Boş zamanlarınızı değerlendirin.

Posted by: Edition  :  Category: Hobi

Vakti öğrenmek için kendi yaptığınız bir saate bakmak çok eğlenceli olmaz mı? Yağlı boya malzemelerinizi birkaç küçük aletle birleştirerek hem sanat kokan hem de oldukça kullanışlı bir obje ortaya çıkaracaksınız. Her ressam böyle bir saate sahip olabilir! Resim malzemeleri satan herhangi bir yerden alabileceğiniz tahtadan bir paleti kullanarak kolayca yapabileceğiniz bu saat, arkadaşlarınız için çok alışılmadık ve renkli bir hediye de olacaktır.

      Rakamlar yerine kullanılan boya öbekleri bu saatin yüzeyinin en temel özelliğini oluşturur, bunları istediğiniz kadar parlak yapmanız mümkündür. Renkleri saf halleriyle ya da farklı karışımlar yaparak kullanmaksa tamamen sizin tercihinize kalmıştır. Buradaki çalışmada boya, gerçekçi bir görünüm yaratabilmek için spatulayla uygulanmışsa da bunun için fırça kullanılması da mümkündür.

Saat mekanizması
      Piyasadan uygun bir saat mekanizması bulup satın alabileceğiniz gibi, ucuz bir saat alıp bunun mekanizmasını da kullanabilirsiniz. Bazı saat mekanizmaları üzerinde askı da bulunur eğer sizinkinde bulunmuyorsa aşamaları takip ederek kendi askınızı yapabilirsiniz.

Malzemeler

  • Tahta palet
  • Paletin boyutlarına uygun bir kopya kağıdı
  • Kalemler; HB ve H
  • Pergel
  • Tahta bir takoz
  • Matkap
  • Zımpara yapmak için bir tahta parçası
  • Orta kalınlıkta zımpara kağıdı
  • Ahşap yapıştırıcı
  • Küçük dekorasyon fırçası
  • Su bazlı beyaz duvar boyası
  • Asma halkası ya da tel
  • Yapışkan askı
  • Saat mekanizması
  • 11 renk akrilik boya (istediğiniz renklerde)
  • Tutkal
  • Akrilik cila

    Saati dekore etmek
          Palet artık boyanmaya hazır hale geldiğinden, projenin en sanatsal kısmını yapmaya başlayabilirsiniz. Saf beyazla hazırlanacak arka plan, akrilik boya öbeklerinin en iyi şekilde görünmesini sağlayacaktır.

    Uzman tavsiyesi
          Beyaz boyayı sulandırın sonuçta, fırça izlerinin görünmeyeceği pürüzsüz bir yüzey elde etmek için, paleti boyamadan önce su bazlı beyaz boyayı sulandırın. Bunun için, boyayı küçük bir kısmını ayrı bir karıştırıcıya boşaltın ve krem kıvamı alıncaya dek içine su ekleyin. Bu boyayı paletin üzerine, kurumasını bekledikten sonra üç ya da dört kat sürün.

          Paletin kopyasını çıkarın. Bir parça kopya kağıdını palet üzerine yerleştirerek paletin kopyasını çıkarın. Saat üç konumunda bulunan parmak deliğini ölçü alarak saatin merkezini işaretleyin. Pergel kullanarak saat işaretlerinin konumlarını belirleyen bir daire çizin. Boya öbeklerinin yerini belirleyin. Çıkardığınız kopyayı paletin üstünde tutarak, saat üzerindeki rakamları temsil edecek boya öbeklerinin pozisyonlarını belirleyip, şekillerini çizin. Eğer isterseniz paletin kenarına iki resim fırçası koyup kopyalarını çıkarın.

          Merkeze matkapla delik açın. Kopya kağıdını üzerinden alarak, paletinizi saat mekanizmasının yerleşeceği deliği açmak için hazırlayın. Hatayla masanızın da delinmesi riskine karşı paletinizin altına tahta bir takoz yerleştirin. Ahşabınızın yarılmaması için önce küçük bir delik açıp ardından deliğin boyutunu istediğiniz ölçüde büyütün.

          Askı yapın Eğer saat mekanizmanız üzerinde bir asma düzeneği bulunmuyorsa sizin yapmanız gerekecektir. Bunun için, mekanizmanızla aynı kalınlıkta ve paletle hemen hemen aynı uzunlukta bir tahta parçası kesin. Bu parçayı yapıştırmak için paletin arkasını zımparalayın. Ahşap yapıştırıcıyı kullanarak paletin arkasında oluşturacağınız çizgiye parçayı yerleştirin ve kurumaya bırakın. Yüzeyi boyayın Sulandırılmamış beyaz boyayı, küçük dekorasyon fırçasını kullanarak yatay el hareketleriyle boyayın. İlk kat kuruduktan sonra pürüzsüz ve mat bir beyaz yüzey elde edene kadar farklı yönde fırça darbeleriyle birkaç kat daha boya uygulayın.

          Arkalı önlü yapışkanı yerleştirin. Paletin arkasına yapıştırdığınız tahta parça üzerine asma halkalarını ve teli takın. Saat mekanizmasını palet üzerine yapıştırmak için, arkalı önlü yapışkan kullanın. Doğru konumu bulmak için, bu yapışkanı önce saat mekanizması üzerine yapıştırın… Mekanizmayı palet üzerine yapıştırmak için tutkal ya da çift taraflı bant da kullanılabilir. Boyanacak alanların kopyasını çıkarın. Kopya kağıdının arkasını çevirerek HB kalemle şekillerin üzerinden geçin. Kopya kağıdını palet üzerine düz konumda yerleştirerek şekillerin üzerinden bu kez de H kalemle geçin. Elde edeceğiniz çizgilerin her rengin konumunu belirleyecek ölçüde net olmasına dikkat edin.

          Renkleri oluşturun. Kıvamını oldukça koyu tutacağınız boyaları ister fırça ister spatula kullanarak ve istediğiniz renk sırasıyla palet üzerine uygulayın. Sonra da kurumaya bırakın. Fırçaları yapıştırın Fırçaların palete yapıştırılabilmeleri için yuvarlak saplarının bir yanının hafifçe düzleştirilmesi gerekir. Fırçaların bir yüzeyini zımpara kağıdıyla ovaladıktan sonra tutkalla palete yapıştırın. Saati cilalayın Son olarak küçük dekorasyon fırçasını kullanarak akrilik cilayı uygulayın, cilayı iki kat sürerek her bir katın kurumasına izin verin. Son kat cila da kuruduktan sonra saat mekanizmasını yerine yerleştirin.

    Saatin tamamlanmış hali
    Pratik sonuç: Saatin yüzeyi beyaza boyandıktan sonra akrilik cilayla kaplanarak, sonuçta silinebilir bir yüzey elde edildi.
    Renklendirilmiş rakamlar: Farklı renkteki akrilik boyalar, saat yüzeyindeki rakamların yerini almıştır. Bunların üstü de cilayla kaplanmıştır.
    Son rötuş: Paleti gerçek bir stüdyo malzemesi gibi gösterebilmek için son bir dokunuş olarak saatin yüzeyine iki resim fırçası yapıştırılmıştır.

  • Hobi rehberi.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Evinizde birşeyler yaratmak istiyorsanız size gerekli olan malzemeleri nereden bulacağınızı da bilmeniz gerekiyor.

    Verniği kaç kat sürüyorsunuz?
    Yapılan çalışmaları ısı, nem gibi dış faktörlerden koruyabilmek için verniklemek zorundayız. Piyasada yakın döneme kadar su bazlı ve sentetik olmak üzere iki çeşidi bulunan verniğe yeni bir tür daha eklendi: 100 kat vernik. Ürünü henüz tanımaya fırsat bulamayanların, “Üst üste yüz kat vernik mi sürülüyor?” diye sorduklarını duyar gibi oluyorum. Bu yeni vernik türüne bu ismin verilmesinin asıl nedeni, ikili solüsyonun karıştırılması sonucunda katılaşan malzemenin cam dayanıklılığına sahip bir doku oluşturması. Ürün, hem görünüm hem dış etkenlere karşı dayanıklılık açısından ileri bir teknolojiye sahip. Bu ikili solüsyondan biri reçine, diğeri ise sertteştirici. Genel formüle göre 2 ölçü reçineye l ölçü sertleştirici katılıyor. Ürünün bir diğer özelliği de yüksek ısılara dayanıklı, çizilmeyen ve yüksek parlaklık düzeyine sahip olması. Vernik, hemen hemen tüm yüzeylerde kullanılabiliyor ve yerli, yabancı birçok firma tarafından üretiliyor. Sağlıklı bir uygulama için talimatnamesi dikkatle okunması gereken ürünün yalnızca iyi havalandıtılmış, tutuşturucu madde, çocuk ve evcil hayvanlardan arındırılmış bölgelerde maske ile çalışılması gerekiyor.

    Uygulama ise şu şekilde gerçekleştiriliyor:
          Reçine ve sertleştiricinın tamamen karıştığına emin olduktan sonra vernik uygulama yapılacak zemine düzgün bir şekilde dökülüyor, 100 kat vernik dört tarafı yükseltilmiş tepsi gibi objelerde daha rahat kullanılabiliyor, çünkü fırçaya gerek kalmadan objenin zemini sağa ve sola eğilerek malzemenin köşelere kadar ulaşması sağlanıyor. Ürün genellikle iki gün sonra çizilmez bir yüzeye sahip oluyor. Ancak, kurumasını beklerken, objeyi düz bir zemine yerleştirip üzerine tozlardan korunması için koruyucu çadır kurulması tavsiye ediliyor.

