Archive for the ‘Sağlıklı Beslenme’ Category

İnsanlık tarihinde görülmemiş bir fırsat

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

Modern dondurma ve nakil tekniklerinin gelişimi, yüksek kaliteli, besin açısından zengin yiyeceklere ulaşmamızı sağla­mıştır. Bugünün modem dünyasında, insanlık tarihinin en geniş çeşitteki taze ve dondurulmuş yiyecekleri elimizin altın­dadır. Bu yiyecekleri kullanarak daha önce hiç olmadığı kadar zengin ve çeşitli besinlere sahip diyet ve menüler hazırlayabil­iriz.

Bu kitap, sağlığınızı iyileştirmeniz ve hastalıksız bir ömür geçirmeniz için size sunulan bu fırsattan faydalanmanızı sağ­layacak bilgi ve motivasyonu verecektir.

Net bir karar vermelisiniz. Daha öncekinden daha sağlıklı ve uzun yaşayabilir ya da çoğu modem ulusun yaptığını yapa­bilirsiniz: Hastalıklara ve erken ölüme neden olacak şekilde yemek yemek. Bu kitabı okuduğunuza göre daha uzun ve sağ­lıklı yaşamayı istiyorsunuz demektir. “Yaşamak İçin Ye” ile bu konuda en önemli adımı atmış olacaksınız.

alıntıdır

Tatlıyı algılayabilmemizin iyi ve kötü yanları

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

Sadece insanlara özgü pek çok yeteneğimiz olmasına rağmen genetik olarak goril ve maymunlarla yakından bağlantılıyız. Yeryüzünde tatlıyı ayırt edebilen ve rengi görebilen tek hayvan türü primatlardır. Doğa bize renkli ve tatlı meyveleri görme, tutma, yeme ve bunun zevkini çıkarma yeteneği ver­miştir.

Meyveler beslenmemizin önemli bir parçasıdır. Sağlığımızı korumamızın vazgeçilmez bir gerekliliğidirler. Sayısız çalış­mada, meyve tüketiminin bazı kanserlerden korunmadaki en güçlü silahımız olduğu gösterilmiştir; özellikle ağız, yemek borusu, akciğer, prostat ve pankreas kanserlerinden.’ Doğal tatlı ihtiyacımız bizi, bizim için ideal bir şekilde “tasarlanmış” olan meyvelere yönlendirir. Taze meyvelerin güçlü, şifa verici faydalan vardır.

Araştırmacılar meyvelerde yaşlanmayı ve beynin yıpran­masını önlemede eşsiz etkileri olan maddeler bulmuşlardır. Bazı meyveler, özellikle yaban mersini, antosiyaninler ve yaş­lanmaya karşı etkileri olan diğer bileşenler açısından zengin­dir. Araştırmalar, meyve tüketiminin bütün kanser türlerinden kaynaklanan ölümleri azaltmada, diğer bütün yiyeceklerden daha etkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaya devam etmek­tedirler.4 Meyve yemek sağlığınız, mutluluğunuz ve uzun bir ömür için son derece gereklidir.

Ne yazık ki, tatlıya olan ihtiyacımız taze meyvelerle değil, şekerleme, dondurma gibi şeker içeren ürünlerin tüketilme-siyle tatmin edilmektedir. ABD Yiyecek ve İlaç Kurumu tipik bir Amerikalının günde 32 çay kaşığı ek şeker tükettiğini tah­min etmektedir.5 Bu inanılmaz yüksek miktar bir günde tüke­tilmektedir.

Tatlı ihtiyacımızı, vücudumuza sadece enerji veren karbon­hidratlarla değil, hastalıkları önleyen besinler içeren doğal meyve ve diğer bitkisel gıdalarla karşılamamız gerekmektedir.

alıntıdır

Makarna ve beyaz ekmek

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

Doğada bulunan ve çeşitli besinleri barındıran meyvelerden farklı olarak, işlenmiş karbonhidratlar (ekmek, makarna ve pasta gibi) işlenme sürecinde lif, fitobesin, vitamin ve mine­rallerini kaybederler.

