sömürgecilik ve tarihi

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Avrupalilarin Afrika kitasina ilgisi 15 yy. baslarina rastlar. Bu tarihlerde ekonomik amaçlar pesinde kosan Avrupa, karadaki güçlü Islam devletlerine ve denizdeki Venediklilere rakip olmak için o zamanlarin en kuvvetli deniz gücüne sahip olan Portekizlileri güneye dogru inmeye sevketti. Portekizliler Sahra’dan Fas’a gelen ticaret yollarini ele geçirip oralara hakim oldular. Altin, baharat ve köle pesinde kosan Portekizliler, Afrika’nin Atlantik sahillerinden güneye dogru ilerlediler. 1484 yilinda önce Altin Kiyisi’na, burdanda Angola’ya ulasmalarindan sonra dogu Afrika kiyilarina vardi (1488). Portekizli denizciler bulduklari degerli madenleri ülkelerine tasimak amaciyla Afrika’nin hem batisindaki hem de dogusundaki sahillerde üsler ve antrepolar kurdular. Portekizlilerin hemen ardindan bu sefer Ispanyollar Afrika’nin batisindaki bazi adalari ele geçirip deniz ticaretinde birer üs ve depo olarak kullanmaya basladilar. Portekizliler 17 yy. Ispanya’nin egemenligine girdiler ve üstünlükleri giderek zayifladi. Ekonomik, stratejik ve ticarî amaçlarla Afrika kiyilarina yerlesen ve buralarda üsler, çiftlikler ve koloniler kuran Portekizlilerle Ingiliz, Fransiz ve Hollandalilar arasinda 17 yy. basindan itibaren rekabet basladi. Bati Afrika’dan Lizbon’a her yil ortalama 700 kg. altin ve 10.000 kadar köle getirilmesi, diger Avrupa ülkelerinin ticarî ve emperyalist duygularini tahrik etti. Avrupa’nin büyük ülkeleri bu nedenle özel sirketler kurup Afrika’nin sömürgelestirilmesi hareketine katildilar. Bilhassa Portekizlilerle rekabet etmeyi amaçlayan Hollandalilar, kiza zamanda Portekizlilerin Bati Afrika kiyilarindaki degerli maden ve köle ticaretini ele geçirdi. Avrupalilar Afrika kiyilarina ya zorla yada yapilan antlasmalar sonucu yerlestiler. Bati, Güney ve Dogu Afrika kiyilarinda kendilerinin yerlesmelerine karsi koyan yerliler, siddetle ve kanli bir biçimde elimine edildiler. Ilk basta altin ticareti yapilirken 17 – 18 yy. da bunun yerini fildisi, baharat, palmiye yagi ve özellikle köle ticareti aldi. Köleler Sömürgeciler tarafindan kiyilarda kurulan tarim isletmelerinde agir sartlar altnda çalistirildilar. Ayrica Amerika’dan ve Avrupa’nin degisik sehirlerinden gelen köle taleplerinede Sömürgeci güçler cevap verebiliyorlardi. Bati ve Güneybati Afrika kiyilarinda köle pazarlari kurularak burdaki limanlardan Amerika ve Avrupa’ya köle yüklü gemiler gönderilmeye baslandi. 17 –18. yüzyilarda kurulan Hollanda, Ingiliz, Fransiz, Danimarka ve Isveç sirketlerinin en önemli faaliyeti köle ticareti olmus ve 19. yüzyilin ortalarina kadar devam eden bu ticaret, Afrika’daki hayati altüst ederken, sömürgeci güçlerin bu yolla zengin olmalarina da imkan saglamistir. Afrika’dan götürülen köle sayisi kesin olmamakla birlikte, bu sayinin tasima ve avlanma sirasinda ölenlerle birlikte otuz milyona yakin oldugu tahmin edilmektedir. Avrupali’lar uzun yillar köle, degerli maden, baharat ve palmiye yagi ticaretiyle ugrastilar ve bu isleride sadece kiyi bölgelerinde kurduklari üslerle depo ve çiftiklerle hakim oldular. Afrika’nin iç kisimlari o vakitler Avrupa ülkeleri için degersizdi. Ne varki ABD’nin sivil savas (1861-1864) sonunda köleligi bütün ülkelerden kaldirip, köleleri tamamen serbest birakmasi, ve Bati Avrupa’da bu insanlik disi davranislara karsi gelisen kamuoyunun da tesiri ile Avrupa devletlerinde köle ticaretini yasaklayan kanunlar çikarilmasi, Avrupali’larin dikkatlerini tamamen Afrika’nin iç bölgelerine çevirdi. Kita’nin içlerine dogru düzenlenen ve dis görünüsleri dinî ve ilmî hüviyet tasiyan “kesif seferlerini”, topraklarin emperyalist genisleme amaciyla paylasilmasi ve sömürge haline getirilmesi takip etti

alıntıdır.

