Ortam efekti ne için kullanılır?

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Düzenleme efektleri daha hoş, hatta romantik resimler oluşturmanıza olanak sağlar.

“Parlaklığı artır” fotoğraftaki beyaz bölgeleri artırarak hayali bir efekt oluşturur.

Parlaklık uygulamak için:

1. Bir fotoğrafı çift tıklayarak “Düzenle” görünümünü açın.

2. “Efektler”i tıklayın.

3. “Parlaklığı artır”ı tıklayın.

4. “Parlaklık Yoğunluğu” ayar düğmesini, fotoğraftaki beyaz bölgelerin parlaklığını artıracak şekilde ayarlayın.

5. “Yarıçap” ayar düğmesini kaydırarak, bulanıklık ve yumuşaklık arasında parlaklığa ince ayar yapın.

“Odağı Yumuşat” çoğunlukla, düğün ve moda fotoğrafçılığındaki portre çekimlerinde romantik efekt elde etmek için kullanılan bir filtredir. Odağı yumuşat efekti, resmin bir bölgesini odak içinde bırakır ve kalan bölüm hafif şekilde bulanıklaşır. Bu efekt “Parlaklığı Artır” efektiyle birlikte kullanıldığında daha da hoş görünür.

Odağı yumuşatma efekti uygulamak için:

1. Bir fotoğrafı çift tıklayarak “Düzenle” görünümünü açın.

2. “Efektler”i tıklayın.

3. “Odağı Yumuşat”ı tıklayın; odaklamanın fotoğrafın kenarlarına doğru zayıfladığını görürsünüz.

4. Seçme işaretçisini, odaklamayı yerleştirmek istediğiniz bölgeye sürükleyin.

3. Odaklama içinde kalan bölgenin yarı çapını artırmak veya azaltmak için “Boyut” ayar düğmesini kaydırın.

4. Uygulanan bulanıklık miktarını artırmak veya azaltmak için “Miktar” ayar düğmesini kaydırın.

Ortam Türleri.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Ortam (Media) Türleri

Ortam Türleri değişik ortamlarda belgelerin nasıl sunulduğunu gösterir. Belgeler ekranda, kağıtta ve diğer tarayıcılar gibi ortamlarda değişik biçimlerde görüntülenebilir.


Ortam Türleri (Media Types)

Bazı CSS türleri yalnız belirli ortamlarda çalışacak biçimde tasarlanmıştır. Örneğin “ses-ailesi” özellikleri işitsel kullanıcı ortamları için geçerlidir. Diğer türlerden bazıları yalnız (örneğin “yazı-tipi-boyu” özelliği) ekran ve yazıcı ortamları için geçerli olabilir, ama farklı değerlerle etkin olabilirler. Bir belge ekranda kağıda oranla daha büyük yazı-tipine gereksinim duyar. Örneğin sans-serif yazı-tipi ekranda daha okunaklıyken, serif yazı-tipi kağıtta daha iyidir.

@media Kuralı

@media kuralı değişik stil kurallarını değişik ortamlar için aynı CSS içinde tanımlamaya yarar.Aşağıdaki örnekte ekranda görüntülenen yazı 14px verdana yazı-tipi kullanır. Ama eğer sayfa yazdırılacaksa, yazı 10px Times yazı-tipi olur. Dikkate edilecek konu yazı-ağırlığının “koyu” olması hem ekran hem de kağıt için geçerli olduğudur.

<html> <head> <style> @media screen { p.test {font-family:verdana,sans-serif; font-size:14px} }  @media print { p.test {font-family:times,serif; font-size:10px} }  @media screen,print { p.test {font-weight:bold} } </style> </head>  <body>  ....  </body> </html>


See it yourself ! If you are using Mozilla/Firefox or IE 5+ and print this page, you will see that the paragraph under “Media Types” will be displayed in another font, and have a smaller font size than the rest of the text. Kendiniz görün. Eğer Mozilla/Firefox yada IE 5+ kullanıyorsanız ve bu sayfayı yazdırıyorsanız, “Ortam Türleri” başlıklı paragrafın değişik yazı-tipiyle yazıldığını, belgenin diğer bölgelerinin daha küçük yazı-tipi kullanıdığı görürsünüz.

Değişik Ortam Türleri

Not: Ortam türleri adları büyük-küçük harf duyarlı değildir.

Ortam Türü Açıklama
all Her ortam türü birimlerinde kullanılır
aural Ses sentez birimlerinde kullanılır
braille Braille için dokunmalı geri besleme birimlerinde kullanılır
embossed Barille sayfalarının yazdırılmasında kullanılır
handheld Eldeki ve küçük birimlerde kullanılır
print Yazıcılarda kullanılır
projection Slaytlar gibi proje sunumlarında kullanılır
screen Bilgisayar ekranlarında kullanılır
tty Terminaller gibi değişmez harflerle yazılması söz konusu olan ortamlarda kullanılır
tv Televizyon türü birimlerde kullanılır

Ortam Dinleme Cihazı.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Gizli Dinleme Cihazı / Casus Dinleme Cihazı / Ortam Dinleme Cihazı /
Yoğun ilgi gören ilk ortam dinleme cihazımız istek üzerine biraz daha geliştirildi ve kutulandı. FM frekansıyla çalışan Kutulu ortam dinleme cihazı “Casus Kulaklık” modülü entegre edildi. Böylece çok kısık sesleri bile algılayabilecek bir konuma geldi. Cihaz üzerinden ses hassasiyetini değiştirebileceğiniz ayar eklendi.

FM frekansıyla çalışan ortam dinleme cihazı (Kutulu) . Bu cihaz yerleştirildiği yerdeki sesleri 50 metre kare alana kablosuz olarak taşır. Dinlemek istediğiniz yere yerleştirmeniz yeterli. Odanın gizli bir yerine, masa altına, çiçeklerin arasına, kalemliğe, aklınıza gelebilecek her yere yerleştirerek ortamı dinleyebilirsiniz. Cihazın özel microfonu sayesinde hassas sesleri bile duyabilirsiniz. Microfon hassasiyetini cihaz üzerinden kolayca değiştirebilirsiniz. Çok konuşulan yoğun ilgi gören ilk ortam dinleme cihazından farklı olarak kapalı kutu içerisinde, açma kapama anahtarına sahip ve daha uzak mesafeye sesleri aktarabilme özelliği.

Kutulu Ortam Dinleme Cihazı aklınıza gelebilecek her türlü ortamı dinlemek için en ideal üründür.

Bir adet 9v pil ile çalışır ve bir pil ile 2-3 gün kesintisiz yayın yapar. Dinlemek istediğiniz yere gizlice yerleştirin ve 50 metre alanda herhangi bir radyo ile konuşulanları dinleyin. İşte hepsi bu kadar. Küçük ve Pratik.

Fm Dinleme Cihazı çok hassas bir mikrofona sahiptir ve düşük sesleri bile algılayabilir. Küçük boyutu sayesinde dinlemek istediğiniz ortama kolayca yerleştirebilirsiniz.

Ortam Dinleme Cihazı Yenilendi!
Cihazda artık kutulu böylece entegrelerin bozulması önlendi. Panasonic marka mikrofon kullanıldı. Diğer bir yenilik ise cihaza casus kulaklık ürünündeki modül eklendi. Böyle artık ortamdaki çok kısıt sesleri bile dinleyebilirsiniz.

Hakkınızda ne konuşuyorlar - Çocuğunuz ne fırıldaklar çeviriyor - Arkadaşınız hakkınızda ne düşünüyor - Sevgiliniz ne işler karıştırıyor - Peki Eşiniz !

Yeni ortam dinleme cihazı küçük boyutları sayesinde dinleme yapılacak yere kolayca yerleştirilebilir. Cihazın arkasında yer alan açma kapatma düğmesinden cihazı açın. Microfon hassasiyetini ayarlayın. Ve dinlemek istediğiniz yere yerleştirin.

En fazla 50 metre uzaklıkta iyi bir radyo ile dinleme cihazının frekansını yakalayın ve günlerce dinlemeye başlayın. Kullandığınız radyoda kayıt özelliği varsa sesleri kaydedebilirsiniz.