Tam buğdayla karşılaştırıldığında tipik bir makarna ve ekmekte eksik olan besinler:
♦ Çinkonun yüzde 62’si
♦ Magnezyumun yüzde 72’si
♦ E Vitamininin yüzde 95′i
♦ Folik asidin yüzde 50’si
♦ Kromun yüzde 72’si
♦ B6 Vitamininin yüzde 78′i
♦ Liflerin yüzde 78′i

65,000 kadın üzerinde altı yıl boyunca yapılan bir araştır­mada, beyaz ekmek, beyaz pirinç ve makarna gibi rafine kar­bonhidratlar açısından zengin bir diyet uygulayan kadınlarda, tam buğdaylı ekmek ve esmer pirinç gibi çok lifli yiyecekler tüketenlere göre, iki buçuk kat daha fazla Tip II diyabet görül­müştür. Bu bulgular 43,000 erkek üzerinde yapılan bir çalış­mada tekrarlanmıştır.7 Diyabet önemsiz bir problem değildir; Amerika’da hastalıktan dolayı ölümlerin dördüncü nedenidir ve görülme sıklığı artmaktadır.

Harvard Kamu Sağlığı Fakültesinde epidemyoloji ve bes­lenme profesörü olan ve bu iki araştırmanın yazarlarından biri olan Dr. Walter Willett, sonuçları o kadar etkileyici bulmuştur ki, resmi kuruluşlarca yayımlanan ve altı-on bir porsiyon her­hangi çeşit bir karbonhidrat yenmesini öneren Yiyecek Reh­beri Piramidinin değiştirilmesini istemektedir. Dr. Willett, “Beyaz ekmek gibi rafine tahılları tatlılar kategorisine koyma­lılar, çünkü metabolik olarak her ikisi de aynı şey,” görüşünü dile getirmektedir.

Doğanın onlara verdiği ambalajdan çıkarılmış olan bu nişastalı (beyaz un) yiyecekler artık gerçek yiyecekler değil­dirler. Lif ve minerallerinin çoğu yok olduğundan bu gibi yiye­cekler çok çabuk emilir ve kan dolaşımında glikoz dalgalan­malarına neden olurlar. Böyle bir durumla başa çıkabilmekiçin pankreas daha hızlı ensülin salgılamaya başlar. Vücuttaki fazla yağlar da pankreasın daha fazla ensülin salgılamasına neden olur. Rafine yiyecekler ve fazla vücut yağlarının pank­reasa aşırı ensülin salgılaması için baskı yapması, zaman için­de diyabete neden olur. Rafine karbonhidratlar, beyaz un, tat­lılar ve hatta kan dolaşımına çok çabuk girdiklerinden dolayı meyve suları, trigliseridi yükselterek yatkınlığı olan kişilerde kalp krizi riskini artırabilirler.

Bu işlenmiş yiyecekleri her yediğinizde, diyetinizden baş­lıca besinleri çıkarmış olmakla kalmıyor, normal fonksiyon­larımızı sürdürmemiz için gereken ve henüz keşfedilmemiş olan yüzlerce fitobesinden de kendinizi mahrum etmiş oluyor­sunuz. Beyaz un elde etmek için tam buğdayın besinler açısın­dan zengin kabuğu soyulduğunda, bu yiyeceğin en faydalı kısmı yok edilmiş olur. Buğday tanesinin dış kabuğu, mineral­leri, fitoöstrojenleri, lignanları, fitik asidi, indoleleri, fenolik bileşenleri, diğer fitokimyasalları ve bu yiyecekte bulunan E vitamininin tamamına yakınını içerir. Uzun ömürle ilişkilen-dirilen tam tahıllı yiyecekler, modern Amerikan diyetinde kalorilerin çoğunu oluşturan işlenmiş yiyeceklerden tamamen farklıdır.

Tıbbi araştırmalar bizim yaptığımız gibi çok miktarda işlenmiş yiyecek tüketmenin tehlikelerini açık biçimde göster­mektedir. Bu rafine tahıllar bizim açlığımızı giderecek lif ve besin yoğunluğuna sahip olmadığından obeziteye, diyabete, kalp hastalığına ve kanser riskinin artmasına neden olurlar.