          Koşuyolu Hobi Merkezi, Tel: (0216) 326 78 15.

    Birbirinden şık sabunlar
          Sabun yapımına başlamak istiyorsanız, son derece şık ve pratik projeler sunan Linda Orton’un “Soapmaking For The First Time” isimli kitabını edinmenizi öneririz. Orton, anlaşılması kolay bir dille kaleme aldığı eserinde basit kalıp kullanımından güzellik sabunlarının reçetelerine kadar birçok ilginç konuyu sizlerin ilgisine sunuyor.

          Sterling, Unda Orton, 112 sayfa, 19.95 $. Bilgi için: www.amazon.com

    Tiryakilik yaratacak bir adres
          www.kosuyoluhobi.com sitesine bir göz atmanızda yarar var. Safir Web Projelendirme ve Tasarım firmasınca tasarlanan siteden ister Türkçe isler İngilizce faydalanabilirsiniz. Bu adreste ahşap, takı, tekstil, resim, mum, stroke, kumaş boyama konularına yönelik püf noktalarından tamamlanmış projelere, makalelerden yarışmalara. anketlerden soru-cevap köşesine kadar çeşitli bölümler ve yararlı bilgiler bulabilirsiniz. Hatta zaman zaman hediyeler bile kazanmanız söz konusu.

    Kendi sabunlarınızı tasarlayın
          Hazır sabun kalıplarını benmari şeklinde eritin. Ancak, bu işlem sırasında asla ocağın başından ayrılmayın ve çocuklar ile evcil hayvanları çalışma alanınızdan uzak tutun. Bu uygulamayı mikrodalga fırında da gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için sabunları önce yüksek ısıda 40 saniye, daha sonra ise 10′ar saniye aralıklarla ısıtıp sıvı hale getirin. Erittiğiniz sabunu plastik kalıplara dökmeden önce 1-2 dk bekletirseniz kalıba da zarar vermemiş olursunuz. Bekleme sırasında bıçağın ucuyla gıda boyası katarak karışımı renklendirebilirsiniz. Aynı zamanda su bazlı parfümleri de çalışmanıza ilave edebilirsiniz. Çalışmanızı kalıptan kolay çıkarabilmek için kalıbınızı önceden ayçiçekyağıyla yağlayın. Sabununuzun çabuk soğumasını istiyorsanız buzdolabında 2-3 dk tutabilirsiniz. Ancak buzdolabında daha uzun kalmamasına dikkat edin, aksi halde yüzeyde çatlaklar oluşabilir. Sabunun rengini opaklaştırmak için süt tozu kullanabilirsiniz.

          Son olaraksa sabunun içine çiçek, boncuk, deniz kabuğu ya da kahve çekirdekleri katarak çalışmanızı dekoratif hale dönüştürebilirsiniz. Kullandığınız ham malzemenin hijyeninden ve üretim koşullarından emin olmadıkça sabunları yalnızca dekoratif amaçlı kullanmanızı öneririz.

    Bitkilerden hayata yolculuk
          Emine Nur’un takı tasarımlarını “altmışın üzerinde bitkiyi konu alan bir koleksiyon” şeklinde tanımlamak çok da yeterli değil. Nur, her biri ayrı bir hikayeye sahip olan takılarını tasarlamaya nasıl başladığını şöyle özetliyor: “Uzun yıllar önce, İstanbul’da yaşarken, huzursuzluğumun neden kaynaklandığını hiç anlamazdım. Sonra doğa içinde geçen zamanlarda nefes alabildiğimi farkettim.

          Bana ‘Bıkmadın mı çiçek, yaprak yapmaktan?’ diye soruyorlar. Hiç bıkılır mı? Her bitki yeni bir renk coşkusu. Bıkmak ne kelime, doğa doyamadığım bir kaynak. Ben haddimi ona bakarak bilirim. Çünkü doğanın düş gücü beni hep aşar. Bu nedenle dünya denen botanik bahçesini gerçekçi bir tavırla yorumlamaya gayret ederim. 2003 Nisan sergisi de tüm bu düşüncelerimin ışığında bir gezi sergisiydi.” Geçtiğimiz aylarda İstanbulluların izleyebildiği Emine Nur’un takıları kasım ayında İsviçrelilerin beğenisine sunuluyor. Sanatçının tüm koleksiyonunun yer aldığı katalogu ise Nelli Sanat Evi’nden edinebilmek mümkün.
          Nelli Sanat Evi. Tel: (0 212) 227 73 75.

    Rengarenk formlar
    Malzemeler: Gliserinli sabun kalıbı (200-300 gr’lık bir kalıp), şapşak, derin bir tencere, ayçiçekyağı, toz gıda boyası, su bazlı koku, plastik (lateks) kalıp, süsleme için dekoratif malzemeler (Tüm malzemeler aktarlardan ya da hobi marketlerden sağlanabilir)

    Hazırlanışı: Sabun kalıbını şapşak içine koyup, içinde kaynar su bulunan tencerenin içine daldırarak benmari usulü eritin. Daha sonra tamamıyla eriyen sabunu, 1 -2 dakika beklelin ve hafifçe serinlemesini sağlayın. Bu arada dilerseniz malzemenize az miktarda (1 fiske) toz gıda boyası ve su bazlı parfüm katabilirsiniz. Karışımı, yarısını dolduracak biçimde içi yağlanmış kalıba dökün. Daha sonra seçtiğiniz süs objesini de kalıba yerleştirin ve bir dakika bekleyin. Kalan karışımı kalıba döküp 10 dakika daha bekleyin. Kalıbı 2-3 dakika buzdolabına koyun ve son olarak elle pres yaparak sabunu çıkartın.
    Ece Hilal Ok, Adres: Ertem Sok., Polat 4 Apt, No:1/12, Gayrettepe/İstanbul
    Tel: 0212 216 90 74- 0542 421 54 00

    Hobi yaşam sevincidir…

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Eğer zamanınız varsa ve kendinizi daha pozitif enerjiyle yüklü hissetmek istiyorsanız mutlaka bir hobi edinin. Resim, seramik, takı tasarımı. Sizin gönlünüzde yatan her neyse, onu ertelemeyin mutlaka gerçekleştirin. İstanbul’da, bir atölyede ya da bir kursta sizin gibi düşünenlerle buluşmak için işte size adresler. Hobiyle yaşam sevincinizi çoğaltın ve içinizdeki sanatçıyı uyandırın…

    Ahşapla sanat el ele
          Bümed’de (Boğaziçi Üniversitesi Mezunları Derneği ) Fazilet Bacak önderliğinde ahşap boyama kursları mevcut. Sekiz haftalık eğitim programda şu tekniklerde çalışmalar yapılıyor: Patina tekniği, stretch tekniği, stencil (şablon) çalışması, transfer, su bazlı transfer, yaprak varak, combing tekniği, decoupage, çatlatma, ispirtolu eskitme ve diğer eskitme teknikleri. Sekiz hafta sürecek program, haftada bir, akşamları 19:00 - 21:00 saatleri arası gerçekleşiyor. İki aylık kurs ücreti 200 milyon. Ancak kredi kartı ile ödeme yapmak isteyenlere iki taksitte ödeme imkanı tanınıyor.

    Kağıtlarınızı çöpe atmayın.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

     El becerinizi kullanarak evinizdeki artık kağıtları değerlendirmeye ve not kağıtlarınızı bir düzen içinde saklamaya ne dersiniz?

    Her şey yerli yerinde
    Yemek tariflerinizi yazdığınız kağıtları ya da yemek kitaplarınızı düzenli bir şekilde saklamak istiyorsanız kendi ellerinizle süsleyeceğiniz bir sepet yardımınıza koşacak. Sepeti dekore etmek için renkli fon kartonlarından parçalar kesin ve bu parçaları üst üste yapıştırarak etiketler oluşturun.

          Dekoratif yapay kelebekler ya da dilediğiniz bir objeyle etiketleri süsleyin. Delgeçle açacağınız delikten geçireceğiniz kurdele ya da rafyayla etiketleri sepetlerin kenarına bağlayın. Artık yemek tariflerinizi düzenli bir şekilde saklayabilirsiniz.

    Renkli defterler
    Evinizdeki, yaptığınız işten artakalmış yapışkanlı folyo ya da duvar kağıtlarını değerlendirmek istiyorsanız, bunlarla not defterlerinizi kaplayabilirsiniz. Kağıtları dilediğiniz boyda kesin ve ortadan ikiye katlayın.

          Ardından defterin en üstteki sayfasını bu kağıtla kaplayın. Defterin ortasından geçirdiğiniz kurdeleyi üst kısımda bağlayın. Dilerseniz bu şirin not deflerini sevdiklerinize de armağan edebilirsiniz.

    Sıra dışı bir notluk
          Strafordan yapılan bir balkabağı, biraz tel ve mandalla masaüstünüz için sevimli bir notluk tasarlayabilirsiniz. Bunun için öncelikle mandalları tellerin ucuna takın ve telleri bükerek mandalları sabitleyin. Hazırladığınız minik notlukları kabağın uygun bölümlerine yerleştirin. Artık notlarınız kaybolmayacak.

    Hobi olarak tamirat.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Yapı marketler sayesinde evlerdeki tamir ve tadilatlar artık, yeni hobimiz haline dönüştü. Bu marketlerde, seramik kaplamadan parke döşemeye, musluk tamirinden ahşap boyamaya kadar satılan her türlü malzemenin, uygulamalı eğitiminin verilmesi, el aletleri pazarının 70 milyon dolara ulaşmasını sağladı.

