Archive for the ‘Kadınca’ Category

Sevgilinizi çaktırmadan değiştirin!

Posted by: Dream   
Temmuz 6th,
2009

“Sevgilim harika ama bir de … olmasaydı” diyorsunuz. Onu kursa yollayamazsınız fakat yumuşak bir şekilde, çaktırmadan değiştirmeniz, daha iyi bir adam haline getirmeniz mümkün.

Onun sıradan bir erkek olmasını hiç istemiyorsunuz; zaten böyle olmayı kendisi de istemiyor ama…

Uzun süreli ilişki yaşayan her kadın, erkeklerin değişimden nefret ettiklerini bilir. Kadınlar saç şekillerini, giyim tarzlarını ya da cep telefonlarını ikide bir değiştirirken, erkekler var olandan kopamaz ve ona sıkı sıkıya bağlanırlar.

İşte çaktırmadan onları değiştirmenin ve daha iyi bir adam haline getirmenin yolları…

Uzun süreli ilişki yaşayan her kadın, erkeklerin değişimden nefret ettiklerini bilir. Kadınlar saç şekillerini, giyim tarzlarını ya da cep telefonlarını ikide bir değiştirirken, erkekler var olandan kopamaz ve ona sıkı sıkıya bağlanırlar.

Onların arkadaşları, kıyafetleri veya en tercih ettikleri içki asla değişmez, iyi çevresi olan arkadaşları yerine kılıksız ve silik eski okul arkadaşları ile görüşmeyi tercih ederler. 15 yaşından beri içtikleri biradan şaraba geçmeleri bile son derece zordur.

İşte iki cinsi ayıran en önemli ve tartışmaya açık özelliklerden birisi de budur. Modayı takip eden, dinamik genç kadın, “Eski iç çamaşırlarını çöpe attım ve sana yeni Calvin Klein iç çamaşırları aldım” derken, eski kafalı erkek: “İnanmıyorum! En sevdiklerim! Neden beni değiştirmeye çalışıyorsun?” diye tepki verebilir.

Moda takipçisi değil, şık
Moda söz konusu olunca, erkekler ikiye ayrılırlar. Eski jean ve yırtık tişörtle ortada dolasan aylak tipler veya modayı takip ettiğini göstermek için en ünlü modacıların koleksiyonlarına avuç dolusu para harcayan moda kurbanları. Sizin yapmanız gereken ise onların orta yolu bulmasını sağlamak.

Erkekler temiz ve düzgün giyinmeyi isterler ama nereden başlamaları gerektiğini çoğunlukla bilemezler. Onlara küçük adımlarla yol göstererek işe başlayabilirsiniz, önce ihtiyacı olan bir- iki şey tespit edin. Daha kalabalık bir liste hazırlarsanız onu değiştirmeye çalıştığınızı düşünecek ve bu durumdan rahatsız olacaktır. Onun beğeneceği bir şey almak istediğinizi söyleyin. Siz önceden gidip biraz araştırın ve ikinci sefer onunla çıktığınızda bulduklarınızı ona gösterip denemesini isteyin. Ama bunu tek bir mağazaya giderek halletmeye çalışın çünkü çok fazla gezmekten sıkılacaktır. Kadınlar moda konusunda erkeklerden daha başarılıdırlar: ona bir şey seçerken klasik ve modası kolay kolay geçmeyecek kıyafetler bulun. Sizin seçimlerinize güveni arttıkça ve böyle daha şık görünmeye başladığına inandıkça ona yakışacak giyim tarzını zaman içerisinde oturtabilirsiniz.

Kendi görüntüsünden emin olması ve kendine güvenmesi için, pantolon ve gömlek yerine takım elbise almasını önerebilirsiniz. Beğendiğiniz ünlü, yakışıklı ve iyi giyinen erkekleri örnek vermeniz ona yol göstermek ve yeni giyim tarzını benimsetmek açısından çok yardımcı olacaktır.

Kavga eden değil, tartışan
Erkek arkadaşınızla kavga etmekten nefret mi ediyorsunuz? Kendinizi ifade edecek kelimeleri bulamadığınız veya onun inadı yüzünden söylemek istediklerinizi anlatamadığınız hiç oldu mu? Bir de o, bu kavganın çok aptalca ve boş bir neden için yapıldığına inanıyorsa durum daha da kötüleşir.

Tartışmalarınızı seviyeli bir hale getirin. Yapılan her kavgada iki tarafın da kendilerine göre haklı nedenleri vardır ve konuyu çözüme kavuşturabilmeniz için, orta yolda buluşup öyle tartışmaya başlamanız gerekir.
Erkekler kadınlara göre biraz daha kapalıdırlar ve uzlaşmaya yanaşmak konusunda zorlanırlar. Erkek arkadaşınızla sessiz bir yerde karşılıklı oturup, kavga etmeden konuyu tartışmanız ve bir sonuca ulaşmanız gerektiğini ona anlatın. Yıkıcı şekilde kavga etmekten hoşlanmadığınızı ve bunun hiçbir sorununuzu çözmediğini ona mantık çerçevesinde açıklamaya çalışın.

Gerekirse ona, tartışmaya yanaşmamanın, insanın kişiliğinin gelişmemiş olmasının bir göstergesi olduğunu hatırlatın. Bu muhtemelen onun gururuna dokunacak ve kendine çeki düzen vermesini sağlayacaktır. Birbirinize komik isimler takarak bu alışkanlığı daha neşeli hale getirebilirsiniz. Örneğin, Avrupa Yakası’nın Tahsin ve İfot’u veya Tom ve Jerry gibi. Birbirinizi dinlemediğinizi fark ettiğiniz anda, bu isimlerle birbirinize hitap edin ve birbirinizin dikkatini çekin.

Oturan değil, dans eden
Çoğu erkek dans etmekten hoşlanmaz. Bu durumu utanç verici ve sıkıcı bulurlar. Aynı zamanda içkileri ellerinde ayakta kalmaktan da rahatsız olur. Bunun yerine masada olmayı tercih ederler. Ancak bir kadından etkilendiklerinde durum değişebilir. Masayı umursamaz ve hoşlandıkları kadına yakın olabilmek için dans etmekten çekinmezler.

O hâlâ sizin elinizi tutmaya çalışırken erkek arkadaşınızı nasıl dans pisline götüreceksiniz? Ona ihtiyacı olan güveni vererek ise başlayabilirsiniz. Şakayla karşılık, bir erkeğin yatak odasındaki performansına dans etmesine bakarak karar verdiğinizi ve eğer isterse ona birkaç dans figürü gösterebileceğinizi söyleyin. Burada aslında dans değil de seksten bahsettiğinizi hemen anlayacak ve dikkatinizi çekmeye çalışacaktır. Gerçek şu ki, erkekler dans etmeyi sevmezler çünkü genellikle nasıl dans edeceklerini bilemezler. Ona öğretirseniz, piste çıkmaktan hiç çekinmeyeceğini göreceksiniz.

Dans eden erkeklere de kınayarak bakarlar ama aslında çoğu zaman içlerinde onlar gibi dans edebilmenin özlemi yatar. Unutmayın ki John Travolta gibi dans edip, sizi etkileyebilmeyi her erkek ister!

Porno yerine, erotik film
Erkekler porno film seyretmeye bayılırlar. Ama asıl sevdikleri bu filmleri sizinle beraber seyredebilmektir. Koltukta, yerde veya duvarın dibinde; nerede olursa olsun, hiçbir film onlara bu filmleri seyretmekten daha çok keyif veremez. Onu şöyle kandırabilirsiniz; sizin de hoşunuza gidecek erotik bir film ile başlayıp, ikinci filmi seyredin ve film esnasında bunun sizi heyecanlandırdığını belirtin.

Hangi filmleri seçmeniz gerektiğini bilmiyorsanız; 9,5 Hafta ile başlayabilirsiniz. Bu filmi bulduğunuzu ona söylemeyin ve cumartesi akşamı televizyon seyrederken, ışıkları söndürüp, filmi koyarak ona bir sürpriz yapın. Onunla birlikte film seçmeye gideceğinizi duymak onu hem heyecanlandıracak, hem de mutlu edecektir. Bakarsınız böylece ayda bir gece beraber erotik filmler seyretmeye başlarsınız.

