının tedavisi bir Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Belirtiler ve Bulgular :

Büyük çocuklar kulakta dolgunluk hissi, ağrı ve işitme kaybı şikayetlerini ifade edebilirler. Küçük çocuklarda ise ilk belirtiler huzursuzluk, uyku bozukluğu veya iştahsızlık olabilir. Her yaştaki çocukta ateş olabilir.
Bu belirtiler genellikle burun akıntısı ve öksürük gibi orta kulak iltihabına eşlik eden üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetleriyle birlikte bulunur. Şiddetli orta kulak iltihaplarında kulak zarında delinme meydana gelebilir. Bunun sonucunda orta kulaktaki iltihap kulak yolundan akar, ağrı azalır ve ateş düşer. Kulak zarındaki delik çoğunlukla tedavi sonucunda kendiliğinden kapanır.

Hastalığın önlenmesi :

Yenidoğan bebeklerde anne sütünden geçen maddelerin sağladığı bağışıklık, akut otitis media gelişmesini önler. Anne sütü emen çocukların beslenme sırasındaki pozisyonu, biberonla beslenen çocuklarınkine oranla östaki tüpünün normal fonksiyon yapması için daha uygundur; bu nedenle anne sütü emen çocuklarda orta kulak iltihabı, biberonla beslenen çocuklara oranla daha az görülmektedir. Eğer çocuğun biberonla beslenmesi gerekiyorsa, oturur pozisyonda beslemek yatırılarak beslemekten daha iyidir.

Hastalığın süresi :

Orta kulak iltihabının düzelme süresi değişken olabilir. Hiç tedavi edilmediğinde bile 48 saat içinde kendiliğinden düzeldiği olmaktadır. Bazen de, antibiyotiklerle tedavi edilmesine rağmen 2 hafta ile 2 ay arasında orta kulakta sıvı kalmaya devam etmektedir. Bu sıvı genellikle kendiliğinden kaybolur, ancak bu süre içinde işitme azalmış olabilir. Orta kulak iltihabı bulaşıcı değildir, ancak asıl nedeni olan üst solunum yolu enfeksiyonu bulaşıcı olabilir.

Evde uygulanabilecek tedavi :

Orta kulak iltihabı önce mutlaka doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir. Evde uygulanabilecek yöntemler, çocuğun rahatlatılmasına yöneliktir. Ağrı kesici ve ateş düşürücüler ile çocuğun rahat uyku uyuması sağlanabilir. Kulak akıntısı olan çocuklar yüzmemeli, banyoda ise kulağa su teması tıkaçlarla önlenmelidir. Doktorunuz kulak tıkacını nasıl hazırlayacağınızı veya ne tür bir tıkaç temin etmeniz gerektiğini size açıklayacaktır.

Tıbbi tedavi :

Akut orta kulak iltihabı genellikle antibiyotiklerle ve östaki tüpünün fonksiyonunu düzeltecek ilaçlarla tedavi edilir. Bazen çocuğun kulak zarı iltihap nedeniyle çok şişerse ve şiddetli ağrıya neden olursa, kulak zarında küçük bir kesi (parasentez) yapılarak iltihabın boşaltılması gerekebilir. Bu işlemden sonra kulak zarı genellikle bir hafta içinde iyileşir. Ebeveynler sıklıkla kalıcı bir işitme kaybı olup olmayacağı konusunda endişe duyarlar. Eğer uygun tedavi edilir ve ilaçlar önerildiği doz ve sürede kullanılırsa kalıcı işitme kaybı olasılığı çok düşüktür.

Doktorunuza ne zaman başvurmalısınız ?

Orta kulak iltihabı, tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle kulak ağrısı veya kulakta dolgunluk hissi şikayeti olan çocuklar, özellikle de birlikte ateş ve geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu varsa, bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. Yeni bir dişin çıkması, bir yabancı cismin kulak yoluna kaçması, pamuklu çubuklarla temizlik sırasında kulak yolunun tahriş edilmiş olması, veya sert kulak tıkaçları (buşon) nedeniyle de kulak ağrısı meydana gelebilir. Kulak yolunu ve kulak zarını ancak doktorunuz değerlendirebileceği için, şikayetlerin gerçek nedeninin bulunması ve doğru tedavi uygulanması için doktor muayenesi şarttır.

Alıntıdır..

