Archive for the ‘Ekonomi’ Category

Türk İnsanının En Büyük Hayali

Posted by: Dream   
Mayıs 13th,
2009

Masterındex Araştırmasının 10 Yıllık Verilerine Göre, Türk Halkının En Büyük Hayali Ev Almak.

MasterIndex araştırmasının 10 yıllık verilerine göre, Türk halkının en büyük hayali ev almak.
Araştırmaya göre, ev alma hayali özellikle 2005 yılından sonra tırmanışa geçiyor. Sonuçlar, sosyo-ekonomik statünün düştükçe ev alma isteğinin arttığını ortaya koyuyor. Ev almaya en istekli bölgenin Akdeniz, yaş grubunun ise 25 – 44 olduğu görülüyor.

MasterCard tarafından altı ayda bir düzenlenen ve Türkiye;nin kentsel nüfusunu temsil eden 11 il merkezinde 1.000 kişi üzerinde yapılan MasterIndex araştırmasının 10. yıl sonuçlarına göre Türk Halkı eline geçen fazladan parayla öncelikle ev almak istiyor.

Araştırma kapsamında görüşülen kişilere ellerine fazladan 40 bin TL geçse nasıl değerlendireceği sorulduğunda, 2005 yılında yüzde 23 olan “ev alırım” cevabının 2009 yılı başında yüzde 33;e çıktığı görülüyor. 10 yıldır ilk tercihten hiç düşmeyen “ev alırım” yanıtını ise borç ödemek (yüzde 22), eğitim (yüzde 17), sağlık (yüzde 16) için kullanmak ve otomobil almak (yüzde 15) izliyor.

Araştırma sonuçları yaş kırılımına göre incelendiğinde 20 – 24 yaş grubunda “ev alırım” yanıtını verenlerin oranı yüzde 22 iken, 25 – 29 yaş arasında yüzde 38;e, 30 – 34 yaş grubunda yüzde 35;e, 35 – 44 yaş grubunda ise yüzde 41;e çıktığı görülüyor. Yaş ilerledikçe ev alma isteği tekrar azalarak 45 – 54 yaş grubunda yüzde 35;e, 55 yaş üzeri grupta ise yüzde 29;a düşüyor.

“Elinize fazladan 40 bin TL geçse nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna ev alırım diyenlerin oranı, sosyo-ekonomik seviye düştükçe artıyor. A sosyo-ekonomik grupta ev almayı tercih edenlerin oranı yüzde 27,5 iken bu rakam B;de yüzde 31,7;ye, C1;de yüzde 32,6;ya, C2;de yüzde 33,6;ya, DE;de ise yüzde 35;e çıkıyor.

Yanıtlar bölgesel bazda incelendiğinde ise, Akdeniz Bölgesi yüzde 38;lik oranla ev alma isteğinde lider konuma geçiyor. Akdeniz Bölgesini yüzde 36 ile Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 35;le Marmara ve Ege Bölgesi, yüzde 31;le Karadeniz Bölgesi, yüzde 26 ile de son sırada İç Anadolu Bölgesi takip ediyor.

alıntıdır

İşsizlik çığ gibi

Posted by: Dream   
Nisan 6th,
2009

İşsizlik sigortası ile iş için başvuranların sayısı hızla artıyor.

TÜRKİYE İş Kurumu (İŞ-KUR) İzmir İl Müdürlüğü’ne işsizlik sigortası ile iş için başvuranların sayısı hızla artıyor. Geçen yılın ocak ve şubat aylarında iş için kuruma başvuranların sayısı 11 bin 882 olduğu halde bu yılın aynı döneminde 8 bin 43 kişi artışla 19 bin 925′e yükseldi.

