En yaşlı hücre 15 yaşında!

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Vücudun doğumdan ölene kadar sürekli yenilendiği, vücuttaki en yaşlı hücrenin 15 yaşında olduğu bildirildi.

İsveçli bilim adamları, arkeoloji ve paleontolojide kullanılan karbon 14 yönteminden yola çıkarak bazı dokuların “hayat sürelerini” araÅŸtırdı.

 

Bazı hücrelerin DNA’sında bulunan karbon 14 düzeyini ölçen ve insan vücudundaki hücrelerin çoğunun 10 yaşından küçük olduğunu gören araştırmacılar, hücrelerin en yaşlısının 15 yaşındaki, en yavaş kendini yenileyen, bağırsak çeperindeki ve kaburga kemiğinin üzerindeki kas hücreleri olduğunu belirtti.

 

Araştırma, bölünerek çoğalamayan ve kendini yenileyemeyen tek hücre olan nöronlarının (sinir hücresi) kişiyle aynı yaşta olduğu iddiasını da doğruladı.

 

Ancak hücreler yenilense de bunun yaşlanma sürecini engellememesinin nedeni halen sır. Bazı bilim adamları, hücrelerin belli sayıda bölünebilmeye programladığı görüşünü savunuyor. İsveçli başka bir ekibin yakın zamanda yaptığı araştırma, obezitenin ve rejimden sonra aynı kilonun korunmasında zorlanmanın nedeninin hücre yenilenmesinden kaynaklanabileceğini göstermişti.

 

Bu araştırma, yağ hücrelerinin (adiposit) toplam sayısının vücutta sabit kaldığını, rejimin mevcut yağ hücrelerini zayıflattığını, yenilenenleriyse etkilemediğini ortaya koymuştu.

alıntıdır..

Dünyanın en güçlü lazeri

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Bilim insanlarının, geleceğin potansiyel enerji kaynağı olarak gördükleri lazer füzyonunun laboratuvar denemeleri sırasında,lazer ışının üzerine düştüğü materyalin sıcaklığı 10 milyon santigrat dereceye ulaştı.

İngiltere’nin Oxfordshire kentindeki Rutherford Appleton
Laboratuvarı’nda geliştirilen dünyanın en güçlü lazerinin deneylerinde, dünyada üretilen tüm elektrik enerjisinin 100 katına eşdeğer güçteki lazer ışını, üzerine düştüğü materyali güneşin yüzeyinden daha sıcak hale getirdi.

 

Araştırmalarını New Journal of Physics dergisinde yayınlayan bilim insanları, bir saniyede parçalanma için gerekli koşulları
yaratabildiklerini belirterek, deneylerin gelecekte nükleer füzyon
reaktörü yapmayı saÄŸlayacak konseptin ipuçlarını verdiÄŸini kaydettiler. İngiliz araÅŸtırmacılar, deniz suyunda bulunan hidrojenin iki ağır biçimi “deuterium ve tritiyum”u yakıt olarak kullandıkları nükleer füzyonu dünyanın giderek artan enerji ihtiyacına çare olarak görüyorlar.

alıntıdır..

 

Geleceğin bilim adamlarından 18 bin eser

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Milli EÄŸitim Bakanlığı ve TÜBİTAK tarafından geleceÄŸin bilim adamlarını yetiÅŸtirmek üzere düzenlenen “Bu Benim Eserim” programına ilköğretim öğrencileri 18 bin 313 projeyle baÅŸvurdu.

MEB ve TÜBİTAK işbirliğinde geleceğin bilim adamlarını yetiştirmek ve yetenekli çocukları keşfetmek amacıyla düzenlenen “Bu Benim Eserimö programına ilköğretim öğrencilerinden binlerce proje katıldı. İlköğretim 6-7-8’inci sınıflarda okuyan öğrencilerin matematik ve fen bilimleri dallarında hazırladığı projelerin katıldığı “Bu Benim Eserimö programına 12 bin 632 Fen Bilimleri, 5 bin 681’i de matematik dalında olmak üzere 18 bin 313 proje başvurdu.

 

Bölge Bilim Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda başvuruda bulunan projelerin 28-30 Nisan tarihlerinde Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Kayseri, Erzurum, Elazığ, Tokat, Van ve Bursa’da sergilenmesine karar verildi. Söz konusu 902 projeden 100’ü ise 28-30 Mayıs tarihlerinde Başkent Öğretmenevi’nde sergilenecek. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 30 Mayıs’ta düzenlenecek ödül töreninde ise projeleri hazırlayan öğrenci ve öğretmenlere ödüllerini verecek.

alıntıdır..