Ege ve Yunan medeniyetleri

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Girit Adası, Yunanistan, Makedonya, Trakya, Batı Anadolu ve Ege Adalarında yaşayan toplulukların meydana getirdiği medeniyettir. Girit Medeniyeti Ege ve Yunan Medeniyeti’nin ilk ortaya çıktığı yer Girit Adası’dır. Bu medeniyet, buradan diğer adalara, Mora ve Yunanistan’a yayılmıştır. En önemli eserleri Knossos Sarayı’dır. Miken (Akalar) Medeniyeti Anadolu’dan M.Ö. 2000′de Yunanistan’a gelen Akalar tarafından kurulmuştur. Şehir devletleri halinde yaşamışlardır. En önemli şehirleri Miken’dir. Bu yüzden Miken Medeniyeti diye anılır. Akaların siyasi tarihinin en önemli olayı Truva Savaşları’dır. Boğazların egemenliği için Mikenlilerle Truvalılar arasında yapılmıştır. Truva Savaşları tarihte ilk defa boğazlar sorununu ortaya çıkarmıştır. Homeros’un İlyada adlı eserinde bu savaşlar anlatılır. Önemli mimari eserleri Miken ve Tirins Şatoları’dır. Miken Uygarlığı, Dorlar tarafından yıkılmıştır. Yunan Medeniyeti Akalar’a son veren Dorlar tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti, kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Polis adı verilen şehir devletleri kurmuşlardır. Önemli şehir devletleri Atina, Sparta ve Korint’dir. Yunan şehir devletleri, güç olarak birbirlerine denk olduklarından, birbirlerine karşı üstünlük sağlayamamışlardır. Bu nedenle Yunanistan’da İlkçağ’da milli bütünlük sağlanamamıştır. Sadece ülkelerini ele geçirmeye çalışan Persler’e karşı birlik sağlamışlar ve Peleponnes Savaşlarında Persler’i yenilgiye uğratmışlardır. Yunanistan’da halk; soylular, tüccarlar, köylüler ve köleler olmak üzere sınıflara ayrılmıştı. Bu sınıf farkları. sınıflar arası çekişme ve mücadeleyi doğurmuştur.

alıntıdır.

A.B.D nin kuruluşu

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Amerika’nın 1492′de keşfinden sonra İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler, bu kıtada toprak sahibi oldular. İngilizler, Amerika’daki topraklarını genişlettikten sonra İngiltere başta olmak üzere çeşitli ülkelerden göçmenler yerleştirerek koloniler kurdu. 18. yüzyıl ortalarında, bu kolonilerin sayısı 13′e yükseldi. Koloniler, ABD’nin temelini oluşturmuştur. İngilizlere bağlı olan koloniler, İngiliz Kralı’nın tayin ettiği bir vali tarafından yönetiliyor ve bir de meclisleri bulunuyordu. Amerika’da yaşayan bu insanların İngiltere’nin özgür vatandaşlarından farkı yoktu. 1756-1763 yılları arasında İngiltere’nin Avusturya, Fransa ve Rusya ittifakıyla yaptığı savaşlar (Yedi Yıl Savaşları), İngiltere’nin maliyesinin bozulmasına neden olmuştur. İngiltere’nin mali durumunu iyileştirmek amacıyla yeni vergiler koyması, Amerika’daki kolonilerin tepkisiyle karşılaştı. 1774′te toplanan 1. Filedelfiya Kongresi’nde İngiltere ile savaşa karar verildi. 2. Filedelfiya Kongresi’nde (1776) 13 sömürge, bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu kongrede İnsan Hakları Bildirisi kabul edilerek onaylandı. Fransa, İspanya ve Hollanda’dan yardım alan koloniler, İngilizleri yendiler. İngilizler, barış istemek zorunda kaldı ve Versaille (Versay) Antlaşması imzalandı (1783). Bu antlaşmaya göre: İngilizler, 13 sömürgenin bağımsızlığını tanıdılar. Antillerden bazı adaları ve Senegal’i Fransa’ya verdiler. Bağımsızlıklarını ilan eden eyaletler içişlerinde serbest olmak şartıyla bir araya gelerek Amerika Birleşik Devletleri’ni kurdular (1787). ABD’nin Kuruluşunun Sonuçları İnsan Hakları Beyannamesi ilan edilerek demokratik bir rejim kurulmuş ve Avrupa’ya örnek olmuştur. Avrupa’ya karşı denge unsuru olmuştur. Avrupa kültür ve medeniyeti yeni bir yayılma alanı bulmuştur. Göçler sonucunda Avrupa’da işsizlik azalmış, siyasi ve dini kavgalar önemini kaybetmiştir.

alıntıdır.

Afganistanın kuruluşu

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Afganistan Devleti, Afganların bölgedeki diğer topluluklar üzerinde üstünlük kazanmaları ile 18. asırda kurulmuştur. Dil ve ırk birliği bulunmayan bu ülkede, siyasi birlikte yoktur. Bugün yaklaşık 25 milyon insanın yaşadığı Afganistan’ın toprak büyüklüğü, 657.500 km2‘lik bir yüzölçüme sahiptir. Afganistan; kuzeyinde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan ile; doğusunda Çin Türkistan’ı (Doğu Türkistan), Keşmir ve Pakistan ile; güneyinde Pakistan ve batısında ise, İran ile komşudur.

Afganistan’ın coğrafi yapısı; genellikle üzerinde sıra dağların bulunduğu yaylalardan ve yer yer de ovalardan oluşmaktadır. Bir ziraat ve tarım ülkesi olan Afganistan’da kuraklığın yaygın olması ve elverişsiz tabii şartlardan ötürü toprakların ancak onda biri kullanılabilmektedir. Coğrafi şartları çerçevesinde idari olarak da Afganistan, bazı bölümlere ayrılmıştır. Bunlar; Kabil, Kandehar, Herat, Hezaristan, Nuristan, Vehan, Bedahşan ve Türkistan’dan oluşmaktadır.