          Matkaptan dekupaj testeresine, delicilerden gönye kesme makinelerine kadar özellikle ustalar tarafından kullanılan bir çok alet, tamir ve tadilatın hobiye dönüşmesiyle birlikte evlerde kullanımı giderek yaygınlaştırdı.

          Sayıları giderek artan yapı marketler sayesinde evlerdeki tamir ve tadilatlar artık, yeni hobimiz haline dönüştü. Bu marketlerde, seramik kaplamadan parke döşemeye, musluk tamirinden ahşap boyamaya kadar satılan her türlü malzemenin, uygulamalı eğitiminin verilmesi, teknolojinin yardımıyla da kullanımı giderek pratikleşmesi ve her bütçeye uygun ürün çeşidinin bulunması, el aletleri pazarının 70 milyon dolara ulaşmasını sağladı.

          Matkaptan dekupaj testeresine, delicilerden gönye kesme makinelerine kadar özellikle ustalar tarafından kullanılan bir çok alet, tamir ve tadilatın hobiye dönüşmesiyle birlikte evlerde kullanımı giderek yaygınlaştırdı. Bunda da yapı marketlerinin, tüketicilere satın alım esnasında ürünlerle ilgili uygulamalı dersler vermesi etkili oluyor.

    Amatör kullanım arttı
    Pratik el aletleri pazarı, inşaat sektörüyle paralellik gösteriyor. Yapı marketlerinin yaygınlaşmaya başladığı 2001 yılından itibaren sürekli büyüme eğilimine giren sektörde, yıllık büyüme 2006 yılında yüzde 20’lere ulaştı. Bu yıl yüzde 12 büyümesi beklenen sektörde Bosch, Skil, DeWalt, Black&Decker ön plana çıkarken, Makita, Metabo, Hilti, AEG, Hitachi, Atlas Copco ve Ryobi de rekabet ediyor.

          Bunda da yapı market sayılarının artması, mobilya sitelerinin çoğalması, kendin-yap yayınlarının yaygınlaşması etkili oluyor. Tüketiciler çeşitli demo, kullanıcı aktiviteleri ve seminerler sayesinde yeni ürünleri tanımakla kalmıyor, internet teknolojisinde ürünlerin kullanımı ile ilgili her türlü bilgiye ulaşılabilmesine de imkan tanıyor. Ancak, Türkiye’de bu gelişmeler hızlı yaşansa da henüz Avrupa’daki düzeye ulaşılamadı.

    Yapı marketlerin etkisi büyük
          Pratik el aletleri sektöründe büyümenin yaşanmasında teknolojinin gelişmesinin yanı sıra, son yıllarda sayıları hızla artan yapı marketlerin de önemli katkısı bulunuyor. Yapı marketler, kullanıcılara ihtiyaç duydukları ürünleri aynı çatı altında, çok farklı seçeneklerle temin edebilme imkanı sağlıyor.

          Tüketiciler, bu marketlerde belli sınırlar içinde kalmayıp, kendilerine özgü tasarımları da hayata geçirme fırsatı bulabiliyor. Bu da, el aletleri sektörünün genişlemesine, el aletleri bilinirliğinin ve kullanımının artmasına neden oluyor. Ayrıca mağazalarda kişilere verilen bilgiler sayesinde ürünlerin kullanımlarında da herhangi bir sorun yaşanmıyor.

          Bundan yıllar önce bir matkap ya da dekupaj testeresi kullanıcıya tamamen profesyonel, komplike ve uzak bir alet olarak görünüyordu. Hafif hizmet ürünlerinin yaygınlaşmasıyla farklı zorluk seviyelerindeki işler kullanıcıları kolaylıkla yapılabilecek düzeye getirdi.

    Mavi ve yeşil ayrımı
          Pratik el aletleri mavi ve yeşil olmak üzere ikiye ayrılıyor. Mavi gruba giren ürünlerin profesyonellerce kullanılması tavsiye ediliyor. Yeşil gruba giren pratik el aletleri arasında matkaplar, akülü vidalar, planyalar, dijital ölçüm cihazları, gönye kesme, vidalama, zımparalama, testereleme, açı ölçerler, şarjlı tornavidalar yer alıyor.

          Özellikle Lityum-iyonlu aküler amatör kullanıcılar için büyük avantajlar sağlıyor. Bu makineler, aralıklı olarak kullanıldığı zamanlarda bile şarj kaybına uğramıyor ve aynı güç ile tekrar tekrar kullanılabiliyor. Dijital ölçüm cihazları ise delik açarken su borusunun delinmesi, göz kararıyla yapılan ölçümlerle odalara asılan tablo ve rafların duvarlardaki asimetrik görüntüsü ya da ölçüleri yanlış alındığı için camlara uymayan perde sorunlarını ortadan kaldırıyor.

          Matkaplarda fiyatlar 20 YTL ile 300 YTL arasında değişirken gönye kesme makineleri 80 YTL’den başlayıp, 300 YTL’ye kadar çıkıyor. Kaynak makinelerinin fiyatları 150 YTL ile 500 YTL arasında değişirken, elektrikli testereler 100 YTL civarında bir fiyatla satılıyor. Vidalama, taşlama, delici, kırıcı gibi makinelerin fiyatları ise 200 YTL’den 1000 YTL’ye kadar çıkabiliyor.

    Bosch’tan lazerli metre
          Bosch’un geliştirdiği PLR 30 ölçüm işlemlerinde yüksek hassasiyet sağlıyor ve 30 metreye kadar olan uzaklıkları 2 milimetre hassasiyetle ölçüyor. Cep telefonu büyüklüğünde olan lazerli PLR 30, uzunluk, yüzey ve hacim ölçümlerini yapabiliyor.

          Az sayıdaki kontrol düğmeleri ve cihaz üzerindeki açıklamalar ile, kullanıcıyı yönlediren ve basit bir kullanıma sahip olan PLR 30, büyük LCD ekranı üzerinde tüm ölçüm sonuçlarını gösteriyor. Sürekli ölçüm fonksiyonu sayesinde kullanıcı cihazı hareket ettirdiği anda, güncel ölçümlemeyi yapıyor. Bosch’un bir diğer cihazı PBM 300L çok yönlü ölçüm cihazı, 3 metreye kadar nivelman olarak ve uzunluk ölçümlerinde kullanılıyor. Çizgili lazer ve 2 su terazisi ile donatılan cihaz, elektronik su terazisi olarak çalışıyor.

    Fayansı patlatmadan nasıl delik açılır
          Banyo ve mutfaklara aynalı dolap, havlu askısı, lavabo, aspiratör gibi eşyaları monte etmek için delik açmak gerekiyor. Delik açmadan önce duvarın içindeki boru ve elektrik tesisatını belirlemek için metal dedektörüyle tarama yapılması öneriliyor.

          Elektrik düğmeleri ve prizlerin, armatür ve vanaların yakınında delik açılacaksa daha dikkatli olunması gerekiyor. Deliği duvara dik açıyla açmak, delerken de yönünü değiştirmemeye dikkat etmek tavsiye ediliyor. Delme noktası keçeli kalemle doğrudan fayansa işaretleniyorsa, çarpının ortasında fayansı biraz zedelemek matkap ucunun kaymamasını sağlıyor. Matkabın darbeli konumda değil, normal konumda bulunması öneriliyor. Delme noktasını belirlerken fayansın üzerine bir kağıt bant yapıştırmak, matkap ucunun bandın içinden daha kolay fayansa geçmesini sağlıyor.

    Delme Yöntemleri
    Normal delme: Matkabın normal konumda bulunması gerekiyor. Delikli ve boşluklu tuğla duvarlar ve alçıpan ve staf gibi giydirme sistemlerinde bu yöntem öneriliyor.

    Darbeli delme: Matkabın yüksek devir hızında ve küçük darbelerle çalışma konumunda bulunması gerekiyor. Dolu tuğla, dolu sert tuğla ve dolu kireç-kum tuğla duvarlar gibi masif duvarlarda bu yöntem kullanılıyor.

    Şahmerdanlı delme: Duvar elektropnömatik bir matkapla, düşük devir hızında az sayıda, çok kuvvetli darbelerle deliniyor. Beton, doğal taş, granit ve benzeri çok dayanıklı yapı malzemeleri bu yöntemle deliniyor.

    Diğer delme yöntemleri: Elmaslı delme ve özel delmedir.

    Cam kavanozda bitki yetiştirmek.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Bahçeniz olmayabilir ama yine de bitki yetiştirmek, onları izlemek isteyebilirsiniz. Eğer onları bir kavanoz içinde yetiştirirseniz, daha yakından gözleyebilirsiniz.

    Nelere ihtiyacınız var?

  • Bir adet şeffaf, büyük; cam kavanoz (Kapaklı olmasına özen gösterin. Ayrıca ağzı geniş bir kavanozla çalışmak da size kolaylık sağlayacaktır).
  • Birkaç küçük yeşil bitki (yavaş büyüyen ve küçük kalabilen bitkilere ihtiyacınız var.
  • Biraz çakıl
  • Kömür briketleri
  • Bir plastik çanta
  • Bir çekiç
  • Süzgeç
  • Saksı toprağı
  • Bir parça katı kağıt
  • Gazete

    Ne yapacaksınız?
          Kavanozu dikkatlice yıkayın. Su ve deterjan kullanın. İyice duruladıktan sonra, kurumaya alın. Çalışacağınız mekanı temiz tutmak için gazete yayın. Çakıllarınızı yıkayın. İki kat çakıl taşını şişenizin dibine yayın (2-3 cm kalınlığında). Kömürü ufak parçalara bölün.