14 BİN 422 KİŞİ SİGORTA ALMAYA HAK KAZANDI
Ekonomik krizin derin yaralar açtığı reel sektörde, fabrikalar üretime ara verip ya da kapısına kilit vurup, tüten bacalar sönerken; işsizlik sayısı her geçen gün artıyor. İzmir’de geçen yıla göre işsizlik sigortası için başvuranların iş arayıp, kayıt yaptırmak isteyenlerin sayısında artış olduğu görüldü. Türkiye İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğü kayıtlarına göre, işini kaybedip işsizlik sigortası için başvuranların sayısının 2008 yılı Eylül ayından, geçen Mart ayına kadar aylık olarak yükseldiği dikkat çekti.
Buna göre, işini kaybedip işsizlik sigortası için başvuranlar 2008 yılının Eylül ayında 1393, Ekim’de 1690, Kasım’da 2 bin 339, Aralık’da 2 bin 385, 2009 Ocak ayında 2 bin 582, Şubat ayında 4 bin 190 olarak kayıtlara geçti. 2008 yılı boyunca 18 bin 574 işçi işten ayrıldıktan sonra işsizlik sigortasından faydalanmak üzere Türkiye İş Kurumu’na başvurdu. Başvuranlardan 14 bin 422’si işsizlik sigortasından faydalanmaya hak kazandı.

İşverenlerin iş akidlerinin feshiyle ilgili İş Kurumu’na yapmak zorunda oldukları bildirimde de yükseliş oldu. Buna göre 2008 yılı Eylül ayında 3 bin 921, Ekim ayında 4 bin 561, Kasım ayında 4 bin 933, Aralık ayında 5 bin 114 işçinin iş akdinin feshi bildirildi. 2008′in sadece son 4 ayında 18 bin 529 işçinin iş akdi feshedilirken, sadece 2009 yılı Ocak ayında bu rakam 1 aylık 13 bin 977 oldu. 2009 Şubat ayında 5 bin 185 işçinin iş akdinin feshiyle ilgili olarak işverenler tarafından bildirim yapıldı. 2008 yılı boyunca toplam 58 bin 978 işçi için işveren iş akidlerinin feshi bildirimi yapıldı.

Türkiye İş Kurumu’nun rakamlarına göre geçen yıl İzmir’de toplam 76 bin 441 kişi iş için başvurdu. Bunlardan sadece 2 bin 985′i kurum tarafından işe yerleştirebildi. 2008 yılının Ocak- ve Şubat aylarındaki iş için kuruma başvuranların sayısı ise 11 bin 882 oldu. Bu iki ayda 611 kişi işe yerleştirildi. Bu yılın aynı dönemine baktığımız zaman iş arayanların sayısının yükselerek, 19 bin 925′e çıktığı görüldü. İşe yerleştirilenlerin sayısı da 560 kişide kaldı.

alıntıdır

‘İŞÇİ ÇIKARMAKLA IŞLER DÜZELMEZ’

Posted by: Dream   
Kasım 12th,
2008
Krizde hükümetten destek alabilmek için ilk fırsatta işçi çıkarmayı düşünen şirketleri Güngör Uras uyarıyor. ‘Bindiğiniz dalı kesmeyin!’ İşte Uras’ın yazısı:

Türkiye’de bazı şirketlerin patronları, konjonktürel dalgalanmalarda ve kriz dönemlerinde hükümetin desteğini sağlamak veya teşvik tedbirlerinden yararlanmak arayışında hemen “İşçi çıkarmak zorundayız/İşçi çıkarmaya başlıyoruz/İşçi çıkardık” söylemlerine başlarlar.

İşçi çıkarmak bir işverenin en son uygulamak zorunda kalacağı bir eylemdir. İşçi çıkaran bir işletme “kredibilitesini” kaybeder. Böyle bir işletmeye finans kuruluşları kredi veremez. Böyle bir işletmeye piyasa güven duyamaz.
İşsizlik ciddi bir sorundur ama, işçi çıkarmak daha ciddi bir sorundur. Çünkü işçi çıkarmakla işsiz kalanlar, iş sahibi olmanın güvencesiyle aile ve yaşam düzeyi kuranlardır. Tekrar iş bulmaları çok zordur.

İşçi çıkarma söylemleri ekonomide talebin hızla daralmasına neden olur. Talep daralması ise işçi çıkararak durumlarını kurtaracaklarını ümit eden işletmelerle birlikte tüm ekonomiyi üzer. Çünkü işini kaybeden işçi ölçüsünde piyasada talep daralır. Sadece o kadarla da kalmaz. İşini kaybetme korkusu yayılınca, insanlar genelde harcamalarını kısar. Bu davranış iç talebin büsbütün küçülmesi sonucunu verir.

