Metro Yatırımlar Grubu CEO’su Sinan Solok HABERTURK yayınına katıldı :”Bu yaz, geçen yaza göre daha kötü geçti”
Piyasa rakamlarını okurken sizin en çok kulak kabarttığınız petrol ve euro çünkü otobüs yenileme filo yenileme mevzularında satın almalarınız böyle gerçekleşiyor. Euro’ya herhalde kulak kabarttınız değil mi?
Evet, euro ve petrol fiyatları bizim için önemli. Her ikisi de çok önemli hakikaten, Çünkü otobüslerimizin fiyatları Türkiye de üretilen ve yurtdışında ithal edilen otobüslerin birlikte fiyatları, euro bazından artı bizim ana giderimiz mazot olduğu için direk olarak petrole endeksliyiz. 80 dolarlardan variller işte 117 dolarlara, 140 dolarlara çıktı, 115 dolarlara geriledi. Bu tabi piyasalardaki oynaklık çok etkileyici, bizim sektörü etkileyici. Artı tabi geçen seneye oranla baktığımız zaman petrolde %50’ye yakın bir artış var varil bazında. Dolayısıyla buradaki litre mazot, motorin fiyatlarını etkiliyor, dolayısıyla bizim ana giderimizi etkiliyor. Biz bu ana giderimizi gelirlerimize aynı ölçüde yansıtamıyoruz, bütün kara ulaştırma sektörü olarak bunun sıkıntısını çekiyoruz.
Ne yapıyorsunuz peki? Yansıtamıyoruz diyorsunuz çünkü rekabet çok çetin . Yani sadece Pazar içinde değil havayla da rekabetiniz var.
Rekabet çok, çok fazla firma var, uçaklarla rekabet var ama ne yapıyoruz biz hizmetimizi iyileştiriyoruz, kalitemizi iyileştiriyoruz, filolarımızı yeniliyoruz. Müşterilerimizi daha çok çekmeye çalışıyoruz, bütün kara ulaştırma sektöründe bütün firmaların yaptığı olay bu.
Peki, burada rekabet tüketiciyi çekmek için sonuçta bir yolcu var bir yerden bir yere hareket etmek istiyor ve burada da ilk başta hangi otobüs firmasını seçeyim değil, havayla mı gideyim? Karayla mı gideyim? Düşüncesi var. Demiryolunun da etkinliği vardır yine. Burada özellikle seçerken neye dikkat ediliyor bunun araştırmalarını yapıyor musunuz? Mesela Fiyat mı belirliyor? Siz diyorsunuz ki biz servis kalitesini arttırıyoruz, servis mi belirliyor?
Şimdi, birçok faktör var, biz bu faktörleri değerlendirmek için 3 ayda bir anket yapıyoruz. Neye endeksli yani müşterilerin yolcuların tercikteki endeksleri nelerdir. Fiyat bir endeks, kalite bir endeks, güven bir endeks, zaman aralığı bir endeks, yani istediği zaman istediği yere gidebilmesi çok önemli. Onun için sefer sıklıkları çok önemli, otobüsün içindeki hizmet çok önemli. Birde dediğim gibi güven çok önemli. Çünkü karayolunda seyir halindesiniz her an bir kaza riski olabilir ve bunun için güven çok önemli.
Evet, tabiî ki hepsinin bileşimi diyorsunuz. Ama mesela servis dediğinizde, serviste maliyetlere nasıl yansıtmıyorsunuz? Hem diyorsunuz ki artan petrol fiyatları, akaryakıt zamları bunlar karşımıza çıkıyor %40’a yakın, diğer yandan doğalgaz, elektrik orda zam var bunları nasıl engelliyorsunuz?
Şimdi, gelirleri arttıramadığınız zaman yapacağınız başka bir şey geliyor giderlerden kısıntı yapmak zorundasınız. Mümkün olduğu kadar tasarruf ilkelerini göz önüne alıyoruz. Bu tasarruf ilkeleri de tamamen şirket içindeki tasarruf ilkelerinden söz ediyorum. Yoksa yolculara verilen ikramlardan tasarrufu kastetmiyorum. Otobüslerin bakımına olan tasarruftan bahsetmiyorum. Tamamen kendi içimizde mümkün olduğu kadar giderleri minimize etmeye çalışıyoruz.