          İşte ortalığı kirletmeyecek bir yol: Kömürleri plastik torbaya koyup çekiçle vurun. Bu işi bir büyükten rica edin. Daha sonra bu ufalanmış parçaları süzgeçe koyup, musluğun altında iyice yıkayın. Çakıl taşı katmanının üstüne ufalanmış kömür parçacıklarını koyun. Kömür katmanınız da aşağı yukarı 1.5 cm kalınlığında olmalı. Bir parça kağıdı yuvarlayıp, huni haline getirin. Huniyi şişenin tepesine yerleştirin. Saksı toprağını yavaşça boşaltın. Bu, şişenizin kenarlarını kirlenmekten kurtaracaktır. Derinliği 5 cm olmalıdır.

          Şimdi sıra bahçenizi planlamaya geldi. Bir parça kağıda, bahçenizle eş büyüklükte olan bir daire çizin. Bitkileri kağıt üzerinde belirleyin. Planınızı tamamladıktan sonra bunu şişenizin içinde uygulayın. Bahçenizi kalabalıklaştırmayın. Unutmayın ki, bitkiler yavaşça büyüyüp, boşlukları dolduracaktır. Bitkileriniz için toprakta çukurlar açın. Nazik bir şekilde bitkileri kavanoz içinde boşluklara yerleştirin.

          Eğer isterseniz bitkilerin arasına ufak dekorasyonlar ekleyebilirsiniz. Bir deniz kabuğu mesela. Bahçeyi sulayın. Islak değil fakat nemli olmalıdır. Kavanozun kapağını kapalı tuttuğunuz müddetçe, bahçeniz her hafta sadece birkaç damla su isteyecektir. Bahçenizi, toprak kuru göründüğünde, hafıfçe sulayın. Şişe çokça buğulanırsa bu, fazla su verdiğinizi belirtir. Kuruması için kapağını birkaç gün açık bırakın. Kavanoz bahçenizi ışık alan bir yere koyun. Ancak direkt güneş altında bırakmayın.

  • El emeği göz nuru işlemeler.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Ev dekorasyonu, bir mekânda veya odada bulunan gerekli ve süsleyici eşyaların renk, doku ve biçim uyumunu sağlayarak evi döşeme ve süsleme sanatıdır. İç mekânların güzel bir biçimde döşenmesini sağlayabilmek ise kişisel beceri, estetik ve dekorasyon ile ilgili temel bilgileri gerektirir.

          Günümüzde insanlar yaşamlarının çoğunu içinde geçirdikleri evlerinin rahat, kullanışlı ve güzel olmasını isteyerek kendilerine özgü ortamlar yaratmaktadırlar. Yaşadıkları yerde düzenleme yaparken, yerleştirilen temel bir eşyanın kullanışlı olması, görsel olarak güzel görünmesi ve süslenmesi ile birlikte ortama canlılık katacak fonksiyonel ve dekoratif özellikte aksesuarlar ilave etmektedirler.

          Eski işlemeli ürünlerin antika olarak dekorasyonda önemli bir yeri vardır. Bugün dekorasyon işi ile ilgilenen profesyonel ve amatör kişiler kaybolmakta olan değerlere sahip çıkarak, tamamen doğal yöntemlerle elde edilen ipliklerden dokunmuş ve işlenmiş örtülerle geleneksel mekânları düzenlemektedirler.

          İşleme, çeşitli kalınlıkta dokunmuş, pamuk, keten, yün, havlu, çuha, kadife ve deri üzerine elde veya makinede iğne vb. aletler, çeşitli cins ve renkte iplikler, sim, sırma ya da pul, boncuk, şerit gibi malzemeler kullanılarak yapılan süslemelerdir. Genellikle gergef ve kasnak adı verilen araçlara gerilen dokumalar üzerine uygulanan işlemeli ürünlerin geçmişi çok eski devirlere kadar uzanmaktadır.

          İşlemeli örtüler asırlar boyu, Türk kadınının ruhsal rehabilitasyon aracı olmuş, Anadolu’da köyden kente, fakirden zengine bölge özelliklerine göre her kadının evinde farklı biçimlenmiş, çok zengin motif, desen, renk, teknik çeşitlilik kazanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kullanılan ve günümüze ulaşan işlemeli bu ev eşyalarını bohça, peşkir havlu, sedir örtüsü, minder örtüsü, ayna örtüsü, yorgan ve yastık yüzü, beşikörtüsü, nihali, kahve örtüsü, kapı perdesi, sofra örtüsü, kaşıklık vb. ürünler olarak örneklemek mümkündür.

          Saray ve evlerde kullanılan işlemeli eşyalar toplumun yaşam biçimi, sosyal durumu ve estetik beğenisini sergilemiştir. Günümüzde de insanlar yaşadıkları çevreyi güzelleştirme isteği ile evlerinde işlemeli ürünlere yer vererek geleneksel kültürünü yaşatmaktadır.

          Özellikle doğum, sünnet, evlenme merasimleri ve çeyizlerde gelenekselleşen işlemeli örtüler, ev dekorasyonunda yaygın olarak kullanılmaktadır. Türk toplumunda çeyiz geleneğinin sürmesi, işleme sanatına sürekli yenilenme gücü vermektedir. Bugün tarihsel değer kazanmış el emeği göz nuru işlemeler zamanın kaçınılmaz aşındırması sonucu değer yitirme ya da yok olma tehlikesiyle karşılaşmaktadır. Bunun yanı sıra işleme sanatında yeniden üretilme ve yaygınlaştırılma konusu gündeme gelmiştir.

          Çağın gelişimine paralel olarak modernleşen yaşam tarzında dekoratörler ve tasarımcılar özgün, estetik, rahat ve fonksiyonel ev içi mekânların düzenlenmesi için çalışmakta ve dekorasyonda yeni materyal ve görüşler üretmektedirler. Teknolojinin gelişi ile elde işlemeli özgün ürünler yerine aile tip tipi nakış makinelerinin ve bilgisayarlı nakış makinelerinin seri üretime girişi ve yoğun kullanılması sonucu, fazla emek gerektirmeden kısa sürede yapılan, ucuz ve kullanımı kolaylık sağlayan işlemeli ev tekstili ürünleri olan sehpa örtüleri, masa örtüleri, sofra takımları, mutfak takımları, yatak örtüleri, perdeler vb. örtüler Türk tekstil sanayinde yüksek kapasite ve zengin ürün çeşitleriyle üretilmektedir. Bununla birlikte son yıllarda uzak doğu ülkelerinden ithal edilen elde ve makinede işlemeli ürünler de iç piyasada bulunmaktadır.

          İşlemelerde iğneye geçirilen ipliğin kumaşın üstünde ve altında yönlendirilmesiyle oluşan ipliğin uygulanma biçimleri, iğne teknikleri, kullanılan araç gereçler ve işleme özelliğine göre işleme teknikleri olarak adlandırılmaktadır. Yapılan araştırma ve incelemelerde elde işleme örtülerde hesap işi, Antep işi, Türk işi, Mraş işi, aile tipi nakış makinelerinde işlemeli örtülerde beyaz iş, Türk işi, kum iğnesi, aplike, Suzeni, kordon tutturma iğnesi bilgisayarlı nakış makinelerinde işlemeli örtülerde aplike, beyaz iş, basit nakış öğneleri, Çin iğnesi, kanava, kum iğnesi, Türk işi, ithal işlemeli örtülerde dantel angles, rahibe işi, kanava, basit nakış, iğneleri, beyaz iş ve Çin iğnesi tekniklerinin yoğun olarak uygulandığı görülmüştür.
    İşlemeli örtüler :

    Ev dekorasyonunda kullanılan işlemeli örtüler ailenin yaşam modeline göre şekillenen kullanım alanlarında oda takımları, yatak odası takımları ve mutfak takımları olmak üzere gruplandırılabilir.

          İşlemeli örtülerin kumaş, teknik, iplik, renk, motif, desen ve kompozisyon özelliklerinin birbirleri ve mekân ile uyum içinde olması önemlidir. Oda takımları; oturma odası, misafir odası ve yemek odasında bulunan mobilyaların üzerini örtmek ve süslemek amacıyla kullanılan mobilya tarzı ve zevke göre değişen sehpa örtüsü, şömentabla, masa örtüsü, konsol örtüsü gibi çeşitli büyüklükte örtülerden oluşmaktadır.

          Oturma odasında kumaş, renk, desen ve işleme teknikleri yoğun olmayan, odaya doğallık etkisi veren örtülerin seçimine dikkat edilir. Misafir odası için gösterişli, ipek, kadife, saten gibi fantezi kumaş ve Türk işi, Hesap işi, Maraş işi, Antep işi tekniklerle sim-sırmanın yoğun olarak kullanıldığı desenlerle işlenmiş örtüler kullanmak mümkündür.

          Yemek odasında güzel, zevkli ve düzenli bir yemek ortamı insana huzur verdiği gibi yaşama düzeni ve görgüyü ortaya koyar. Bu nedenle el dokumaları pamuk, keten ve çeşitli dokumalardan basit nakış iğneleri, kanaviçe, goblen, Çin iğnesi, beyaz iş ve ajur teknikleri ve çiçek motifleri ile işlenen sofra takımları hazırlanmaktadır. Bu örtüler günlük ve özel günlerde kullanılmak üzere değişik kumaş ve işleme teknikleriyle farklı ihtiyaçları karşılamaktadır.