Burun Problemleri

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Bebeklerin burnu sık sık tıkanabilir. Burun tıkanıklığını geçirmenin en iyi yolu, burna tuzlu su (serum fizyolojik) damlatmaktır.

Burun damlasını damlatmak için bebeğinizi sırtüstü yatırıp başını arkaya eğin. Kolunuzla ya da gövdenizle de kollarını tutun ya da birisinden yardım isteyin. İlacı yavaşça her iki burun deliğine sırayla damlatın.

Ayrıca bir burun aspiratörü kullanarak da bebeğinizin burnunun içindekileri kolayca temizleyebilmeniz mümkündür.

Burun Kanaması

Bebeğinizin burnuna gelen bir darbe, sert bir şekilde sümkürmesi ya da burnunu karıştırması sonucu burun kanaması olabilir. Ayrıca bebeğinizin burun damarlarının ince olmasından dolayı veya yazın burun kanallarının kurumasından dolayı da gerçekleşebilir.

Burun kanaması esnasında bebeğinizin başını öne eğerek burun kemiklerinin altından parmaklarınızla burun deliklerini mandal gibi sıkıştırın ve 10 dakika bu şekilde bekleyin. 10 dakika sonra eğer kanama durmamışsa 10 dakika daha aynı işlemi yineleyin. Çok soğuk suyla ıslatılmış bir bezi ya da buz torbasını da burnunun üzerinde tutabilirsiniz. Kanama durmuşsa burun deliklerinin içi hariç bebeğinizin burnunu ıslak bir pamukla silebilirsiniz.

Eğer kanama yarım saatten fazla aynı şekilde devam ediyorsa ya da sık sık kanıyorsa doktorunuza danışmalısınız.

Alıntıdır..

Bebeğin Banyosu ve Temizliği

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Bebeği Silerek Temizleme

Soğuk kış günlerinde bebeği her gün yıkamak anneyi kaygılandırabilir.Ayrıca her bebek yıkanmaktan çok zevk almayabilir. Bebekler haftada 3-4 kere tepeden tırnağa silerek de temizlenebilir ve rahatlatılabilir.

Öncelikle bebek silinmek için soyunması gerektiğinden oda sıcaklığı 24 derecenin üstüne çıkarılmalıdır.Düzgün bir yere bir havlu veya uygun bir örtü serilerek bebek üzerine yatırılmalıdır.

Bebeğin, uykusunu almış ve karnı tokken silinmesi daha uygundur.Bebek bundan zevk alacaktır.Ancak yeni doyurulmuş bebek hemen temizlenmemelidir.Meydana gelecek hareketten dolayı kusabilir.

Bebeği temizlemek için pamuk ve daha önceden kaynatılmış bir bez veya tülbent kullanılmalıdır.

Temizlemede , bezlenen kısımlar yoğun kir içerme ihtimalinden dolayı, vücudun diğer kısımlarına bulaştırmaması için ,en sona bırakılmalıdır.

İşte silerek temizlerken dikkat etmeniz gereken noktalar.

1- Ellerden başlanmalı
Çevredekiler bebeği sevmek isterken ellerine dokunurlar. Mikroplarda en kolay bu yolla bulaşır. Çünkü bebek sık sık elleriyle gözlerini ovuşturur ve parmaklarını ağzına sokar. Bu yüzden her gün yeni bir bezle bebeğin elleri sabunlanıp durulanmalıdır.Elleri açılarak kıvrımları ve parmak araları dikkatle temizlenmelidir. Sokakta ve acil durumlarda ıslak mendillerden faydalanabilir.

2-Yüz ve Boyun bakımı
Süt mama artıkları bebeğin yüz ve boynundaki kıvrımlarda kolaylıkla gizlenebilir. Ayrıca boyun bölgesi hava almadığı için çok kolay tahriş olabilir. Bebeğin alnından başlayarak boynundaki kıvrımları tek tek açılarak nemli bir tülbent ya da pamukla temizlenmelidir. Sonra da kurulanması unutulmamalıdır.

3- Gözlerde temizlenmeli
Bebeğin gözünden sarımsı bir akıntı gelebilir. Pamuk kaynamış ılık suya batırılarak bebeğin gözleri dikkatlice temizlenmelidir. Temizleme işlemi içeriden dışarı doğru, gözün burun tarafından şakak tarafına doğru yapılmalı ve her göz için ayrı temiz bir pamuk kullanılmalıdır.Bu şekilde bir gözdeki enfeksiyon diğerine bulaşmamış olacaktır.