Eski güzel günleri unutmayalım

Her işletmenin her yıl yüksek ölçülerle kârlılık gerçekleştiremeyeceği kabul edilirse ve ekonominin sürekli kriz baskısı altın da kalmayacağı, belli bir süre sonra normal üretim şartlarına dönüleceği dikkate alınırsa, işletmelerden, kaynakları elverdiği ölçüde işçi kısıntısından kaçınmaları beklenir.

İşçi çıkararak işler düzelmez. Kriz rüzgârı esmeye başlayınca, neyin ne olduğunu ve olacağını anlamadan ilk iş olarak işçi çıkarmaya başlamak yanlıştır.

Bizde işletmelerin bazılarında, üretimin işçi tarafından gerçekleştirildiği dikkate alınmaz. Üretimin tek başına sermayenin “ürünü” olduğu sanılır. Emek (işçi) katkısı olmadan katma değer yaratılamayacağı düşünülmez.
Şirketlerin kazançlı bilanço dönemlerin de bile işçiye ödenen fatura göze battığı için, bilançolarda kâr rakamı küçülmeye başlayınca, kârlılığı artırmanın tek yolunun işçi çıkarmak olduğu sanılır.

İşçisiz üretim olmaz

Gelirin, refahın kaynağı üretimdir. Üretim demek, katma değer yaratmaktır. Katma değer, bir malın veya hizmetin çıktı fiyatı ile girdi fiyatı arasındaki farktır. Katma değeri (1) Müteşebbis (2) Emek (3) Sermaye (4) Doğa bir araya gelerek yaratır. Bunların biri olmazsa, katma değer de yaratılamaz. Yaratılan katma değeri de bu 4 faktör aralarında (1) Kâr, (2) Ücret, (3) Faiz, (4) Kira olarak paylaşır.

Müteşebbis (işveren) olmazsa, katma değer yaratılamaz. Emek (işçi) iş bulamaz. Öte yanda da emek olmazsa, müteşebbis (işveren) katma değer yaratamayacağından kâr edemez.

Serbest piyasa ekonomisinde, “Kâr, zararın ortağıdır”. Kapitalist sistemde kâr ve zarar bir arada bulunur.
Tabii ki işletmelerin yaşaması kâr etmelerine bağlıdır. Tabii ki zarar eden işletme üretimini sürdüremez. Ama uzun yıllar üst üste kâr eden, yüksek kârlılıkla övünen işletmelerin kârlılıklarında “konjonktürel nedenlerle veya kriz nedeniyle” bir azalma veya kısa bir dönem için zarar tehlikesi ortaya çıktığında, ilk iş olarak işçi çıkarmaya başlamaları hem ekonomik hem moral bakımından kabul edilemez.

Bir işletme üretimini sürdüremeyecek şartlar içine girdiğinde, zorunlu olarak işçiler işlerini kaybedecektir. Ama henüz ekonomideki sorunlar hazmedilebilir ölçüdeyken, bazı işverenlerin “zamansız ve erken” işçi çıkarma söylem ve eylemi içine girmeleri yanlıştır.

Milliyet
alıntıdır

30 MİLYON DOLARLIK YATIRIM YASAYA TAKILDI

Posted by: Dream   
Kasım 11th,
2008
Adana OSB’de günlük 100 bin litre biyoetanol üretme kapasitesine sahip fabrika,Enerji Verimliliği Kanun Tasarısı yasalaşmadığı için 1 yıldır atıl durumda.
Mısır, buğday ve şekerpancarından üretilen ve benzine karıştırılarak petrol ithalatını azaltan biyoetanole uygulanan yüzde 2′lik Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) desteğinin yüzde 5′e çıkartılması isteniyor. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (ASOB) biyoetanol üretimi yapmak üzere 30 milyon dolarlık yatırımla yaklaşık bir yıl önce kurulan tesis de atıl durumdan kurtulmak için hazırlanan Enerji Verimliliği Kanun Tasarısı’nın yasalaşmasını bekliyor.
Tezkim Tarımsal Kimya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tezcan, biyoetanolün, mısır, buğday, kamış ve pancar gibi tarım ürünlerinden elde edilen temiz, renksiz ve benzinin oktan derecesini yükseltici bir katkı maddesi olduğunu söyledi. Tezcan, tesisi kurmaya, 2005/8704 sayılı bakanlar kurulu kararında yer alan etanolün benzinle yüzde 2 oranında harmanlanmasına Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) desteği sağlanmasının ardından karar verdiklerini anımsattı. Ardından ASOB’de biyoetanol üretimi yapmak üzere 2005 yılında 50 bin metrekare alan üzerinde son teknolojiyi kullanarak tesisin inşasına başladıklarını anlatan Tezcan, “ABD’li mühendislerin gözetiminde yaptığımız tesisi 2007 yılının aralık ayında tamamladık” dedi.
 