Cihaz 9V pil ile çalışır. Alkalinli pil kullanılması durumunda daha iyi sonuç elde edilir.
İlk teslimat sırasında Alkalinli pil ile birlikte gönderilmektedir.

Kullanım sırasında daha iyi sonuç almak için iyi bir radyo alıcısı ile deneyiniz.

Sanal Ortamda Dolandırıcılıkta PHİSHİNG.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

İnsanoğlunun her daim hızlı bir değişim içinde bulunduğu, çağlar boyunca görülmüş ve kendi doğası içinde hep yeni şeyler arayışını doğurmuştur. İnsanoğlunun eski alışkanlıklarını bıraktığı ve hızla çağa ayak uydurduğu şu günlerde, bunu en güzel yansıtan şey ise şüphesiz ki INTERNET.

Eskiden bir banka işlemi için saatlerce kuyrukta beklenirken artık bu gibi işlemler saniyelerle ifade edilebilen bir hıza ulaşmış durumda veya saatlerce dolaşılıp alınan bir hediye web sayfalarından anında alınabiliyor. Bu ve benzeri güzelliklerini gördüğümüz internetin ne yazık ki kullanıcı tabanlı olarak kötü yanları da bulunmakta.

Günümüzde internet kullanıcılarının %80 gibi bir kısmının artık olmazsa olmazlarından olan e-posta, internet bankacılığı, e-alışveriş gibi birçok kullanım alanları kötü niyetli internet kullanıcıları tarafından istismar edilmekte.

İşte özellikle ülkemizde şu günlerde bu şekil istismarların başında gelen olay ise: PHISHING yani kısaca bankanızın, e-postanızın veya bunun gibi bilgi girmenizi gerektiren bir kuruluşun web sayfasının bir kopyasını yapıp kullanıcının hesap bilgilerini çalmayı amaçlayan bir İnternet dolandırıcılığı.İngilizce “Balık tutma” anlamına gelen “Fishing” sözcüğünün ‘f’ harfinin yerine ‘ph’ harflerinin konulmasıyla gelen terim, oltayı attığınız zaman en azından bir balık yakalayabileceğiniz  düşüncesinden esinlenerek oluşturulmuş ve uygulanıyor.

Örneğin kullandığınız elektronik posta servisinin giriş ekranının bir kopyası elektronik posta olarak geliyor ve bir şekilde kullanıcı adınızı ve şifrenizi girmenizi istiyor. Dikkatsiz bir şekilde bilgileri verdiğinizde, sayfanın içine gizlenmiş bir kod parçası kullanıcı adınızı ve şifrenizi dolandırıcılara gönderiyor.

NELER ÇALINIYOR ?

Phishing yöntemi kullanarak bilgisayar kullanıcılarını tuzaklarına düşüren dolandırıcılar özellikle aşağıda belirtilen işlemleri çalıyorlar
 
1. Kredi, Debit/ATM Kart Numaraları/CVV2
2. Şifreler ve Parolalar
3. Hesap Numaraları
4. İnternet Bankacılığına Girişte Kullanılan Kullanıcı Kodu ve Şifreleri

PHISHING NASIL İŞLİYOR ?

Phishingin ile dolandırıcılar internet kullanıcılarını Fake (sahte) e-posta yöntemi ile ağlarına düşürmeyi deniyorlar ve yukarıda da bahsettiğimiz kullanıcıları bilgilerini alıyorlar.

E-POSTA YÖNTEMİ NEDİR ?

E-posta yöntemini kullanan dolandırıcılar burada da kullanıcıları üç şekilde aldatma yoluna gidiyorlar. Şöyle ki: 

a) E-postanıza devamlı temas halinde olduğunuz kuruluşlardan gönderiliyormuş izlenimi verilen sahte bir posta gönderiliyor. Bu e-postalarda kullanıcıya kurumun web sitesine giderek şifresinin süresinin dolduğu söyleniyor ve altta o sayfaya yönlendirileceği bir link(bağlantı yolu) veriyor. Korsan daha önceden hazırladığı ve kuruluşun sitenin aynısı olan bu siteye kurbanına getirdikten sonra, ondan şifreyi girmesini istiyor, sonra da kullanıcı kendi şifresini yeni şifresiyle değiştiriyor (normal de tabii ki değiştirmiyor. Esasen eski şifre hala geçerli olduğu için korsan bu şifre ile internet aracılığı ile para transferi, e-ticaret vb. işler yapabiliyor)

b) Bazı e-postalarda ise; bir yarışma düzenlendiği ve bu yarışmaya katılması teklif edilen kullanıcılara ödül olarak BMW marka bir araç kazandıkları ancak gerekli kişisel bilgileri vermeleri gerektiği söyleniyor. Bu gibi durumlarda bilgilerini veren kullanıcının tüm bilgileri dolandırıcının yani korsanın eline geçiyor.

c) Bir başka kullanılan teknikte ise; gelen e-posta da müşteriye kişisel bilgilerini güncellemesi gerektiği tüm bilgileri tekrar girmesi bunun kendileri açısından daha iyi hizmet verebilmeleri için gerekli olduğu söyleniyor.

d) Son zamanlarda bazı bankaların başlatmış oldukları ve cep telefonları ile para transferine imkân veren sistem kullanılarak banka müşterilerine sanki kendi hesaplarına para gönderilmiş veya alınmış gibi gösterilip sahte banka sitesi linki (bağlantı yolu) verilerek bu paranın tahsil edilebilmesi için bilgi güncelleştirmesi istendiği belirtilmektedir.

Örnek:

Sayin Abidayı Bank Musterisi
Hesabiniza 24/subat/2005 tarihinde Huseyin ABİDAYI tarafindan 270 YTL. havale edilmistir. Yapilan havale ile
ilgili ayrintilar asagidadir.

Gonderen: Huseyin ABİDAYI
Miktar: 270,00 YTL. ( iki yuz yetmis yeni turk lirasi )
Sube: Mardin / Merkez
Aciklama: -
Havale onay ve/veya red islemi icin asagidaki linkden internet bankaciligini kullanabilirsiniz ve/veya hesabinizda gerekli incelemeleri yapabilirsiniz. Size havale gonderen kisinin bilgileri icinde asagidaki linki kullanabilirsiniz…

 

www.abidayibank.com.tr

Eger yukaridaki link calismiyorsa lutfen asagidaki linki kullaniniz.

http://172.84.130.29/abidayibank/form/

PHISHING SALDIRILARINDAN NASIL KORUNMALIYIZ ?

Unutulmaması gereken nokta her türlü online dolandırıcılık, sahtekarlık ve virüslere karşı en büyük korunma aracı, bu konuda bilinçli ve bilgili olmaktır. Bunu aklımızın bir kenarında devamlı bulundurmalıyız.Tabii ki internette güvenli alışveriş yapmayı istiyorsak.

1. E-postanıza gelen mesajların doğruluğunu ispatlayın. Tanımadığınız kimselerden gelen mesajları silin, asla cevap vermeyin. “Aşağıdaki bağlantıya tıklayın”gibi e-posta isteklerine ASLA YANIT VERMEYİN

2. İşlemlerinizi online yaparken, işlem yaptığınız web sayfasının güvenli olup olmadığını MUTLAKA kontrol edin !
İnternet tarayıcınızın üst kısmında bulunan adres bölümünde bulunan adresin “https://” olup olmadığını kontrol edin. “https://”’in sonunda bulunan “s” harfi bu sayfanın güvenli ve çeşitli şifreleme metotları ile işlem yaptırdığını belirtir.

Ek olarak, internet tarayıcınızın sağ alt kısmında yer alan kapalı kilit işareti, yine güvenli ve şifrelenmiş bir sayfada işlem yaptığınızı gösterir.

Bu işaret sayfanın SSL ile şifrelendiğini ve sitenin gerçekten çalıştığınız kuruluşa ait olup olmadığını göstermektedir,  üzerine iki kez tıklandığında ise; aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi bir mesaj çıkacaktır.
-ÖRNEKTİR-
“Issued to: www.abidayibank.com.tr ve “Issued by: www.verisign.com/CPS Incorp.by Ref.LIABILITY LTD.(c)97 VeriSign” bilgileri kontrol edilmelidir.