4- Kulaklara özen gösterilmeli
Kulaklar çok hassas olduğundan asla diplerine kadar temizleye çalışılmamalı ve içine bir şey sokulmamalıdır.Sadece kulağın arkası ve kepçe kısmının iç kıvrımları silinmelidir. Pamuklu çubuklar da bebekler için sakıncalıdır, kesinlikle kullanılmamalıdır.Bu çubuklar hem tehlikeli hem de daha çok pisliğin içeri kaçmasına neden olmaktadır. Kulak sıvısının kendi kendine dışarı çıkmasına izin verilmelidir.

5- Konak için masaj
Bebeğin başında bir türlü egzama olan konak oluşabilir. Özellikle konağa yeni doğan bebeklerde rastlanır. Akşam bebek uyumadan önce konak olan bölgeye zeytinyağı ile masaj yapılır. Ertesi sabah ise bebek şampuanıyla yıkanıp, durulanır. Bebeğin başıyla uğraşırken bıngıldağına çok dikkat edilmelidir.

6-Koltuk altları ve ayakları unutulmamalı
Koltuk altı rahat hava almadığı için sık sık tahriş olabilir. Bebek bir süre çıplak bırakılmalı ve koltuk altları bir pamukla temizlenmelidir.Kıvrımların temizlendiğinden emin olunmalıdır. Aynı şekilde ayak parmak aralarıda iyice temizlenmeli ve bebek losyonu ile nemlendirilmelidir.

7-Tırnaklar ihmal edilmemeli
Bebeğin tırnakları sık sık kontrol edilmeli ve düzenli aralıklarla kesilmelidir. Bebek büyüdükçe tırnakları arasında kir birikmeye başlayacaktır.Banyo sırasında tırnak araları bir tülbentle yavaşca temizlenmelidir.Bebeğin ayak ve el tırnaklarının banyodan sonra yumuşamış halde iken kesilmesi daha kolay ve doğrudur. Tırnakları kesmek için küçük çıt çıt tırnak makasları daha uygundur.

8- Göbek deliği kuru kalmalıdır
Göbek bağı bebeğin ilk günlerinde en çok dikkat edilmesi gereken bölgesidirYeni doğan bebeğinizin göbeği yaklaşık 2 hafta içinde tamamen iyileşir. Bu dönemde göbek bölgesini kuru tutmak gerekir. Göbek kısmında iltihabı bir durum görülürse hemen doktora başvurulmalıdır.

9- Alt temizliği
Yeni doğanların cildi çok ince ve hassastır.Bu nedenle dışkı ile uzun süre temas etmesi halinde tahriş olabilir.Bebeğin poposunun arası ve diğer bölgeleri gayet yumuşak silinmelidir. Kızlarda silme önden arkaya doğru yapılmalıdır.Erkeklerde pipinin sünnet derisi açılmamalıdır. Temizlik için ıslak mendiller çok kullanışlı olsa da kimilerinde alkol ve parfüm bulunabilir. Bu nedenle ilk 2 ayında bebeğin altı sadece pamuk ve suyla temizlenmelidir.
Pişik oluşmaması için bebeğin sık sık altı değiştirilmeli, her seferinde bebeğin altı 5-10 dakika havalandırılmalı ve silinmelidir.Bunlara rağmen ciltte kızarma yani pişik olursa pişik kremi kullanabilir.

10-Fazla sabun kullanılmamlıdır
Sabun cildi kurutur ve özellikle yeni doğanlar için zararlı olabilir.Bu nedenle parfümlü sabunlar yerine nemlendirici sabun kullanılmalıdır. Gereken yerlerde bebek losyonu ile nemlendirme yapılabilir.

Bebeğin Yıkanması

Bebek İlk Defa Ne Zaman Yıkanır?

Bebek doğumdan sonra ilk 12 saat yıkanmamalıdır. Vücudun yumuşak bir bezle kurulanması yeterlidir. Tam bir banyo, doğumdan sonraki 2 veya 3’üncü güne bırakılabilir. Bunu izleyen günlerde bebek her gün ya da günaşırı yıkanabilir.