250 ton mısır işlenebiliyor

Tezcan, daha sonra Shell, Total ve Opet gibi dağıtım şirketlerine giderek tesisi üretime hazır hale getirdiklerini söylediklerini ifade etti. Dağıtım şirketlerinin de kendilerinden yüzde 2 oranındaki desteğin yüzde 5′e çıkarılmasını ve bunun da yasayla zorunlu hale getirilmesini talep ettiklerini anlatan Tezcan, şöyle konuştu: “Türkiye’de sadece Petrol Ofisi, rafinerilerden aldığı kurşunsuz benzine yüzde 2 oranında biyoetanol katıyor. Biyoetanol, benzine yüzde 10 oranında katılabiliyor. Biyoetanol üretiminin önündeki en büyük sorun halen benzine katılan miktarın ancak yüzde 2’sinin ÖTV dışı tutulmasıdır. Üreticiler olarak bizler dağıtım şirketlerinin talebi doğrultusunda benzine katılacak miktarın yüzde 5′inin ÖTV kapsamı dışına çıkartılmasını istiyoruz.”
Bu durumu hükümet yetkililerine de aktardıklarını kaydeden Ahmet Tezcan, 30 milyon dolarlık yatırımla yaklaşık bir yıl önce kurdukları tesisi atıl durumdan kurtarmak için hazırlanan Enerji Verimliliği Kanun Tasarısı Taslağı’nın yasalaşmasını beklediklerini belirtti.
Tezcan, bir yıldır yasanın çıkmasını beklediklerini ve bundan dolayı günde 250 ton mısır ve buğday işleme kapasitesine sahip tesiste üretim yapamadıklarını ifade ederek “Tesisimiz üretime geçtiğinde günde 100 bin litre biyoetanol üretimi yapabileceğiz” dedi.

Ahmet Tezcan, tesiste halen 30 personelin görev yaptığını, üretime başlamaları durumunda çalışan sayısını 50′ye çıkaracaklarını ifade etti.
 
Biyoetanol nedir

Mısır, buğday ve şekerpancarından üretilen biyoetanol, benzine karıştırılarak petrol ithalatının azaltılmasını sağlıyor. Akaryakıta karıştırıldığı için ÖTV uygulanan biyoetanolda yüzde 2 olan kullanım oranının yüzde 5′e çıkması halinde ithalatın 670 milyon dolar azalacağı vurgulanıyor. ABD, Çin, Brezilya ve Avrupa’nın petrol ikamesi olarak hedeflerini yüzde 15-30′lara çıkardığı bu ürüne Türkiye’de gerekli önemin verilmediği belirtiliyor. Biyoetanole gerekli önemin verilmesi halinde tarımsal ürünlerin destekleneceği, istihdamın artacağı ve yaratılan katma değerin 300 milyon doları aşacağı ifade ediliyor.

alıntıdır

DÖVİZ GÜNE NASIL BAŞLADI? IŞTE RAKAMLAR

Posted by: Dream   
Kasım 11th,
2008

İstanbul serbest piyasada dolar 1,5450 YTL, avro 1,9650 YTL’den güne başladı.

Kapalıçarşı’da 1,5430 YTL’den alınan dolar, 1,5450 YTL’den satılıyor. 1,9630 YTL’den alınan avronun satış fiyatı ise 1,9650 YTL olarak belirlendi.

Serbest piyasada önceki kapanışta doların satış fiyatı 1,5340 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,9650 YTL olmuştu.

alıntıdır

PİYASALAR HAFTAYA NASIL BAŞLADI?

Posted by: Dream   
Kasım 3rd,
2008
Borsa haftaya yükselişle başladı. İstanbul serbest piyasada dolar 1,5090 YTL, avro 1,9350 YTL’den satılıyor. Asya borsalarında da yükseliş var.