Elli beş ve altmış dokuz yaşlarındaki 34,392 kadın üzerinde dokuz yıl boyunca sürdürülen güncel bir araştırmada, rafine tahıl yiyenlerde kalp hastalığından ölme riskinin üçte iki oranında arttığı bulunmuştur.” On beş yaygın araştırmayı özet­leyen araştırmacılar, rafine tahıl ve rafine tatlılar içeren diyet­lerin tutarlı bir şekilde mide ve kolon kanseri ile ilişkili oldu­ğunu görmüşlerdir. En az on iki araştırmada da, az lifli diyet­lerle göğüs kanseri arasında ilişki bulunmuştur. Çok fazla şeker ve rafine un içeren diyetler sadece kilo alınmasına neden olmaz, erken ölüme de yol açar.

Rafine yiyeceklerin bağlantılı olduğu hastalıklar
Ağız Kanseri ► Tiroid Kanseri
Mide kanseri ► Solunum yolu kanseri
Kolorektal kanseri ► Diyabet
Bağırsak kanseri ► Safra kesesi hastalığı
Göğüs kanseri ► Kalp hastalığı

Eğer kilo vermek istiyorsanız en başta kaçınmanız gereken yiyecekler işlenmiş yiyeceklerdir: Tatlandırıcılar, şekerleme­ler, abur cubur yiyecekler ve unlu yiyecekler; bunların yağsız olması hiçbir şeyi değiştirmez. Hemen hemen bütün kilo verme otoriteleri bu konuda aynı görüştedirler: Çörek, makar­na ve ekmek de dahil olmak üzere rafine karbonhidratları yemeyi bırakmalısınız. İnsan vücudu düşünüldüğünde, makar­na gibi az lifli karbonhidratlar beyaz şeker kadar zararlıdır. Makarna kesinlikle sağlıklı olmayan, zararlı bir yiyecektir.

Şu an birçoğunuzun ne düşündüğünü tahmin edebiliyorum: “Fakat Dr. Fuhrman! Ben makarnayı çok seviyorum. Ondan vazgeçmek zorunda mıyım?” Ben de makarna yemeyi seve­rim. Makarna ara sıra çok fazla yeşil sebze, soğan, mantar ve domates içeren bir yemekte az miktarda kullanılabilir. Doğal ürünler satan dükkanlardaki tam tahıllı makarnalar ya da fasul­yelerden yapılan makarnalar, beyaz unla yapılanlardan daha iyi bir seçimdir. Lezzetli yemek tarifleri için 9. Bölüm’e bakı­nız. Burada unutulmaması gereken nokta, rafine tahılların aldığımız kalorilerin sadece çok küçük bir yüzdesini oluştur­ması gerektiğidir.

Ya çörekler? Pastaneden aldığınız “tam buğdaylı” çörek gerçekten de tam tahıldan mı yapılmıştır? Hayır; çoğunlukla bu çöreklerde ağırlıklı olarak beyaz un vardır. Bazen bunu anlamak güçtür. Makarnaların, ekmeklerin, kurabiyelerin, krakerlerin ve diğer tahıl ürünlerinin yüzde doksan dokuzu beyaz undan yapılır. Bazen biraz tam buğday ya da karamela boyası eklenir ve siz de onun tam buğdaydan yapıldığını sanır­sınız. Ama öyle değildir. Esmer ekmeklerin çoğu, beyaz undan yapılmış ekmeğin sahte bir şekilde renklendirilmesiyle elde edilir. Amerikan topraklarında yetişen buğday zaten besin açısından yoğun bir yiyecek değilken, yiyecek üreticileri bir de onun en değerli kısmını atar, rengini açar, koruyucular, tuz, şeker, boya ekler ve ekmek, kahvaltılık gevrek ve diğer yaygın yiyecekleri üretirler. Buna rağmen birçok Amerikalı az yağlı oldukları için bu yiyecekleri sağlıklı zanneder.

alıntıdır

Bütün tam buğdaylı ürünler eşit değildir

Posted by: Dream   
Temmuz 2nd,
2009

Bir yiyeceğe “tam tahıllı” denmesi onu iyi bir yiyecek yapmaz. Tam tahıllı soğuk kahvaltılık gevreklerin çoğu o kadar çok işlemden geçmiştir ki, lifleri çok azalmıştır ve besin değer­lerinin çoğunu kaybetmişlerdir.

Parçalanmış ve dengesi bozulmuş yiyecekler yemek birçok prob leme neden olur; özellikle de kilo vermeye çalışanlar için.