‘Balıkların anası’ 380 milyon yaşında

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Dünyanın en eski annesi, 380 milyon yaşında bir balığın fosili göbek kordonuna bağlı yavrusuyla birlikte Avustralya’nın kuzeybatı kıyısında bulundu.

İngiliz bilim dergisi Nature’da yayınlanan makaleye göre, “Materpiscis attenboroughi” adlı fosil, sadece göbek bağıyla birlikte bulunan ilk embriyon fosili deÄŸil, aynı zamanda yavrusunu doÄŸuran en eski yaratık.

 

Makalade, bilim insanları, balığın bir yumurtayı değil, önceden oluşmuş yavruyu dünyaya getirdiği bu tip doğumların, günümüzde bazı tür köpek balıkları ve kedi balıklarının üreme şekliyle akraba olduğuna dikkati çektiler.

 

Victoria Müzesi Bilimler bölümü sorumlusu ve bu türü keşfedenlerden John Long, bunun şimdiye dek yapılan en önemli fosil keşfi olduğunu belirterek, omurgalıların evrimiyle ilgili anlayışlarını değişikliğe uğrattığını kaydetti.

 

Bu kadar eski bir balıkta bu üreme ÅŸekliyle karşılaÅŸmanın ÅŸaÅŸkınlığını üzerinden atamayan Long’un meslektaÅŸları, Kate Trinajstic, Gavin Young ve Tim Senden, “Bu bize canlı doÄŸumun, yumurtlamayla çoÄŸalma ile aynı zamanda olduÄŸunu gösteriyor ve bu mekanizmalar, ardıl olmaktan çok birlikte birlikte evrimleÅŸtiler” diye konuÅŸtular.

 

Fosilde, embriyon ve göbek bağının “anne balık” üzerinde bulunmasının, bugüne kadarki ilk iç döllenme örneÄŸi olduÄŸunu belirten bilim insanları, 25 cm uzunluÄŸundaki fosilin, Devonien denizlerinde yaÅŸayan “plasoderm” adı verilen bir grup omurgalıya ait olduÄŸunu ve isimlerini üzerlerindeki zırhlı pullardan aldıklarını kaydettiler. “Denizlerin dinozorları” olarak adlandırılan ve 70 milyon yıl önce okyanuslar ile gölleri egemenlikleri altında bulunduran plasodermler, 350 ila 420 milyon yıl önce dönemlerinin en büyük yırtıcılarından birisiydi.

 

Yeni bir cins (Materpiscis) ve yeni bir türe (attenboroughi) ait bu
nispeten iyi korunmuş durumdaki fosile, bulunduğu yeri ilk keşfeden doğa uzmanı Sir david Attenborough’nun adı verildi.

alıntıdır…

Dünyanın sonu ne zaman?

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

İngiliz bilim adamları Dünya’nın sonunun ne zaman geleceÄŸini tespit etti! Peki ama ne kadar zamanımız kaldı?

İngiltere’deki Sussex Üniversitesi Astronomi Bölümü’nden Robert Smith “GüneÅŸ’in çekimi ve Dünya’nın geleceÄŸi mesafe dünyanın tamamının buharlaÅŸması için yeterli” açıklamasını yaptı.

 

Smith sözlerini şöyle sürdürdü: “GüneÅŸ’teki hidrojen tamamen helyuma dönüştüğünde, GüneÅŸ ÅŸu ankinden 250 kat daha büyük bir hale gelecek ve büyük bir ateÅŸ topuna dönüşecek. Ağırlığının artması ise çekim gücünü azaltacağından Dünya GüneÅŸ’ten uzaklaÅŸacak. İlk bakışta bu uzaklaÅŸmanın Dünya’yı korkunç sondan kurtaracağı düşünülebilir. Ama gerçek böyle deÄŸil. Dünya kendi çekim gücü nedeniyle GüneÅŸ’te gel-gitler oluÅŸmasına neden olacak, bu gel-gitlerden yeterince uzaklaÅŸamayacak, GüneÅŸ’in etkisinden kurtulamayacak ve korkunç son gerçekleÅŸecek”.

 

Robert Smith daha önce Dünya’nın yörüngesinin geniÅŸlemesi ve GüneÅŸ’ten uzaklaÅŸacak olması sayesinde sondan kurtulabileceÄŸini öne sürmüştü. Ancak yaptığı yeni araÅŸtırmalar, gezegenimizin yeterince uzaklaÅŸamayacağını ortaya koydu.
     
Neler olacak, ne yapılabilir?