Unutulmaması gereken noktaların başında ise yukarıda anlatılan bu iki güvenlik önlemi de dolandırıcılar tarafından tekrar oluşturulabiliyor. Bu sebeple; eğer internet bankacılığını veya e-alışveriş yapmak istiyor iseniz yapmanız gereken şey, işlem yapmak istediğiniz sayfayı kendinizin girmesi en güvenilir yoldur.

3. İnternet adresi olarak sayısal rakamlar içeren adresler ile karşılaşırsanız kullanmadan önce MUTLAKA kontrol edin !

Ziyaret ettiğiniz web sitelerinde; adresler çoğunlukla adres kısmı, ardından firmanın ve şirketin ismine ek olarak, com, org, net gibi uzantılar ile biter.

Örneğin; https://www.abidayibank.com.tr

Sahte sitelerde, çoğu zaman sayısal adresler kullanılmaktadır. Eğer bu tür bir durum ile karşılaşırsanız, direkt olarak çalıştığınız KURULUŞ İLE İRTİBATA GEÇİN.
- ÖRNEKTİR –( Sahte siteler aşağıdaki gibi sayısal bir link verirler)

4. Size ulaşan e-posta’nın kimden geldiğinden ve doğruluğundan mutlaka EMİN OLMALISINIZ!

Öncelikle gelen e-postanın kimden geldiğine muhakkak emin olmalısınız eğer ki e-posta’nın kimden geldiğinden emin olamıyor veya gönderilen içerik ile ilgili bazı şüpheleriniz oluyor ise mutlaka direkt olarak sizden bilgi talep ettiğini öne süren gerçek kuruluş ile irtibata geçiniz. ÇÜNKÜ ÇALIŞTIĞINIZ KURUM SİZE ASLA KİŞİSEL BİLGİLERİNİZ VEYA ŞİFRENİZİ SORAN E-POSTA GÖNDERMEZ. BUNU SAKIN UNUTMAYIN!!! 5. Güvenmediğiniz Network(Ağlarda) kesinlikle elektronik işlem yapmayınız. Kullandığınız bilgisayar güvenilir olsa bile eğer networke(Ağa) güvenmiyorsanız ELEKTRONİK İŞLEM YAPMAYINIZ!!!6. Bankanızdan gelen kart ekstrelerini, hesabınızı düzenli olarak kontrol etmeyi unutmayın. Olası aksiliklerde bankanızla ile irtibata KESİNLİKLE GEÇİN.

7. Sisteminizi düzenli olarak kontrol edin. İşletim sisteminizin güvenlik yamalarını yükleyin, antivirüs yazılımınızı devamlı olarak güncelleyin. İNTERNET TARAFINDAN GÜNCEL KALMASINI SAĞLAYIN 8. Çeşitli kurumlardaki hesaplarınızı veya eğer ki birden fazla e-posta adresiniz var ise  kesinlikle kendinizi her biri için FARKLI ŞİFRELER BELİRLEYİN9. Belirlediğiniz şifreleri belli aralıklar ile muhakkak değiştirin. Bunu kendinize ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİN.

10. PHİSHİNG SALDIRILARINA ARACI OLMAYIN!
Dolandırıcılığı gerçekleştirecek kişi veya kişiler phishing yöntemi ile ele geçirdikleri kurumsal veya finansal bilgileri kullanarak hesaplar üzerinden paraları ele geçirme imkânına sahip olurlar. Paranın hesaptan çekilmesi aşamasında kendilerinin tespitini zorlaştırmak yada hiçbir şekilde tespit edilmemelerini sağlamak için ise şüphelenilmeyecek kişilere Internet üzerinde iş ilanları sunmaktalar. Bu ilanlarda çaba harcamadan kolay para kazanılacağı  bunun çok kolay bir iş olduğu şeklinde bilgi verilmektedir.
İnternette verilen bu ilan ile bulunan kişilerin banka hesapları kullanılarak phishing yöntemi ile çalınan hesaplardan para transferi yapılmaktadır. Yine ilan ile bulunan kişiler hesaplarından bu paraları çekmek ve belirli bir komisyon karşılığı dolandırıcılığı gerçekleştiren kişilere parayı uluslararası para transferi yapan şirketler aracılığı ile transfer etmek için kullanılmaktadırlar. Böylece dolandırıcılığı gerçekleştiren kişi yada kişiler kimliklerini gizlemiş olup, ilan aracılığı ile bu işe başvuran kişilere suçu atmış olmaktadırlar.

Bu tip belirli bir parayı alıp, komisyon karşılığında başka bir yere transfer etmek şeklindeki iş ilanları konusunda ÇOK DİKKATLİ olunması gerekmektedir. Bu şekilde yapılan işlem  kara para aklama işlemi olup, sonucu kanuni takibata varacak şekide bitmektedir.

11. Eğer böyle bir eyleme maruz kalırsanız size gelen e-postayı kesinlikle silmeyin ve yönlendirdiği web sitesiyle ilgili bilgileri toplamayı deneyin. Örneğin ripe.net’ten whois sorgulaması yapıp ilk bilgileri toplamaya çalışın. Derhal üstlerinize ve bilgi işlem departmanına haber verin. Eğer bireysel kullanıcıysanız bir dilekçe ile hemen savcılığa başvurup ilgili polis birimlerine elden havale alın ve yazıyı polise götürün. Bu tür suçlarda zamanın çok önemli olduğunu hiçbir zaman AKLINIZDAN ÇIKARTMAYIN.Genel olarak sahte site ile gerçeğini ayırdetmek için aşağıdaki şekli inceleyebiliriz.

KEYLOGGERDolandırıcılar phishing yöntemiyle kullanıcının gizli bilgilerini elde etmenin yanı sıra bu bilgilere birde başka bir yöntem olan  keyloger adı verilen klavye ve ekran görüntülerini kopyalaybilen programlar vasıtası ulaşabilmekteler. İsterseniz bundan da biraz söz edelim :

KEYLOGGER YÖNTEMİ

İnternet kullanan banka müşterilerinin veya internet üzerinden ticaret yapan kullanıcıların online işlem şifrelerinin çalınmasının bir diğer yöntemi ise keylogger yani klavye tuş girdilerini kayıt eden yazılımlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Kullanıcıların bilgisayarlarına yerleştirilen keylogger adlı yazılım, bilgisayarda yapılan her türlü işlemlerin bir kaydını tutar ve bu kayıtlar klavyeden girilen bilgilerin yanı sıra ekran görüntüleri de olabilir. Bu kayıtlar ya sistemde bir txt (metin) dosyası olarak tutulur ya da klavye girdileri e-posta ile saldırgana(HACKER) gönderilir. 

KEYLOGGER TÜRÜ YAZILIMLAR SİSTEME NASIL GİRİYOR?1) Kötü niyetli kişiler tarafından yazılan ve işletim sistemlerinin açıklarından yararlanılarak hedef bilgisayarın kısmen veya tamamen yönetici haklarını saldırgana teslim eden truva atı (trojan) adlı yazılımlar aracılığıyla keylogger yazılmları sisteme yüklenirler.