İnce öğütülmüş tam buğday kan dolaşımına çabuk geçer; bu yüzden daha kalın öğütülmüş tam tahıllar kadar tam içeriğe sahip olduğu düşünülmemelidir. Glikozun ani yükselişi yağ depolama hormonlarım harekete geçirir. Daha kaba öğütülmüş tahıllar daha yavaş emildiğinden iştahımızı daha iyi köreltirler.

Tam tahıllı sıcak kahvaltılık gevreklerin sıcak yenenleri daha az işlenmiştir ve besinsel değerleri daha fazladır. Gece suya bastırırsanız sabah pişirmenize gerek kalmaz. Tavsiye edeceğim bazı sıcak tam tahıllı kahvaltılıklar şunlardır: Yulaf (hazır yulaf değil), Roman Meal, Steel Cut Oats, Wheatena, Ralston High Fiber ve Quaker Multigrain.

Tam tahıllı yiyeceklerden farklı olarak, işlenmiş yiyecekleri yemek vücudumuzdaki besinlerin azalmasına yol açabilir ve beslenme eksikliği yaratır; çünkü vücudumuz yiyecekleri sin­dirmek için besinlerden faydalanır. Sindirim ve asimilasyon için gerekli olan mineral miktarı o yiyecekte bulunandan faz­laysa, vücudumuzdaki rezervlerden kullanılır ve bu da bir açık doğurur.

Amerikalı yetişkin ve çocukların çoğunun diyeti, hayatla­rının büyük bir bölümü boyunca, bitkilerden elde edilen besin­ler açısından ciddi derecede eksiktir. Binlerce hastanın besin seviyelerini ölçtüm ve güya “sağlıklı” olduğunu düşündüğüm insanların bile besin seviyelerinin çok düşük çıkması beni şok etti. Vücutlarımız, hücresel fonksiyonları yöneten değişmez biyoloji yasalarına karşı bağışık değildir. Yeterli zamanın so­nunda hastalık gelişecektir. Sınır seviyedeki eksiklikler bile insan sağlığında, endişe, bağışıklık sistemi bozuklukları, kan­ser ve göz bozukluğu gibi rahatsızlıklara neden olabilirler.

alıntıdır

Bir kişinin diyetinin besinsel açıdan yeterli olmasını sağlar­ken, kalori kısıtlamasının faydalarından güvenli bir şekilde yararlanmasının tek yolu, besinsel açıdan fakir olan yiyecek­lerden mümkün olduğunca kaçınmasıdır.

Gerçekten de ne yenileceğine karar verilirken en önemli konu budur. İçinde yeterli besin olan yiyecekleri yemeliyiz ki besinsel ihtiyaçlarımızı karşılamak için boş kalorilerden fazla miktarda tüketmek zorunda kalmayalım. Besin ve lif açısından zengin, kalorisi az yiyecekleri yemek bizi doyurur ve böylece aşırı yemek yememiz önlenmiş olur.

Bunun nasıl olduğunu anlamak için beynin beslenme güdü­müzü nasıl kontrol ettiğine bir bakalım. Sindirim yolunu kaplayan sinirlerde bulunan karmaşık bir kemoreseptör sis­temi, ağzımıza attığımız her lokmanın kalori ve besin yoğun­luğunu dikkatle izler ve bu bilgiyi beyinde beslenme güdüsünü kontrol eden hipotalamusa gönderir.

Ayrıca midede, yenilen yiyeceğin hacmini (ağırlığım değil) ölçerek doygunluk sinyalini veren gerilme reseptörleri vardır. Eğer besin ve liflerle kendinizi doyurmazsanız, beyin size daha fazla yemek yemeniz için sinyaller gönderir.