Çok karışık bir etnik özellik gösteren Afganistan; esas itibari ile Afgan, Tacik ve Türklerden meydana gelmektedir. Ülkedeki ikinci büyük etnik grubu oluşturan Türklerin nüfusu, 5-6 milyon dolayındadır. Özbekler, Türk grupları içinde en çok nüfusa sahiplerdir. Bunlar; genellikle esnaf ve çiftçi olarak çalışırlar ve Afgan Türkistan’ı denilen bölgede yaşarlar. Bugün Özbek nüfusunun 3 milyonu geçtiği tahmin edilmektedir. Kunduz, Andhoy, Meymene, Akça ve Balar, Mugap, Katagon ve Bedahşah, Özbekler’in yaşadığı bölgelerdir.

İkinci büyük Türk grubunu oluşturan Afganistan Türkmenleri, Özbekler’den farklı olarak hayvancılık yaparlar. Afganistan ihracaatında canlı hayvanın önemli bir kalem teşkil etmesinden ötürü Türkmenler, ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Herat, Meymene, Andhoy, Taş-Kurgan, Mezar-ı Şerif, Belh, Akça, Katagan, Bedehşan ve Bala ile Murgap, Türkmenlerin yaşadığı bölgelerdir. Türkmenler, hayvanlarına otlak bulabilmek için sık sık yer değiştirdiklerinden nüfusları kesin olarak tespit edilememekle beraber 600.000 civarında oldukları tahmin edilmektedir.

Afganistan’da yaşayan Türkmenlerin çoğunluğunu Alieli boyu ile Teke, Salur, Sarık, Çavdar ve bilhassa Ersarı boylarından oymaklar teşkil etmektedir. Afganistan’daki üçüncü büyük Türk grubunu teşkil eden Kızılbaş Türkleri’nin sayıları, 400.000 dolayında tahmin edilmektedir. Bu Türkler, 1738’de Herat - Kabil arası güvenliği sağlamak için Nadir Şah tarafından yerleştirilen ataların torunlarıdır.

Yukarıda belirilenlerin dışında en kalabalık Türk grubunu Kırgızlar oluşturmaktadır. Büyük ve Küçük Pamir dağlık bölgesinde yaşayan Kırgızlar’ın sayıları, 1950’lerde Doğu Türkistan’daki Çin zulmünden kaçanlarla birlikte 100.000‘ni geçmiştir. Bunların dışında Afganistan’da, az sayıda Kıpçak, Karluk ve Çağatay Türkleri de yaşamaktadır. Ayrıca Türk-Moğol karışımı olduğu kabul edilen Hezare ve Aymak (oymak) gruplarının da son yapılan çalışmalarla Türk oldukları anlaşılmıştır. Böylece 25 milyon civarında olan Afgan nüfusunun yarısının Türk olduğu kabül edilebilir.

Bu makale, tarihsel boyutu içinde Afganistan’da yaşanılan gelişmeler ve Türkiye - Afganistan arası ilişkileri ele almaktadır. Makalenin diğer kısımları şu şekilde organize edilmiştir: İkinci Kısım, bağımsızlık öncesi Afganistan’ın durumu ve kısa bir tarihçesini özetlemektedir. Kısım 3, bağımsızlık sonrası Afganistan’daki gelişmeler ve Türk - Afgan ilişkilerini incelemektedir. Bu inceleme, alt başlıklarla ele alınan şu dört dönemi içermektedir:

(1) 1919 -1945 arası dönem (Afganistan bağımsız oluşu ile II. Dünya savaşı sonuna kadarki devre),

(2) 1945-1979 arası dönem (Sovyet işgaline kadarki devre),

(3) 1979-1989 arası devre (Sovyet işgali altındaki devre) ve

(4) 1989 sonrası dönem (Sovyetler’in Afganistan’dan çekilmesi sonrası iç savaş ve Taliban olayı devresi). Son olarak 4. Kısım’da genel bir değerlendirme verilecektir.

2. Bağımsızlık Öncesi Afganistan

Afganistan, sahip olduğu coğrafi konumdan dolayı tarih bounca çeşitli milletlerin istila ve işgaline maruz kalmıştır. M.Ö. 500’lü yıllarda ilk defa İranlılar’ca işgal edilen bölge, daha sonra Büyük İskender orduları tarafından ele geçirilmiştir. Arkasından bölgede Baktriana Devleti kurulmuştur. Bu devlet, kurulmasından yaklaşık bir asır sonra Hindistan’da bulunan Çandragupta devletli ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Baktriana Devleti, bu mücadele ve kuzeyden gelen baskılar sonucu, M.S. 50’de yıkılmıştır. Böylece bölge, batıdan gelen tehlikeleri atlattıktan sonra kuzeyden gelen kavimler tarafından tehdit edilmeye başlamıştır. Bölge; 50-125 yılları arası Türk asıllı oldukları tahmin edilen İskit ve 125-480 yılları arasında ise, Kuşanlar’ın hakimiyet altına girmiştir.

480 yılından sonra Afganistan’ın yeni hakimleri, başka Türk kavimleri olmuştur. Önce Akhunlar, bu topraklara yerleşmiş; ancak Göktürkler’in baskısı sonucu 4. yy’da hakimiyetlerini kaybetmişlerdir. Daha sonra Akhunlar, bölgede kalmış ve Halaçlar olarak yaşamayı sürdürmüşlerdir. 7. yy sonlarına doğru bölge, İslamiyeti yayan Arap ordularının istilasına uğramıştır. Bu istila kısa sürmesine rağmen İslamiyet Afganistan’da önemli ölçüde kabul görmüştür.