Mesela?
Yani, personel giderlerinden tutun, harcama giderlerine kadar bunlar. Elektriğinden, doğalgazından bütün bunlardan maksimum tasarrufa gitmeye çalışıyoruz.
Personel çıkarma durumu var mı?
Personel çıkarma durumu yok. Belirli bir hizmet sektöründesiniz, belirli insanlarla bu işi götürmek zorundasınız. Ama bizim yaz- kış arasında personel farkımız olur, dönemsel personellerle çalışırız. Çünkü yazın otobüsçülük sektörünün en yoğun aylarıdır, Haziran ile Eylül ayı. Burada personel sayısı artar, bunlar dönemsel personeldir. Burada da sezon sonunda 15 Eylül gibi bir azaltma olur.
Evet, şimdi o döneme yaklaşıyoruz tabi. Böyle bir fotoğraf varken artan maliyetler diyoruz, zamda yapamıyorsunuz, çünkü rekabet çok çetin diyoruz. Ne olacak peki, nereye kadar çünkü siz hep diyorsunuz ki Ulaştırma Bakanı’na sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, biraz üvey evlat öz evlat tartışmaları geliyor burada. Havayolcuları daha avantajlı görüyorsunuz.
Belki isteklerimizi biz tamamlatamıyoruz, belki bizde de kabahat var hakikaten. Belki hükümetin ekonomik politikaları bunu gerektirmiyor. Ama bunun ortak bir yolunu bulmak zorundayız. Çünkü bu sektörden ekmek yiyen çok insan var.
Türkiye’ nin can damarını karayollarının oluşturması, çünkü uçakların sınırı belli %5 ile %7 arasındadır yüzeysel baktığınız zaman. Demiryolunda şuan hızı bir çalışma var ama o daha bir süreç alıyor. Ne kalıyor? Karayolu kalıyor.
Almanya’daki, Avrupa’daki yada Amerika’daki gibi bireysel otomobille seyahatin dışında Türkiye’de en önemli şey karayolunda otobüslerle seyahat. Onun içinde biz hiçbir zaman sübvanse bir destek değil ama başkalarına ne yapılıyorsa bizde aynı ölçüde yararlanmak istiyoruz. Ben şahsen sübvanseye karşı olan bir insanım, herkes kendi yağıyla kavrulmak zorunda serbest piyasa ekonomisinde. Ama başkalarına farklı uygulama, bizim sektöre farklı uygulama bu bizi zora sokuyor. En son mesela lizingteki KDV oranlarının artması, bu bizim sektörü çok etkiledi.
Ne kadarlık bir yara aldınız? Geçtiğimiz sene bu çok tartışıldı.
Yara derken şöyle, lizingteki KDV’ nin artması bir anda bıçak gibi kesti bazı şeyleri. Lizing firmalarından zaten öğreniyoruz bunu. %8 di lizingimiz %18’e çıktı. Bu tabi otobüsçülerimizin, çünkü bireysel otobüsçülerle çalışıyoruz. Lizinglerden ayrılmalarını gerektirdi. Nereye gidiyorlar, bu sefer finansman şirketlerine gidiyorlar. Finansman şirketleri, bankalar, bu şimdi bazel kriterleri geliyor. Bu otobüs şirketlerinin bilançoları buna yeterli olamayabiliyor. Büyük firmaların kefaletleri gerekebiliyor. Bankalarda verilen kefaletlere zaman zaman başka sebeplerden problem çıkabiliyor. Onun için bizim için lizing çok önemli. Burada bir düzeltme talebimiz oldu ama zaman içinde muhtemelen değerlendirilir diye düşünüyoruz.
Üzerinden 1 yıl geçti galiba değil mi ?
31.12’de olmuştu, 8 ay geçti.