BORSA

İMKB Bileşik Endeksi birinci seansta, cuma günkü ikinci seans kapanışına göre 298.69 puan artarak 28.131,62 puan seviyesinde açıldı. Hisse senetleri, bu seviyede yüzde 1,07 değer kazandı.

DÖVİZ

İstanbul ve Ankara’da dolar, avro ve sterlinin alış-satış fiyatları, saat 09.30 itibariyle şöyle:

İSTANBUL ALIŞ SATIŞ
ABD Doları 1,5070  1,5090
Avro 1,9330  1,9350
Sterlin 2,4500  2,4600
     
ANKARA    
ABD Doları 1,5250  1,5500
Avro 1,9420 1,9750
Sterlin 2,4360 2,4950

DOLAR 1,5160 YTL, AVRO 1,9500 YTL’DEN HAFTAYA BAŞLADI

İstanbul serbest piyasada dolar 1,5160 YTL, avro 1,9500 YTL’den haftaya başladı.

Kapalıçarşı’da 1,5140 YTL’den alınan dolar 1,5160 YTL’den satılıyor. 1,9480 YTL’den alınan avronun satış fiyatı ise 1,9500 YTL olarak belirlendi.

Serbest piyasada Cuma günü kapanışta doların satış fiyatı 1,5500 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,9700 YTL olmuştu.

BANKALARARASI PİYASADA DOLAR KOTASYONLARI

Bankalararası piyasada dolar kotasyonları, en düşük 1,5100 YTL, en yüksek 1,5140 YTL seviyesinde bulunuyor.

Dolar kotasyonları saat 09.20 itibarıyla alışta en düşük 1,5030 YTL, en yüksek 1,5055 YTL, satışta en düşük 1,5100 YTL, en yüksek 1,5140 YTL seviyesinde bulunuyor.

ASYA BORSALARI DEĞER KAZANDI

Asya borsalarında endeksler yükselirken Hong Kong Borsası’nda Hang Sang Endeksi yüzde 5′den fazla değer kazandı.

Tokyo Borsası bugün, Japonya ulusal günü nedeniyle kapalıydı. Bu borsada işlemlere yarın yeniden başlanacak.

Hükümetlerin küresel finansal krize karşı aldığı önlemlerden cesaretlenen yatırımcıların alıma yönelmesi üzerine Asya borsasında endeksler yükselişe geçti.

Güney Kore’de hükümetin ekonomik durgunluğa karşı 11 milyar dolar tutarında yeni bir plan açıklaması, bu ülkede endeksin yüzde 2,5 oranında artmasına neden oldu.

Avustralya’da borsa yüzde 3,5 oranında değer kazanırken, Hong Kong Borsası’nda Hang Sang Endeksi 691,31 puan artarak 14.659,98 puana çıktı.

AA
alıntıdır

DOLAR HAFTAYA NASIL BAŞLADI?

Posted by: Dream   
Ekim 27th,
2008
Kapalıçarşı’da 1,7000 YTL’den alınan dolar 1,7020 YTL’den satılıyor. 2,1350 YTL’den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1370 YTL olarak belirlendi.

İstanbul serbest piyasada dolar 1,7020 YTL, avro 2,1370 YTL’den haftaya başladı.

Kapalıçarşı’da 1,7000 YTL’den alınan dolar 1,7020 YTL’den satılıyor. 2,1350 YTL’den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1370 YTL olarak belirlendi.

Serbest piyasada Cuma günü kapanışta doların satış fiyatı 1,6900 YTL, avronun satış fiyatı ise 2,1400 YTL olmuştu.

(AA)
alıntıdır

OTOMOTİVCİLER IŞTE BUNDAN KORKUYORDU!

Posted by: Dream   
Ekim 26th,
2008
100 TÜKETİCİNİN 60′ININ KREDİSİ REDDEDİLDİ
Duyduğuma göre, bankaların kredi verme konusunda isteksiz davranması, otomobil satışlarının düşmesinde etkili olmaya başlamış.
Geçen hafta bankalara otomobil kredisi almak için başvuran tüketicilerin birçoğu olumsuz yanıt almış. Geçmişte yüzde 5 ya da en fazla yüzde 10 olan kredi reddetme oranı, bugünlerde yüzde 60′lara kadar çıkmış. Yani bankalar, ototomobil kredisi başvurusunda bulunan her 100 kişiden 60′ına olumsuz yanıt vermiş. Bu büyük bir oran.
Satılan otomobillerin yüzde 75′inin krediyle alındığı göz alındığında, otomotiv sektörünü büyük bir tehlikenin beklediğini söylemek yanlış olmaz. Türkiye tarihinin en derin krizlerinden biri olan 2001 krizinde otomotiv sektörü, ihracat sayesinde ayakta kalmayı başarmıştı. Bugün ise tamamen farklı bir ortam var. Hem iç pazar hem de dış pazarın kapıları otomotive kapalı.