İslamiyet’in yayılmasıyla burada Samani, Gazneli, Büyük Selçuklu Devleti ve Harzemşahlar gibi Müslüman-Türk devletlerinin hakimiyetleri görüldü. 1220’den sonra Moğollar, Afganistan’ı istila edip uzun bir süre (bir buçuk asra yakın) ülkeye hakim oldular. Moğol hakimiyeti, Afganistan’da yaşayan Türk boylarını Anadolu’ya göçe zorlamıştır. Bölgedeki Moğol eğemenliği, 14. yy sonlarında Timur ordularınca sona erdirilmiştir. Timur’un kurduğu devlet, ölümünden sonra dağılmışsa da torunlarından Muhammed Babür’un bölgede kurduğu Türk devleti uzun süre yaşamıştır. Babür’un Afganistan’ı merkez yaparak kurduğu devlet, sadece buraya değil Hindistan’a da Türkler’in tekrar yerleşmesini sağlamıştır.

Babür Devleti, Afganistan’ı hakimiyet altında tutmakla birlikte Hindistan ve Afganistan arası dengeyi sağlayamamış ve ağırlığı Hindistan’a kaydırmıştır. Bu durum; kuzeyden Özbek ve kuzey-batıdan da Safeviler’in Afganistan’a inmesine sebep olmuştur. Böylece 17. yy ortalarına doğru Abdali ve Galzay adını almış olan Halaçlar, dağlık bölgelerden Kandehar ve Zemindaver’in daha verimli bölgeri olan Tarnak Argandap vadilerine göçmüşlerdir.

18. yy’da Babür Devletinin zayıflaması üzerine, Afgan kabileleri de bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Bu durumda Gılzay gibi bazı kabilelerin Babür, Abdaliler gibi bazılarının da İran tarafında yer almaları, ülkedeki karışıklığı artırmıştır. Bu esnada Nadir Kulu komutasındaki Türkmen ordusu Afganistan ve İran’ı yönetim altına almış; Hindistan Babür Türk Devletini de vergiye bağlamıştır. Nadir Şah’ın ölümünden sonra yönetime geçen Ahmet Şah, Hindistan’daki Babür Devleti’ni hakimiyeti altına almıştır (1756-1757).

Bu yıllarda İran’ın sergilediği yayılmacışii tehlikesini gören Ahmet Şah, bu konuda Osmanlı Devleti ile müşterek hareket etmeyi istedi ise de, girişimlerinden bir netice alamamıştır. Ahmet Şah’tan sonra Afganistan yönetiminde bulunan Timur Şah ve Zaman Şah dönemlerinde ülke, önceki ihtişamlı ve güçlü durumunu koruyamamış, iç karışıklıklar başgöstermiştir.

Bu karışılıklar 19. asrın ilk çeyreğine kadar sürdükten sonra, Dost Muhammed’in yönetime geçmesi ile ülkedeki birlik tekrar sağlanmıştır. Ancak bu dönemde ise Kuzey Hindistan, Afgan birliğini zayıflatma çabası içine girmiştir. Bu yıllarda İngilizler’in yavaş yavaş Hindistan’ı hakimiyetleri altına aldıkları gözlenmektedir. İlk Afgan-İngiliz ilişkisi, Kuzey Hindistan’da Peşaver sorununun çözümünde İngiliz hakemliği ile olmuştur. Arkasından 1839-1842 yılları arasında süren ilk İngiliz-Afgan harbi patlak vermiştir.

Dost Muhammed, ülkesi İngilizler’ce işgal edilmesine rağmen 1863’te Kabil’e dönerek tekrar Afgan birliğini sağlamıştı. Dost Muhammed’in 9 Haziran 1863 tarihinde vefat etmesi ile Afganistan, tekrar iktidar mücadele kaosuna sürüklenmiştir. Şir Ali’nin 1868’de iktidarı ele geçirmesiyle bu mücadele durulmuştur. Ruslar’ın Türkistan’ı işgali, Afganlar ile İngilizleri doğal müttefik yapmıştır. Ruslar, Türkistan’ı işgal etmelerine rağmen Afganistan önderliğinde Orta Asya Devletleri’ni de içine alan bir birlik oluşmasından hep çekinmişlerdir.

1879’da vefaat eden Şir Ali’nin yerine Yakup Han geçtiyse de, kısa bir süre sonra Afganistan’ın hakimiyetini Abdurrahman Han ele geçirmiştir. 1901’de vefaat eden Abdurrahman Han zamanında ikinci İngiliz-Afgan savaşı yaşanmıştır (1878-1880). Bu savaş sonunda ülke, büyük çapta harap olmuş ve milli birlik zayıflamıştır. Afganistan’ın içinde bulunduğu bu olumsuz şartları fırsat bilen Ruslar, 1881’de Türkmenistan’ı işgal etmiş ve böylece de Afganistan ile komşu olmuşlardır. 1901’de başa geçen Habibullah Han, 1919’da ölünce yerine Emanullah Han geçti. Emanullah Han, Hindistan’daki İngiliz valiye bir mektup göndererek Afganistan’ın bağımsız bir devlet olduğunu ve İngiltere ile iyi ilişkiler kurmak istediğini iletmiştir.