2) Keylogger yazılımı bilgisayara kullanıcı tarafından yüklenebilir:

Örneğin; güvenilmeyen bir bilgisayarda bilgisayar sahibi tarafından sisteme başkaları tarafından giriş yapılması halinde (login olunması) ne gibi işlemler yapıldığı bilgisayar sahibi tarafından bilinmek istenebilir. Bu durumda sisteme yüklenecek bir keylogger yazılımı ile bilgisayarda başka kullanıcıların yaptıkları bütün işlemler kaydedilmiş olur. Eğer bilgisayar pek çok kişiye açık bir ağda ise bilgisayarda yapılan bütün işlemler keyloggerı yükleyen kişi tarafından öğrenilebilir.
Ayrıca işletim sistemlerinde tespit edilen açıklarla sisteme rahatlıkla uzaktan müdahale edilebilmekte ve bu müdahalelerin başında sisteme dosya aktarma, aktarılan dosyayı çalıştırma gibi işlemlerle sonrasında kullanıcılar takip edilebilmektedir. Bu tür açıklar, yamalarla kapanmış olmakla birlikte sistemlerini güncellemeyen kullanıcılar halen  büyük bir tehlike altında.
Keyloger ve benzeri programlardan etkilenmemek için:

• Mutlaka işletim sisteminizin güncelleştirmelerini yapın

• Bir  güncel ve aktif antivirüs proğramı bilgisayarınızda bulundurun,

• Bankacılık ve önemli işlemlerinizi güvenli olmayan bilgisayarlardan yapmayın,

• Kullandığınız bilgisayarın web browserı (internet tarayıcısı)’nın otomatik tanımlama özelliğindeki “Formlarda kullanıcı adları ve parolalar” ile ilgili kısmın işaretsiz olmasına dikkat edin.
Yukarıda bahsettiğimiz “Formlarda kullanıcı adları ve parolalar” bölümüne şu şekilde giriş yapılmalıdır

ŞEKİL 1: İnternet Explorer 6.0 için ( Araçlar->İnternet Seçenekleri->İçerik->Otomatik Tamamla)

ŞEKİL 2: Firefox 1.0 PR İçin ( Araçlar -> Seçenekler -> Gizlilik)

KANUNLARDA BU SUÇ HANGİ MADDELERDE BELİRTİLİYOR?

İsterseniz kanunumuzda bu suçlar hangi maddelerde ve nasıl işleniyor sorularının cevaplarına aşşağıdaki soru-cevapları  okuyarak ulaşalım

1- Bu suçun tam tanımı nedir ? (Yeni ve Eski TCK’ya göre)

Bu suçun tam tanımı maalesef hem eski yasamızda hem de yeni yasamızda tam tanımlanmamış. Bu sebeple ancak yorum yoluyla bir sonuca varılabiliyor. Ama ceza hukukunda yorum ancak çok dar bir şekilde yapılabildiği için bu suçun bilişim suçu olarak değerlendirilmesi zordur. Ama bu suça Yeni TCK’da Madde:158/f nin uygulanabilir.

2- Bu gibi suçlar da korunan hukuki menfaat nedir?

Fake(Sahte) mailler ile işlenen bu gibi suçlarda korunan hukuki menfaat kişilerin malvarlığı haklarıdır.

3- Bu olayda Mağdur kimdir( Banka mı yoksa Müşterimi?)

Olayda mağdur müşteridir. Çünkü malvarlığında azalma meydana gelen kişi , hile ve desiseye maruz kalan kişi müşteridir.

4- Bu olayın faili kimdir?

Olayın faili herkes olabilir. Fail olabilmek için yasa herhangi bir özel şart aramamıştır.

5- Suçla mücadelede hukuki olarak nasıl bir yöntem izlenmelidir?

Suçla mücadele için öncelikli olarak yapılması gereken bir adli bilişim biriminin kurulmasıdır.Bu adli tıp içinde de kurulabilir. İkinci olarak hakim ve savcılarımıza yeterli eğitim verilmelidir.Üçüncü husus ise servis sağlayıcılara yasal yükümlülükler getirerek bugün delillendirme de yaşanan problemlerin önüne geçilmelidir.

6- Delillendirme nasıl yapılmalıdır?

Delillendirme de en hayati nokta gelen sahte elektronik postanın kağıt çıktısının mahkemeye sunulması değil, elektronik versiyonunun savcıya ya da mahkemeye sunularak üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasıdır. Ayrıca sahte postanın yönlendirdiği web sitesine ilişkin bilgilerin ve yine sahte elektronik postanın gönderildiği servis sağlayıcısından alınacak bilgilerin dosyaya konulması gerekir.

7- Başvuru yolları nelerdir?

Böyle bir eyleme maruz kalan kişi derhal bankasını bilgilendirmeli ve ardından TCK’nun dolandırıcılık hükümlerine göre savcılığa dilekçe ile başvurmalıdır. Burada hem mağdura hem savcıya hem de güvenlik güçlerine düşen görev hayati önemdeki birkaç delilin en kısa zamanda toplanmasını sağlamaktır.

8- Uluslar arası hukukta bu olay ne boyuttadır uluslararası hukuk bunu ne olarak görüyor ?

Dünya bu eyleme hazırlıksız yakalandı ve bu sebeple bunu açıkça suç olarak düzenleyen bir yasa maddesi yok. Ancak ABD’li hukukçuların “The Anti – Phishing Act” olarak adlandırdıkları ve Senatör Patrick Leahy tarafından sunulan yasa tasarısı ile ABD’de büyük finansal kayıplara yol açan sahte elektronik posta eylemleri ve bilişim suçları önlenmek isteniyor. Diğer ülkelerin genel eğilimi ceza yasalarındaki bilişim suçlarını düzenleyen hükümlerden faydalanmak yönünde.

Çoklu Ortam Nedir,Ne Zaman Nerede Kullanılmalı?

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Multimedya, yani çoklu ortam, fotoğraf, video, ses, animasyon, 3 boyutlu modellemeler vb. dijital mecraların birarada kullanılmasıdır.

Ürünleri veya fikirleri tanıtmak, hedef kitlemizin bilgilendirilmesi ve seçimlerini bizzat yaparak firmalarımızın tanıtım ve pazarlama giderlerini düşürmek amacıyla web siteleri hazırlandığını biliyoruz. Gerekli bilgiyi vermek için bastırmamız gereken katalogları gözümüzün önüne getirdiğimizde dijital ortamda aynı işi hatta daha fazlasını yapmanın ne denli ekonomik bir yöntem olduğunu artık hepimiz anlıyoruz.

Peki ama neden web sitesi ile yetinmeyip bir de Tanıtım Ürünleri hazırlatalım? Çünkü ne yazık ki Internet hala bazı şeyler için çok yavaş. Dikkatinizi çekmiştir, animasyonlar, filmler ve büyük fotoğraflar web sitelerinde sürati düşürdüğü için CD’lere göre daha az kullanılıyor. Bir web sitesi ile televizyonu kıyaslayın. Jenerikler, veya sunuşlar daha farklı değil mi? Oysa ki televizyon yapımlarında da bilgisayarlar kullanılıyor. Çünkü Internet’in bant genişliği ve veri aktarım hızı ya da başka bir deyişle birim zamanda taşıyabildiği veri büyüklüğü daha düşük. Çoklu ortam (multimedya) ürünlerini dört başlıkta inceliyoruz. Bunlar;

  • Tanıtım CD’leri
    • Görselliğin etkili olacağı ya da çok geniş katalogların sunulmasında ya da hedef kitlenin her an elinin altında bulunması gereken belgelerin sunulması istendiğinde, hem yüksek miktarlarda verinin sunulması, hem de görsel tekniklerin etkili şekilde kullanımlası için hazırlanırlar.
  • Demo ve Animasyonlar
    • Belli bir konuda ilgi çekmek veya görsel tekniikler yardımı ile anlatımı desteklemek için hazırlanırlar
  • Gösteri İstasyonları
    • Yüksek nitelikli sunumların, kullanıcının bilgisayarından uzakta olacağı yerlerde sunulması için , genelde kamuya açık yerlerde kullanılır
  • Etkileşimli Eğitimler
    • Kolay anlama ve kulanıcının her an dilediği yeri tekrar edebilmesinin yanında, öğrenme hızına göre belli yöntemlerin izlenmesi istendiğinde kullanılır

Ne zaman Nerede kullanılmalı?