          Yatak odasında güzel görünüşlü, insana rahatlık veren işlemeli yatak örtüleri, yatak takımları, şifoniyer ve dolap örtüleri odayı süslemekte ve odanın dizaynını önemli ölçüde etkilemektedir. Günlük kullanım dışında özel günlerde kullanmak üzere (Doğum, sünnet, evlilik) fantezi kumaş ve işleme tekniklerinden hazırlanan gösterişli yatak örtüleri bulunmaktadır. Örtülerde özenle seçilen renk, biçim ve doku ile mobilyanın uyumu, dekorasyonun bütünlüğünü ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca çocuk odalarında çocukların ilgisini çekecek, çizgi roman kahramanları ve hayvan figürlerinin yer aldığı işlemeli örtüler yatakları süslemektedir.

          Mutfak Takımları, mutfakta bulunan buzdolabı, fırın, dolap, masa ve benzeri eşyalara göre hazırlanan işlemeli örtülerdir. Günlük yemeklerde kullanılan masa örtüleri, amerikan servisleri, peçeteler piyasada bulunan kolaylıkla temizlenebilen kumaşlardan işlenerek kullanılmaktadır. Bu örtülerde çiçek motiflerinin yanı sıra üzüm, elma, kiraz gibi meyveler ve sepet içinde düzenlemeler mutfak için tercih edilebilecek motiflerdir.

    İşlemeli örtülerin özellikleri
    Sehpa, masa, koltuk, mutfak, yatak gibi kullanım yerlerine göre değişen ev eşyalarına güzel bir görünüm kazandırmak ve yüzeylerin kirlenmesini önlemek amacıyla kullanılan işlemeli örtülerin seçiminde bireysel zevk ve evin dekorasyon stili önemlidir. Evin klasik ya da modern oluşu, odaların büyüklüğü ve bireysel zevkler işlemeli örtülerin estetik ve fonksiyonel kullanımında etkilidir.

          Özellikle işlemeli örtüler evde bulunan mobilyalar ve diğer süsleyici aksesuarlar ile renk, doku ve biçim bakımından uyumlu ve estetik kurallarına uygun ölçülerde olmalıdır. Bu uygunluğu sağlarken kullanılan her eşya dizayn elemanları ve prensipleri doğrultusunda seçilerek uygulanmalıdır. (Yurdemi 1992) Örtüler işleme ipliği, rengi, tekniği, motifi, desen ve kompozisyon özellikleri ve kenar temizleme teknikleri ile uyumlu bir bütünlük içinde eve farklı bir değer katarlar. İşlemeli örtülerde dayanıklılık, temizlemede kolaylık ve kullanımda pratiklik aranır.

          İşlemeli örtülerde işleme tekniğinin ve kullanım yerinin özelliklerine uygun olan genellikle sık dokunuşlu ve düz görünümünde olan kumaşlar kullanılmaktadır. Kumaşlarda kullanılan lifler cinslerine göre farklı ışık vererek değişik görüntü sağlarlar. Parlak yüzeyli kumaşlar ışığı fazla yansıttıkları için mat görünümde olan kumaşlara göre daha canlı ve yakın izlenimi verirler. Pamuk lifi dekorasyon ve möblelik kumaşların üretiminde önemli bir tekstil hammaddesidir. Yaş mukavemetinin fazlalığı, yıkanmaya dayanıklı olması, hijyenik özelliği gibi nedenlerden dolayı pamuk lifinden çarşaf, yatak örtüleri, masa örtüleri ve mutfak örtülerinin üretiminde yararlanılmaktadır.

          Keten lifinin parlak görünümü, kendine özgü mukavemeti, kaynatmaya ve yıkamaya karşı dayanıklılığı, işlemeye elverişliliği yatak örtüsü, masa örtüsü ve dekoratif olarak çeşitli örtülerde kullanılma nedenidir. Ayrıca yatak örtüleri ve çeşitli örtülerde kenevir lifi de yer almaktadır. Fiziksel ve kimyasal özelliklerinden dolayı güzel görünüşlü, yumuşak, parlak ve dayanıklı olan ipek lifi her türlü ince ve fantezi kumaşların yapılmasına ve işlenmesine uygun bir hammaddedir. Örtülerde kolay şekil alan ve esnek yapıda bulunan yün lifi en az kullanım alanına sahiptir. Ayrıca insanların ihtiyaç duydukları lif hammaddelerini karşılayabilmek için üretilen yapay liflerden çok çeşitli kalitede kumaşlar elde edilmekte sağlam, buruşmazlık özelliği, kolay temizlenmeleri, renk, doku ve kalite çeşitleri ile işlemeli örtülerde kullanılmaktadır.

          Ayrıca ülkemizde el dokuması yöresel kumaşlar çok çeşitlilik göstermekte, Karadeniz Bölgesi’nde keten ve kenevir, Ege Bölgesi’nde pamuklu ve ipekli, Çanakkale ve Doğu Anadolu Bölgesi illerinde yünlü dokumalar, Bursa ile ve çevresinde ipekli dokumalar üretilmektedir. Yöresel el dokumalarından peşkir peştamal, ehram, çevre ve çemberler gibi geleneksel kullanımı giyim eşyalarına yönelik olan kumaşlar günümüzde şömentabla, masa, sehpa ve koltuk örtüleri olarak ev dekorasyonunda geniş kullanım alanlarına sahip ürünlerdir.

          İşlemeli örtüler en çok beyaz, krem, açık bej ve tonları renklerde olmakla birlikte kullanım yerindeki renk uyumuna göre değişik renklerde de bulunmaktadır. Renkler ortamda doğal görünümü bozmayacak, rahatsız etmeyecek, fazla dikkati çekmeyecek şekilde kullanılmaktadır. Örtülerde kumaş ve renklerin mekândaki dekorun tarzı ile uygunluğu dekorasyonda büyük önem taşımaktadır. Örneğin ağır ve lüks döşemeler için Maraş işi, Türk işi teknikleri ile işlemeli kadife, saten, ipek kumaşlardan hazırlanan örtüler kullanılmasına rağmen modern döşemelerde basit nakış iğneleri, Çin iğnesi, aplike gibi tekniklerle işlenen pamuklu, keten ve yöresel el dokumalarından hazırlanan örtüler yer almaktadır.

          İşlemelerde genellikle tek renk ve çok renk ile yapılan renklendirmelerde renkli ipek ve pamuk iplikler, altın sarısı, gümüş rengi sim iplikler, geleneksel Türk işlemelerinde kullanılan yavruağzı, mavi, pembe, yağ yeşili, türkuaz, mor ve diğer renkler motifleri estetik bir görünüm içerisinde süslemekledir. İşlemeli örtülerde işleme ve kenar temizlemede teknolojik bakımdan kumaşa uygun, solmayan, pürüzlenmeyen, sağlam iplikler kullanılmaktadır.

          Özellikle üretim metotlarının gelişmesinden ötürü işleme iplikleri ve çeşitli gereçler el ve makine işlemelerine uygun cins, kalite ve renklerde seri imalatta üretilmektedir.

          İşlemelerde renkler ve motifler birbirini tamamlamaktadır. Ev dekorasyonunda yer alan işlemelerde genellikle çiçek, meyve ve ağaç motiflerinden oluşan bitkisel motifler yer almaktadır. İşlemelerde doğadan stilize edilen gül, lale, karanfil ve ç eşitli çiçek motifleri, yapraklarla birlikte kıvrımlı dallar üzerinde yerleştirilmektedir.

          Üzüm, elma, armut gibi meyveler ve çiçekler sepet, vazo, saksı içinde düzenlenmiş olarak görülmektedir. Ayrıca geometrik şekillerden oluşan motifler taşıdıkları sembolik değerler ile işlemelerde yer almaktadır. Kuş, at, çeşitli hayvan motifleri ve yazı işlemelerde az da olsa kullanılan motiflerdir. İşlemelerde kompizisyonlar işlenen parçanın boyutları, biçimleri (kare, dikdörtgen, yuvarlak) ve kullanıldıkları yerler dikkate alınarak düzenlenmektedir.

    Oltayla balık tutmak ve balık tutmanın incelikleri.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Oltayla balık tutmak bir meraktır. İnsanın içinden gelmesi gereken bir istek sanırım.. Balık kokusunu duymak denizle içiçe olmak kendini kaptırırcasına saatlerce soğukta, karda, kışta beklemek, sabahın erken saatlerinde kalkıp gündoğumunu beklemek zorla yaptırılacak bir etkinlik olamaz.

          Kimileri bu deniz sevdasından büyük şehirlerden kaçıp sahil kıyılarına yerleşir. Kalan hayatını denizle içiçe geçiren insanların işte özlediğim hayat bu, hayallerim buydu dediğini duyarız çoğu zaman..

          Balık tutmak dünya üzerinde tedavisi olmayan hastalıklardan biriymiş. Kimine göre büyük zevkmiş, kimine göre tedavi yöntemiymiş, kimine göre stres atmanın en güzel yoluymuş.. Vazgeçilmez bir uğraşmış.