İngiltere ise, Afganistan bağımsızlığını kabul edip-etmemekte tereddüt etmiştir. Bu durum ilişkilerin gerginleşmesine ve üçüncü İngiliz-Afgan harbinin başlamasına sebep olmuştur (1919). Bu savaşta başarı elde edemeyen İngilizler, 8 Ağustos 1919’da yapılan anlaşma ile Afganistan’ın bağımsızlığını tanımıştır.

3. Afganistan’daki Gelişmeler ve Türk - Afgan İlişkileri

3.1. 1919 - 1945 Arası Dönem

Sovyetler Birliği ve Afganistan birbirini ilk tanıyan ülkeler olmuşlardır. Sovyet-Afgan anlaşmasının imzalanmasından üç gün sonra, yani 1 Mart 1921’de, Afgan heyeti ile Türk elçilik heyeti arasında da ilk Türk-Afgan ittifakı Moskova’da imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre Türkiye Afganistan’ın bağımsızlığını tanıyordu. Ayrıca taraflardan birine yapılacak saldırıyı diğer taraf kendine yapılmış sayacaktı. Yine bu anlaşmaya göre, Türkiye kültürel yardım çerçevesinde Afganistan’a öğretmen ve subaylar gönderecekti. Böylece iki kardeş millet arasında mevcut olan manevi birlik, resmi bir anlaşma şekline dönüşmüş oluyordu.

Bu anlaşmanın Ankara ve Kabil hükümetlerince onaylanmasından sonra, eski Medine muhafızı Fahreddin Paşa, Kabil’e ilk Türk sefiri olarak atandı. Diğer taraftan Sovyetler, anlaşma şartlarına göre Afganlara yardım etmemiş ve ayrıca Buhara ve Hive’nin istiklallerini tanımayarak buradaki Müslümanları ezmeye başlamıştır. Bu durum Afganlar’ın Sovyetler’e karşı daha dikkatli davranmalarını sağlamıştır. Böylece İngiliz aleyhtarı bir tutum yerine İngiltere ve Sovyetler Birliği arasında bir denge politikası izlemişlerdir.

Türkiye ile Afganistan arasındaki dostluğun geliştirilmesinde Enver Paşa ve Cemal Paşa çok önemli rol aynamışlardır. I. Dünya Savaşı sonrası bu paşalar, önce Almanya ve arkasından da Rusya’ya gitmişlerdir. Cemal Paşa, Avrupa ülkelerinin (özellikle Almanya ve Fransa’nın) Afganistan’ı tanıması hususunda girişimlerde bulunmuş ve bunu sağlamıştır. Bu sırada Enver Paşa, Türkistan’da bulunan Türkleri organize ederek Sovyetlere karşı bağımsızlık savaşı yürütmelerine çalışmaktadır.

Sovyetler, Almanya’da bulunan Cemal Paşa’nın Afganistan’a döndükten sonra Afganistan Türklerini de Enver Paşa gibi organize edeceğini ve Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesini destekleyeceğini hesap etmiş ve Cemal Paşa’nın Afganistan’a dönüşünü engellemek istemişlerdir. Bunu başaramayan Sovyetler, Afganistan’a dönmekte olan Cemal Paşa’yı Tiflis’te 1922 yılında kiralık bir Ermeni katile öldürtmüşlerdir.

Afganistan ve Türkiye, aynı yıllarda İngiliz emperyalizmine karşı bağımsızlık savaşı yürütmüşlerdir. Benzer duyguların paylaşılmasına vesile olan bu durum, iki ülke halklarını biririne daha fazla yaklaştırmıştır. Bu kapsamda Türk dostluğunun Afganistan’da gelişmesine Mahmud Beg Tarzi önemli katkı sağlamıştır. Tarzi, eğitiminin bir bölümünü İstanbul’da tamamladıktan sonra Afganistan’a gittiğinde Habibullah Han’a, ülke kalkınmasında Türkiye ve Türk aydınlarından faydalanılması gerektiğini belirtmiştir. Bu talebin olumlu bulunması üzerine de, Türkiye’den bir aydın grubu davet edilmiş ve bunlarla ortak çalışmalar yürütülmüştür.

Cemal Paşa’nın katkıları ile başlayan Afgan ordusundaki yenilik çabaları, Paşa’nın şehit edilmesi üzerine bir süre kesintiye uğramıştır. Ancak 1 Mart 1921’de Türkiye ile Afganistan arasında imzalanan anlaşma ile, Türkiye, Afganistan’a sadece askeri değil aynı zamanda eğitim ve ideri alanda da modernleşmesi hususunda destek sağlayacaktı. Böylece Türkiye’den gelen uzmanlar ile Afganistan’da modernleşme çabaları hızlanırken, diğer taraftan da Avrupa ve özellikle Türkiye’ye tahsil için yüzlerce Afgan gencini gönderilmeye başlanmıştır

Emanullah Han, Afganistan’ın eğitim ve modernleşme çalışmalarına katkı ve destek için diğer ülkelerdeki yenilikleri yerinde görmek ve yetişmiş eleman temin amacıyla Aralık 1927’de bir dış geziye çıktı. Mısır, Fransa, Belçika, İsviçre, Almanya, İngiltere ve Rusya’yı ziyaret etti. Son olarak Mayıs 1928’de Türkiye’ye gelen Emanullah Han, çok içten ve sıcak karşılanmıştır. Mustafa Kemal, Emanullah Han ve onun şahsında Afgan milletine ilgi ve dostluk göstermiştir.