 

Sonuç olarak iki tarih veriliyor. Birincisi, Dünya’nın GüneÅŸ’in korkunç etkisi karşısında dayanamayıp yok olması günümüzden 7,6 milyar yıl sonra gerçekleÅŸecek. İkinci tarih ise Dünya’daki hayatın bundan çok önce sona ereceÄŸini gösteriyor. Sıcaklık artışının dayanılmaz seviyeye gelmesi için ÅŸunun ÅŸurasında bir milyar yılımız kalmış durumda.

 

Bu sondan kurtulmanın yolunu ise Robert Smith ÅŸu ÅŸekilde açıklıyor: “Gelecek nesiller Dünya’nın yörüngesini deÄŸiÅŸtirecek çözümlere ulaÅŸabilirse, gezegeni GüneÅŸ’in etkisinden kurtarmak mümkün olabilir. Ancak bunun da çok büyük riskleri var. ÖrneÄŸin yanlış bir hesap her ÅŸeyi alt üst edebilir ya da bir asteroid tüm planları alt üst edebilir”.
     
Farklı araştırmalar ne diyor?

 

GeçtiÄŸimiz yılın sonlarında İspanya’daki Salamanca Üniversitesi’nin yaptığı araÅŸtırma ise Dünya’nın sonunun zamanın durmasıyla geleceÄŸi fikrinin ortaya atılmasına neden olmuÅŸtu. Bu fikre göre zamanın durması var olan enerjinin tükenmesiyle gerçekleÅŸecek. AraÅŸtırmayı yürüten Profesör Jose Senovilla, Dünya’nın dönmesinin enerjiyle gerçekleÅŸtiÄŸini, enerji tükendiÄŸinde Dünya’nın da duracağını söylemiÅŸti. Yeni araÅŸtırmalar ise çok farklı bir senaryo çiziyor.

alıntıdır..

Hücrenin içindeki büyüleyici hayat

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Harvard Üniversitesi’nin bilimsel işler yapan bir animasyon şirketiyle ortaklaşa gerçekleştirdiği proje, izleyenleri hayretler içinde bıraktı. Öğrenciler bir hücrenin içinde 3 boyutlu gezi yaptı.

XVIVO adlı ÅŸirketin katkılarıyla hazırlanan ‘The Inner Life of the Cell’ (Hücrenin iç hayatı) adlı film Harvard Üniversitesi öğrencilerinin Hücresel ve Moleküler Biyoloji programı çerçevesinde farklı bir deneyim yaÅŸamasını amaçlıyor.

 

Şimdiden birkaç ödül kazanan sekiz dakikalık video filmi Harvard Üniversitesi Biyoloji bölümü öğrencilerini bir hücrenin mikroskobik dünyasında üç boyutlu yolculuğa çıkardı. Öğrencilere ders kitaplarından öğrendiklerinden fazlasını görsel bir şölenle sunan animasyonda bir beyaz kan hücresinin çevresindekileri hissetmesi ve dış uyaranlara tepki vermesine yarayan mekanizmaları canlı bir şekilde resmediyor.

 

Harvard Üniversitesi Üniversite AraÅŸtırmaları dalı direktörlerinden Alain Viel projeyle ilgili olarak ÅŸunları söyledi: ‘XVIVO takımının bütün yapısal bilgilerle moleküler olayların detaylı sıralarını bu görüntülere aktardığını görünce çok etkilendim. Tüm bunlar bir reklam taslağına yansıtıldı. XVIVO ekibi sanatsal yetenekleriyle biyoloji bilgilerini birleÅŸtirerek böyle bir projeye olanak saÄŸladı’.

 

  alıntıdır…

 

Maymunlar düşünceleriyle robotu hareket ettirdi

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Bilim adamlarının, beyinlerini elektrodlar yoluyla bilgisayara bağladıkları iki maymunun robotu hareket ettirmeyi başardılar.

Bilim adamlarının, beyinlerini elektrodlar yoluyla bilgisayara bağladıkları iki maymunun düşünceleri ile hareket ettirdikleri robot kolu kullanarak birkaç lokma yemek yiyebildikleri, bunun da Parkinson ve Alzheimer gibi beynin hastalıkları için büyük bir umut oluşturduğu bildiriliyor.

 

İngiliz The İndependent gazetesi, yapılan çalışmanın baÅŸarılı sonuçları tam sayfa kapaktan “Bir maymum için küçük bir lokma, insanlık için büyük bir hamle” baÅŸlığı ile verdiÄŸi haberinde duyurdu. Bu olaÄŸanüstü baÅŸarının robotsu prostetik uzuvların ve sadece zihin kontrolü yöntemini kullanarak felçli hastalar tarafından idare edilecek otomatik cihazların geliÅŸtirilmesinde büyük bir aÅŸama olarak görüldüğü kaydediliyor.