UFUK SANDIK- SABAH

alıntıdır

MİLYARLARCA DOLARLIK SANAL YALANLAR!

Posted by: Dream   
Ekim 23rd,
2008

Rakamlara bir noktadan bakıldığında ortaya çıkan değerler bizi yanıltabilir. Şimdi birkaç sanal ayıklamaya giderek krizin Türkiye üzerindeki gerçek etkilerine bakalım

İbrahim Kahveci‘nin köşe yazısı

Biz ne kadar krizdeyiz? Rakamlara salt bir noktadan bakıldığında ortaya çıkan değerler bizi yanıltabilir. Bu nedenle sanal rakamların ayıklanması gerekiyor. Şimdi birkaç sanal ayıklamaya giderek krizin Türkiye üzerindeki gerçek etkilerini çıkarmaya çalışalım.

Döviz piyasasında yaşanan sert yükselişler herkesin dikkatini çekiyor. Öncelikle doların Ağustos başında 1,15′den başlayan yüzde 50 yükselişi gerçek mi? YTL gerçekten bu kadar değer kaybetti mi?

Dolar 01 Ağustos günü avro karşısında 1,5557 değerinden işlem görürken dün itibari ile 1,2775 değerinden işlem görmekteydi. Kısaca dolar sadece YTL karşısında değil diğer ülke para birimleri karşısında da değer kazanıyor. Küresel fiyat hareketleri arındırıldığında (ki dolar ve avro sepetini alırsak) YTL’nin değer kaybı yüzde 50 değil yüzde 32 olarak görülmektedir.

Döviz piyasasını dengeleyen en büyük güç şüphesiz yerli vatandaşların döviz varlıklarıdır. Merkez Bankası henüz piyasaya müdahale etmediğini göz önüne alırsak yerlilerin davranışı çok daha öne çıkıyor. Gerçek ve tüzel (şirketler) kişilerin döviz varlıkları 01 Ağustos günü 106 milyar 866 milyon dolar ile en yüksek değer çıkmıştı. Oysa 10 Ekim tarihi itibari ile bu döviz stoku 14 milyar 493 milyon dolar azalarak 92 milyar 373 milyon dolara geriledi.

Türk halkı bu sürede bu kadar dövizi gerçekten sattı mı? Avro varlığımız iki tarih arasında nerede ise aynı kalmış. Buna rağmen sadece yurtdışı kur değişiminin etkisi ile avro stokumuzu dolar bazında ifade etmenin kaybı 6,2 milyar dolara ulaştı. Bu sonuca göre Türk halkı döviz piyasasına 14,5 milyar dolar değil 8,2 milyar dolar net satıcı olduğunu görüyoruz.

Hatırlatmak gerekir ki doların değer kaybı devam ettiğinden son on günde döviz varlıklarımız 2,3 milyar dolar daha sanal olarak düşecektir.

Gerçek ve tüzel kişilerin döviz varlıklarının dolar olarak ifade edilmesinden doğan sanal kayıplar benzer şekilde Merkez Bankası döviz stokunda da yaşanıyor. Avro varlıkların dolar bazında değer kaybetmesi Merkez Bankası döviz rezervini sanal olarak düşürmektedir.

Bu hesaplama yöntemini diğer tüm dövizli işlemlerinde de ortaya çıkarabiliriz. Örneğin dolar bazında ifade edilen cari açığımız petrol fiyatının düşmesi yanında sanal olarak da düşecektir. Dış ticaretimiz dolar bazında daralacaktır. Dış borcumuz dolar bazında azalırken YTL bazında artacaktır.

Aslında bir gerçek var ki dolar bazında ifadelerin avantaj ve dezavantajları şimdi tersine dönüyor. Milli Gelirimiz dolar bazında çok daha büyük düşüş gösterince bu gerçeği daha iyi anlayacağız.