Mustafa Kemal, Emanullah Han ve eşi onuruna verdiği yemekte Türk milletinin Afgan milletine karşı sıcak duygularını belirten bir konuşma yapmış ve Emanullah Han’a, öncelikle güçlü bir ordu kurmayı tavsiye etmiştir. Bu ziyaret esnasında, 1 Mart 1921’de imzalanan Türk-Afgan Anlaşmasına ek olarak, “Türkiye ve Afganistan arasında dostluk ve teşrik-i mesai muahedenamesi” adıyla yeni bir anlaşma imzalandı (1928).

Bu anlaşmada; iki devletin birbirleriyle dost oldukları, düşmanlarına karşı ortak tavır alınması ve ilerlemek için gerekenleri sağlamada imkanları iyi olan tarafın diğerine yardımcı olması gibi esaslar yer alıyordu. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti; ilmi, hukuki, askeri alanlardaki uzmanlarından bir kısmını Afganistan’da görevlendirecekti.

Emanullah Han, Afganistan’a döndüğünde önceki ihmallerden ötürü biriken sorunların iç huzursuzluk ve karışıklığa yol açtığını gördü. Ancak bütün bu olumsuzlukları ciddiye almadan Avrupa ve Türkiye’de gözlemlediği yenilikleri uygulamaya girişti. Acil çözüm gerektiren sorunların ertelenmesi, yeni bir hata idi. Her alanda yenilik yapmak istiyen Han, ülke gerçekleri doğrultusunda hareket etmiyordu. Para ve eleman eksikliği de karşılaştığı önemli engellerden biriydi. Ayrıca Mustafa Kemal’in “güçlü bir ordu kurma” önerisini yerine getiremediğinden ülkede otorite zayıflamış ve inkılaplarda başarılı olamamıştır.

Emanullah Han, danışman seçimi konusunda da isabetsiz davranmıştır. Bütün bu hatalarından sonra geç de olsa acilen “güçlü bir orduya sahip olması” gerektiğini anlamış ve hemen çalışmalara başlamıştır. Türkiye’den Afganistan’a giden Kazım Orbay başkanlığındaki heyet çalışmalara başladığında ülkedeki iç isyanlarda kontrolden çıkmıştı. Emanullah Han, bu yenilik çabalarından sonuç alamadan yönetimden ayrılmak ve İtalya’ya gitmek zorunda kaldı. Yerine kardeşi İnayetullah Han geçti.

Ülkedeki karışıklıkların önlenememesi üzerine ise yönetim, çeteci Habibullah Han’a geçmiştir. Bu yönetim, Afganistan’da bulunan Türk askeri heyetini geri göndermiştir. Bu arada Fransa’da sürgünde bulunan Nadir Şah, ülkesine dönerek Habibullah’dan Kabil ve Afganistan’ı kurtarmıştır. Nadir Şah, Afganistan’da büyükelçi olarak bulunan Yusuf Hikmet Bayur’un da tasvibini alarak Afganistan hükümdarı oldu. Nadir Şah’ın özellikle Türk büyükelçisinin tasvibini alması, Türk dostluğuna verdiği önem bakımından dikkat çekicidir. Nadir Şah, ülke gerçeklerine uygun ve halk tarafından benimsenen reformlar yapmıştır.

Türkiye’nin çok önem verdiği Emanullah Han’ın başarısız olması, Nadir Şah’ın da din kuralları ve din adamlarına öncelik vermesi, Türkiye tarafından hoş karşılanmamıştır. Ancak bir süre sonra Nadir Şah’ın yerine geçen oğlu Zahir Şah’ın reform hareketlerine devam etmesi üzerine Türkiye, tekrar Afganistan’a yaklaşmıştır. Nadir Şah, Afganistan dış politikasında İngiltere ve Rusya arasında bir denge kurmaya çalışmıştır. Bu siyaset, Afganistan’ın bu devletlerden birisinin hakimiyeti altına girmesini engelemiştir.

Nadir Şah’dan sonra oğlu Muhammed Zahir Şah da, aynı dış politikayı izlemiştir. Ancak bu durum, Afganistan’ı uluslararası alanda yalnızlığa itmiştir. İran’la olan sınır anlaşmazlığı da bu dönemde Afganistan’ın bir başka sıkıntısı olmuştur. Bu zor günlerinde Afganistan’ın yardımına hep Türkiye yetişmiştir.

Afganistan ile İran arasında 1903’den beri devam eden sınır sorununda Türkiye’nin 1934’de hakem olması istenmiştir. Türkiye, Kazım Orbay başkanlığında bir heyet gönderek sorunu halletmiştir. Ayrıca Türkiye, Afganistan’ı uluslararası alanda düştüğü yalnızlıktan kurtarmak için Milletler Cemiyetine girmesini sağlamıştır. Yine aynı yıllarda Türkiye, çeşitli ülkelerdeki büyükelçilikleri vasıtası ile Afgan çıkarlarını korumaya çalışmıştır.

1930’lu yıllarda Türk büyükelçisi olan Mahmut Şevket Esendal, Türk hükümeti ve Atatürk’ün direktiflerini Afganistan’da başarıyla uygulayarak Türk nüfuzunu artırmıştır. Ayrıca sempatik kişiliği ile de, Afgan kralı ve hükümetiyle yakın ilişkiler kurarak hükümetin başdanışmanı haline gelmiştir. Türkiye’den giden doktor ve uzmanlar da Afganistan’da üstün hizmetler vererek takdir kazanmışlardır.