Eğer yeterli besin ve lif tüketirseniz, vücudunuz biyokim­yasal olarak (besinlerle) ve mekanik olarak (liflerle) doymuş olacaktır ve kalori tüketme arzunuz sönecektir. Fazla kilolu olup olmayacağınızı belirleyen ana faktörlerden biri yeterince lif ve besin tüketip tüketmediğinizdir. Bu durum bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Bu durum pratikte nasıl işler? Bilimsel bir araştırma yap­tığımızı ve her öğünde aldıkları ortalama kalori miktarını gözlemlediğimiz bir grup olduğunu farz edelim. Sonra onlara yemekten önce bütün bir portakal ve bütün bir elma verelim. Sonuçta, denekler kalori alımlarını meyvede bulunan kalori kadar azaltacaklardır. Şimdi onlara iki meyve vermek yerineaynı miktarda kaloriyi meyve suyu olarak verelim.
Ne olur? Öğünden önce hiçbir şey yemedikleri zaman olduğu gibi, aynı miktarda yemek yerler. Diğer bir deyişle, meyve suyu öğünde alınan kalorileri azaltmaz, tam tersine meyve suyu ek kalori haline gelir. Bu durum, bira, meşrubatlar ve diğer sıvı kalori kaynakları için de kanıtlanmıştır.

Sıvı kaloriler, bütün halindeki yiyecekte bulunan lifleri içermediğinden, kalori alma güdümüzü köreltmede pek etkili değildirler. Araştırmalar, meyve suyu ve diğer şekerli içecek­lerin çocuklarda obeziteye neden olduğunu da göstermiştir.

Eğer kilo vermek konusunda ciddiyseniz, meyvenizi içme­yin, onu yiyin. Suyunu sıkma esnasında meyvelerdeki birçok lif ve besin azalır ve kalan besinler de işlenme, sıcak ve depo­lanma yüzünden yok olur. Eğer fazla kilolu değilseniz, taze sıkılmış meyve suyu, onu taze meyve ve sebze yemenin yerine koymadığınız takdirde kabul edilebilir. Doğal bütün halindeki yiyeceklerin yerini hiçbir şey tutamaz.
Birçoğumuzda mucizeye inanma isteği vardır. Boşboğaz­lığımıza ve aşırıya kaçmamıza rağmen, bir hap, toz ya da bir başka iksir alarak ideal sağlığımızı koruyabileceğimize inanı­yoruz. Ama bu birçok bilimsel kanıtla yenilgiye uğramış yan­lış bir ümittir. Sihir diye bir şey yoktur. Mucizevi bir kilo ver­me hapı yoktur. Kanun ve düzenin, neden ve sonucun olduğu doğal bir dünya vardır sadece. İdeal bir sağlık ve uzun bir ömür istiyorsanız, nedenlere yoğunlaşmalısınız. Yağlannızdan güvenli bir şekilde kurtulmak istiyorsanız, ağırlıklı olarak besin ve lif açısından zengin, rafine edilmemiş yiyeceklerle beslenmelisiniz.

alıntıdır

Ultrasonda devrim!

Posted by: Dream   
Haziran 29th,
2009

Brezilyalı Doktora öğrecisi Jorge Lopes hamile annelerin hayallerinde yer alan bir çalışmaya imza attı.
Anne karnındaki bebeklerin boyutlarını hızlı prototip üretme teknolojisi kullanarak plastiğe benzer bir madde ile elle tutulur hale getiren Londra Royal College of Art (RCA) öğrencisi Lopes, MRI ve ultrason görüntülerinden yararlandı.

Lopes yaptığı açıklamada, “Anneler ultrasondan gördükleri cenin pozisyonundaki bebekleri ile aynı boyutta olan plastik bebekleri görünce çok şaşırıyorlar. 12 haftadan 32 haftaya kadar her boyut bebek görünebiliyor. İkizlerin bile anne karnındaki görüntüsünü elde ettik. Hızlı prototip üretme sayesinde, ekrandaki bebeklerin görüntüsü kağıt yerine küçük plastik bebekler şeklinde üç boyutlu olarak çıkıyor” dedi.

Fantastik bir açılım olarak nitelendirilen üç boyutlu plastik bebeklerin hem bilim hem de sanat eseri olduğu düşünülüyor.

alıntıdır

DİKKAT, BU GIDA ÖLDÜRÜYOR !

Posted by: Dream   
Ekim 21st,
2008

Efe, yaptığı yazılı açıklamada, terör örgütlerinden daha sinsi ve daha tehlikeli terör mekanizmasının “gıda terörü” olduğunu ifade etti.

Cipslerin özellikle çocuk tüketici kitlesini hedef seçen ancak diğer yaş gruplarının da ilgisini çekmeyi başaran bir tüketim maddesi olduğunu kaydeden Efe, “her zararlı ancak bir şekilde satıcısı için karlı olan ürün gibi bu ürünün de tüketiciye cezbedici bir şekilde sunulduğunu” dile getirdi.