Bebeğin sağlıklı bir cilde sahip olması cildinin temiz tutulması ile yakından ilişkilidir. Bebeğin banyosu titizlikle yapılmalıdır. Bu durum aynı zamanda anne ile bebek arasında sevgi ve iletişim bağlarının kuvvetlenmesi açısından da önemlidir. Bebeğin günaşırı yıkanması yeterlidir. Ancak, temizliğin aşırı boyutlara getirilmemesi gerekir. Her mamadan sonra yüzünün ve her alt değiştirmeden sonra bezli bölgenin temizlenmesi yeterlidir.

Bebeğin aç iken banyo yaptırılması da çok önemli bir konudur. Eğer tok karnınayken banyo yaptırırsanız bebeğin kusmasına neden olabilirsiniz.

Bazı aileler bebeklerini sabahları yıkarken, bazıları da akşamları son emzirmeden önce yıkamayı tercih ederler. Hepsi de uygundur, çünkü böylelikle bebeğiniz belli bir tempoya alışır. Ama bazen koşullara göre değişiklik yapmak gerekebilir.

Yıkamaya Başlamadan Önce Yapılacaklar:

Banyo için gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.

 

  • Küvet bel hizanızda olsun. Oturmak ya da çömelmek yerine ayakta durmayı bel sağlığınız için tercih edin.
  • Banyo suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olmak için bileğinizin içi veya dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edin.
  • Bebeğinizi soyun ve havluya sarın, henüz alt bezini çıkartmayın.
  • Bebeğinizi kesinlikle suyun yanında yalnız bırakmayın.Başını ve Vücudunu Yıkama:

    Bebeğinizi bir havlu üzerine yatırarak soyun. İdrar ve kaka gibi sürprizlerden korunmak için alt bezini hala çıkartmanıza gerek yok. Havluyu vücuduna sararak, sol elinizle boynunu destekleyip, vücudunu kolunuzun üstüne yaslayarak koltuğunuzun altından destekleyin ve yüzü yukarı bakar şekilde banyo küvetinin üzerine alın, saçlarını bebeğe uygun, gözünü yakmayan bir bebe şampuanı kullanarak, küvetteki suyla veya yanınızda hazır bulundurduğunuz durulama suyunu dökerek durulayın. Ardından sert olmayan, yumuşak dokunuşlarla kurulayın.

    Yere yatırıp havlusunu açın, bezini çıkarıp gerekiyorsa alt temizliğini yapın. Banyo süngerini bebe sabunu veya bebe banyo köpüğü ile köpürtün ve havlu üzerinde vücudunun her yanını, özellikle cilt kıvrımlarının arasını iyice silin. Kolunuzla omzu ve boynu destekleyerek, elinizle koltuk altından kavrayın. Diğer elinizle ya kalçalarından destek alarak veya bacaklarından kavrayın ve banyo küveti içindeki suya, önce ayak ve bacaklarını daldırarak yavaşca tüm vücudunu başı dışarıda kalacak gibi sokun. Suyla vücudunu durularken bebeğinizin rahatlamasını sağlayın. Aynı şekilde tutarak temiz havlu üzerine alın. Tüm vücudunu yumuşak hareketlerle kurulayın. Cilt boğumlarını iyi kurulamayı unutmayın. Bebeğinizin büyüyüp aşırı hareketlendikten sonra havlu üzerinde sabunlamak daha zor hale geleceğinden bu işlemi banyo küveti içinde yapabilirsiniz.

    Bebeğin Küvette Yıkanması8 ayla 1 yaş arasında bebek, banyoda daha büyük bir küvette yıkanmaya başlayabilir. Bu banyo ona daha zevkli gelirken, sizin daha çok dikkatli olmanızı gerektirecektir.

    Bebek banyo yaparken; kayıp düşmemesi, bir yere çarpmaması ve su yutmaması için her an tetikte olmalısınız. Küvetin yüzeyine yapışabilen yumuşak bir sünger koymanız ve içinde 10 cm den fazla su bulundurmamanız tehlikelerden uzak durmanızı sağlayacaktır. Ayrıca bebeğinizi banyo yaptırırken hem siz hem de bebeğiniz birlikte güzel zaman geçirebilirsiniz.

Alıntıdır..

Bebeğin Dişlerinin Bakımı

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Bebeğin dişlerinin bakımı esasında hamilelikte başlar. Bu nedenle annenin doğru beslenmesi ve antibiyotik kullanımıyla ilgili önlemler alması gerekir.