Bu, bir erkeği mutlu edip size teşekkür etmesini sağlamasının en önemli yollarından biri. Onun açık saçık filmler seyretmesine izin veriyorsunuz ve hatta onunla bu keyfini paylaşıyorsunuz. Daha ne isteyebilir ki!

Tutucu değil, açık
Bütün erkekler çok iyi seks yaptıklarını düşünürler ama içlerinde de bunun doğru olup olmadığına dair bir şüphe barındırırlar. Hem kadınlar hem de erkekler, yatak odasında sadece birkaç harekete bağlı kalarak, sıradan bir cinsel yaşama hapsolabilirler. Peki, bu durumu fark ettikten sonra onun egosunu zedelemeden kendisini geliştirmesini nasıl isteyebilirsiniz?

Sadece kendisinin değil, sizin de zevk almanız gerektiğini ona anlatmanız gerekir. Bunu yapmanın mantığı çok basit aslında. Sizi ne kadar çok mutlu ettiğini gördükçe kendisi de o kadar çok keyif alacaktır. Onu kırmadan isteklerinizi dile getirebilmek için küçük bir oyun oynayabilirsiniz: Size vereceği zevk kadar onu ödüllendirin. En sevdiği fantezilerini size anlatmasını isteyin ve onları birden beşe kadar sıralayın. Sizi her orgazma ulaştırdığında bunlardan bir tanesini yapacağınızı söyleyin. Bu oyunların sonucunda, o da sizi daha mutlu etmek adına yatakta daha iyi olmak için uğraşacaktır.

Belki de abartıyoruz ama eminiz hepiniz buna benzer olaylar yaşamışsınızdır. Erkeklerin yaşadığı ikilem şudur: sıkıcı olmak istemezler ama bunun için de çok dikkatli olmaları ve çaba harcamaları gerekir. O yüzden onların yeni bir şey denemekten hoşlanmadıklarını ve kalabalıktan uzak durmak istediklerini aklınızdan çıkarmamalısınız.

Peki, o halde onları nasıl eğiteceğiz? Aşağıdaki üç basamaklı planın yardımıyla bunu basitçe yapabilirsiniz:

• Onun erkeksi duyularına dokunun.
• Espri anlayışını harekete geçirin.
• Olayları büyütmeyin.

Değişime uğradığını kendisi bile fark etmeden bunu sağlayabilirseniz tam anlamıyla başarılı oldunuz demektir.

alıntıdır

Erkeğin kalbini okuyabiliyor musun?

Posted by: Dream   
Temmuz 6th,
2009

Sevgiliniz konuşmadan onun düşüncelerini deşifre edebilirseniz, onun karakterini ve sizin için ideal seçim olup olmadığını anlayabilirsiniz. Testi çözüp, onun kalbini ne kadar hissettiğinize bir bakın…

“Sevgilinizin konuşmadan gönderdiği mesajları deşifre etmeyi başarırsanız, onun karakterini ve sizin için ideal seçim olup olmadığını anlayacaksınız.” diyor “The Science of Influence: How To Get Anyone to Say Yes in 8 Minutes or Less!” (Etkilerne Bilimi: 8 Dakika veya Daha Az Sürede Herkesten Evet Cevabını Nasıl Alırsınız?) adlı kitabın yazarı Kevin Hogan.

Erkekleri okuma becerinizin olup olmadığını anlamak için aşağıdaki sorulara cevap verin.

1- Barda görüştüğünüz erkek, bar sandalyesinde ayak parmakları içe doğru oturuyor. Bu ne anlamına gelir?

a. Onu sinirlendiriyorsunuz.
b. Sizden bir şey saklıyor.

2- Buluşmanın sonunda ayrılmak üzere, kapınızın önünde duruyorsunuz. Sizi öpmek istediğini nasıl anlarsınız?

a. Başını sağa veya sola yatırır.
b. Dudaklarına dokunmaya başlar.

3- Uzun zamandır birlikte olduğunuz sevgilinize başka kadınlarla birlikte olma fantezileri olup olmadığını sordunuz. Cevap vermeden önce başınızın üstünden bir yere baktı. Bu ne anlama gelir?

a. Size doğruyu söyleyecek.
b. Size yalan söyleyecek.

4-Bir partidesiniz ve sizi biriyle tanıştıracaklar. Onun için odanın en güzel, en enteresan kadını olup olmadığınızı nasıl bilirsiniz?

a. Vücudunun üst tarafı size doğru eğiktir.
b. Yüzü tam size dönüktür.

5- Bir buluşmada, bir aydır birlikte olduğunuz sevgiliniz: “Son zamanlarda işlerim çok kötü gitmeye başladı” diyor. Bu kelimeler ne zaman bir ayrılık mesajı içerir?

a. Bunları buluşmadan sonra, iyi geceler öpücüğüyle birlikte söylerse…
b. Sizi dışarı çıkarmak için almaya geldiği anda…

6- Birlikte bir kafede oturuyorsunuz ve sevgiliniz, ellerini avuçları yerde, masanın üzerinde tutuyor. Bu duruş ne anlama gelir?

a. Kontrolü elinde tutmak istiyor?
b. Konuşmak istemiyor.

7- Orlando Bloom’a tıpatıp benzeyen biri yan masanızda oturuyor. Sizden etkilendiğini gösteren ipucu ne olabilir?

a. Ne zaman bardağınızı masadan kaldırırsanız, o da bardağını masadan kaldırıp, ağzına götürür.
b. Bakışlarını yakaladığınızda size gülümser.

8- Yeni sevgilinize onunla bir hafta sonu kaçamağı yapmak istediğinizi söylediniz. Fikrinizi beğenmediğini gösteren ipucu ne olabilir?

a. Yüksek sesle: “Olabilir, iyi fikir” demesi.
b. “Aaa…” diyerek evet demeden önce ayaklarını oynatması.

9- Bir barda bir yakışıklıyla sohbet ediyorsunuz ve aranız iyi olmaya başladı. Yarım saatlik bir sohbette, isminizi en az on kez söylediğini fark ettiniz. Bu neyi gösterir?

a. Sizi kullanmaya çalışıyor.
b. Size doyamıyor.

DEĞERLENDİRME

Cevaplarınızın çoğu a ise:

Erkekleri iyi okuyabiliyorsunuz. Erkeklerin mesajlarını o kadar iyi yorumlarsınız ki, bir erkek radarı olabilirsiniz. Örneğin, ayrılmadan önce bir dahaki buluşmanız hakkında konuşurken, işlerinin yoğunluğundan ve karışıklığından bahseden bir erkeğin, sizinle görüşmeye niyeti olmadığını anlarsınız.

Buluşmadan sonra, kapının önünde dikilirken başını bir yana yatırarak size bakan erkeğin de mesajını açıkça alırsınız. Bir şey istediklerinde başlarını aynı şekilde tutan çocukları hiç unutmadığınız için, sevgilinizin de sizden duygusal anlamda bir şey beklediğini bilirsiniz.

Vücut Dili Araştırma Enstitüsü Başkanı David B. Givens’a göre, hayattaki değişik durumlar arasında çok kolay bağlantı kurarsınız, o yüzden sevgilinizin mesajlarını okumak sizin için zor değildir.

Aynı şey olumsuz davranışlar için de geçerlidir: Eğer bir erkek sohbet sırasında isminizi defalarca tekrarlarsa, şunu hatırlarsınız: “Son defa ismimi bir iş arkadaşımın ağzından bu kadar fazla duymuştum. Bana uzun bir hikaye anlatıp, beni kandırmaya çalışmıştı.” Bunu anlamanız, değerli zamanınızı yanlış erkeklerle harcamanıza engel olur.

Cevaplarınızın çoğu b ise:

Erkekler tarafından kolayca kandırılıyorsunuz. Erkekleri anlama sisteminizi gözden geçirmeniz gerekir. Çoğunlukla yanlış cevap verdiğiniz için kendinizi kötü hissetmemelisiniz. Vücut dili yorumunun zekayla hiç alakası yok. En mantıklı kişiler bile, vücut dilini doğru yorumlamakta zorlanır” diyor Givens.