Çoklu ortam teknolojilerindeki gelişmeye bağlı olarak, Internet ortamına taşınmaya başlanmıştı, ancak kısa sürede bu eğilimden vaz geçilmeye başlandı. Teknolojiyi yerinde kullanmak isteyenlerin vardığı nokta şudur. Internet siteleri, bilgi verme ağırlıklı, çoklu ortam ürünleri de görsel ağırlıklı olacak şekilde ayrıştırıldı. Bu arada Internet’te taşınan veri ve sıkıştırma algoritmalarında gelişmelerle gelecekte çoklu ortamın Internet’e dönüşü tekrar mümkün olabilir. Ama o zamana kadar, çoklu ortamı Internet’te ölçülü ve daima sayfalara gömülü olmadan kullanmakta fayda var. Tabii küçük boyutlu animasyonları bunlardan ayırmak gerek. Buna karşın Internet’in düşük maliyeti ve yaygın kitlelere ulaşması da göz önünde bulundurulmalı. Özetle bizim önerimiz, bilgiyi web sitelerinde mutlaka detaylı olarak sunmak, grafik anlatımın gerektiği yerlerde ayrı açılan sayfalarda animasyonlar/demolar kullanmak, görsel anlatımın etkili olacağı, katalog ve/veya yardım dosyaları, kullanım kılavuzları, rehberleri CD’lerle sunmak. Bunların dağıtılması web sitesinden talep edilip gönderilecek şekilde de desteklenmelidir. Fuarlar, kamu alanları (havaalanı, gar, çarşılar vb.) gibi yerlerde de ihtiyaca göre gösteri istasyonları kullanılmalıdır.

web sitelerinin dışında bilgi yükü daha fazla, görsel açıdan çok daha zengin ürünleri de müşterilerimize sunmamızda fayda var. Bunlar da tanıtım CD’leri, gösteri istasyonları, demolar vb….

Astrolojide anne baba ve aile ortamı.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Astrolojiyi kendimizi tanımak ve benliğimize ulaşmak için bir yol olarak kullanırken elimizdeki en önemli bilgilerden biri de yıldız haritasında açıkça görülen aile faktörüdür. Astroloji bize genlerden gelen fiziksel özelliklerden haber veremez fakat genellikle bilinç dışımızda olan bir psikolojik mirastan bahseder. Ebeveynlerimiz bir tema veya davranış biçimi olarak doğum haritamızda belirgindir ve zihnimizde yaptığı etkileri de zodyakın çemberinde açık olarak görülür.

Her ilişki için kullanabileceğimiz iki maddenin birleşiminden doğan kimyasal reaksiyon metaforunu aile ve çocuk arasındaki ilişkiye uygulamak istersek, bu ilişkide reaksiyona giren iki faktör ebevynin psikolojik yapısı ile çocuğun algılaması olacaktır. Dolayısı ile bir astrolojik harita yorumlarken aile ortamı ve bizim onu algılayış biçimimiz beraber ele alınmalıdır.

Psikolojide ve Astrolojik Haritada Ebeveyn Faktörü:

Anne figürünün kişisel psikolojide önemini artık iyi biliyoruz; şu an herhangi bir psikoloji teorisi, bu figürün üstüne insan psikolojisini daha fazla etkileyen başka bir faktör bulamıyor. Son 3000 yıldır süre gelen feminen özellikleri aşağı görme, her erkek ve kız çocuğun zihninde derin iz bırakıyor ve malesef bu durum günümüzde yaşanan evlilik ve ilişki problemlerinin de temelini oluşturuyor. Çocuk, anne ve babasının, fakat özellikle annesinin bilinç dışına çok açıktır. Sosyal beklentiler ve kısıtlanmalar yüzünden, kendi isteklerini, ihtiyaçlarını gizleyip, bastıran annenin bilinç dışından direkt olarak etkilenen çocuk bu etkiyi ilk önce kendi psikolojisinde ve daha sonra da ilişkilerinde yaşaması kaçınılmazdır.

Örneğin anne aslında çocuk bile istemiyorsa, bu sorumluluğa hazır değilse, daha henüz kendini ifade edecek bir yol bulamamış ise ve bunun kızgınlığını taşırken, hep ezildiğini düşünüyorsa, ya da mesela başka cinsiyette bir çocuk isterken, veya içten içe sosyal hayatın ona bir türlü vermediği gücünü kullanma isteğini taşırken, nasıl bütün benliği ile çocuğunun beklediği arketipsel koruyucu, sıcak ve sevgi dolu anne özelliklerini gösterebilir? Böyle bir anneye sahip erkek çocuğun bilinç dışında kadına yaklaşımı nasıldır? Kız çocuğun yeni filizlenen feminen özellikleri böyle bir rol modelinden nasıl etkilenir?

Babanın çocuğun psikolojisine olan etkisi 7-8 yaşlarından itibaren yoğunlaşır.Çocuğun karşısında onunla özdeşleşebileceği bir baba figürü fiziksel olarak yoksa, ya da yoğun iş hayatı, hastalık, alkolizm gibi nedenlerden dolayı çocuğun kendinden istediği desteği veremiyorsa bu çocuğun dünyası bu problemi ne kadar büyük bir canavara dönüştürür? Babadan alması gereken erkil rolü kendi kendine mi doldurur?

Bunların cevapları aslında kolaydır fakat nedense cevap çok geç gelir. Dr. Jung’un ikinci yarı diye adlandırdığı dönemde kişi kendi yanlışlarının, istenmeyen davranışlarının, bir türlü kendine ait hissedemediği hayatın nedenini sorgularken bunlara rastlar. Aile hayatı alacağı cevapların yarısıdır, diğer yarısı ise kendi bilincinin olayları algılama şeklidir.

Çocuğun Algılaması:

“Bilinç öncesi zihin -örneğin yeni doğmuş bir bebeğin zihni- sizin her istediğinizi doldurabileceğiniz boş bir kutu değildir” diyor Carl Jung. Özellikle doğumu takip eden ilk yıllarda etrafında gelişen olaylara çok duyarlı olsa da her çocuk kendi bilinci ile dünyaya gelir ve etrafını algılayış şekli bireyseldir. Aynı aileye doğan iki kardeşin farklı gelişen karakterleri buna en açık örnektir.

Anne ve babanın mantığı ne olursa olsun çocuk yarı yolda bunu kabul edip, içine çekme veya red etme seçimi ile karşı karşıya kalır. En önemli ebevyn-çocuk problemleri, özellikle anne ile olan problemler, genelde annenin ne yaptığı veya yapmadığı ile alakalı değildir. Bu problem çocuk ile ebevynin ortaklaşa oluşturduğu bir durumdur kısaca, sadece ebevynin ne yaptığı değil, çocuğun o ebevynden ne yapmasını beklediğidir. Bu olgu ailemizin bizim üzerimizdeki etkisini ikiye bölmemize ve olayın iki ucuna bakmamıza fırsat veriyor.

Astrolojinin Yardımı:

Doğum haritasında çizilen anne imaji bize üç şey anlatır. Bunlardan ilki annemiz ile yaşadığımız hayatın belirgin özellikleridir. Onun dışarı yansıttığı özelliklerin çoğunu biliyor olabiliriz fakat astrolojinin gerçek yardımı annenizin ifade edilmemiş iç dünyasının sizin üzerinizdeki etkilerine ışık tutmak olacaktır. İkincisi anne imajının içinizdeki femineni, yani duygusal ve içgüdüsel yönü nasıl anlattığıdır, bu aynı zamanda kadınlar ile olan ilişkilerinizi şekillendirir. Üçüncü faktör ise içimizdeki annelik özellikleridir bunlar kadında ve erkekte kendimize ve başkalarına bakma ve koruma, güvenlik hissi ve hayata güven, zamana ve koşullara uyum sağlayabilme, içgüdüsel olarak ne zaman bekleyeceğini ve duracağını bilebilme, hayatın getirdiklerine olgunluk ile yaklaşabilme, kadınlarda ise çocuklarına annelik yapma özellikleridir.