Afganistan’da bulunan Türk uzmanlar, olağanüstü çabalar göstermişlerdir. Bunlardan birisi de Prof. Dr. Mehmet Ali Dağpınar’dır. Dağpınar hukuk müşaviri olarak gittiği Kabil’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bina ve hoca yokluğuna rağmen, 9 Haziran 1938’de kurmuştur. 1957’de plan müşaviri olarak tekrar Afganistan’a giden Dağpınar, kurduğu fakülte mezunlarıyla birlikte çalışmıştır.

II. Dünya Savaşı öncesinde İtalya ve Almanya’nın uyguladıkları işgal ve istila hareketleri çerçevesinde Afganistan’da da faaliyet göstermeleri ve burayı ülkelerinin nüfuz alanı seçmeleri, Afgan liderlerini huzursuz etmiştir. Türkiye, tüm zor günlerinde olduğu gibi Afganistan’a bu konuda da yardımcı olmuştur. Türkiye, 8 Temmuz 1937’de İran, Afganistan ve daha sonra Irak’ın katılmasıyla Sadabat Paktı’nı kurarak Afganistan’ı Alman ve İtalyan nüfuzuna düşmekten kurtarmıştır. Böylece bu dört İslam ülkesi, II. Dünya Savaşı öncesi zor günlerde birlikte hareket edip birbirlerine destek olmuşlardır.

Sadabat Paktı’ndan en çok rahatsız olan ülke Sovyet Rusya olmuştur. Türkiye, Dış İşleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ı Moskova’ya gönderek bu Paktın Rusya aleyhinde bir cephe olmadığı ve dört İslam ülkesi arasında dostluk ve işbirliği amaçlı olduğunu izah gereği duymuştur. Atatürk’ün önderliğindeki Balkan Paktı ile İtalya ve Almanya’nın faşist tehdidi, Sadabat Paktı ile de, Sovyet Rusya’nın komünist tehdidi önlenmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında Afganistan’ın tarafsız kalmasına rağmen bazı kabilelerin isyanı üzerine İngilizler’in asker göndermesi, ülkeye yine zor günler yaşatmıştır

alıntıdır.

Suudi Arabistanın kuruluşu

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Arabistan tarihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber Hazret-i Âdem ile Arabistan toprakları üzerinde Hazret-i Âdem’den sonra birçok peygamber geldi. Bunlardan Hazret-i Nuh, insanlığın ikinci babasıdır. Araplar, Hazret-i Nuh’un üç oğlundan biri olan “Sam”dan türemişlerdir. Bu yüzden ülke toprakları üzerinde ilk yaşayanlara “Samiler” adı verilir.

Samiler’den sonra gelenlere, Arab-ı aribe dendi. Himyer, Gassan ve Hire gibi bir takım devletler kuruldu. Eski Araplarla, yeni gelenlerin karışması neticesi, Arab-ı müsta’ribe meydana geldi. İslamiyet’ten evvel, Araplar çeşitli kabileler halinde yaşarlardı. Bunların en şereflisi Kureyş, bunun içerisinden de Haşimi kolu sayılıyordu. Hazret-i Muhammed, bu koldan gelmekteydi ve 610 yılında İslam dinini tebliğe başladı. 630 yılında Mekke fethedildi.

Hazret-i Muhammed 632 yılında vefat edince Dört Halife (632-661) devri başladı. Bahreyn, Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Afrika, Kafkasya ve Horasan fethedildi. Dört Halife devrinden ve Hazret-i Hasan’ın altı aylık hilafetinden sonra, devlet idaresi 662 yılında Emevilere geçti. Sicistan, Afganistan, Semerkant, Erzurum, Kıbrıs, Girit, Sicilya, Buhara, Harzem, Hint toprakları Malatya ve Türkistan fethedildi. Sınırlar Atlas Okyanusu ve Fransa içlerinden Türkistan’a kadar uzandı.

Emevi Halifeliğinden sonra, 750′de Abbasi Halifeliği devri başladı. Fakat Abbasiler her geçen gün kuvvet ve itibarını kaybediyordu. Çeşitli iç isyanların ve toprak kayıplarının yanında, Moğol felaketiyle 1258′de fetret devrine girildi. Üç senelik fetret devrinden sonra, Abbasilerin Mısır’daki halifeliği 1517 yılına kadar devam etti.

Arabistan Yarımadası, Sultan Birinci Selim Han (1512-1520) zamanında, Osmanlı hakimiyetine geçti. Sultan Selim Hanın 1517′deki Ridaniye Muharebesiyle Mısır’ı alıp, Memluk Devletine son verdikten sonra, bu devletin nüfuzu altında bulunan Mekke ve Medine havalisi de Osmanlı hakimiyetini tanıdı. O sırada Mekke emiri bulunan Şerif Berekat bin Muhammed Hasani, derhal henüz on iki yaşında bulunan oğlu Şerif Ebu Nümey’i, elçilik heyetiyle Mısır’a göndererek Osmanlı padişahına tazimlerini arzla Mekke’nin anahtarlarını takdim etti.