Sessiz ipuçlarına dikkat etmeye çalışın: Kadınlar genelde konuşkandır, onlar bir erkeği dinlediklerinde kelimelere dikkat edip, vücut dilini pek dikkate almazlar. Örneğin hafta sonu bir teklifle geldiğinizde sevgilinizden “evet” cevabını almakla o kadar meşgul olursunuz ki, bu “evet”i nasıl söylediğine dikkat etmezsiniz. Buna dikkat etmek için sesini duymamaya çalışın. Bu, sessiz TV seyretmeye benzer. Ses gelmeyince, cevabı jestlerden ve mimiklerden anlamaya çalışırsınız, ki gerçek cevap odur.

Aynı şekilde, bazı durumlarda karşınızdaki erkeğin belli bir şey düşünmesini istersiniz, örneğin sizi seksi bulmasını… O zaman daha çok belli olan jestlere dikkat edersiniz, gülümsemesi gibi. Ama gülümsemenin iki anlamı olduğunu unutursunuz ve sizin almak istediğiniz mesaja uyan anlamı algılarsınız. Halbuki bir gülümseme rahatsızlık belirtisi ve bazı şeyleri centilmenlik adına yaptığını da gösterir.

Kontrol altında tutulabilen davranışlara değil, her zaman kontrolsüz olarak yapılan hareketlere dikkat etmelisiniz; bardağı aynı zamanda sizinle kaldırması gibi.

alıntıdır

Erkeklerle tanışmak için en iyi mekanlar

Posted by: Dream   
Temmuz 6th,
2009

Keşke bekar erkeklerin üzerinde GPS cihazı olsaydı da yerlerini tespit etmek bu kadar zor olmasaydı…

Hiçbirimizin işten kafasını kaldıracak vakti yokken yeni insanlarla tanışmak için kendimize vakit yaratmamız oldukça zor ama en azından nereye bakmamız gerektiğini bilirsek bu bize zaman kazandıracaktır. İşte zeki ve hoş erkeklerle tanışma fırsatı bulabileceğiniz sekiz farklı mekan. Artık gerisi size kalmış…

Teknolojik ürünler mağazasında
Neredeyse bütün erkekler teknolojik aletleri ve büyük teknolojik mağazalarda zaman geçirmeyi severler. Teknolojiden anlayan erkekler de genelde akıllı ve pratik zekalıdır. Özellikle indirim dönemlerinde erkekler bu mağazalara hücum ederler. Böyle bir mağazada erkeğin dikkatini çekmek için yeni çıkan cep telefonları ya da laptoplarla ilgilenebilirsiniz ve sohbet açmak için bilgi alıyormuş gibi yapıp onlara o ürün hakkında teknik sorular sorabilirsiniz. Bu hoş bir sohbetin başlangıcı olabilir…

Spor salonunda
Kendine dikkat eden ve spor yapmayı seven erkekleri günün her saatinde bulabileceğiniz bir yerdir spor salonları. Özellikle de ağırlık bölümünde erkekler yoğun olarak vakit geçirir. Yoga, pilates ve kardiyo gibi daha çok kadınların tercih ettiği bölümlerde pek fazla erkek yoktur. Spor salonunda tanışacağınız bir erkekle sadece sağlık ve spor hakkında konuşabilirmişsiniz gibi gelse de bir süre sonra birçok ortak noktanız olduğunu keşfedeceksiniz. Sağlığına özen gösteren insanların hayat görüşlerinin de belli standartlarda olduğunu düşünürsek, spor salonunda tanışıp da evlenen insanların neden hiç de azımsanmayacak sayıda olduğunu da anlayabiliriz.

İşyerinizde
İstatistiklere göre insanların yüzde 22’si eşlerini ya da uzun süreli ilişkilerini çalıştıkları yerlerde buluyorlar. Fakat bu araştırma bütün meslekler İçin geçerli değil tabii ki. Bazı mesleklerde erkek çalışanlar çoğunlukta olduğundan onlarla tanışma şansı daha fazla oluyor. Örneğin teknolojiyle ilgili mesleklerde çalışan kadınların seçme şansı ve oranı da fazla. Teknolojinin yanı sıra banka ve finans sektörlerinde çalışan erkeklerin oranı kadınlardan daha fazla olduğu için, bu sektörlerde çalışan kadınların hem zeki hem de kariyer sahibi erkeklerle tanışma şansı daha fazla.

Gözde cafe ve restoranlar
Erkekler, sakin ve boş mekanlardan çok, yeni açılan ve popüler olan mekanları daha çok tercih ederler. İşten çıktıktan sonra akşamüstü bir içki içmek için ya da haftasonları arkadaşlarıyla vakit geçirmek için bu mekanları tercih ederler. Genelde her seferinde farklı bir mekana gitmek yerine genelde bir mekanın müdavimi olurlar ve çoğunlukla orayı tercih ederler. Eğer bir mekanda gördüğünüz bir erkekten hoşlandıysanız, bir sonraki hafta da onu orda görme ihtimaliniz yüksektir. Peki bu bar ve cafelere ne zaman giderler? Bekar erkekler daha çok, iş yorgunluğunu atmak için ve haftasonunun kalabalığından bir nebze kurtulmak için hafta ortasında dışarı çıkarlar ve bunu rutin haline getirirler, özellikle spordan çıktıktan sonra ya da club’a gitmeden önce.

Futbol Maçı
Erkek ve futbol ayrı düşünülemez, bir erkekle tanışmak için bir restoranda ya da barda birlikte bir futbol maçı izlemekten daha iyi bir yol olamaz. Eğer hoşlandığınız bir erkek varsa onunla tanışmak için önce hangi takımı tuttuğunu öğrenmekten başlayabilirsiniz. Maç günü de o takımın renklerinde giyinerek kolayca dikkatini çekebilirsiniz; onunla birlikte aynı heyecanı paylaştığınızı göstermeniz çok hoşuna gidecektir! Tuttuğu takımın kazanması onunla konuşmaya başlamanız için kesinlikle bir avantaj sağlayacaktır çünkü morali yüksek olacaktır. Galibiyetle sonuçlanan bir futbol maçı, bir ilişkinin başlaması için güzel bir bahane olabilir.

Sinemada
Kadınların genelde romantik-komedi ve drama türünde, erkeklerin de bilimkurgu ve aksiyon filmlerini tercih ettikleri bilinen bir gerçek. Eğer amacınız bir erkekle tanışmaksa daha hareketli filmleri tercih etmelisiniz. Gözünüze birini kestirirseniz, film arasında yiyecek bir şeyler alırken film hakkında yapacağınız yorumlar dikkatini çekebilir ve belki de filmin ikinci yarısını birlikte seyredebilirisiniz. Sohbet hoşunuza giderse haftaya başka bir filme birlikte gitmeyi teklif edebilir ve film öncesinde başbaşa yiyeceğiniz bir yemekte de birbirinizi daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz…

Yabancı dil kursları
Her yaş grubuna uygun bir program olduğunundan, dil kursuna gitmenin yaşı yoktur. Kursa giden erkekler kendini geliştirmeyi seven ve öğrenmeye açık tiplerdir ve dolayısıyla da ciddi bir ilişkiye girilebilecek türdedirler. Dil kurslarında hem keyifli birkaç ay geçirebilir hem de başka hiçbir yerde tanışamayacağınız farklı kültürlerdeki insanlarla tanışma fırsatı bulabilirsiniz. Sadece ülkenizde değil yurtdışındaki kısa programlara da katılarak ufkunuzu genişletebilir ve belki de hayatınızın aşkıyla tanışabilirsiniz. Birlikte bir dili öğrenmeye çalışmak bile da sizi birbirinize yakınlaştırmaya yeteceğinden, çok fazla çaba harcamanıza da gerek yoktur.

alıntıdır

Sezonun en seksi 20’si!

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

20 ünlü trendsetterdan öneriler… Cazibenizi hızlı ve etkin bir şekilde artıracak tüyoları mutlaka okuyun!

1 CİLDİNİZ IŞILDASIN
“Duş yaptıktan hemen sonra cildinizi bebek yağı ile nemlendirin” diyor ünlü tasarımcı Tom Ford Hafif parlak, güzel nemlendirilmiş bir çift bacaktan daha güzel bir şey olamaz,” diye de ekliyor.