Benzer şekilde doğum haritasında gördüğümüz baba imajı da bize üç şey anlatır. Birincisi babanız (ya da baba görevini üstlenmiş kişi) ile yaşadığınız hayatın en belirgin özellikleridir. İkincisi zihninizdeki erkil semboldür, babanız karşılaştığınız ilk erkek olduğu için, içinizdeki erkil yönün (kadınlarda anima) ve diğer erkekler ile ilişkilerinizin şekillenişidir. Sonuncusu baba olma özellikleridir. Bu kadında ve erkekte hayatınızı nasıl düzenlediğiniz, hedeflerinizi nasıl belirleyip ve gerçekleştirdiğiniz, isteklerinizi nasıl dile getirdiğiniz, ahlaki değer ve yargıları nasıl belirlediğiniz ile ilgilidir. Ayrıca erkeklerde kendi çocuklarınıza nasıl babalık yapacağınızın izleri buradadır.

Ebeveyn sosyal hayatın ve yetiştirildiği ortamın psikolojisinden kendini kurtarıp, kendi hayatını yaşamaya cesaret edememiş ise, bilinç altında bu hayatı çocuğunda yaşaması kaçınılmazdır. Çocuk da ileri yaşlarında bu yaşanamamış hayatı, kendi kişiliğinden ayıramamış ise içinde biriken kızgınlığı bilincine taşıyacaktır. Bu noktada kızgınlık bütün ilişkilerini dolayısıyla hayatını zehirlemeye başlar ve böylece kendi kişiliğini yaşayamamışlığın kızgınlığı bir ileriki jenerasyona aktarılır.

Evet, bilinçaltında olan bir şey için ailemizi suçlayamayız fakat ilk önce onların psikolojimiz üzerindeki etkisinin farkına varmamız ve davranışlarımızın altındaki psikolojik sebepleri anlayıp, kendi benliğimizi bulmamız gerekiyor. Bu sadece kendimize olan sorumluluğumuz değil ileriki nesillere olan borcumuzdur.

Gebelikte Ev Ortamı Nasıl Olmalı?

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Gebelikte ev ortamı, özellikle banyo ve tuvalet, kazalara, düşme ve kaymalara kar­şı düzenlenmelidir. Banyoda ve tuvalet­te iken gebeler kapıyı arkadan kilitlememelidir.

Gebenin bulunduğu evde veya hiç değilse bulunduğu odada, si­gara içilmemelidir.
Ev günlük olarak ha­valan dırılmalı dır.

Ayrıca bulaşıcı hastalığı olan yakınları ile hastalıklarının bulaşıcılığı geçene kadar aynı ev ortamında bulunmaması için ted­bir alınmalıdır.
Evde kedi-köpek besleniyorsa doğum sonrasına kadar evden uzaklaştırılmalıdır. Kedi dışkısından Toxoplazma denen bir enfeksiyon gebeye geçebilir, bu da bebek­te bazı sakatlıklara veya düşüğe sebep olabilir. (Bu enfeksiyon iyi pişirilmemiş, çiğ kalmış etlerin yenmesiyle de geçebilir. Bu yüzden etlerin iyi pişirildiğin­den emin olunmalıdır.).

Ayrıca ev ortamında stresli, üzücü konula­rın gebelerin yanında konuşulması olabil­diğince engellenmelidir.

Gençler sanal ortam evliliğine karşı.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yaptırılan bir araştırma, gençlerin yüzde 56,5′inin sanal ortamda tanışarak evlenmeye karşı olduğunu ortaya koydu.

Dr. Nesrin Türkarslan ve Semra Yurtkuran Demirkan’ın yaptığı “Üniversite Son Sınıf Öğrencilerinin Evliliğin Kuruluşuna İlişkin Görüş ve Düşünceleri” konulu araştırma kapsamında, 12 üniversitede okuyan 1682 son sınıf öğrencisiyle görüşüldü.

Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 89,3′ü kamu, yüzde 10,7’si vakıf, yüzde 85,7’si Türkçe, yüzde 14,3′ü yabancı dilde eğitim veren üniversitelerde öğrenim görüyor.

Araştırmaya katılan gençler, kadın için en uygun evlilik yaşının 25-29 olduğunu belirtiyor. Erkek öğrencilerin yarısı kadın için uygun evlilik yaşının, 20-24, kız öğrencilerin yüzde 60.3′ü ise 25-29 olduğunu düşünüyor. Erkek için uygun evlilik yaşı konusunda ise yaklaşık oranlarda olmak üzere kız ve erkek öğrencilerin yüzde 60′ı 25-29 yaş görüşünü dile getirdiler.

Öğrencilerin yüzde 81,2’si, eş seçerken kararı kendilerinin vereceğini daha sonra ailelerinin onayını alacağını belirtiyor. Kız öğrencilerde bu oran yüzde 87,1 iken, erkeklerde yüzde 74,8 olarak ortaya çıkıyor. Öğrencilerin yüzde 1,9′u “kararı ailem verir, sonradan benim onayımı alır” derken, “ailem karar verir ben karışmam” diyenlerin oranı ise yüzde 0,4′de kalıyor.

Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 56,5′i sanal ortamda tanışarak evlenmeye karşı çıkıyor. Batı Anadolu doğumlu öğrencilerin yüzde 16,4′ü sanal ortamda evlenmeye sıcak bakarken, Kuzey Anadolu doğumlu gençlerin yüzde 64,9′u bu şekilde evlenmeye karşı olduklarını belirtiyor.

“EVLENMEDEN BİRLİKTE YAŞAMAK DOĞRU DEĞİL”

Üniversite gençliğinin yarıdan fazlası, evlenmeden birlikte yaşamayı onaylamıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 57.4′ü evlenmeden birlikte yaşamaya olduğunu belirtiyor. Bunu onaylayanların oranı yüzde 27,8 iken, konu hakkında fikri olmadığını ifade edenlerin oranı yüzde 14,8…

Araştırma, evlenmeden birlikte yaşamayı onaylama konusunda kamu ve özel üniversite öğrencileri arasında belirgin bir fark olduğunu ortaya koydu. Özel üniversite öğrencisi kızların yüzde 52,5′i, kamu üniversitelerindeki kızların ise 24,6’sı evlenmeden birlikte yaşamayı onaylıyor. Özel üniversitedeki erkeklerin yüzde 66,3′ü, kamu üniversitelerindeki erkeklerin ise yüzde 23,6’sı birlikte yaşama konusuna sıcak bakıyor.
Kız öğrencilerin yüzde 76’sı daha önce flört etmiş biriyle evlenebileceklerini söylerken, bu oran erkeklerde yüzde 43,7′ye düşüyor. “Daha önce başından evlilik geçmiş birisiyle evlenebilir misiniz” sorusuna, erkeklerin yüzde 47’si, kızların yüzde 30′u “hayır evlenemem” yanıtını veriyor.

Kamu üniversitelerinde okuyan öğrencilerin yüzde 75,5′i, özel üniversitelerde okuyan öğrencilerin ise yüzde 38,8′i daha önce başkasıyla cinsel ilişkide bulunan biriyle evlenmeyeceklerini belirtiyor.

Evlenmeden çocuk sahibi olmayı onaylama oranları da özel ve kamu üniversitelerindeki gençler arasında farklılık gösteriyor. Özel üniversite öğrencisi erkeklerin yüzde 22.5′i, kızların ise yüzde 10′u bu durumu onaylayabileceğini belirtiyor. Öte yandan, kamu üniversitelerinde okuyan erkeklerin yüzde 87,2’si, kızların ise yüzde 85,8′i evlenmeden çocuk sahibi olmayı onaylamıyor.

ERKEK ÖĞRENCİLER EŞCİNSEL EVLİLİĞE KARŞI…

Araştırma, üniversite öğrencisi erkeklerin eşcinsel evliliklere karşı olduğunu da ortaya koydu. Buna göre, erkek öğrencilerin yüzde 59,8′i eşcinsel evliliklere karşı olduğunu kaydederken, bu oran kız öğrencilerde yüzde 41,2′ye düşüyor. Öğrencilerin yüzde 22,3′a ise bu konuda kesin bir fikri olmadığını ifade ediyor. Araştırma, öğrencilerin annelerinin eğitim seviyesi yükseldikçe eşcinsel evliliği onaylama oranının da belirgin şekilde arttığını gösteriyor.