Efe, şöyle devam etti:

“En önemli konu içerdikleri trans fat yağlardır ki bu yağlar doğal olarak çok az bulunabilen, ancak gıda sanayinde kullanılan hidrojenizasyon tekniğine bağlı olarak özellikle margarin ve diğer bir çok üründe bulunmaktadır. Bu yağlar oldukça riskli bir ara madde olup dünyanın birçok yerinde yasaklanmıştır. Trans yağlar maalesef ülkemizde bisküviden cipse, hazır keklerden gofretlere, margarinlerden krakerlere yüzde 30′lara kadar değişen oranlarda bulunduğu/kullanıldığı bilimsel deneylerde ortaya çıkarılmış bir gerçektir. Cipsler özellikle gıdalardaki istenmeyen tat duyularını bastırmak veya mamulü daha lezzetli göstermek amacı ile kullanılan glutamatlar da içermektedir.”

TÜ-MER’in, son günlerde duyarlı sivil toplum örgütleri tarafından gündeme getirilen cipsler için sigara paketlerinde olduğu gibi ‘’sağlığa zararlıdır” ibaresinin yazılması çağrısını desteklediğini bildiren Efe, ancak temel çözümün insanların sağlıklı ve doğal beslenmeyi teşvik etmek, katkılı ve sanayi ürünlerinden mümkün mertebe uzak durmak gerektiğini aşılamak, üreticileri de bu yönlü bir üretime teşvik etmek olduğunu kaydetti.

AA
alıntıdır

Besinlerin antioksidan oranı

Posted by: Dream   
Mayıs 29th,
2008

Antioksidanların hepsi aynı derecede etki yapmaz. Barbunya, fasulye ve doğal yaban mersini gibi bazı besinlerdeki ”kanserojen madde emme kapasitesi” daha yüksek Antoksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri ve oksijeni absorbe ederek etkisiz hale getirirler, böylece bizi korumuş olurlar. İşte bu emme yeteneği ORAC değeri ile ölçülüyor. Serbest Radikalleri Emme Kapasitesi yani ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değişik besinlerdeki antioksidan kapasitelerini ölçmeye yarayan bir metottur. ORAC, Baltimore’da bulunan National Institute on Aging tarafından geliştirilmiştir. Bu enstitü yüksek antioksidan kapasiteli sebze ve meyveler ile bunların diyete pozitif etkilerini incelemiştir.

Boston Tufts Universitesi’nin de bu konuda çalışmaları var. Yapılan çalışmalar sonucu yüksek ORAC değeri olan sebze ve meyvelerin tüketimiyle vücut ve beyinde yaşlanma sürecinin yavaşladığı öne sürülmüştür. ORAC, yiyeceklerin, kan plazmasının ve neredeyse her maddenin test tüpündeki oksijen serbest radikallerini baskılamasını ölçer. ORAC kapasitesi yüksek olan besin tüketmek; Kanda antioksidan kuvveti artırır. Uzun dönemdeki hafıza kaybını önler. Beyin hücrelerinin yeteneğini sürdürmesini sağlar. İnce kan damarlarını oksijen hasarına karşı korur.

Tufts Üniversitesi’nde ORAC değerleri için yapılan çalışmaların sonuçlarına göre ise her insanın bir gün içerisinde 3000 ORAC birimi alması gerekirken, 5000 ORAC birimiyle ise maksimum koruma sağlanıyor.