Tom Ford Black Orchid Spray’i (285 TL, www.sephora.com) veya Johnson’s Baby Oil’i (11.10 TL, marketlerde) deneyin.

2 SAÇINIZI GELİŞİGÜZEL TOPLAYIN
Saç uzmanı İsmail Babuz, özellikle gelişigüzel yapılan bir topuzun her zaman daha etkili durduğunu söylüyor. “Saçı tepeden toplayın, bol kalacak şekilde bir üstten bir de alttan firketelerle hafifçe tutturun. Jilet gibi olmayan bir model olduğundan parlaklık verecek herhangi bir şey sıkmaya gerek yok” diyor Babuz.

3 PARFÜMÜ DOĞRU NOKTAYA SIKIN
Parfümünüzün kokusu hoş olabilir ama tadı pek öyle olmaz. Bu yüzden boynunuza sıkmak yerine, “Göğsünüzün altına, dizlerinizin arkasına ya da diğer nabız noktalarınıza sürün,” diyor organik güzellik şirketi Patyka’nın kurucusu Philippe Gounel.

4 SEKSİ BİR KOKTEYL HAZIRLAYIN
İsmi gibi kendi de oldukça seksi olan Bebek Lucca Bar’ın Meyve Caipiroska kokteylinden bir yudum alın, sonrasını da hayal gücünüze’ bırakın.

5 DERİN BAKIŞLAR YARATIN
Güzellik editörü Patricia Tortoloni, göz çevrenizde doğal bir efekt için gözlerinizin üst ve alt iç kenarlarına yumuşak bir siyah kalem çekip gözlerinizi kere kırpıştırmanızı öneriyor.

6 NEONU DOĞRU KULLANIN
BCBG Max Azria Türkiye reklam ve halkla ilişkiler müdürü Lara Üçok, sezonun trenlerinde olan neon tonlarının çekiciliğini artırmak için çok zekice ve az miktarda kullanmayı tavsiye ediyor.

7 DOĞAL KOLYELER TAKIN
Amerika’nın ünlü markası J.Crew’un kreatif direktörü Jenna Lyons doğal taşlardan oluşan bir kolyeyi üst üste takmanızı öneriyor. “Özellikle de salaş bir tişörtün üzerine takarsanız daha göz alıcı duruyorlar.” diyor.

8 EVİNİZ ÇEKİCİ KOKSUN
Top Chef programından Padma Lakshimi, evinizin yerlerini silerken, temizleme suyuna karanfil ya da yasemin yağı damlatmanızı öneriyor. “Böylece evinizin her köşesi davetkar bir hal alacak,” diyor.

9 RUJUNUZUN RENGİNİ HAFİFLETİN
Cesur kırmızı bir ruj her zaman bir klasik olsa da, “Daha taze bir görünüm için dudağınızdaki mercan ya da kayısı tonlarındaki rujunuzu parmak uçlarınızla hafifletin, sonra da şeffaf bir parlatıcı ile üzerinden geçin,’ diyor American Idol yarışmasının makyaj uzmanı Mezghan. “Hem fazla özenilmemiş hem de pırıl pırıl bir görünüm için ideal.” diye ekliyor.

10 SEKSİ ÇİÇEKLER SATIN ALIN
New York City çiçekçisinin sahibi Sandra de Ovando, evinizde seksi bir hava yaratmanın en kolay yolunun zengin ve bordo, turuncu, dore gibi mücevher tonlarında bir çiçek aranjmanı yaptırmak olduğunu söylüyor.

11 PEMBEMSİ BİR TENİNİZ OLSUN
Makyaj uzmanı Pati Dubroff, “Spordan sonra yanaklarınızda oluşan pembeliği krem allıkla taklit etmenizi tavsiye ediyor. Allığı parmak uçlarınızda ısıkıp cildinize iyice yedirin,” diyor. Bunun için Stila’nın Convertible Color Cream Blush in Peony allığım (72 TL, Sephora; 0212 345 60 35) öneriyor.

12 BIRAKIN SAÇINIZ KİRLENSİN
Chris McMillan Salon’un saç boya uzmanı Jonathan Gale, duş yaparken ara sıra şampuan yerine sadece saç kremi kullanmak gerektiğini söylüyor. Duştan 30 dakika önce saçınıza ve kafa derinize Pantene’in saç kremini (4,19 TL marketlerde) ile iyice masaj yapın, su ile durulayın. Sonuç: hafif kaygan, süper seksi saçlar.

13 KÜPELERİ UZATIN
Normalden daha uzun küpeler vücudunuzun en seksi bölgeleri olan boynunuza dikkat çekmenizin en seksi yoludur diyor moda direktörü Ann Wteon.

14 KURDELEYİ BAĞLAYIN
Michelle Obama’nın başkanlık kabulünde giydiği tuvaleti tasarlayan genç tasarımcı Jason Wu, bol ve dökümlu bir elbisenin belini grogren bir kurdele ile bağlamanızı ve yeni bir kıyafet modeli yaratmanızı tavsiye ediyor.

15 YATAĞINIZ DAVETKAR OLSUN
Ünlü Vicheroy Otelleri’nin ve yatak çarşaflarıyla bilinen Sferra markasının ardındaki yaratıcı güç olan iç mimar Kelly Wearstler, yatak takımlarınızın kıyafetleriniz kadar etkili olduğunu belirtiyor. “Odanızın renkleriyle uyumlu çarşaf takımları seçin, ama aynı zamanda cilt renginizle de uyumlu olmalarına dikkat edin,” diyor.

16 DUDAKLARINIZI ÇEKİCİ KILIN
Küçük bir diş fırçasına biraz soda damlatın ve dudaklarınıza minik yuvarlak hareketlerle sürerek lekeleri yok edin diyor N.Y.C. dermatologu Francesca Fusco. Daha sonra da içinde niacin vitamini bulunan bir parlatıcı sürün. Böylece dudaklarınıza kan hücum etsin ve daha kırmızı dursunlar.

17 PARLAK DETAYLARDAN FAYDALANIN
Minik bir pırıltı her zaman göz alıcı olur. Kristal taşlı bir kolyeyi saçınıza takın mesela. Ya da parlak pudranızı straplez bir
elbise giydiğinizde omuzlarınıza, etek giydiğinizde de dizlerinize sürerek beklenmeyeni yapmış olun.

HEP SEKSİ YA DA ASLA SEKSİ DEĞİL

SÜPER
1. Kadında erkek tişörtü
2. Ceketten dantelli iç çamaşırının görünmesi
3. Makyajla uyumuşsunuz gibi gözükmek
4. Fısıldamak
5. Göz kontağı
6. Deri ceketler
7. Islak saç
8. Erkek arkadaşınızın dolabından giyinmek
9. Şarap bulaşmış dudaklar
10. Yatakta kahvaltı

ASLA
1. Erkekte kız tişörtü
2. Pantolondan g-string gözükmesi
3. Makyajla uyumak
4. Ağızda gevelemek
5. Renk cümbüşü
6. Deri iç çamaşırlar
7. Duş bonesi
8. Sevgilinizin maillerine bakmak
9. Şarap lekesi olmuş dişler
10. Belinizdeki taşmalar

18 KIŞKIRTICI OLUN
“Şık iç çamaşırlarınızı kıyafetlerinizin altına saklamayın” diyor Alışveriş Direktörü Erin Sumwalt. Gömleğinizin birkaç düğmesini açık bırakın ki zarif sutyeniniz hafifçe görünsün.

19 ÇİKOLATA PARTİSİ DÜZENLEYİN
Sevgiliniz için eğlenceli bir çikolata partisi düzenlemenizi öneriyor Vosges Haute Chocolatier’in yaratıcısı Katrina Markoff. Misafirlerinizin gözlerini kapayıp değişik çikolata çeşitleri denetin ve tahminlerde bulunmalarını isteyin. Bırakın evinizin her tarafı çikolata dolup taşsın.

20 TEMELİ SARSIN
Seksi ayakkabılarınızı tek ton bir gömlek elbise gibi daha sade bir şeylerle kombine etmeniz
öneriyor. Hafif erkeksi bir kıyafetin seksi detaylarla bütünleşmesi gerçekten başdöndürücü.