    Oltanın ucundaki heyecan
    Amatör balıkçılık çok ayrı bir tutku önce bir hevesle başlıyor ve 10 iğneli bir çapari olta alınıyor. Bilgi beceri ve tecrübe geliştikçe biraz da çevredeki diğer amatörlere özenilerek kamış oltaya geçiliyor. Bu süreçte misinaların, iğnelerin özellikleri, olta türleri, balık türleri ve avlanma biçimleri öğreniliyor. Hangi balığın nerede, ne zaman avlanacağı araştırılıyor. Durumu iyi olanlar küçük çaplı tekne bile ediniyorlar. Bu gün ülkemizde amatör balıkçılık yalnız denize sahil olan kentlerimizde değil akarsuyu gölü bulunan kara kentlerinde de yaygınlaşıyor. 
    Oltalarda, zokalarda, suni yemlerdeki gelişmeler ise şaşkınlık verici düzeyde. Özellikle Finlandiya ve Japonya’daki teknolojik gelişmeler amatör balıkçılığın boyutlarını da değiştirmiş durumda. Balıkları kandırmak artık çok daha kolay. Özellikle “Mr. Twister” ismi verilen suni solucanlar büyük rağbet görüyor. Sentetik balıklar, karidesler çok çeşitli. Hatta karınlarının içinde kimyasal reaksiyon tüpleri taşıyan suni yemler bile var. Japon Yuzuri firması tarafından yapılan sentetik balıklar ise canlı balıkları kandırmada çok etkileyiciler. Cam parçalardan oluşan suni yemler oltanın ucunda suya girdiği zaman fosforlu bir hal alıp ışık saçıyor. Pırıl pırıl parlayan bu yeme özellikle lüfer ve mercan hayır diyemiyor.

    İzmarit
    Mevsimi ekim-nisan arasıdır. Dip balığı olup zeminin 40 cm üstünde dolaşır. Düşmanı olan lüfer akını başlayınca kesilir. İzmarit oltasında 6 veya 7 nolu siyah sinek iğnesi kullanılır. 150-200 gramlık kurşunu vardır. İzmarit avında 3 iğne idealdir birde fırdöndü taktınız mı olta hazır demektir.

    İstavrit
          Hindi veya martı tüyü çapari ile yakalanır. İstavrit oltasına kırçıllı tüy takılırsa bazen kolyos geldiği bile olur. Soğuğu seven bu balık orta derinlikte dolaşır. Oltaya 20 iğne yakılabilir. İlk atışta dibe kadar inen olta sonra yoklayarak yukarı çekilir. Hangi seviyede balığa rastlanırsa olta işaretlenerek o derinlikte avlanılır. İstavrit avında misinayı tutan el devamlı hareket halinde olmalıdır.

    Mezgit
          Marmara’nın en saf balıklarındandır bu nedenle çok kolay tutulur. Yem olarak sinek iğnesine genellikle midye takılır bazen tüylü iğneye de geldiği olur.

    Zargana
    Fosforca zengin olan balık çocuklar için son derece değerli bir besin kaynağıdır. Özel olta isteyen tek iğneyle yakalanır. Sürekli hareket halindeki tekneden tutulur. Tavası ve köftesi lezzetlidir.

    Kırlangıç
          Olta balıkçılığının zevkli avlarındandır. Dip balığı olup zoka veya çift büyük iğne ile yakalanır. Maliverye denilen iğneye istavrit veya izmarit kılçıksız yaprak halinde takılır ve iğne dibe yatırılır. En iyi avlanma dönemi ise ekim-kasım arasıdır.

          Çinekop, sarıkanat, lüfer ve kofana aynı tür balıklardır. Çinekop 3 çatallı kaşık iğnesi ile tutulur, hassas balıktır. Canlı ve taze yem ister. Sarıkanat ve lüfer üçlü yada ikili zoka ile avlanır. Bu balıkların avcılığı zahmetli ve zevklidir.

          Marmara balıklarının azalmasının bir nedeninin de köpek balıklarının çoğalması ve yunusların azalması olarak gösteriliyor.

    Olta Balıkçılarına Öğütler
    Çeşitli kaynaklara göre, bir tür meditasyon, deniz ve yeşilin birleştirilmesi sonucu doğayla bütünleşmeyi arzulayanların ilgi gösterdiği olta balıkçılığında başarılı olabilmek için bir takım kurallara dikkat etmek gerekiyor. Uzmanlar, sevgi, sabır, soğuk kanlılık ve hızlı refleks isteyen olta balıkçılığı ve amatör balıkçıkar için şu önerilerde bulunuyor:

  • Balıkçılık sevgi, sabır, soğuk kanlılık ve refleks ister.
  • İnce misina 0,30 ve 0,40 avcı olur balığı ürkütmez.
  • Büyük balıklar yakalandığında misina durdura durdura ürkütmeden yukarı çekilmelidir.
  • İstavrit tutarken çapa atılmaz, çapa ipinin hareketi balığı ürkütür ve yarı yarıya keser.
  • Tekneyle büyük balık avında mutlaka bir kepçeye ihtiyaç vardır. Sudan çıkar çıkmaz kepçeyle balık yakalanmalıdır yoksa çırpınan hayvan misinayı koparabilir.
  • Bir balık teknesinde mutlaka livar bulunmalıdır. Livar yoksa teneke kaplar tercih edilmeli ve su sık sık değiştirilmelidir. Plastik kovalarda bekleyen balık su içinde bile olsa bayatlar.
  • Balıkçılığa yeni başlayanların en sık düştüğü hatalardan biri iğneyi dipte bir yerlere taktırmalarıdır. Bu konuda dikkat gerekiyor.
  • İskorpit ve trakonya etleri yenirse de zehirli balıklardır. Çarptığı yeri şişirirler. Oltaya sık gelen bu balıkları tanımak iğneden çıkarırken tedbirli olmak her ihtimale karşı zehirli balık vurmaları için küçük bir şişe amonyak alınmalıdır.
  • Avlanma sahasını bozmamak için kirletmemek gerekir.
  • Av günü sonunda yakın bir zamana kadar tekrar ava çıkılmayacaksa artan yemlerle de yemleme yapılmasında fayda vardır.
  • Eski kumaşlarınızı boyayarak değerlendirin.

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Evde kullanmadığınız bir tişörtünüz ya da bir bez parçanız var ve bunları çok amaçlı kullanmak istiyorsunuz ama bir türlü işin içinden çıkamıyorsunuz? Size çok güzel bir önerimiz olacak. Neden kumaşlarınızı boyamayasınız ya da batik yapmayasınız ki. Eğer az çok el beceriniz var ise, çok rahat kavrayabileceğiniz bir uğraş öneriyoruz.

          Böylelikle bir yandan günün stresini atabilir bir yandan da birbirinden güzel ve kullanışlı ürünler ortaya çıkarabilirsiniz. Ama bir şeyi bilmelisiniz ki; batik tekniği, kumaş boyama teknikleri arasında ayrı bir özelliğe sahiptir. Bu teknik ile rengarenk ve desen desen yepyeni eşyalara sahip olabilirsiniz.

          Batik, Uzak Doğu’da Çin, Japonya bilhassa Jawa, Endonezya, Malezya, Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde uygulanmakta olan bir halk sanatıdır. Batiğin 6 çeşit farklı tekniği vardır. Ama en yaygın olan tekniği ‘Bağlama Batik’ yapımıdır. Dilerseniz bu teknik nasıl yapılıyor bir göz atalım.

    Nasıl yapılır?
          Bağlama batikte yapacağımız işe göre seçtiğimiz boyalardan bir miktar (bir-iki çay kaşığı) alıp bir naylon çorap içine koyarız. Buna gerektiği kadar su ilave edip, boyanın sabitleşmesi için bir çorba kaşığı tuz koyup, bir süre kaynatılırız. Ezilmiş boyaya ilave edeceğimiz suyu, elde etmek istediğimiz renge göre ayarlamalıyız.

          Boya ilave edeceğimiz suyun tuz ilaveli olmasına dikkat etmeliyiz. Boyamız kaynarken kumaşınızı hazırlamalısınız. Örneğin, bir eşarp yaparken çepeçevre kenarlarını avcunuzun içinde pili pili toplayıp bağlayın. Böylece kumaşınıza boydan boya bir kenar yapmış olacaksınız. Yumru halde bir tutam kumaş alıp, orta yerinden sıkıca boğarsanız deseniniz bir güle benzer.

          Kumaş üzerine attığınız düğümler de o düğüm içerisindeki kısmı boyadan koruyacaktır. Boyanız bittiğinde kumaşı iyice ıslatıp sıkın. Kaynatmış olduğunuz boyayı ocaktan indirdikten sonra kumaşı istediğiniz renk boyalara, açıktan koyuya doğru sırasını takip ederek batırın. Daha sonra kumaşı boyadan çıkararak soğumasını beklemelisiniz.

          Ardından önce bağları açın daha sonra ise soğuk ve sabunlu suda yıkayın. Fiksesini yapmak için sirkeli suyla duruladıktan sonra ütüleyip, güle güle kullanabilirsiniz.

          Eğer batik değil de kumaşları boyamak istiyorsanız, kumaş, fırça, parşömen kağıdı, kalem, kumaş boyası, palet ve su kabını bir yerde toplamanız yeterlidir. Ama yok, bu uğraşı profesyonel anlamda kullanmak istiyorsak; o zaman kurslara bakmalıyız.

    Danslar, nasıl iyi dans edebilirim?

    Posted by: Edition  :  Category: Hobi

    Dans nasıl doğdu?
          Dünya bir ritimle ortaya çıktı ve evrenin bu ritmi hala devam ediyor. Yeryüzünde hareketin ilk başladığı andan itibaren insanın içinde bu ritim vardı. İnsanlar ilk çağlarda ses çıkarmasını biliyorlardı ve bir hayvan gibi içgüdüleriyle hareket ediyorlardı. Bir süre sonra bir şeyleri almak ya da dertlerini anlatmak için işin içine hareketi soktular. İşte o andan itibaren dans başladı.      Çünkü insan, bedeniyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ve orada modern dans dediğimiz şey vardı. Bu garip sesler ve hareketler zaman içerisinde belli bir uyum sağlamaya başladı. İlkel çağların insanı, avını yakalayıp getirdiği zaman kabile üyelerinin merakını uyandırırdı. O da bunu bir şova dönüştürüp taşın ya da kocaman bir kayanın arkasına saklanıyor veya bir ağacın tepesine çıkıyordu. Oradan sanki bir ayı gelir gibi yapıyor, tepesine atlıyor, elindeki taşla başına vurup öldürüyor, sonra keskin bir taşla derisini yüzüyordu. Yani oradaki insanlara oynuyordu. Bu durum, görsel bir şeyi ortaya çıkardı: Dansı. Çünkü dans, uyumlu ya da uyumsuz hareketlerin bir araya gelmesiyle insanın kendini ifade etmesiydi. Diyaloglar da işin içine girince bu sefer ortaya tiyatro çıktı.