Ekonomiye sanal katkılar bitti…

(Yeni Şafak)
alıntıdır

DOLAR IKİ GÜNDÜR NİYE ARTIYOR?

Posted by: Dream   
Ekim 22nd,
2008
TÜRKİYE’DEN ÇIKAN YABANCI SERMAYE MİKTARI 14-15 MİLYAR DOLARI BULDU
Kesin rakamın henüz bilinemediğini kaydeden bankacılar, buna karşılık tahminlerinin bu seviyede olduğunu, bunun da 1.5 ay için çok önemli bir çıkış miktarı olduğunu kaydediyorlar.
Bu çıkışın ne zaman gerçekleştiğine gelince.. Bunun hemen hemen yarısının eylül ayında çıktığı, geriye kalanın da bu son 20 günde gerçekleştiğini kaydediyorlar.
Son günlerde, özellikle son iki günde döviz çıkışının o kadar hızlı olmadığını, buna karşılık kurların son iki günde çok hızla yükseldiğini kaydeden bankacılar bunun bir birikim sonucu olduğunu kaydediyorlar. Yani belirli bir çıkış rakamına ulaşılıp, piyasalar darlaştıkça artık küçük döviz talepleri bile kurları aşırı oynatabiliyor. Aslında tam tersi olup piyasaya küçük bir giriş olduğunda da kurlar eskisinden daha hızlı aşağı gelebiliyor. Bu da kurlardaki dalgalanmayı artırıyor, küçük hareketlere bile çok daha duyarlı hale getiriyor.
Kurlardaki hızlı artış konusunda birçok faktörün bir araya gelmesini gerekçe gösteren bankacılar, daha önce kurlar yükselirken döviz satan halkın son iki gündür bundan vazgeçmesi üzerine kurların iyice hızlandığını kaydediyorlar.
İşte bankacıların son iki günde kurlardaki hızlı yükseliş için söyledikleri bazı gerekçeler:

TOPLAM ÇIKIŞ RAKAMI BÜYÜDÜ: Bankacılar son iki günde fazla çıkış olmadığını ama artık birikimin iyice büyüdüğünü söylediler. Bu kadar üst üste çıkış yaşanıp da hiç girişin olmadığı bir dönem yaşanmadığını kaydeden bankacılar, belirli bir çıkan döviz birikimi oluştuğunu, döviz likiditesinin daraldığını, dolayısıyla küçük çıkışlarda bile hızla arttığını söylüyorlar.

BOTAŞ’IN DÖVİZ TALEBİ: Geçen hafta ortasında Botaş’ın Rusya’ya yaklaşık 1 milyar dolarlık ödeme zamanı gelmişti. Botaş’ın Ankara Doğalgaz dağıtım şirketinin satılması nedeniyle gelecek dövize, belediye borcuna karşılık el koyma niyetinde olduğu, bu nedenle gerekli döviz birikimini hazırlamadığı öğrenildi. 500 milyon dolarlık dövizi bulan Botaş, geriye kalan 500 milyon dolar için Ankara Belediyesi’ne bu paranın gelmeyeceği anlaşılınca, acil döviz bulmak için piyasaya çıktı. Tek seferde bu dövizi bulamayacağını anlayınca birkaç günlük döviz kredisi aldı. Yani geçen hafta yaptığı ödeme nedeniyle aldığı krediyi kapatma zamanı bu haftaya geldi. Bu nedenle son iki-üç günde Botaş piyasadan yüklü miktarda döviz topladı.

TÜREV İŞLEMİ SEVEN BIYIKLILAR: Son iki günde kurlardaki büyük artışta, evvelden beri türev ve opsiyon işlemlerini sevmesiyle tanınan, bazı “bıyıklı yabancılar”ın etkili olduğu da belirtiliyor. Türev piyasalardaki risklerin bir bölümünü dengelemek için bu kişilerin piyasaya girerek yüklü döviz alımları yaptıkları belirtiliyor. Sığlaşan piyasada bu taleplerin etkisinin büyük olduğu söyleniyor.