ÜNLÜ ERKEKLER NEYİ SEKSİ BULUYOR?
“Bir kadının ensesini ya da boyun kemiğini çok seksi bulurum. O bölgeler gerçekten çok çekici.” -JAKE GYLLENHAAL
“Yüksek topuklar ve mini elbise giymiş bir kadın beni tam anlamıyla sersemletir.”
-JON HAMM
“Plaj elbisesini tek geçerim. İnsana mutluluk verir. Bir plaj elbisesinin içinde kötü kız olmanıza imkan yoktur. Aynı zamanda teniniz normalden daha fazla gözükür.”
-ANDRE 3000
“Kaliteli iç çamaşırı. Çıplak vücuda giyilmiş bir bornoz. Çıplak tene giyilmiş bir plaj elbisesi. Güzel bir çift bacak ve seksi bir etek.
-PIERCE BROSNAN
“Akıl, mizah ve çok şık bir çift ayakkabı bence inanılmaz seksi.”
-STING

alıntıdır

Hayır diyememe hastalığından kurtulmak için 9 yol

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

“Hayır” diyebilmek öğrenilen ve öğretilebilen sosyal bir beceridir. Bu sosyal becerinin eksikliği, yani “hayır” diyememek ise bir hastalıktır.

“Hayır” diyebilmek öğrenilen ve öğretilebilen sosyal bir beceridir. Bu sosyal becerinin eksikliği, yani “hayır” diyememek ise bir hastalıktır. Daha doğrusu psikolojik ve fizyolojik hastalıklara yol açan tehlikeli bir virüstür. Kötü gün dostu olmak elbette önemlidir. Evet diyebilmek güzeldir. Lakin sınırlarımızı aşmadan, kendimizi ve ailemizi zora düşürmeden…

Genç bir kızcağız… Yirmili yaşlarında henüz… Kibar, nazik ve alımlı! Sıcaklığı gözlerine yansıyacak kadar da samimi… Konuştukça açılıyor. Açıldıkça da, gözlerinden inci gibi yaşlar süzülüyordu. “Uyuyamıyorum. Hele aynalara hiç bakamıyorum. Yaşanmamalıydı. Mahcubum Allah’a ve kendime karşı!” derken ıslak gözlerini siliyordu. Özür diliyordu bir yandan da, gözyaşlarını tutamadığı için…

“Yüreği güzel kız, ağlamak güzeldir. Ağlayamaz her göz! Bırak aksın” dedim hiç düşünmeden. Çünkü biliyordum ki “Yaradan’ın korkusuyla -sinek başı kadar bile olsa- akan o gözyaşı” onu ötelerde yalnız bırakmayacaktı.

Muhafazakâr bir aileden geliyordu. Aşırı sert ve iletişime geçmeyen bir baba yanında, kendini çocuklarına adamış cefakâr bir anne vardı tabloda. Anne de kızı gibiydi. Kimseyi incitmemiş ve kırmamış. Lakin hep kırılmış…

İşte bu yönüyle çekmişti annesine. Sessiz, sakin, herkesi düşünen, memnun etmeye çalışan, itiraz etmeyen ve kimseyi gücendirmemek için “hayır” bile diyemeyen bir kişilik çıkmıştı ortaya. İşin ilginç yanı bu özelliği çoğu zaman da işe yaramıştı. Bilhassa da çocukluk döneminde bu yönüyle takdir ve onay almıştı çevresinden.

Çizilemeyen sınırlar

Buraya kadar her şey tamam gibi geliyor değil mi? Hatta belki de bu özelliklere sahip bir kız çocuğu kulağınıza hoş bile gelmiş olabilir. Gelin görün ki, bu tür hikâyelerin sonu hiç de hoş olmayabiliyor. Mesleğimiz icabı hayatları dinliyoruz. Çocukları, gençleri ve yetişkinleri… Pişmanlıklarını, hatalarını, artılarını ve eksilerini… Bu paylaşımlar esnasında bu sorunlara yol açan kişilik özelliklerine ya da “Hayır diyememe” gibi sosyal beceri eksikliklerinin nelere sebep olabildiğine tanık oluyoruz.

Kişi, aşırı iyi niyetinden dolayı ya kız-erkek ilişkilerinde, ya okul-iş yaşamında, ya arkadaşlık ilişkilerinde ya da evliliğinde incitilip örselenebiliyor, hatta istismar edilebiliyor. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi… Sınırlarını çizemediği için sınırları ihlal edilmeye başlanıyor. Sınırları aşmak isteyene de “Aman kırılmasın, kimsenin ağzının tadı bozulmasın” düşüncesiyle ‘Dur, hayır’ bile diyemiyor.

“Hayır” diyebilmek öğrenilen ve öğretilebilen sosyal bir beceridir. Bu sosyal becerinin eksikliği yani “hayır” diyememek ise bir hastalıktır. Daha doğrusu psikolojik ve fizyolojik hastalıklara yol açan tehlikeli bir virüstür.

Sadece bu genç kız mı hayır diyemediği için zarar gören? 45 yaşlarında bir beyefendinin kararan hayatı mesela… Arkadaşlarından biri önce yüklü bir miktar borç para istiyor. Ardından da kefil olmasını istiyor. Beyefendi kendisini çok aşan bu talebe “hayır” diyemiyor. Bile bile lades derler ya! Arkadaşının borcunu ödeyemeyeceğini bildiği halde evet diyor.

Sonunda adamcağız malını mülkünü kaybediyor. Bununla da kalmıyor, ailesi parçalanıyor, ardından da kalp krizi geçiriyor. Cenazesinde konuşuyor yakınları: “Merhum çok iyi niyetli biriydi. Ah keşke bir de hayır diyebilseydi…”

“Hayır” de, hayır dile

Kötü gün dostu olmak elbette önemlidir. Evet diyebilmek güzeldir. Lakin sınırlarımızı aşmadan, kendimizi ve ailemizi zora düşürmeden… Kendi istek, ihtiyaç ve inançlarımızdan taviz vererek, başkasının bir ihtiyacını gönüllü olarak ve seve seve nereye kadar karşılayabiliriz?

İstenilen meblağ bizi fazlasıyla aşıyorsa ve bu kişi dostumuzsa onu kırmadan da “hayır” demenin yolları var. Öte yandan yardım sadece maddiyattan mı ibaret olmalı? Esasında bazen manevi bir bakış açısını kazandıracak bir konuşma bile psikolojik olarak muhatabımızı rahatlatabilir. Dostumuzun sorununu dinleyerek, önündeki diğer seçenekleri fark etmesini ya da daha akıllıca duruma yaklaşmasını sağlayabiliriz.

İpe un sermek!

Nerede “hayır”, nerede “evet” demeli? Bazen iyi niyetli dostumuz bizden bir şeyler ister. Bazen de iyi niyetli olmayanlar ister. Bunu ayırt edebilmek çok önemli!

Nasreddin Hoca’nın meşhur fıkrasını bilirsiniz. Bir gün aldıklarını vermeyen komşusu hocadan ip ister. Hoca önce “Kusura bakma, veremem” der. Israrı devam edince de “İpe un sermişler” diye ekler. Komşusu “Aman Hocam, hiç ipe un serilir mi?” diye talebini sürdürür. En sonunda Hoca dayanamayıp der ki “İp benim değil mi? Vermek istemeyince ipe unda serilir başka şey de…”

Biraz mizah biraz zekâ… Muhatabına mesajını ne güzel de iletiyor Nasreddin Hoca.

Akran baskısı

Bir genç “hayır” deme becerisinden yoksunsa kötü alışkanlıklara da davetiye çıkarmış oluyor. Sigara, alkol ya da uyuşturucu kullanan gençlerle yaptığımız görüşmelerde bu gençlerin reddetme becerilerinin olmadığını görüyoruz.

Doğal süreçte bir ergen arkadaş gurubu tarafından kabul edilmeye, sevilmeye, takdir edilip onaylanmaya ihtiyaç duyar. Bu yaşlarda ergen için arkadaşlarının kendisi hakkında ne düşündüğü çok önemlidir. Akran baskısı ise genci istemediği şekilde davranması için zorlayabilir. Yapılan araştırmaların da gösterdiği gibi, yerinde ve zamanında hayır diyebilme becerisine sahip gençler akran baskısına maruz kalmamaktadır.