Çürüklere meydan vermemek için çocuğun aldığı besinlere önem göstermek gerekir. Şeker dişler için zararlı olduğundan şeker, kek ve şekerli içeceklerin tüketimini sınırlayın. Emziğini asla şekerli bir şeye batırmayın. Beslenme tarzının bol miktarda kalsiyum (süt, peynir, yoğurt ve yapraklı yeşil sebzeler) ve D vitamini (yumurta sarısı, yağlı balık ve süt ürünleri) içerdiğinden emin olun.

Diş çıkarmaya başladığı andan itibaren bebeğinizin diş ve diş etlerini temizleyin. Temiz bir mendili ıslatın ve üzerine bezelye tanesi kadar florürlü diş macunu sıkın. Florür, çocuğunuzun dişlerini, mine tabakasını sertleştiren bir madde olduğu için, diş macunun florürlü olması önerilir. Eğer bebeğiniz tadından hoşlanmadıysa ya da macunu yemeye kalkarsa macun kullanmayın.

Yeteri kadar büyüdüğünde kendi dişini fırçalaması için onu cesaretlendirmelisiniz. Bebekler için hazırlanan diş fırçalarını 12. ayda kullanmaya başlayabilirsiniz. Fırça daima küçük ve yumuşak olmalıdır. Böylelikle, çocuğunuz yaşam boyu sürecek diş fırçalama alışkanlığı oluşmasını sağlayacaktır.

Çocuğunuzun süt dişleri tamamlandığında (yaklaşık iki buçuk üç yaşında) dişlerinin altı ayda bir kontrol edilmesinin sağlayacak bir düzen kurmalısınız.

Bebeğin Diş Çıkarması

Bebeğin süt dişleri, henüz doğmamışken oluşur ve bebeğiniz yaklaşık 6 aylıkken 20 bebek dişinden ilkini çıkarır. Dişler, diş etlerinin altında, beyaz bir tümsek olarak gözükür, daha sonra damağı patlatarak çıkarlar. Bu, bebeğinizin canını acıtabilir. Genelde ilk dişler değil, iki yaşından sonra çıkan arka dişler daha çok ağrı yapabilir. Bütün süt dişleri 2,5-3 yaşına kadar tamamlanır. Kalıcı dişler 6-7 yaşları arasında tamamlanır.

Bebeğinizin diş çıkaracağının belirtileri; ağız çevresini ve çenesini tahriş edecek kadar çok salya akıtması, bağırsak bozukluğu, hafif ateş ve sert bir şeyler çiğneme ve ısırma isteğidir.

Bebeğiniz diş çıkarırken ona yardımcı olabilirsiniz. Küçük parmağınızla diş etlerini ovuşturabilirsiniz. Hatta parmağınızı musluğun altında tuttuktan sonra ovarsanız, serinleyerek ferahlayacaktır. İçi suyla dolu, buzdolabında soğutulan diş kaşıyıcıları da bu dönemde bebeğinizin en büyük yardımcılarından biri olacaktır.

Doktorunuza danışarak diş çıkarma ilacı ya da jeli de kullanabilirsiniz. Diş çıkarırken dikkat etmeniz gereken bir husus, oynadığı oyuncakların sivri çıkıntıları olup olmadığıdır. Sivri çıkıntılar, bebeğiniz her şeyi ısırmak istediğinden diş etini zedeleyerek canını acıtabilir.

Bebeğiniz diş çıkarır çıkarmaz diş temizliğine özen göstermeye başlamalısınız.

Alıntıdır..

Bebeğin Altını Değiştirmek

Posted by: Dream  :  Category: Bebek Haberleri

Bebeğin Tuvalet Eğitimi

Bebeklerin bağırsaklarını denetlemeleri için gerekli kas ve büzgen gelişimi, 18 aylık olana kadar tamamlanmaz. Çocuğunuzu bu yaştan önce oturağa alıştırmak, onu tedirgin ederek tuvalet alışkanlığı sürecini geciktirir. Bu yüzden, bebeğiniz hazır olana kadar beklemelisiniz. İdrar kontrolü ise daha da geç olur. İki buçuk – üç yaşına kadar gecikebilir.

Bebeğinize tuvalet alışkanlığı kazandırmak oldukça sabır isteyen bir uğraştır. Bebeğinizi asla korkutmamalı ve cezalandırmamalı, onu ödüllendirerek teşvik etmelisiniz.