Araştırma sonuçlarına göre, erkek öğrencilerin yüzde 78,1′i, kız öğrencilerin ise 75.6’sı eşlerinin iyi huylu olmasını isterken, erkeklerin yüzde 65.2’si eş seçiminde güzelliğin önemli olduğunu düşünüyor. Aynı dünya görüşünü paylaşma, iyi bir aileden gelme ve tahsilli olma, dindarlık, iyi bir meslek, zenginlik de sırasıyla erkeklerin eşlerini seçerken dikkat ettikleri diğer unsurlar arasında yer alıyor.
Kız öğrencilerin ise yüzde 74,8′i aynı dünya görüşünü paylaştığı kişiyle evlenmek istiyor. Kızlar hayatlarını birleştirmek istedikleri kişide sırasıyla “tahsilli olması, iyi bir meslek sahibi olması, iyi bir aileden gelmesi, yakışıklı olması, dindar olması ve askerliğini yapmış olması” gibi özellikler arıyor.

EŞ SEÇİMİNDE DİN TERCİHİ

Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 68,8′i kendi dininden biriyle evlenmenin önemli olduğunu belirtiyor. Kız öğrenciler, evlenilecek kişinin dinini erkek öğrencilere göre az bir farkla daha önemli görüyor. Kız öğrencilerin yüzde 70,6’sı, erkek öğrencilerin yüzde 66,8′i eşlerinin aynı dinden olmasının önemine inandığını vurguluyor.

Kamu üniversitesi öğrencilerinin yüzde 71,8′i eşinin aynı dinden olmasını önemli görürken, özel üniversitelerdeki öğrencilerde eşin dinine önem verme oranı yüzde 43,6′ya düşüyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 52’si için eşleriyle aynı mezhepten olmak önem taşıyor. Kız öğrencilerin yüzde 54.5′i, erkek öğrencilerin ise yüzde 40′ı eşlerinin kendi mezheplerinden olmasını istiyor.

ERKEKLER DÜZENLİ BİR HAYAT İÇİN EVLENİYOR

Araştırmaya göre, üniversiteli gençlerin çok büyük bir çoğunluğu evliliğin önemli olduğunu düşünüyor.

Evliliğin neden önemli olduğu sorusuna, kız öğrencilerin yüzde 84′ü “hayatımı sevdiğimle paylaşmak için”, erkeklerin yüzde 74,1′i ise “daha düzenli bir hayat için” yanıtını veriyor.

Araştırma, gençlerin yüzde 38′inin evlilikten korktuğunu da gözler önüne seriyor. Kız öğrencilerin yüzde 42,8′i, erkek öğrencilerin ise yüzde 32,9′u evlilikten korktuğunu belirtiyor.

Anlaşamayan çiftlerin boşanmasına gençlerin yüzde 86’sı olumlu bakıyor. Kızların yüzde 90,4′ü, erkeklerin yüzde 82,7’si anlaşamayan eşlerin boşanmasını onaylıyor.

GENÇLER, ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA SICAK BAKIYOR

Araştırmaya göre, üniversiteli gençler, çocuk sahibi olmaya sıcak bakıyor. Kızların yüzde 60,6’sı, erkeklerin ise yüzde 53,4′ü ideal çocuk sayısını 2 olarak belirtiyor. Erkekler, daha fazla sayıda çocukları olmasını isterken, kızlarda 3 ve daha fazla çocuk isteği konusundaki oran düşüyor. Hiç çocuk istemeyen gençlerin oranı ise sadece yüzde 2,8…

Öğrencilerin çocuklarının cinsiyeti konusundaki tercihleri genellikle kendi cinsiyetleriyle doğru orantılı. Kız öğrencilerin yüzde 30′u kız çocuk, erkek öğrencilerin ise yüzde 38′i erkek çocuk istiyor. Öğrencilerin yaklaşık yarısı ise çocuklarının cinsiyetlerinin fark etmeyeceğini belirtiyor.

Kız öğrencilerin yüzde 47,2’si kendinden büyük ya da aynı yaşta, erkek öğrencilerin yüzde 46,8′i ise kendinden küçük veya aynı yaşta biriyle evlenmeyi uygun buluyor. Kız öğrencilerin yüzde 10,9′u, erkeklerin ise yüzde 14,3′ü yaş farkının önemli olmadığını düşünüyor.

Erkek öğrenciler eşlerinin eğitim seviyesinin kendileriyle aynı olmasını isterken, kızlar eşlerinin eğitim seviyesinin kendileriyle aynı düzeyde ya da daha yüksek olmasını tercih ediyor. Eğitim farkının önemli olmadığını belirten erkek öğrenci oranı yüzde 17,6 iken, kız öğrencilerde bu oran yüzde 5,5′e düşüyor.

Sıcak Aile Ortamı.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Bakan/bakılan, konuşan/konuşulan, değer biçen/değer biçilen ikilikleri, cinsiyet ilişkilerinin iktidar boyutunu gösterir ve bu ikiliklerin bir yanı erkeklere, diğer yanı da asıl olarak kadınlara özgüdür. Kadınlar ve kadınlık, farklı dünya görüşlerinin, değer sistemlerinin, ideolojilerin kendilerini tanımladıkları, ötekilerden farklılaştırdıkları alanlar olduğundan, gündelik yaşama ilişkin ‘öylesine’ gibi görünen konuşmalarda bile, kadınlıkla ilişkili değerlendirmeler aynı zamanda konuşan kişinin kendisini toplumsal ve siyasal olarak nasıl konumlandırdığını gösterirler. Nitekim kadınlık ve erkekliğe ilişkin yapılan yorum ve değerlendirmelerin içeriklerine baktığımızda, erkeklerle ilişkili olanların büyük ölçüde belirli bir erkekle, belirli bir somut durumla bağlantılandırıldığı, kadınlarla ilgili olanların ise daha soyut ve daha genel olduğunu gördük. Kadınlar, konuşanın zihnindeki büyük ve genel bir ‘kadın’ın yansımalarıyken, erkeklikle ilgili genel değerlendirmeler/klişeler varolsa da erkeklerin her biri, somut birer varlık olarak görülüyordu. Dolayısıyla, kadınların maddi yaşam koşulları, engelleri, çıkışsızlıkları ve imkanları, bu genel Kadın imgesiyle kırılmış olarak algılanıyordu. Kadın imgeleri kimi kez ezik ve güçsüz, kimi kez sinsi, çıkarcı, ama her durumda tek tek, somut kadınlarla sınanmayan, tersine, her bir kadının onunla sınandığı imgelerdi. ”

“Sıcak Aile Ortamı: Demokratikleşme Sürecinde Kadın ve Erkekler”, Aksu Bora ve İlknur Üstün’den bir nitel araştırma. Kadın-erkek, anlamlandırmaları temelinde oluşan iktidar, cinsiyet rejimi, öznelik durumu, alan yaratma, yaratamama ve bence yaşadığımız çoğu ruh halinin en güzel tanımı olan yersizyurtsuzluk. Şiddet hikayeleri hep aynı, kadınlar kadar erkekler de sıkışmış. Hrant Dink’le babamı, tek ortak paydaları olabilecek tabanı yırtık ayakkabıda birleştiren yoksulluk, ülkenin ortak cefası. Kitapta 72 görüşme var. Genç, yaşlı, çeşitli sınıflardan kadın-erkek. Öznelik kapasitesinin örselenmesini, toplumsal cinsiyeti ve yersizyurtsuzluğu anlamaya yönelik yöneltilen sorular, cevapları. Araştırmacıların deyimiyle genelleyici değil, keşfedici bir çalışma. Benim için en büyük katkısı kitabı okurken, şiddetten gayrı şiddet tehdidinin etkisinin büyüklüğünü görmem oldu. Hem öznelik kapasitesi hem de alan yaratma ve yaşama açısından. Okunmalı bence..

Cinsel Birleşmede Ortam.