Aşağıdaki tabloda serbest radikalleri emme yeteneğine sahip olan ve vücudu erken yaşlanmaya, kansere ve diğer hastalıklara karşı koruma kapasitesi en yüksek olan sebze ve meyveler yer almaktadır. Sizlerden gelen bazı sorular: 1- Protein ve karbonhidratın birlikte tüketilmesinin sakıncalı olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Eğer sakıncalı ise bilimsel açıklaması nedir?
Bu bilimsel temeli olmayan bir görüştür. Beslenme bir bütündür, gün içinde her öğünde yeterli ve dengeli beslenme sağlanmalıdır. Beslenme bilimi besinleri beş grup altında toplar. Bunlar et, süt, ekmek, sebze ve meyve gruplarıdır. Eğer siz bu beş grubun hepsini tüketiyorsanız her gün almanız gereken 50’ye yakın besin öğesini alıyorsunuz demektir. Bu besin gruplarına mutlaka gün içinde beslenmenizde yer vermelisiniz. Bu nedenle ayrım yapmak değil, her öğünde belli miktarlarda tüketmeniz gerekir. Besinlerin doğal yapısında zaten karbonhidrat ve protein beraber bulunabilmektedir (örneğin yoğurt). 2- Sıvı tüketiminin yemeklerle birlikte olması sakıncalı mı? Suyu yemeklerden ne kadar önce ve ne kadar sonra içmemiz gerekir?
Eğer reflü veya benzeri bir sindirim sistemi problemi yoksa yemekten önce su içmekte bir sakınca yoktur. Özellikle mide dolgunluğu için kilo vermek isteyenler yemek öncesi su içmeyi tercih edebilir. Yemek sırasında ve sonrasında su içmek sakıncalı değildir. Ancak o öğünde çorba, ayran, cacık gibi sıvı içeriği fazla besinler tüketildiyse aşırı sıvı belki kişiye rahatsızlık verebilir. Yemeklerle birlikte su tüketiminde kişisel özellikler dikkate alınmalıdır. Çünkü bazı kişiler yemekle birlikte su içtiklerinde problem yaşamazlarken bazıları sindirimde rahatsızlık hissedebilirler. Kişinin kendi durumuna göre tercih yapması daha uygun olur. 3- Yeşil çay metabolizmayı hızlandırır mı?
Son yıllarda yapılan çalışmalar ile yeşil çayın metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden söz edilmeye başlandı. Ancak bu hızlandırıcı etkiyi hissedebilmek için günlük alım miktarının fazla olması gerekir. Bunu da gün içinde içilen birkaç fincan yeşil çay ile sağlamak mümkün değildir. Günlük olarak metabolizmayı hızlandırmak için yaklaşık 270 mg EGCG (epigallocatechingallate) almak gerekir. 4- Siyah çay içmek kilo vermeyi yavaşlatır mı?
Çay tüketiminiz eğer su alımınızı engellemiyorsa kilo vermeyi yavaşlatmaz. Ancak çayın öğünlerle birlikte tüketilmesi içeriğindeki tanenler nedeniyle besinlerden alınabilecek demir emiliminin azalmasına neden olabilir. Çayı şekerli ve çok fazla tüketme alışkanlığınız varsa tükettiğiniz şeker şişmanlamaya neden olabileceğinden bu durum, dolaylı olarak lipit düzeylerinde de değişikliğe ve kalp hastalıkların gelişimine de zemin oluşturabilir.

alıntıdır..

Doğru beslenme ile maksimum sağlığa ulaşmak

Posted by: Dream   
Mayıs 29th,
2008

Optimum beslenme ”minimum hastalık riski, maksimum sağlık” dolayısıyla da maksimum sağlıklı yaşam demektir. Tübitak MAM kongresinden günlük hayata kolayca uygulanabilecek önemli sonuçlar çıktı. Prof. Dr. Ayşe Baysal ile Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil aynı noktada birleşerek ”optimal beslenme” konusunun altını tekrar çizdi.

Tübitak MAM (Marmara Araştırma Merkezi) Gıda Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda ve Beslenme Kongresi’nin ikincisi geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Her yıl farklı temaların işlendiği kongrenin bu yılki ana teması ”Gelecek için gıda” olarak seçilmişti.

Besin öğelerinin sağlık ile olan ilişkilerini incelerken bilim adamları günlerce yıllarca laboratuvarda çalışmalar yapıyor, gıda sanayine bu konuda önemli destek veriyor. Oysa bu besinleri tüketirken aklımızda kalan ilk şey ve tercihimizi belirleyen en önemli nokta genelde lezzet oluyor. Yemek yerken bazen hiç düşünmüyor olabilirsiniz ama aslında gelecek için önemli bir karar veriyorsunuz. Besinlerin işlevsel özellikleri hastalıklara karşı koruyucu ve sağlığı iyileştirici geliştirici özellikleri birçok araştırmacı tarafından sürekli yenileniyor.

