| CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ”Şimdi bir maç vesilesiyle Türkiye, Ermenistan ile yeni bir ilişki düzeni içine girme maksadındadır. Azerbaycan’a zarar verecek her hareketten hükümetin uzak durmasını isterim” dedi. Baykal, CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ”Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermenistan’a yapmayı planladığı ziyaret kamuoyunda tartışılıyor. Sayın Başbakan ziyarete Dışişleri Bakanı’nın da katılacağını söylemişti. Siz de maçı izlemek için Ermenistan’a gidecek misiniz, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Baykal, bu durumun bir süreden beri hazırlanmakta olan yeni bir politikanın eseri olduğunu söyledi. Topluma şimdi bu politikayı kabul ettirme aşamasına gelindiğini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:”Şimdi bir maç vesilesiyle Türkiye, Ermenistan ile yeni bir ilişki düzeni içine girme maksadındadır. Bugüne kadar bizim Ermenistan’a karşı izlediğimiz politika niçin öyle şekillenmişti? Yani niçin Ermenistan ile ilişkilerimizde bizim belli bir dikkat, mesafe ve talep içerisinde durmamız zorunlu sayılmıştı? Ermenistan ile neden Azerbaycan ile kurduğumuz ilişkiyi kurmamıştık, neydi bunun gerekçeleri? Gördüğümüz üç temel gerekçe var. Bir; Ermenistan, Türkiye’nin daha ulusal sınırlarını tanımış değildir. Türkiye’nin toprak bütünlüğü Ermenistan tarafından kabul edilmiş değildir. İki; Türkiye’ye karşı soykırım iddiasını Ermenistan bütün olanaklarıyla desteklemektedir, takip etmektedir. Üç; Ermenistan, Azerbaycan topraklarını, Yukarı Karabağ’ı işgal etmiştir, bu işgal fiilen devam etmektedir. Bu ‘işgal’ sözü, bizim değerlendirmemiz değildir. İlgili tüm uluslararası kuruluşlar, BM’den AGİT’e kadar tüm kuruluşların ortak nitelemesidir. Azerbaycan toprağı, Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. Biz de bu tablo karşısında demekteyiz ki Ermenistan’a, ‘Seninle komşuluk ilişkilerimizi geliştirmek isteriz ama bir bekleyişimiz var; Türkiye’nin ulusal sınırlarını tanıdığını beyan edeceksin, soykırım iddiasından vazgeçeceksin, Yukarı Karabağ’daki işgaline son vereceksin, onu bir an önce ortadan kaldıracak müzakerelere gireceksin.’ Bu üç talebe de Ermenistan ‘hayır’ demiştir ve demektedir. Bu defa Türkiye’ye dostlarımız, müttefiklerimiz, büyük ülkeler, ‘Sen büyüksün, aldırma; Sen Yukarı Karabağ işgalini görmemezlikten gel, soykırım iddialarını duymazlıktan gel, sen yürü cumhurbaşkanı düzeyinde -daha ortada dışişleri bakanı düzeyinde bir gezi yok, başbakan düzeyinde bir gezi yok, doğru dürüst karşılıklı diplomatik bir ilişki yok- tepeden inme bütün bu pozisyonu ortadan kaldıracak hamle yap. Sen Erivan’a git, birlikte maç izleyin, oturun konuşun’ diyor.”Baykal, dış politikanın böyle ”ahbap-çavuş” ilişkileriyle gitmeyeceğini ifade ederek, izlenen politikaların ciddi nedenleri olduğunu kaydetti.
ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ’UN SÖZLERİ
Deniz Baykal, gazetecilerin sorusu üzerine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un devir teslim töreninde yaptığı konuşmayla ilgili dile getirdiği, “Sözlerin artık etkili olmadığı görülüyor” şeklindeki değerlendirmesine açıklık getirdi.
Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasının toplumda büyük bir ilgiyle karşılandığını belirten Baykal, Başbuğ’un konuşmasında, Türkiye’nin bir ulus devlet ve laik devlet olarak varlığını sürdürmesi konusundaki anlayışını ifade ettiğini kaydetti. Baykal, “Bu ısrarlarıyla, bu anlayışıyla ilgili toplumda bir tartışma çıkmış olması gerçekten çok üzüntü vericidir. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’nin ulus devlet kimliğini reddetmek isteyen pek çok çevre vardır. Laik devlet kimliğinden tedirgin olan çevreler vardır. Onlar bu anlayışlarını yansıtmışlardır” dedi.
Kendisinin dikkat çekmek istediği noktanın farklı olduğunu dile getiren Baykal, şöyle konuştu: “Bu söylenenlerin tümünün çok önemli, çok haklı, çok doğru olduğundan hiçbir kuşku duymuyorum ama Türkiye’de şöyle bir tablo var; devletin çok önemli kurumlarının sözcüleri, devletimizin çok temel konularıyla, sorunlarıyla ilgili düşünceler ortaya koyuyorlar fakat bu düşüncülerin gereği yerine getirilemiyor. Bu tür konuşmalar yönlendirici, etkili, belirleyici olmak için yapılır. Konuşulan konuya baktığımız zaman, fevkalade önemli böyle bir konuda çok temel görüş ayrılıklarının devlet katında ortaya çıkması çok şaşırtıcı olur.”