“Hayır diyememe” virüsünü çocukluk döneminde yükleyenler, annemiz ve babamızdan başkası değil! Aileler bu virüsü bilinçsizce, bunun ciddi hasarlara yol açabileceğini bilmeden çocuklarına bulaştırıyorlar.

Halbuki bir çocuğun kendini tehlikeli durumlardan, örneğin bir tacizden ya da istenmedik bir dokunma şeklinden koruyabilmesi için reddetme becerilerine sahip olması gerekmektedir.

Bu beceriyi “Gerekince hayır demelisin” diye söylemlerimizle öğretemeyiz. Bir beceriyi öğrenmek için pratiğe yani onu kullanmaya ve uygulamaya ihtiyaç vardır.

Çocuğun hayır deme hakkı

Çocuğunuz sürekli birilerini memnun etme çabası içinde mi? Olumsuz duygularını ve farklı düşüncelerini saldırganlığa vurmadan size, arkadaşlarına ve öğretmenlerine üslubuna uygun bir şekilde yansıtabiliyor mu? Size hayır dediğinde ya da itiraz ettiğinde tepkiniz ne oluyor?

Genellikle çocuklarımızın bizim gibi hissetmesini, düşünmesini ve davranmasını bekliyoruz. Bizim seçtiğimizi istediğimiz kadar yemeli. Bizim belirlediğimiz kıyafeti giymeli Bize itiraz etmemeli… Esasında çocuğumuzun bizden farklı bir birey olduğunu kabul etmeliyiz. Bir çocuk saygıyla dinlenilmeye ve kendisine söz hakkı verilmesine ihtiyaç duyar.

Geçenlerde 4.5 yaşındaki oğlum eve gelen misafir çocukla oynuyordu. Arkadaşı biraz fazlaca hareketli ve sinirli bir çocuktu. Oynarlarken oğlumun oyuncaklarından bazılarına zarar verdi. Ama yanlışlıkla değil. Bir süre sonra arkadaşı, oğlumun en sevdiği, gözü gibi sakındığı kırmızı tırı ile oynamak istediğini söyledi. Oğlum tırını arkadaşına vermek istemediğini ama kamyonuyla oynamasına izin vereceğini söyledi. Derken olay büyüdü. “Hadi oğlum versene tırını. Çok ayıp! Paylaşmak güzeldir. Üzülmesin arkadaşın, hem o misafir. Versen ne olacak” demeyi düşündüm önce. Vazgeçtim sonra. Zaten oğlum her şeyini paylaşıyordu. Ama arkadaşının dikkatsizce oynayıp zarar verme ihtimalini tahmin etmişti. Yanı sıra bizim ona ikinci bir tır alamayacağımızı biliyordu. Sonuçta “hayır” deyip, hassas bir oyuncak olan kırmızı tırını vermemekte haklıydı. Müdahale etmedim. Bir süre sonra bir ses geldi odasından. Kamyon kırılmıştı…

Evet demeyi de öğrenmek…

“Diyelim ki iyi bir kazancınız var. Yanınızda çalıştırdığınız kişinin de performansı yüksek ama maaşı düşük. Sizden zam istiyor. Maaşında birazcık iyileştirme yapıyorsunuz. Fakat bu yetersiz zamdan çalışanınız hiç de memnun değil!”

Kim haklı ve ne yapılmalı? İşin sırrı, kendi haklarımızı gözetirken başkalarının haklarına da tecavüz etmemek… Ne güzel de dile getirilmiş “Ne zulmedin, ne de zulme uğrayın.” Denge ve adalet istiyorsanız, alın elinize bir mizan ve tartın. Mizan sürekli kimden yana ağır basıyor?

“Hep bana hep bana, ya Rabbena” diyerek sağlıklı ilişkiler kuramayız. Eğer mizan sürekli bizden yana ağır basıyorsa “evet” demeyi öğrenmeli, muhatabımızın isteklerine, ihtiyaçlarına ve duygularına kulak vermeliyiz. Başkalarının da hakları olduğunu unutmamalıyız. Eğer mizan sürekli muhatabımızdan yana ağır geliyorsa, “hayır” demeyi öğrenme zamanı gelmiştir.

Tamiri olmayan patlamalar

Bir talebi reddederek, bir düşünceyi onaylamayarak risk aldığımız doğru. Lakin herkesi memnun etmemiz mümkün değil. “Herkes tarafından kabul görmeliyim ve sevilmeliyim” şeklinde bir inancınız varsa, gerçekten hissettiğiniz ve düşündüğünüz gibi davranamazsınız. Muhatabınızdan farklı düşünüyor olsanız dahi ifade edemezsiniz. Ortaya çıkan siz değil, başka biridir.

Sürekli içinize attığınız bu olumsuz duygular zamanla birikir. Ya yavaş yavaş elinizi ayağınızı çeker, uzaklaşırsınız o kişiden ya da bir gün patlarsınız. Hem de hiç ummadığınız bir mekân ve zamanda… İşte bu patlayış, hem size hem de ilişkinize tamiri olmayan zararlar verebilir.

Sessiz çığlıkların, yerinde ve zamanında sesli “HAYIR”a dönüşebilmesi temennisiyle…

Berrin Göncü Işıkoğlu

Hayır diyememe hastalığından kurtulmak için 9 yol

1. Önce anlamak sonra anlaşılmak! Muhatabınızı saygıyla dinleyin. Konuşmasını tamamlamasını bekleyin. Sözünü kesmeyin.

2. Anlaşılabilmek için, dürüst, açık, net ve kararlı olun. İletişim esnasında saklambaç oynamayın. Yalnız dikkat edin! Ne şiş yansın, ne de kebap! Kırmadan, incitmeden nezaket içinde bu mesajı verebilmek de maharet; yoksa saldırganca öfkeyle ve kaba bir şekilde hayır demek de değil.

3. Cevabınız vermeden önce zaman isteyin. Kendinizi o an iyi ifade edemeyeceğinizi ya da olumsuz bir cevap vermekte çok zorlanacağınızı düşünüyorsanız; durun ve konu hakkında düşünmek için zaman isteyin. Böylelikle reddetme kararınızın gerekçelerini tespit etmek için fırsatınız olur.

4. Beden dilinizle de hayır deyin. Muhatabınızın gözlerinin içine bakarak kararlı bir ses tonuyla konuşun. Ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemli. Bedeniniz siz konuşurken ne diyor? Gözleriniz, duruşunuz ve ses tonumuz söylediklerinizle uyumlu mu?

5. Reddettiğiniz kişinin büyük bir hayal kırıklığına uğradığını seziyorsanız, serinkanlılığınızı muhafaza edin, mümkünse bulunduğunuz ortamı değiştirin.

6. Beyin jimnastiği yapın. Geçen hafta kaç kez “evet” dediğinizi listeleyin. Sizden istenen talepler karşısında tepkinizi ve sonraki durumunuzu irdeleyin. Tamam dediğiniz şeylerden ötürü kendinize kızgın mısınız? Darılmış, gücenmiş ya da içerlemiş hissediyor musunuz? Maddi ya da manevi kayıplarınız var mı? Değerlendirin.

7. Yalana başvurmadan empatik ve sempatik bir şekilde de hayır deyin. Yalnız dikkat! Bazen uzun açıklamalar sınırlarımızın test edilmesine imkân tanır. Karar sizin!

“Keşke yapabilsem. Ama prensip olarak kimsenin arabasını ödünç almam ve kendi arabamı da ödünç vermem.”

“Bugün Ayşe’ye bakamayacağım için üzgünüm. Şu an çocuğunu bırakacağın bir yer bulmanın zor olacağının farkındayım ama bizim bugün için çok önceden kararlaştırılmış bir planımız var.”