Posted by: Edition  :  Category: Ortam

Bir kadınla erkeğin erotik ilişkilerinde dış koşullar oldukça büyük önem taşır. Uygun bir ortamın, özellikle süreklilik içinde yaşanan cinsel ilişkide vazgeçilmez bir rolü vardır. Cinsel birleşmeyi dramatik bir olay olarak ele almak, bu bağlam içinde dekor öğesine ve bunun yaratacağı dramatik atmosfere gereken değeri vermek, eşler arasındaki cinsel uyuma büyük katkıda bulunacaktır. Ne var ki evlilikte bu konu kolaylıkla gözardı edilebilir. Çağımızda bu gibi ayrıntılar üzerinde durmak, boş yere vakit harcamak gibi gelebilir. Bazıları hatta bu konular üzerinde hiç mi hiç kafa yormamayı seçerler. Dekor ve benzeri ayrıntıları cinsellik konusunda çağımızın önderlik ettiği pek çok olumlu yeniliğin yanısıra eskiye göre yitirdiğimiz değerler arasında düşünebiliriz. Her şeyin çok hızlı bir tempoda gerçekleştiği, insanların günlük yaşamlarını “stress” olarak adlandırılan zorlayıcı bir baskı altında geçirdikleri sanayi toplumlarında cinsellik de kolayca bu hızlı temponun bir parçası haline dönüşebilmektedir. Oysa bir iki kuşak öncesine kadar, her ne kadar üzerinde fazla söz edilmese bile cinsel birleşme, kadın ve erkeğin yaşamında bugüne göre daha özel bir yer tutmaktaydı. Romantik duygularla belli bir törensellik anlayışı eşler arasındaki cinsel ilişkiye renk ve çeşni katmaktaydı. Büyükannelerimizin yatak odalarını süsleyiş düzeninde, bu ortamı; satenler, ipek fırfırlar, dantel örtülerle bezemelerinde, bu konuya verilen özen gözlenebilirdi. Yatak odası giysileri de çağımıza göre çok daha göz okşayıcı, atmosfer yaratıcı giysilerdi. İpek ve dantel karışımı yumuşak gecelikler, dokunması bile insana erotik heyecan yaşatan ipekten erkek robdöşambrları, erotik alışverişe uyumlu bir ortam yaratmakta son derece başarılı öğelerdi. Cinsel birleşme öncesi yaklaşımlarda gerçekten sevecenlik ve duyumsallık karışımı bir hazırlık evresi gerekir. Oysa evlilik içinde bu hazırlıklar çiftlere fazla dolambaçlı geldiğinden, yatağa daha kestirme bir yoldan girilir. Hatta sevişme, belli günlerde yatmak üzere yatağa girildikten sonrasının bir alışkanlığı haline dönüştürülür. Öte yandan eski zamanlara kıyasla çağdaş insan, çok daha fazla miktarda erotik değinmelerin çok daha yoğun olduğu bir dünyada yaşamaktadır. Reklamlarda, eğlence programlarında, günlük basında, sohbet ve konuşmalarda her iki cinsten kişiler pek çok sayıda cinsel uyarımla bombardıman edilmektedir. Bunun cinsel yaşam açısından fazla olumlu bir durum olduğu düşünülemez. Cinsellik, ayrıcalığı olan bir konu olduğu zaman daha çok değer kazanır. Gündelik yaşamın ötesine çıkan bir büyüye sahip olmalıdır. Bunu reklam, basın, ticari yönelimlerden ötürü yitirmemelidir. Böylesine bir erotik bombardıman kişilerin bu konudaki doğallıklarına, içtenliklerine zarar verebilir. Çiftler, bilinçli bir tutumla çevreden gelen bu gibi olumsuz etkilere karşı koymasını bilmelidir. Amerikalı bir uzman bu konuda şöyle demektedir: “Amerika’daki cinsel devrimin zehirli meyveleri arasında iştahlı fakat duygusuz cinsellik ile içten olmayan erotizm görülmektedir”. Günümüzün sevdalı çiftleri eskiden olduğu gibi toplumsal baskının dışında, sevişme için pek çok zamana sahip olmasalar bile yine aynı bedensel veriler ve benzer estetik kaygılarla donatılmışlardır. Bugünün insanı birçok bakımdan cinsel yaşamında daha bir avantajlı konumdadır. Kadının eski zamanlara göre çok daha eğitimli, bilgili ve eşiyle eşit varlık sürdürmesi, eşinin yatakta olduğu kadar yaşam kavgasında da yanında yer alması, çiftlerin cinsel uyumu açısından mutlaka olumlu bir gelişmedir. Eski uygarlıklarda, örneğin Eski Yunan’da cinsel yaklaşımın başarısı için önemli etmenler sayılan lezzetli yemek, şarap, dans, müzik, şiir, güzel kokular, temizlik ve uygun zihinsel durum, günümüzün evli çiftleri için de kolaylıkla yerine getirilebilecek ortam koşullarıdır. Cinsel isteğe sahip eşlerin cinsel uyumun doruğuna ulaşmaları için bu donanımları bir ölçüde gerçekleştirmeleri harika sonuçlar verecektir.
Cinsel isteğin kendini göstermesi için kişilerin günlük sıkıntı ve gerilimlerden sıyrılmaları ve özellikle de çocukların ortadan çekilmiş olmaları gerekir. Eşler arasındaki konular ciddi işlerden daha çok kişiselliğe kaymalıdır. Romantik çağ sevdalıları birbirlerinin güzelliğini, örneğin erkek kadının göğüslerini, kalçalarını, kadın ise erkeğin gücünü, yürekliliğini överek birbirlerine yaklaşmaya başlarmış. Günümüzde de kadınla erkeğin yalnız kaldıklarında konuşacakları bundan çok farklı olmayabilir. Gözler, aşk anlatımında çok önemli bir yer tutar. Eski Yunanlılar, gözleri, aşk mikrobunun bedene girdiği yer olarak düşünürlerdi. Herhangi bir bedensel temas olmaksızın sadece göz göze bakışmayla orgazma varan kadınlardan söz edilir. Yemek ve içkinin cinsel ilişkiye klasik bir öncü oldukları ise her yerde bilinir. Bunlar, oyunun değişmez kuralı olmuştur.
Kadın ve erkeğin kışkırtıcı beden kokuları, parfüm, müzik, dans ya da dansı seyretmek, erotik uyarımlara yol açan etmenlerdir. Eşlerin birbirlerini cinsel birleşmeye çağırmaları da incelik isteyen bir konudur. Kadın isterse yatmak için hazırlanırken aynı zamanda bu cinsel daveti  gerçekleştirebilir. Aslında kadının çağrısı bilinçli olmaktan çok bilinçaltında davranışlarına yansır. Yatağa girerken süratle giysi değiştiren bir kadının aklında uyumaktan başka bir şey yok demektir. Oysa soyunmaktan adeta zevk alıyormuşçasına ağır ağır hareketlerle gecelik kılığına girerken kadın, farkında olmadan bir çağrıda bulunmaktadır. Bir erkeğin karşısında kışkırtıcı biçimde yarı giyinik duruma geçmek, erkeğin erotik yaklaşımını kırbaçlamanın en etkili yoludur. İçi görünen ince kumaşlar, danteller, omuzları açık bırakan gevşek askılar, Eros’un okları kadar etkilidir.
Eşlerin birbirlerini erotik açıdan uyarmak için gereksinim duyacakları her türlü malzeme modern evlerde bulundurulmaktadır. Banyolar, hoş kokular, güzel dokulu çarşaf ve giysiler, büyük boy aynalar, baştan çıkartıcı ışıklar bunlardan bazılarıdır. Çağdaş evlerde erotik atmosfer yaratmak için yepyeni tasarımlar geliştiren birçok geniş hayal gücüne sahip mimar vardır. Aslında evler, sadece içinde yaşanan değil, aynı zamanda aşk yapılan bir mekan olarak da düşünülmelidir. Bu bağlamda ışık, büyük önem kazanır. En önemlisi de yatak odasının bir köşesinden gelen tatlı ışığın yaratabildiği romantik ve erotik ortamdır. Çiftler, cinsel yetilerinin tam anlamıyla tadına varabilmek için elden geldiğince ve tüm olanakları seferber etmeli ve cinsel birleşmeye uygun ortam yaratma konusu üzerinde özenle durmalıdırlar.

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.