“BU, DEMEK DEĞİLDİR Kİ ASKER GELSİN DARBE YAPSIN, MÜDAHALE ETSİN”
Orgeneral Başbuğ’un konuşmasında bölücülükten, terörden ve laikliğe tehdit oluşturan gelişmelerden şikayetçi olduğunu hatırlatan Baykal, buna rağmen bu alanların tümünde kaygı verici gelişmelerin yaşanmaya devam ettiğini ifade etti. Yapılan doğru değelendirmelerin, samimi açıklamaların mutlaka etkili olması gerektiğini vurgulayan Baykal, “Genelkurmay Başkanı bir tehditle ilgili gelişmeleri dikkat çekmişse, o tehdidi besleyen unsurların artık besleyemez hale gelmesi lazım. Etkili ve doğru konuşmaların mutlaka olumlu sonuçlanması lazım. Eğer olumlu sonuçlanmazsa, hayal kırıklığı yaratır, hüsran ve sıkıntı olur” şeklinde konuştu.
“Bu demek değildir ki, asker gelsin müdahale etsin, darbe yapsın” diyen Deniz Baykal, Türkiye için darbe dönemlerinin kapandığını, askeri müdahalenin söz konusu olamaycağını söyledi. Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bu sözlerin gerçekleri değiştirmeye yetmediğini belirten Baykal, “Benim sözlerimin muhattabı o konuşmayı yapan kişi değildir. Türkiye’de hayatı ve gelişmeleri değiştirebilecek olan, başta hükümet olmak üzere herkestir. Çok önemli devlet yetkilileri, çok doğru şeyler söylüyorsa, bunlar gelip geçiyorsa ve gelişmeler bunların tam tersi istikametteyse, bunun düşünülmesi lazım” şeklinde konuştu.
ŞABAN DİŞLİ HAKKINDAKİ İDDİALAR
Deniz Baykal, AK Parti Genel Başkan Yardımıcısı Şaban Dişli’nin rüşvet aldığına dair belgenin CHP tarafından açıklandığını, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir rüşvet iddiasının belgeli olarak ortaya konulduğunu savundu. Bu belge ve iddia karşısında kimsenin harekete geçmediğini ifade eden Baykal, “Peki şimdi sormak lazım, ne oldu? Bu konuda ne yapıldı? Savcılar harekete mi geçti, dosya mı hazırlandı? Bunun yığınla tarafı var. Belediyeyle, başka şirket yöneticileriyle ilgili tarafı var. Siz
söyleyin, kanıtlayın, belgeleyin, ondan sonra da bekleyin. Bu ciddi bir krizdir, böyle bir şey olmaz. Bu olursa, hukuk belli noktalarda işlemez demektir. Partinin genel başkanı ‘Hortumları kestik, yolsuzlukların hesabını herkesten sorarız’ diyor. Ne yaptın? Ortada hiçbir şey yok? Belgeli bir yolsuzluk iddiası var, gereği yapıldı mı, yapılması talep ediliyor mu? Bu konuda bir toplumsal talep içinde miyiz? O da değil, artık alıştık. Yolsuzluk iddiaları ortaya atılır, hatta kanıtlanır, gereği yapılmaz. Bu yanlış. Ben buna alışmak istemiyorum” şeklinde konuştu.
BAKANLAR KURULU DEĞİŞİR
AK Parti’nin laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunun, Anayasa Mahkemesi kararı ile tescillendiğini savunan Deniz Baykal, şöyle konuştu: ”AKP, Türkiye’de iktidar partisi. Bu parti hakkında, bizim Anayasamızın en önemli ilkesi bakımından karşılıklı çatışma durumu olduğunu Mahkeme hükme bağlamıştır. Bu, yaşanan sorunların çözümünü sağlamış değildir. Adını koymuştur, tarif etmiştir, sorunu incelemiştir. Türkiye’deki laiklik krizini çözmemiştir. Laiklik krizi olduğunu hukuken tespit etmiştir. Bunun çözülmesi lazım. Bunun tek çözümü vardır; AKP iktidarı der ki ‘Laikliğe karşı eylemlerin odağında bir parti olmaktan vazgeçeceğim’. Bunu açıkça ilan eder, etmez. Topluma, hukukçulara, kamuoyuna dedirtir ki ‘Evet, AKP, Anayasa Mahkemesi kararından sonra laikliğe karşı eylemlerin odağında olmaktan çıkmıştır. Bu kanaati bize verir ve Türkiye krizden kurtulur. Şimdi böyle bir tablo var mı? Hayır, böyle bir şey yok. Mahkeme böyle bir karar verdi, Başbakan çıkıp, ‘Hayır, laikliğe karşı eylemlerin odağında değiliz’ demedi. Bu hükme götüren dayanak noktaları neyse onlar ortadan kaldırılır. Mesela Bakanlar Kurulu değişir. Bu hükmü ortaya çıkaran unsurlar neyse onlar değiştirilir, ortadan kaldırılır. Kadrolaşma mı yapılmış, yapanlar izale edilir.”
ULUSAL PROGRAM VE ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ
CHP’nin Ulusal Program kapsamında yapılması düşünülen Anayasa değişikliklerine destek verip vermeyeceğinin sorulması üzerine Deniz Baykal, şöyle devam etti:
“Biz Anayasa’nın temel felsefesine yönelik bir değişiklik ihtiyacı içerisinde değiliz. Anayasa’yı uyduralım AKP’ye, hayır. AKP’yi Anayasa’ya uyduralım. Türkiye’yi AKP’ye uyduralım, hayır. Türkiye herkesten büyüktür. Siyasi partiler, iktidarlar bugün vardır, yarın yoktur. Kalıcı olan Türk milletidir, Türkiye’nin Anayasası’nın temel özüdür. Anayasa’yı ihlalden suçlu bulunan bir çoğunluğa Anayasa değişikliği yaptırmak yanlış olur. Türkiye’nin sorunu, hiçbir şekilde AK Parti’nin tercihlerine yardımcı olacak bir anayasa değişikliği yapmak değil.”
alıntıdır. |