HALK DÖVİZ SATIŞINI KESTİ: Kurlardaki yükseliş üzerine, özellikle daha önceden yüksek kurlarla döviz satın almış bulunanların, satışa geçtikleri biliyordu. Geçen hafta bile bu satışlar devam etti. Döviz tevdiat hesaplarında geçen hafta sonu itibariyle erime 10 milyar doları buldu. Ancak kurlardaki artış hızlanınca hafta başından itibaren halkın döviz satışının durduğu öğrenildi. Bankacılar, daha önce de bu tür eğilimleri gördüklerini, hızla yükseliş göründüğünde, “nasıl olsa daha da artar” diye halkın elindeki dövizi satmaktan şimdilik vazgeçtiğini söylüyorlar. Kurlardaki artış beklentisi sona erdiği takdirde, halkın yeniden döviz satmaya başlayabileceği ama artık satışların eskisi kadar fazla olmasını beklemediklerini ifade ediyorlar.

HEDGE FONLARDA ÇÖZÜLME: Tüm dünyada hedge fonlarda bir çözülmenin olması, yerel paralara karşılık döviz talebini artırıyor. Aslında geçen hafta hedge fonların satışları çok yüksekti, bu hafta başında çok fazla görülmedi. Ama geçen hafta başlayan kurlardaki yukarı trendi tetikleyen hedge fonların satışlarıydı. Bu satışların döviz likiditesini daraltmaktaki etkisi büyük oldu. Hedge fonların Türk kâğıtlarındaki riskleri tam olarak bilinemiyor ama başka ülkelerdeki riskler çözüldüğü zaman bile bu Türkiye’yi etkileyebiliyor. Son iki-üç günde önemli bir hedge fon çıkışı görülmedi ama bundan sonra olmayacağı anlamına gelmiyor. Ne zaman hangi hedge fonun çıkacağı bilinemiyor.

İFLAS RİSKİ (SDS’LER) ÇOK ARTTI: Kurlardaki yükselişin bir nedeni de iflas riski olarak niteleyebileceğimiz SDS’lerdeki yükseliş. Bir ülke ya da şirket uluslararası piyasaya çıkardığı tahvile bir faiz ödüyor, bunun üzerine ülkenin iflas riski biniyor. Uluslararası piyasalarda bu SDS dediğimiz iflas riski farkları için grafikler çizilip, sürekli takip ediliyor. Bankacılar, artık özel sektör borçlarının da nasıl olsa devletler bu riski üstleneceği için ülke riski olarak algılandığını, bu nedenle SDS’lerin çok hızla büyüdüğünü söylüyorlar. Tüm gelişmekte olan ülkeler için bu risk oranlarının büyüdüğünü, Rusya’nın piyasaları kapalı tuttuğu için risk oranı yüzde 850′lere kadar yükseldiğini kaydeden bankacılar, Türkiye’nin SDS oranının da 600′lere geldiğini belirtiyorlar. Bunun gelişmekte olan ülkeler konusunda panik yarattığını, bir piyasadaki kötüleşmenin diğer piyasalara da yansıdığının bir örneğinin daha yaşandığını kaydeden bankacılar, SDS oranlarındaki hızlı büyümenin, doğrudan olmasa da yarattığı panik havası nedeniyle kurları ateşleyen bir unsur olduğunu söylediler.

IMF İLE ANLAŞMADA BELİRSİZLİK: Piyasalardaki tedirginliğin büyümesi, dövize olan talebi de artırıyor. Yani ihtiyaçları olmayanlar da dövize yatırım yapmaya çalışıyorlar. Bunun en önemli nedenlerinden biri belirsizliğin sürmesi, IMF ile anlaşma konusunda hükümetin bir türlü karar verememesi. IMF ile anlaşma yapılacağı açıklandığı takdirde tedirginliğin azalacağı ve bunun hemen döviz talebine, dolayısıyla kurlara yansıyacağı belirtiliyor.

ERDAL SAĞLAM- REFERANS
alıntıdır

« Previous Entries    |    


                                     
>>>>>HeadMy<<<<< cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.
Online Saya
toplist
Hayvanlar Alemi site ekle

Site Ekle

mirc indir Taxi-Love: rencontre par webcam, rfrencement annuaire, topliste 100% gratuit Top Real Estate Agents Click to Vote - Top 300 Jpop Sites! Pixel Rating JunkyTopsites Harry Potter Topsites Fundamental Christian Topsites Toplist