Sizin en son haberlerinizi gördüm, 30 yeni otobüs aldınız diyelim nasıl finansmanınızı sağlıyorsunuz? Yani bu satın almaları nasıl yapıyorsunuz, lizingin payını mı düşürdük diyorsunuz. Nasıl bir finansman uyguluyorsunuz?
Şimdi 30 tane geldi, bir 20 tane daha sipariş verdik. Bu yıl içinde gelecek onlar. Dediğim gibi yani bazı şeyleri kendimize sıkıntı yapıp da işlerimizi durdurmuyoruz. En büyük bizim Metro Turizm olarak atılımımız bu. Aman fiyatlar artıyor, aman rekabet var işte ben işleri durdurayım değil. Tam tersi üstüne gidiyoruz.
Öz sermaye ile mi devam ediyorsunuz? Orda o mu devreye giriyor.
Hayır, daha çok bireysel otobüsçülerimize bu otobüsleri almalarında yardımcı oluyoruz. Lizingler üzerinden yine, her ne kadar lizingdeki KDV oranları yükselmiş olsa da, şuan da yine lizingleri tercih ediyoruz. Ve de bireysel otobüsçülerimizi buna yönlendiriyoruz. Ve de aldıkları bu otobüslerde mutlaka kazanmalarını sağlıyoruz. Yani bir otobüs alıyor, 30-35 milyar aylık bunun taksiti oluyor. Bunu kazandırmak için biz firma olarak ona uygun hatları seçip orada çalıştırıyoruz.
Evet, siz bireysel otobüsçülerle de bütün otobüs firmalarıyla olduğu gibi çalışıyorsunuz.
Evet, tabi çalışıyoruz, biz ağırlıklı olarak bireysel otobüsçülerle çalışıyoruz.
Dış kaynak kullanımı gibi bir şey söyleyebiliriz yani.
Yani, bir nevii.
Bu şartlarda devam ederse daha ne kadar devam eder? Hemen önümüzde sizin seveceğiniz bir dönem geliyor, Ramazan ve sonrasında bayram. Bayramda hareketlilik ne boyutta olabilir? Çünkü şuan şu da tartışılıyor, tüketicinin güveni dip yapmış durumda 1-2 puan belki yukarıya geldi ama hala çok güvensiz görüyor. Bütçelerde kısmaya başladı mı? Seyahatini kısmaya başladı mı? Mesela yaz sezonu nasıl geçti, ve sonrasındaki önümüzdeki dönemden bayramdan beklentiniz ne?
Şimdi Ramazan bizim için iyi geçmez, durgun geçer. Her sektörde olduğu gibi bizi de çok etkiler. Yaza gelince yaz, geçen yaza göre daha kötü geçti.
Ne kadar kötü?
Geçen yazın %80, %85’lerindeyiz. Yani geçen seneyi yakalamayı bırakın, gerisindeyiz.
Bayramdan beklentimiz kuvvetli ama her bayram iyi geçer. Bu bayram daha fazla olacak çünkü 9 günlük bir tatil var. 9 gün olduğu için bu bayram çok kuvvetli geçecektir, hem mevsim ayı itibari ile sonbahara gelmesi hem 9 gün olması çok kuvvetli geçecek o gözüküyor.
En azından bu kötü geçen yazın ardından ve Ramazan rehavetinin ardından.
Kötü geçmedi yaz ama geçen seneye göre kötü geçti. Ama sonuç itibariyle tabi bayramdan beklentimiz ciddi. Her sene bayramlarımız iyi geçer, bu sene daha iyi geçeceğini ümit ediyorum. Çünkü 9 gün.
Evet 9 gün olması avantaj olarak çıkıyor karşımıza bazı sektörler için. Şimdi, aslında otobüs firmalarında karayolu taşımacılığında bir Avrupa Birliği uyum süreci ve yenilenen yasalar tartışması da sürmüştü. Ve bugünlerde de devam ediyor süreç ve bu süreç zarfında mı diyeyim, yoksa imaj çalışması mı diyeyim? Sizin gazetelere de haber olan ilginç bir uygulamanız vardı şoförlerinize bıyık yasağı koydunuz. Yani müşteri ile bire bir karşı karşıya gelen herkese “bıyık bırakmak yasak” dediniz. Bunu imaj çalışması olarak mı görmek lazım? Yoksa AB’ye uyum çerçevesinde pek çok yenilemeler var. Eğitim durumlarına bakılıyor şoförlerin, bunun bir parçası mı?