8. Bir öneri ya da alternatif sunabilirsiniz. Örneğin istenen şeyi gerçekten yapmak istiyor ama zamanınız müsait değilse, “Şu an bunu yapamam ama şu şartlar altında gelecek hafta yapabilirim” gibi…

9. İçsel konuşmanızı değiştirin. Hayır dediğiniz için kötü ve bencil bir insan olduğunuzu düşünüyorsanız bu hastalığa yakalanma ihtimaliniz yüksektir. Size “hayır” dedirtmeyen irrasyonel ve işlevsel olmayan düşüncelerinizi ve beklentilerinizi masaya yatırın.

Kaynak: aktuelpsikoloji.com

alıntıdır

Uzun ve mutlu yaşamın 7 sırrı

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

Harward mezunu 268 kişi üzerine yapılan araştırma sonucu mutluluk ve başarının anahtarları belirlendi.

Mutluluğun 7 sırrı bulundu…

Hayatta en önemli mesele yeni durum ve olaylara adapte olmak. Sağlıklı bir şekilde adapte olmak için fedakarlık, espri yeteneği, öngörü, kendini kotrol etme ve duygularını farklı yollarla dışarıya vurma gibi özellikler bulunuyor.

Harward mezunu 268 kişi üzerine yapılan araştırma sonucu mutluluk ve başarının anahtarları belirlendi.

Harward Üniversitesi başarılı mezunları arasındaki 268 kişinin çocukluktan ölümlerine kadar geçen hayatlarını inceleyerek mutluluk ve başarının 7 sırrını tespit etti.

Aralarında John F. Kennedy gibi isimlerin de bulunduğu mezunlar üzerinde 42 yıldır çalışan George Vaillant tarafından hazırlanan dünyanın en parlak gönüllülerinden “Nasıl iyi bir yaşam sürülür” konusunda çıkarılan sonuçlar şöyle:

Hayatta en önemli mesele yeni durum ve olaylara adapte olmak. Sağlıklı bir şekilde adapte olmak için fedakarlık, espri yeteneği, öngörü, kendini kotrol etme ve duygularını farklı yollarla dışarıya vurma gibi özellikler bulunuyor.

Yaşamda mutlu olmak için 50 yaşına gelene kadar aşağıdaki 7 faktörden en az 5-6’sına sahip olmak gerekiyor. Üç ya da daha az faktöre sahip olanlar daha kısa bir yaşam sürüyor.

1- Yaşamdaki zorluklara karşı olgunluk gösterme ve adaptasyon

2- Eğitim

3- Sağlam bir evlilik

4- Sigara kullanmamak

5- Aşırı alkol kullanmamak

6- Egzersiz

7- Sağlıklı bir kiloda kalmak

Ve diğer bulgular:

50 ve 75 yaşları arasında yaşam güzelleşiyor. Ömrün en zorlu yılları 25 ile 35 arası. Sağlık için en büyük tehdidi depresyon oluşturuyor. 50 yaştan sonra depresyon teşhisi konan erkekler daha erken ölüyor.

Siyasi görüş olarak sol eğilim gösterenler daha duygusal, kültürel ve iç gözlem yeteneği gelişmiş oluyor. Sağ eğilimliler ise pragmatik ve düzenli.

Başarılı yaşlanmanın sırrı insan ilişkilerinden geçiyor. Vaillant, özetle “Sevgi mutluluktur” diyor.

alıntıdır

Üşengeç kadınlar için temizlik önerileri

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

İşte size yarım saatten daha kısa bir zamanda evinizi “temizmiş” gibi gösterecek ipuçları…

Kayınvalideniz aradı ve bir arkadaşıyla beraber sizde bir kahve içmek için yolda olduklarını söyledi! Eviniz dağınık ve temiz değil! Ne yapmalısınız? İşte size yarım saatten daha kısa bir zamanda evinizi “temizmiş” gibi gösterecek ipuçları…

1. DAĞINIKLIĞI TOPLAYIN (Süre: 4 dakika)

Hızlı bir şekilde geçtiğiniz tüm odalardan etrafta duran dağınıklığı toplayın. Onları doğru yerlerine koymayı aklınızdan bile geçirmeyin! Direk bir tane dolabın içine tıkın. Etrafta olmaması gereken bazı şeyler şunlardır:

• Kataloglar, faturalar ve gazeteler
• Evcil hayvanınızın oyuncakları
• Çantalar ve ayakkabılar
• Spor malzemeleri
• DVD’ler
• Çocuğunun oyuncakları ya da boyama kitapları

2. SİLİN-OVUN (Süre: 10 dakika)

• Temizlik eldivenlerinizi geçirin ve tüm temizlik gereçlerini bir kovaya toplayıp gittiğiniz her yere yanınızda kolayca taşıyın.

• Tüm yüzeyler için uygun olan sprey temizleyiciyi mutfağınızın tezgâhına püskürtün
ve bir kâğıt havlu yardımıyla silin.

• Cam temizleyici yardımıyla paslanmaz çelik minik ev eşyalarınızdan parmak izlerinizi yok edin.

• Yemek masasını, büfenin üstünü ve orta sehpasını nemli bir bez yardımıyla silin (sadece tozları alıyorsunuz sakın fazla uğraşıp vakit kaybetmeyin)

• Banyo lavabosunu, tuvalet kapağını ve tezgâhı çok amaçlı dezenfektan püskürterek bir kere silin.

• Duşa kabinin ya da küvetin sadece dış kısmını da aynı spreyle silin ve mutlaka duşa kabin kapısını ya da duş perdesini kapalı tutun.

• Bir cam temizleyici ve bir parça gazete kâğıdı ile aynaları silin (garip ama işe yarıyor-kâğıt havlular beyaz hav bırakıyor)

• Bir dezenfektanı tuvaletinizin içine püskürtün ve tuvalet fırçasıyla hızlıca dağıtıp sifonu çekin.

3. TOZ ALIN (Süre: 5 dakika)

Orta sehpasını, televizyonu, müzik setini, duvardaki çerçeveleri ve büyük biblo ve süs eşyalarını tüylü bir toz alıcı yardımıyla hızlı bir şekilde gıdıklayın. Kıyafetlerinizdeki tüyleri ve saçları temizlemek için aldığınız yapışkanlı roll-on ile salonda baş hizasına gelen yastıkları tüy ve saçlardan arındırın.

4. BOŞALTIN (Süre: 2 dakika)

Lavabonun içinde gereksiz mutfak malzemeleri duruyorsa hızlıca bulaşık makinesine doldurun. Banyodaki çöpü boşaltın. Çöpü dışarı koyun.

5. YERLEŞTİRİN (Süre: 4 dakika)

• Temiz el ve yüz havluları asın, yeni bir kalıp el sabunu çıkartın. Oda kokusu sıkın.

• Fazla sandalye varsa salondan çıkartıp bir odaya koyarak kapıyı kapatın.

• Eğer şu anda yayılı olan masa örtüsü lekeliyse yenisini serin. Eğer yeni ve temizi yoksa tersini çevirin.

• Peçeteliği doldurun.

6. GÖSTERİN (Süre: 4 dakika)

• Misafir için aldığınız fincanları çıkartın, lekeli olup olmadıklarını kontrol edin.

• Yastıkları kabartın.

• Meyve varsa şık bir kâseye meyveleri doldurup orta sehpaya koyun!

• Işıkları kısın, ya da kokulu mum yakın.

• En mutlu ifadenizi takının ve kapıya bakın!

Kaynak: Sabah
alıntıdır

İşte mutlu kalmak için 10 ipucu

Posted by: Dream   
Haziran 15th,
2009

www.monster.com.tr internet sitesiyle Türkiye’de hizmet vermeye başlayan dünyanın ilk ve en büyük online kariyer ağı Monster, adayları yalnızca kendilerine uygun ,hep hayalini kurdukları şirketlerin iş fırsatları ile buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda onlara kariyer hayatlarında ve kişisel gelişimlerinde rehberlik ediyor.