Bebeğinizin tuvalet denemeleri için en uygun zaman, sindirim organlarının en iyi çalıştığı, yemek sonrasıdır.

<

Bebeğiniz bezini ıslattığı ya da kirlettiği veya bunu yapmak üzere olduğunu biliyorsa, tuvalet eğitimi için hazır demektir.

Bebeğin Bezini Değiştirirken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

1 ) Bebeğinizin altını değiştirirken hijyen çok önemlidir. Önce geniş bir yüzey üzerine pamuklu bir kumaş ya da temiz bir havlu serin. Daha sonra altını silmek için temiz bez, kağıt havlu, ıslak mendil, merhem gibi kullanacağınız malzemeleri hazırlayın. Sonra ellerinizi mutlaka yıkayıp kurulayın ve bebeğinizi serdiğiniz örtünün üzerine yatırın. Gözünüzü bebeğinizden ayırmayın. Kirli bezi yanlardaki bantları açarak çıkardıktan sonra ıslak pamuk, mendil ya da bezle altını iyice silin ve kurulayın. Tahriş olmuşsa merhem ya da pudra sürebilirsiniz. Yeni bezi koymak için bir elinizle bebeğinizin ayak bileklerini tutup poposunu havaya kaldırın ve bezi altına yerleştirin.

2 ) Bacaklarını aşağıya indirin ve bezi bacaklarının arasından geçirerek beline kadar çekin. Erkek çocukların karnını ıslatmaması için penisini aşağıya doğru indirin.

3 ) Bezi karnının üzerinde düzleyin ve arka kenarını belinin ortasına getirin, yapışkan bandı açın ve yapıştırın. Bezin çok sıkı olmayacak şekilde üzerine oturduğundan emin olduktan sonra diğer kenarı da aynı şekilde yapıştırın. Eliniz kremliyse, bantlara dokunmadan önce elinizi silin, üzerinde krem olursa bantlar yapışmaz.

Bebeğin Altını Değiştirmek

Yaşamının ilk birkaç haftasında, bebeğinizin altını sık sık değiştirmeniz gerekecektir. İdrar torbası küçük olduğu için altını çok sık ıslatacaktır. Bu nedenle en azından her öğün sonrasında, sabahları uyandığında, gece uyumadan önce ve gece beslenmesinden sonra altını değiştirmeniz gerekir. Bebeğinizin altı her ıslandığında ve kirlendiğinde, derhal değiştirmeniz, bebeğin cildinin zarar görmesini önler.

Altını çok sık değiştireceğinizden dolayı bu işi onun için eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Bebeğin başının üstünde asılı hareketli bir oyuncak, yanındaki ayıcık ya da duvarlara yapıştırılmış renkli resimler ilgisini başka yönlere çekerek siz altını değiştirirken rahat durmasını sağlayacaktır. Altını yüksek bir yerde değiştiriyorsanız, kısa bir süre için bile arkanızı dönmemelisiniz, ani bir dönüş yaparak düşebilir.

Aylar geçtikçe bebeğin altını değiştirmeniz daha seyrekleşecek, iki yaşına gelmeden çişinin geldiğini anlayabilecek durumda olacaktır.

Bebeğinizin dışkısı aldığı gıdalara göre değişir. Bebeğinizin bezini açtığınızda aşağıdakilerle karşılaşabilirsiniz:

  • Yeşilimsi siyah, yapışkan, katransı dışkı: Mekonyum denilen bu dışkıyı yalnızca ilk iki üç günde görebilirsiniz.Sindirim başlamadan önce atılır.
  • Yeşilimsi kahverengi ya da açık yeşil renkli, topaklar içeren yarı sıvı dışkı: Sindirim sisteminin beslenmeyle uyumunu gösteren geçiş kakasıdır ve ilk haftada gözlenir.
  • Sarı renkli, hardalsı, içinde süt kesikleri olan sulu dışkı: Anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkısıdır.
  • Açık kahverengi, katı, kokulu dışkı: Bebeğin mamayla beslenmesinde görülen dışkıdır.
  • Yeşil renkli dışkı: Genel olarak normaldir, ancak günlerce devam etmesi bebeğinizin yetersiz beslendiğine işarettir.Eğer bebeğinizin dışkısı çok sulu ve kokuluysa, bebeğiniz kusuyor ise ve iştahı azalmış ise, veya bezinde kan var ise bir doktora başvurmanız gerekir.

Alıntıdır…

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.