Şimdi her ikisini birlikte düşünmek lazım hem Avrupa uyum yasaları çerçevesinde hemde hakikaten müşteri ile ilişkide olan insanların görsel yönleri çok önemli. Yani biz bugüne kadar tırnaklarından tutun, el temizliklerine kadar, deodorantlarına kadar, ense tıraşlarına kadar her türlü kontrolü yapıyorduk. Müşterilerimizden gelen talepler, bizim öngörülerimiz dedik ki yani bıyık, sakalda olmasın. Zaten tıraşlı biçimde otobüslere çıkmalarına özen gösteriyorduk. Hostların, hosteslerin, otobüs şoförlerinin, muavinlerin ve bilet satan elemanların dedik ki bundan sonra sakal bıyık olmasın. Ama bu tamamen görsel olarak müşteriyle birebir ilişkide olan insanlara yönelik bir çalışma. Yoksa şirkette müşterilerden uzak Genel Müdürlük bünyesinde çalışan kişilerimize böyle bir yasağımız yok. İsteyen dilediği gibi sakal, bıyık bırakabiliyor. Arka planda olanlara herhangi bir yasağımız yok.
Yoksa biliyorsunuz sakal, bıyık tartışması başka boyutlardan da kamuoyunda çok konuşulmuştu.
Yok, bizimki tamamen müşteri memnuniyeti doğrultusunda alınmış bir karar ve uygulama.
Peki sonrasında, araştırmalarda bir geri dönüşünü gördünüz mü?
Gördük, çok olumlu sinyaller aldık.
Şimdi, maliyetler havayolu ile rekabet dediğimizde, bundan sonrası için yol haritası nasıl çiziliyor yani karayolu taşımacılığında otobüs firmaları bir araya gelip, şunları şunları yapalım. Ya da bizde şu eylem paketlerini hükümete götürelim. Çünkü şu günlerde tekstilden tutun, deri sektörüne ve diğer bütün, mesela Tob’un meclislerinde hep bir hükümete eylem planı sunum söz konusu sizin cephede de böyle bir yeniden yapılanma, yeniden bir isteklerimizi dile getirelim hazır herkeste Ankara’ya başvuruyorken gibi bir harekete geçme var mı?
Şimdi bizim şöyle bir Tofed var Türkiye Otobüsçüler Federasyonu, hem Sayın Genel Başkanı, hem ekibi, gerçekten çok kuvvetli. İsteklerimiz iletiliyor, hem hükümet cephesine, hem Bakanlık nezdinde iletiliyor. İsteklerimizi yaptırmaya çalışıyoruz. Belki, biraz evvel dedim konuşmamın başında bizde de hatalar oldu belki isteklerimizi iyi dile getiremedik. Ama biz sektör olarak kesinlikle eylem düşünen bir sektör değiliz. Yani biz eylem planlarıyla ne Hükümetin nede Bakanlıkların karşısına geçeriz, nede gideriz çünkü, ben o tür eylemlerle bir şey elde edildiğine inanmıyorum. Çünkü herkes medeni ortamda isteklerini dile getirebilir.
Yani, o tarz bir eylem değil de hani Hükümetin eyleme geçmesi açısından ..
Konuşuluyordu hani kontak kapanırsa şu olursa bu olursa, bizim hiç öyle şeylerimiz yok. Ama isteklerimizi sürekli götürüp, çünkü mantık çerçevesinde her şey, Hükümetin bütçelerine de bakarak bir ortak noktaya gelinileceğini düşünüyorum ben.
Bakalım süreç nasıl işleyecek. Haberlerinizi aktarmaya devam edeceğiz.
alıntıdır.