    Dansın ruh hali:

    Aslında tiyatrocu olan ama modern dans dersleri de veren Kürşat Alnıaçık “Bu anlatılacak bir şey değil, hissedilecek bir şey” diyor ve ekliyor: “Ben böyle bir hobim olduğu için çok mutluyum. Belki bu duyguları bir insanı dans ederken gördüğünüz zaman anlayabilirsiniz, ‘Bu adam çok mutlu’ dersiniz. Tabii insan sadece mutlu olduğu zamanlar dans etmez. Dans öyle bir şey ki, içinde bulunduğun ruh halinden çıkmak, duyguları dışarı çıkarmak ve bir şekilde onlardan kurtularak tekrar yenilerini alabilmek gibi. Vücutla hayat içinde kocaman bir devinim var. Ben ya mutlu olduğum için dans ederim ya da çok acı çektiğim için. Ama sonuçta acıyı yok ederim, dışarı atarım. O zaman bedenim ve beynim başka bir duyguya açık olur. Buna meditasyon ya da deşarj olma, boşalma denilebilir.      Çaresizlikten, öfkeden tepinen insanlar vardır bazen ama mutlu olduğu için de zıplayabilir insan. Bu vücudun bir tepkisidir. Bu da bir danstır. Dans dediğimiz, görsel anlamda bakıldığında ‘Ay ne kadar güzel, çok estetik, her şey çok güzel’ değildir sadece. Estetik olmayan bir şeyin de estetiği vardır mutlaka. Çünkü bu da ifadedir, bedenin kendisini ifadesidir. Modern dans da böyle bir şey, yaratıcılık sonsuz ve sınırsız.”

          Dansla çekingenliğini yenenler de var. İTÜ Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Egemen Erbil, İTÜ Maçka Dans Kulübü’nde dansa başlamış. Ve diyor ki, “Dans ederken bazen huzur, bazen hırs, bazen azim duygularını tadıyorum; sadece dansa odaklanarak, içimdeki enerjiyi dışa vurduğumu hissediyorum. Her insanda bir çekingenlik duygusu vardır. Bende bu biraz fazlaydı, bu duygumu yendim.”

    İyi bir dansçı olmak için :

    Dans, insanın duygularını bedenle anlatma sanatı olarak tarif ediliyor. Yani bedenin kendini ifade etmesi, içinde bulunduğun ruh halini, sevinçlerini, coşkunu, acını, öfkeni, kısaca tüm duygularını dışa vurmanın bir yolu. Buna ihtiyacı olmayan bir insan var mıdır yeryüzünde? Dans etmek kendini ifade etmenin yanı sıra, yeni bir dünya kurmanın, yeni sosyal ilişkiler geliştirmenin ve dünyaya başka bir gözle bakmanın da bir yolu aynı zamanda.Uzmanlara göre iyi bir dansçı;

  • Bedeninden önce beynini eğitir,
  • Hayata çok daha güzel bakar,
  • İyi bir insan olur,
  • Bedenini çok iyi tanır,
  • Kendini sever,
  • İnsanları sevmeyi öğrenir.      Güzel dans etmek ve vücudunuzu dansa alıştırmak için dansa zaman ayırmanız gerekiyor. Neden yaptığınız önemli değil, sadece hobi olarak da bakabilirsiniz, ama dans edecekseniz kendinizi hem düşünsel, hem de fiziksel anlamda eğitmek zorundasınız. Bunlar da mutlaka zaman ayrılması gereken şeyler. Bedenin sağlıklı, esnek ve güçlü olması için dansa paralel olan sporlara ağırlık verebilirsiniz (Yüzme, bale, streching ve aşırı olmamak kaydıyla fitness olabilir).
    Korkma, danset!

    Dans, öğrenilen bir şey. Kendi kendinize öğrenmeniz de mümkün ama bazı ince ayrıntıları yakalamak herkesin harcı olmayabilir. En iyisi bir eğitmenden yardım almak, Ama kendinizi geliştirme hızı ve kolaylığı açısından en iyisi bir eğitmenden yardım almak. Hocayı taklit ederken bir de bakarsınız ki öğrenmişsiniz. Ondan sonrası kolay, kendi dansınızı yaratabilirsiniz artık.

          1. Ritimleri algıla: Dans deyince akla önce ‘ritim’ gelmeli, çünkü ritme uymadan yapılan dans pek de estetik görünmez. Ritmi algılamak için iyi bir kulak, bu refleksi geliştirmek içinse bol bol dans müziği dinlemeniz gerekiyor.      2. Konsantrasyona dikkat: Yapılan figürle vücudun uyumu ve yüz ifadesi çok önemli. Bedeni gelişigüzel kullanmak yerine ritme uyarsanız figürler çok daha güzel görünür. Bunun için de konsantrasyon çok önemli.Hip-Hop / Breakdance

  • Nedir bu Hip Hop?
          Hip Hop, Hip oturup Hop kalkanların dansına verilen isim olsaymış epey isabetli olurmuş lakin şartlar müsait değilmiş, olmamış. Onun yerine Hip Hop’ın bir kültür, felsefe ve akımının adı olması daha müsait bulunmuş. Hip hop denildiğinde, aklına bir tek dans eden gençler, bol pantolonlar ve MTV bülbülleri gelenler alınmasın ama Hip Hop sadece dans ve müzik türünün adı değil; bir yaşam felsefesi…
          Şükürler olsun ki, taaa 1970′li yılların sonunda New York’taki sokak çetelerinin kavgalarından sıkılan birileri olmuş da bu gençlerin faideli şeylerle ilgilenip “kötü çocuk” imajlarından kurtulmaları için önlerine hip hop kültürünü çıkarmış. Rap, MC’lik ya da DJ’lik gibi müziğe bağlı dalları olan hip hop ağacı, sanat koluna graffitiyi, dans koluna da break’i koymuş…

          “Bir müzik tarzı olarak Hip Hop”’ın oluşmasında funk, soul ve jazz’ın etkisi yadsınamayacak büyüklükte… Özellikle James Brown, Sly Stone, Parliament Funkadelic, Isaac Hayes ve Last Poets gibi köşetaşı isimlerin müziklerine sızan reggea, latin, rock ve elektronik müzik elementleri, bir getto kültürü olan hip hop’un ebeveyni desek abartmış olmayız.

          Breakdance’ın kökeni ise Çarliston’a kadar uzanıyor. Evet, evet büyükanne ve babalarımızın yaptığı, diz ve el konsantrasyonu isteyen Çarliston’a… Salonda değil de sokakta gelişen bu dans, aynı anda zıplasalar ufak çaplı bir deprem yaratabilecek büyüklükte bir kitlenin aklını kurcalamaya zaten başlamıştı. “Pop-Locking” (kısaca kendini robot sananlarda başgösteren hareket taklit durumu) yavaş yavaş piyasadan çekiliyor ve yerini “Sallan-Yuvarlan”dan bu yana kitleleri peşinde sürüklemeyi başaracak ikinci dans tarzına bırakıyordu. Oldskool spor ayakkabı ve bol pantolonlar ise bu dansın alameti farikası olmuştu fakat breakdance’ı “yazık! çocuğa elektrik çarpmış”tan ileri taşıyan küresel hareketlenme, 1979’da Sugar Hill Gang’in Rapper’s Delight’ı piyasaya sürmesiyle start aldı… Parçanın taşıdığı elektrik genç vücutlara nüksetti ve breakdance ateşi uzuuun yıllar sönmeyecek biçimde yanmaya başladı. Artık sokakta kafalarının üzerinde dönen gençlere garip garip bakılmıyordu

    Hip Hop Camiasında Ayakta Kalma Kılavuzu
    Rap dinlerken ya da yeni dönemde atağa geçen Hip Hop sinemasına gözucuyla bakarken bünyenizi olaya yabancılaştırmamak için bu alemde en çok kullanılan kelime ve anlamlarını iyice ezberleyip günde üç vakit kullanın, yararını göreceksiniz…
    A.k.a: Bu isim altında da tanınan (Also known as)
    Afro: Zencileri kabarık ve doğal saç modeli
    Aiiight: Tamam oldu, Anlaşıldı
    Ain’t going out like that: Artık inanmıyorum
    Bad: Çok iyi, güzel
    B-Boy / B-Girl: Break Boy / Girl
    Beat Box / Boon Dox: Seyyar Teyp, Kaset Aleti
    Bombing / Bomb: Graffiti yapmak
    Bug out / buggin’ / bugged out: Çılgın ve delidolu olmak
    Bum rush: Bir yeri işgal etmek
    Cameo cut: 80′ lerin çok tutulan Hiphop saç modeli
    Chill / Chillin’ / coolin’: Üşütmek, Sakin Olmak
    Cold Stupid Fresh: Ekstra yeni, çok iyi, güzel
    Crib: Bir kişinin evi, Yaşadığı yer
    Crips: Meşhur Los Angeles çetesi
    Crooklyn: Brooklyn
    Cufee / Cuffy / Cuff: Zenci
    Cuz: Kuzen
    Cypher / Cipher: Kare (açık havada kare formunda freestyle yapan mc’ ler)
    Dead Presidents / Dead Prez: Para
    Dead Serious: Çok ciddi
    Def: Çok iyi, güzel
    Dig (Dig it?): Anladın mı?
    Diss / Dissn’: Saygı göstermemek, Laf atmak
    DJ: Diskjockey (Dj’lik sayfamızı ziyaret etiniz mi?)