 

Eğer daha mutlu olacağınız bir işe özlem duyuyorsanız, seçtiğiniz kariyer yolundaki ilk çıkıştan kaçmaya çalışmayın. İşte Monster’dan çalıştığınız işte mutlu olabilmeniz için 10 basit ipucu :

1. Kişisel problemlerinizi kişisel tutmaya özen gösterin: Kişisel meselelerinizle  fazlaca ugrastıgınız zaman işinize konsantre olmakta ve işte mutlu olmakta güçlük çekersiniz. Hiç kimsenin kişisel yaşamı tamamıyla problemsiz olamaz, öncelikle bunun farkına varın.  Nasıl eve gittiğinizde işi unutup, kendinize ait zamanın değerini bilmeniz gerekiyorsa, aynı şekilde işte de işinize odaklanabilmeniz ve verimli olabilmeniz için kişisel sıkıntılarınızı evde bırakmanız gerekiyor.

2. Ofisinizi yuvaya dönüştürün: Günün en az 8 saatini işinizde geçiriyorsunuz, ki bu süre muhtemelen yatağınızda geçirdiğiniz süreden daha uzun. Bu yüzden ofisinizi size ait kılın, çalışma alanınızı şirket politikası izin verdiği ölçüde kendinize göre dekore edin, ve ofisinizde olabildiğince konforlu ve rahat olmaya çalışın. 

3. Kendinize bir ofis destek sistemi kurun: Sizinkine benzer geçmiş ve hayat tarzlarında olan iş arkadaşlarına sahip olmak, ofiste üzerinizden çokça baskıyı alacaktır. Duygularınızı sizi anlayan kişilere dillendirebilmeniz, stresinizi büyük ölçüde azaltmanıza yardımcı olacaktır.

4. Sağlıklı beslenin ve bol bol su için: İyi beslenmek ve bol bol su içmek işyerinizdeki enerji ve genel tutumunuzda büyük fark yaratacaktır.

5. Organize olun: Elinizdeki iş yükünü tamamlamak için kendinize bir program çizelgesi hazırlayın. İş yükünden boğulduğunuzu ve nasıl başa çıkacağınızı düşündüğünüz, işteki memnuniyetsizliğinizi arttıracaktır.  Bu yüzden proaktif olup kontrolü elinize aldığınızda, kendinizi daha memnun, kendine güvenli ve motive hissedeceksiniz.

6. Hareket edin: Ofiste masa başı çalışmak, bazen çok hareketsiz ve sabit bir iş hayatına sebep olabiliyor. Bu yüzden hem sağlığınız hem de mutluluğunuz için mesai süreniz içerisinde zaman zaman yerinizden kalkıp, biraz hareket etmeye gayret edin. 

7. İş arkadaşlarınızı değiştirmeye çalışmayın: Kimseyi değiştiremezsiniz. Yalnızca sizin onlara verdiğiniz reaksiyonu değiştirebilirsiniz. Başka kişilerin hareketlerinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Sadece anlaşmazlıkları çözmenin yollarını arayın ve rahatsız edici durumların oluşmasını önlemeye çalışın.

8. Kendinizi ödüllendirin: İşinizin dışında kendinize bir ödül belirleyin. İster arkadaşlarla akşam yemeği, ister sinema, ister spor, ister manikür olsun arada sırada kendinizi şımartın. Evdeki stres nasıl işinizi olumsuz etkilerse, aynı şekilde hayatınızın olumlu yönleri de ofisteki modunuzu olumlu etkileyecektir, bunu unutmayın. 

9. Arada bir soluk alın: Ayaklarınız kapalı durun, kollarınızı yanlarda sabit bırakın ve derin nefes alın.  Gün içerisinde bunu sık sık tekrarlayın..

10. Pozitife odaklanın: İşte sevdiğiniz şeyleri belirleyin. Bunlar sadece sevdiğiniz iş arkadaşlarınız veya ofisinizde pencereden gördüğünüz güzel manzara gibi basit şeyler de olabilir.  Kişi kendi kafa yapısını kendisi yaratır. Eğer aklınızda işinizle ilgili sevdiğiniz pozitif noktalara vurgu yaparsanız, işiniz daha keyifli hale gelecektir. Negatif şeyler hakkında üzülmek sizi zaman içerisinde boğacaktır.

alıntıdır

Kadının aşkı 4 yıl sürüyor!

Posted by: Dream   
Nisan 12th,
2009

Sunday Times’ta yer alan habere göre, kadının erkeğe duyduğu aşk en fazla dört yıl sürüyor. Bunun nedeni ise çok daha ilginç!..

Amerikalı antropolog Prof. Dr. Helen Fisher, on beş yıl boyunca altmış iki ülkede yaptığı araştırmayı sonuçlandırmış. Araştırma ise kadının aşkının ne kadar sürdüğü üzerine.

Sunday Times’ta yer alan habere göre, kadının erkeğe duyduğu aşk en fazla dört yıl sürüyor.

Kadının âşık olmasını sağlayan beyin kimyasalları üç yıl içinde tükeniyor. Dördüncü yılda ise kadın yeni bir aşk bulmak üzere çevresine bakınmaya başlıyor.

Kadın erkeği neden yedekliyor?

Yani bu şu anlama geliyor; kadın üç yılının sonunda yeni bir aşkı bulana kadar kendisini garantiye almak için eskiyen erkeği yedekte tutuyor.

Kültürel, sosyal ve ekonomik koşullar evliliği yapay olarak uzatsa da, genetik koşullar bu duruma ‘ı-ıh’ diyor ve gizli ya da açık arayışlar başlıyor.

Bizden başka hiçbir memelinin aşkı bu kadar sürmüyor.

Helen Fisher’a göre kadın, dört yıl içinde erkeğe duyduğu aşkı imha edecek genetik programa sahip. Çünkü erkeğin de poligam olduğunu söylüyor. Yani kadın, aşkı sürdüğü sürece partnerine sadık, erkek ise fırsat bulduğu anda partnerini aldatmaya hazır.

Her şey “kalite kontrol” için

Cinselliği, sadece üreme ve nesli devam ettirme içgüdüsü olarak değerlendirdiğimizde bu farkın nedenini anlamak kolay oluyor. Ayda sadece bir yumurta üreten kadının, yumurtasını dölleyeceği erkeğin kim olacağına özenli bir seçimle karar vermesi gerekiyor. Çocuğu doğurup büyüten de kendisi olacağı için en iyi seçimi yapması çok önemli.

Bu yüzden erkeği uzunca bir süre ‘kalite kontrolü’nden geçirmeye ihtiyaç duyuyor. Aşk kimyasalları, kadının erkeği ’sınavdan geçirme’ dönemini zevkli hale getiriyor.

alıntıdır

Parfüm kullanımı

Posted by: Dream   
Aralık 29th,
2008

Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır: Sıcak ve nemli noktalar. Koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek. Kanın fazla pompalandığı noktalar. Bilek içleri, şakaklar ve boyun. Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri. Saçlar Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize, uzun ise uçlarına sıkmanız yeterli olacaktır. Küçük bir Öneri: Saçınızı fırçalamadan önce fırçanıza biraz parfüm sıkın.

Giysiler
Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik liflerde yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır. Giysiler parfümlenebilir ama gelişigüzel değil:
- Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskılarına sıkın.
- Asla giysilerinizi farklı parfümler sıkmayın. Üst üste sıkılan parfümlerin molekülleri iyi bir karışım oluşturmaz ve kötü bir etki uyandırır.
- İpekli giysilerinize parfüm sıkmayın, kalıcı lekeler bırakır.
- Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız, sadece vücudunuzu parfümlemekle yetinin. Koku zaten giysilerinize de sinecektir.
- Mücevher ve özellikle incilerinizin yakınında parfüm kullanmayın: Parfümlerdeki alkol mücevherlerin parlaklığını yok eder ve incileri sarartabilir.
- Giysi dolabınızı parfümlemeyi unutmayın.
Küçük bir Öneri:
İç çamaşırlarınızın bulunduğu dolap veya çekmeceye parfümünüzle nemlendirdiğiniz yünlü bir kumaş parçası koyun.

alıntıdır

« Previous Entries    |    


                                     
>>>>>HeadMy<<<<< cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.
Online Saya
toplist
Hayvanlar Alemi site ekle

Site Ekle

mirc indir Taxi-Love: rencontre par webcam, rfrencement annuaire, topliste 100% gratuit Top Real Estate Agents Click to Vote - Top 300 Jpop Sites! Pixel Rating JunkyTopsites Harry Potter Topsites Fundamental Christian Topsites Toplist