Kongrede mesleğimizin Türkiye’deki kurucusu duayenemiz Prof. Dr. Ayşe Baysal Hocam da vardı. Beslenmeye bu kadar âşık ve kendi hayatında da tüm bildiklerini uygulayan başka birisi olamaz diye düşünüyorum. Bahçesinde çeşitli otlar yetiştiren, her sabah sofrasından ceviz, yeşil biber ve meyveyi eksik etmeyen hocamıza uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. Ayşe hocam bize beslenme ve hastalıklar ile ilgili çok değerli bilgiler aktardı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ile Ayşe Hocam aynı noktada birleşerek ”optimal beslenme” konusunun altını tekrar çizdi. Bence kongrenin en önemli tespitlerinden biriydi bu. Optimum beslenme yani ”minimum hastalık riski, maksimum iyi hal/sağlık” dolayısıyla maksimum sağlıklı yaşam. Bunun için organizmanın yeterli ve dengeli yani optimum beslenmesi şarttır. Bunun sağlanamadığı durumda ise;

Yetersiz Beslenme = Bağışıklık sisteminde zayıflamaya sebep oluyor.

Aşırı Beslenme = Birçok hastalık için zemin hazırlama ve yaşam süresinde kısalma oluyor.

alıntıdır…

Kanserden koruyan besinler

Posted by: Dream   
Mayıs 29th,
2008

Kanserden koruyan formülİşte dünyanın en geniş çaplı araştırmasına göre kanserden korunmanın yolu! Dünya çapında beş yılda 500 bini aşkın kanser araştırması incelendi. En geniş çaplı araştırmadan şu sonuçlar çıktı

Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, kanserden korunmanın yolları belirlendi. Uzmanlara göre kansere karşı korunmanın en büyük yolu, sosis, salam gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durmak. Bu ürünler akciğer, gırtlak, mide ve prostat kanserini de tetikleyebiliyor. Araştırmada kanserle savaş için şu sonuçlara varıldı:

SEBZE

Günde 5 porsiyon (400 gr.) sebze ve en az bir porsiyon meyve yemek tüm kanserlere yakalanma olasılığını düşürüyor.
İŞLENMİŞ ET
Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş etleri alışkanlıklarınızdan bir an önce bırakın. Az ya da çok yemek fark etmiyor.

KIRMIZI ET

Haftada 500 gramdan fazla kırmızı et tüketmeyin. Kırmızı ete rengini veren “heam” adlı kimyasal madde bağırsak kanserine neden olabiliyor. Kırmızı et, ayrıca akciğer kanserine de yol açabiliyor. Tavuk etiyle kanser arasında bir bağlantı bulunmadı.

EGZERSİZ

Günde en az 30 dakika spor yapmaya bakın. Vücudunuz forma girdiğinde 60 dakikaya çıkarın. Egzersiz, her kanseri önleyebiliyor.

ALKOL

Günde 2 bardak şarap ya da alkol tüketmeyin. Kadınlar için bu oran günde 1 kadeh şarap. Aşırı alkol ağız, gırtlak, bağırsak kanserine ve meme kanserine neden olabiliyor.

TUZ

Mide kanserinin en büyük nedenlerinden biri tuzlu yiyecekler. Günde 6 gram (bir çay kaşığı) tuz ya da 2.4 gram sodyumdan fazlası zararlı.

OBEZİTE

Vücüt kitle endeksiniz 18,4 ve 24,9 arasında ise tehlike yok. Vakıf Başkanı Sir Michael Marmot: “Ne kadar obez olursanız, kansere yakalanma riskiniz o kadar artıyor. 21 yaşından sonra kilo almayın”

UZUN BOY

Uzun boylu insanların kansere yakalanma riski biraz daha fazla. Uzun boyun bağırsak ve menopoz sonrası göğüs kanseriyle bağlantısı olduğu biliniyor.

alıntıdır..

 

« Previous Entries    |    


                                     
>>>>>HeadMy<<<<< cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.
Online Saya
toplist
Hayvanlar Alemi site ekle

Site Ekle

mirc indir Taxi-Love: rencontre par webcam, rfrencement annuaire, topliste 100% gratuit Top Real Estate Agents Click to Vote - Top 300 Jpop Sites! Pixel Rating JunkyTopsites Harry Potter Topsites Fundamental Christian Topsites Toplist