    Fake: Taklit, Kopya, Orjinal Olmayan
    Five O: Polis
    Gangbanger: Çete üyesi, Katil
    Gat: Tabanca
    Ghettoblaster: Seyyar teyp
    Hardcore: Orjinal, Özgün, Has, Sert Stil
    Mc: Master of the Ceramonies - Microfon Controller (Rap şarkılarında vokal yapan kişi)
    Mellow: Arkadaş, Sevgili
    New Jack: Acemi
    Posse / Crew: Ekip, Grup
    Props (to give): Birisne saygı ve selam göndermek
    Rap (to rap): Lafları iyi kullanarak konuşmak
    Rock the house: Sahnede iyi performans yapmak, seyircileri coşturmak
    Skills: Yetenek
    Thick: Tam yerinde
    Turf: Semt, Mahalle
    Wack: Kötü, Zayıf
    Wassup?: Naber?
    Wheels of steel: Pikap
    Wicked: Çılgın, iyi, acayip


    Capoeira
    Havada uçuyorlar, yerde sürünüyorlar; bir bakıyorsun havada bir bakıyorsun yerdeler. Sanki kelebek gibi uçup arı gibi sokmak lafı onlar için söylenmiş. Dışardan bakıldığında o kadar estetik geliyor ki hemen ortaya atlamak, bir şeyler yapmak geliyor insanın içinden. Ama öyle göründüğü gibi kolay bir spor değil bu, gerçekten sevmek ve istemekle yapılabilecek bir iş. Aslında spor da denilemez. İçinde hem müzik, hem spor, hem dans, hem de akrobasi var. Ayrıca kendine has bir de felsefesi var. Yani sadece hareketleri öğrenmek, parendeler atmak yetmiyor; insanın beynini ve ruhunu da bu savunma sanatına uydurması gerekiyor.      Çoğumuz bu sporla ne zaman tanıştı hemen söyleyelim. Yıllar önce Türkiye’deki ismi Güçlülerin Dünyası olan Only the Strong filmi bir televizyon kanalında gösterildi ve zamanın tüm gençleri bu teatral ve akrobatik sporu yapabilmek için kolları sıvadı. Bu film sayesinde bize uzak olan Brezilya kültürü ayaklarımıza kadar geldi ve bu sporla tanışma fırsatı bulduk. O zamandan bu zamana birçok capoeiracı yetişti ve ülkemizde kulüpler kuruldu. Şu an birçok ilde capoeira dersi veren kulüpler bulmak ve bu sporu ve felsefesini öğrenmek mümkün.

    Peki nasıl ortaya çıkmış?
          Capoeira sporunun ilginç bir ortaya çıkış hikayesi var. Portekiz egemenliğinde olan Brezilya’da şeker pancarı tarlalarında çalıştırılacak kölelere ihtiyaç duyulur. Kendi yerlilerini köleleştirmek kilise tarafından yasaklanınca Afrika’dan getirilen insanlar köleleştirilir. Fakat Afrikalı köleler bu yeni coğrafyaya uyum sağlayamadıklarından çoğu kaçmaya çalışır. Kaçamayan köleler ise o zamanın savaş sanatı olan capoeirayı müzik ve dansla birleştirirler ve böyle kendilerini kamufle etmiş olurlar. Capoeira sayesinde vücutlarını birer silah gibi kullanan köleler özgürlüklerine kavuşurlar ve bu yüzden bu spor “özgürlüğe giden yol” olarak tanımlanır.Capoeira ve müzik
          Bu sporu diğer sporlardan ayıran en önemli özellik müzik eşliğinde yapılması. Kölelerin kendilerini kamufle etmek için oyuna ekledikleri müzik daha sonra bu sporun vazgeçilmezi ve ayrılmaz bir parçası oluvermiş. Şu an ritm ve tempo olmadan hiçbir şey ifade etmiyor ve izleyenlere çok yavan geliyor. Capoeira kendine has enstrümanlarla çalınan şarkılar eşliğinde yapılıyor. Bu enstrümanlar berimbau, panderio, atabaque, agogo, reco reco ve caxixi. Ellerinde bu enstrümanlar olan bir grup oyuncuların etrafında bir daire oluşturuyorlar ve bir kısmı enstrümanlarla, bir kısmı da elleriyle tempo tutup şarkılar söylüyorlar. En ünlü capoeira şarkıları Axe Bahia, Roda Maravilhossa, Paranaue, Zoom Zoom ve Liberdade. Bunların dışında daha birçok şarkı var.Capoeira ve dans
    Afrikalı köleler bu sporu yaptıklarını sahiplerinden gizlemek için müzik ve dans ekleyerek bunu bir oyun gibi göstermişler ve böylece gizlice kendilerini bu spor sayesinde geliştirip özgürlüklerini elde etmişler. Yani capoeira’da müzik ve dansın bu kadar büyük öneme sahip olmalarının sebebi insanlara özgürlüğün yolunu açmaları. Bu sporun gözümüze spordan çok müzikli dans olarak görünmesinin sebebi de bu. Yapılan akrobatik ve estetik hareketler bir anda bunun bir savunma sporu olduğu gerçeğini beynimizden siliyor ve sanki bir teatral gösteri izliyormuşuz gibi eğleniyoruz. Ayrıca bir toplumun geleceğini böylesine şekillendirdiği için capoeira Brezilya folkloründe de çok önemli bir yere sahip.Türkiye’de bu spor
          Türkiye’de bu spor gelişimini başrolünü Marc Damascos’un oynadığı Only the Strong filmine borçlu. Bu filmi izleyen çoğu kişi hemen filmi kopyalayıp kendi evlerinde hareketleri tekrar ederek capoeira yapmaya başlarlar. Daha sonraları internetin de gelişimiyle birlikte bilgiler paylaşılmaya ve gruplar kurulmaya başlanır. 14 Aralık 2003’de bir ilk gerçekleşir ve Türkiye’de spor il müdürlüklerinin tanıdığı ilk dernek kurulur. Şu an Türkiye’de birçok kulüp ve mestre (en üst kuşak capoeirista) bulunuyor.
    Flamenko
    Hüzün Dansı Flamenko:

    İspanya’nın tüm dünyaya armağan ettiği dans olan Flamenko’ya bir bakalım neymiş ne değilmiş! Kabaca hızlı ritimler ile keskin figürlerden oluşan bu dans Güney İspanya’dan önce tüm İspanya’ya, ardından da tüm dünyaya yayılmış.      Ortaya çıkışı ise şöyle! Endülüs Bölgesinde yaşayan Araplar, Yahudiler, Hristiyanlar ve çingenelerden oluşan kozmopolit halkın müzikleri birbirine kaynaşır ve bu müzik ortaya çıkar. En önemli kaynaşma bu Güney İspanya ritimlerinin çingene müziği ritimleriyle birleşmesidir. Toplumda daha çok ezilen sınıf olan çingeneler kendilerini ifade etme, güçlerini gösterme biçimi olarak bu dansı yaratırlar. Bu dans onlar için bir isyan ve ifade ediş biçimidir. Gördüğümüz üzere flamenkonun sert figürleri ile müziğindeki hüznün sebebi çingene kültürüdür.

          Endülüs folklorü ile çingene folklorünün oluşturduğu bu dans 1840’dan sonra altın çağını yaşar ve profesyonel anlamda yapılır. Bu dansın bir diğer özelliği de doğaçlama yapılması ve içgüdülerle yönetilmesidir. Bir başka deyişle içten nasıl gelirse, ruh haline göre yapılan bir danstır flamenko.

          Flamenko 3 çeşide ayrılır ve birbirlerinden duygusal içerikleri ve ritim yapılarıyla farklılaşırlar. Bunlar “cante grande”, “cante intermedio” ve “cante chico” dur.

          Cante Grande: Büyük şarkı anlamına gelen bu türde en hüzünlü ritimler ve figürler vardır. Şarkı genel olarak ölüm ve din konularını işler.

          Cante İntermedeo: Orta şarkı anlamına gelen bu şarkı da hüzünlü olmakla birlikte cante grande gibi çok ağır değildir. Burada ritimler biraz daha hareketlenir ve neşeli figürker uygulanır.

          Cante Chico: Küçük şarkı anlamındaki bu türde konu aşk ve eğlenceli konulardır. Çok hareketli ritimler duyulabildiği bu çeşit sınıflar arasında en neşeli olandır. Bu üç tarz kendilerine özgü duygusal özellikleriyle ve akor yapılarıyla da birbirlerinden ayrılırlar.

          Flamenkoyu oluşturan 3 ana eleman ise gitar, dans ve şarkıdır. Bu anlamda flamenko gitarcılığa ve ses sanatçılığına da üst düzeyde önem verir. Ayrıca kadın Flamenkocular için kıyafet de çok önemlidir. Uzun etek giymesi gereken dansçılar kıyafetlerini çok iyi kontrol edebilmelidirler.

          Ben de flamenko yapmalıyım dersen hemen bir flamenko evine git! Bu dansın eğitimini veren birçok flamenko evi mevcut. Bu aşk ve hüzün dansını sen de yap, farkın olsun!

    cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
    Google PageRank
    Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

    site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.