 

 

 

Haberde, bilim adamlarının, felcin yapay uzuvlar veya tekerlekli sandalye kullanma konusunda çok az imkan sunduğu omurilik yaralanmalarına ve motor nöron hastalığına sahip olan hastalarda yeni teknolojiyi kullanmayı planladıkları bildiriliyor.
Bilim adamlarının bir gün, araba sürmekten, fork lift kamyonu kullanmaya kadar teknolojinin bir çok amaca uyum sağlamasını sağlayacak ve insan vucudunun doğal bir uzantısı gibi hissedilecek robotsu makineler geliştirmeyi umdukları belirtiliyor.

 

FELÇ VE AKIL HASTALIKLARI İÇİN DE UMUT IŞIĞI

 

Haberde, Pittsburgh Üniversitesinde Nörobiyoloji profesörü olan Andrew Schwartz’ın “İyi kontrol edilmiş ve akıcı hareketlerle maymunlar şekerleme parçalarını ve meyvayı ağızlarına getirmek için robot kolu hareket ettirmeyi becerdiler. Beyin-makine ara yüzü teknolojisini kullanarak beynin nasıl çalıştığını anlamaya başlıyoruz. Beyni daha çok anladıkça, Parkinson hastalığından felce, Alzheimer’dan akıl hastalıklarına kadar geniş bir yelpazedeki beyin bozukluklarını daha iyi tedavi edebileceğizö şeklindeki görüşlerine yer verildi.

 

Gazete, çalışmanın kasların hareketini kontrol eden beynin karmaşık elektriksel aktivitesinin kaydedilmesi için yöntemler bulmaya çalışan büyük bir çabanın bir parçası olduğu belirtti. Bilim adamlarının, ileride bir uzvun hareketi hakkındaki kişinin niyetlerini belirten beyin örüntüsünü ortaya çıkaran bir yöntem geliştirmeyi umut ettikleri bildiriliyor.

alıntıdır..

En küçük gezegen bulundu!

Posted by: Dream  :  Category: Bilim

Gökbilimciler, Güneş Sistemi dışında şimdiye kadar gözlenen en küçük gezegeni (dış gezegen) keşfettiler.

 

Normal bir yıldız etrafında dönen ve Dünya’nın yaklaşık üç katı büyüklüğünde olan bu dış gezegenin ortaya çıkarılması, kütlesi Dünya’ya yakın bir gezegenin Güneş Sistemi dışında keşfi araştırmaları açısından büyük önem taşıyor.

 

Bu araÅŸtırmalar, yaÅŸama ev sahipliÄŸi eden baÅŸka dünyalar bulmak açısından yaÅŸamsal görülüyor. Åžimdiye dek gözlenen en küçük dış gezegen, çok düşük kütleli bir “sönük yıldız” veya kahverengi cücenin yörüngesinde dönüyor. Astronomlar, “çekimsel mikro mercek” denilen yöntemle keÅŸfettikleri yeni gezegene “MOA-2007-BLG-192Lb” adını verdiler.

 

Bazı araştırmacılar, keşfedilen gezegenin kalın bir atmosferi, hatta yüzeyinde sıvı halde okyanusları bile olabileceğini ileri sürerken, gezegenin iç ısısının yüzeyini ısıtıyor olabileceği düşünülüyor. Yıldızı veya kahverengi cücesi etrafında Venüs’ünkine benzer açıyla dönen gezegenin yıldızının Güneş’ten 3 bin ila bir milyon kez zayıf olduğu, bu nedenle de gezegenin atmosferinin Plüton’dan daha soğuk olduğu sanılıyor.

 

MOA-2007-BLG-192Lb, Yeni Zelanda’nın Mount John Gözlemevindeki yeni MOA-II teleskobuyla keşfedildi. NASA’nın 2013’te uzaya göndermeyi planladığı James Webb uzay teleskobu, Güneş yakınlığında düşük kütleli yıldızların yörüngesindeki Dünya büyüklüğündeki gezegenlerde yaşam işaretlerini araştırmada büyük kolaylık sağlayacak.

 

Astronomlar, daha önce Güneş Sistemi dışında gezegenler keşfetmişler, ancak bu dış gezegenlerin kütlelerinin Dünya’nınkinden çok daha büyük olduğu biliniyor.

alıntıdır…

 

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunny´s Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kayýtlýdýr.