Şerif Ebu Nümey, Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han tarafından da kabul edildi. Şerif Ebu Nümey’e hil’at giydirilerek, padişahın elini öptü. Şerif Berekat’a Mekke emirliği menşuru yazılıp, oğluna verilen hediyelerle Mekke’ye gönderildi. Mısır hazinesinden Mekke emirine maaş bağlandı. Ayrıca Şerif Ebu Nümey ile beraber Mekke ve Medine ahalisine dağıtılmak üzere, padişah tarafından 200.000 altınla bol miktarda zahire gönderildi. Bunları Emir Muslihiddin ile Mısır’dan iki kadı götürüp, mahallerinde dağıtmaya memur edildiler.

1517 yılından itibaren Mekke ve Medine’deki camilerdeki hutbelerde, Osmanlı padişahlarının adları zikredildi. Emir tayinleri de Osmanlı padişahlarınca yapılırdı. Mekke emiri olan şerif vefat eder veya azil yahut istifa ile makamı boşaldığı zaman, yerine tayin olunacak yeni emir, şeriflerin seçimleri Mekke kadısıyla Mısır, Şam ve Cidde valilerinin arz ve inhaları üzerine padişah tarafından tayin edilirdi. Emir tayini, dört yüz yıldan fazla bu usulle yapıldı.

Osmanlılar bölgeyi imtiyazlı halde tuttular. Mübarek belde olması dolayısıyla ahalisine ziyadesiyle yardım edip, manevi ve sanat değeri yüksek pek çok eserler yaptırdılar. Arabistan ahalisi, Osmanlıların hakimiyetinde kaldıkları 1517-1918 yılları arasında bolluk içinde yaşayıp, ihtiyaçları ziyadesiyle karşılandı.

1737 yılında Abdülvehhab oğlu Muhammed’in yaymaya başladığı Vehhabilik yolu, Arabistan’daki sükuneti bozdu. Bu yol siyasi bir hal de alınca; Osmanlı Devletine karşı bölgedeki Bedevilerin desteğinde 1791′de isyan ettiler. Mekke Emiri Şerif Galib Efendi ile harp ettiler. Sayısız Müslümanı öldürüp, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını aldılar. Bunlar 1801′de Mekke’ye saldırdılar. Mekke Emiri Şerif Galib Efendi, bunları şehre sokmadı. Mekke etrafındaki Arap kabileleri de Vehhabi oldu.

1803′te Taif’e girdiler. Taif’teki Müslümanlara işkence edip, kadınları ve çocukları acımasızca öldürdüler. Hac mevsiminde Mekke’ye de saldırdılar. Şehre giremediler. Şerif Galib Efendi, Cidde’ye girince Sü’ud bin Abdülaziz antlaşmayla şehre girdi, türbe ve mezarların hepsini yıktırdı. Suudiler, Şerif Galib Efendiyi yakalamak için Cidde’ye gittiyse de Osmanlı askerinin mukavemetinden geri çekildiler. Mekke’de işkence, zulüm, soygun artınca, Şerif Galib Efendi, Cidde’den şehre gelip Vehhabileri kovdu. Yemen dağlarına kaçtılar. Kaçarken çok zulüm, soygun yaptılar. Şerif Galib Efendinin tavsiyesiyle Beni Sakif Kabilesi de Taif’teki Vehhabileri şehirden kaçırttılar.

Vehhabiler, Yemen dağlarındaki cahil, vahşi köylüleri toplayıp, kuvvetlerini arttırarak tekrar Mekke’yi kuşattılar. Şehir açlık sebepiyle teslim oldu. Yine şehirde çok zulüm ve tahribat yaptılar. Mübarek beldelerdeki zulüm ve tahribat, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşanın 1812′de Cidde’ye gelmesi ve Mekke’ye asker göndermesine kadar devam etti.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa, Vehhabilerin merkezi Deriyye’yi 1818′de fethedip, Vehhabi Emiri Abdullah ibni Suud ile dört oğlu ve ileri gelenlerini esir alıp, İstanbul’a gönderince, bunlar idam edildi. İngiltere bölgede fitne çıkarıp, Osmanlı Devleti içinde isyan başlatmak istediyse de 1857′de barışla etkisiz hale getirildi. 1860 yılında bütün emirler devletin itaatı ve terbiyesi altına sokuldu.

1897′de Suudilerin lideri olan Abdülaziz er-Reşid, Vehhabiliği tekrar faal hale getirdi. Riyad, Kasim, Büreyde şeyhleri, El-Mühenne köyünde bulunan Abdülaziz bin Suud bin Faysal ile anlaştılar. Abdülaziz bin Suud, 12.000 hecinli ile Kuveyt’ten Riyad’a geldi. 1902′de bir gece Riyad’a girdi. Abdülaziz ibnür-Reşid’in Riyad Valisi Aclan’ı bir ziyafette öldürdü. Zulümden yılmış olan halk, bunu emir yaptı. Üç sene çeşitli muharebeler yapıldı. Abdülaziz ibnür-Reşid öldürüldü. 1915′te Osmanlılar işe karışarak, Abdülaziz bin Suud, Riyad kaymakamı olmak üzere barış yapıldı. Sonra Reşidiler ile Suudiler arasında Kasim’de harp olup, Abdülaziz bin Suud mağlup oldu.

1918′de Abdülaziz bin Suud, İngilizlerin teşviki ile bir beyanname yayınladı. Mekke’ye ve Taif’e saldırdı. Fakat, bu şehirleri Şerif Hüseyin Paşadan alamadı. 1924′te İngilizler, MekkeEmiri Şerif Hüseyin bin Ali Paşayı yakalayıp, Kıbrıs’a götürdü. İngilizlerin bu hareketinden sonra, Abdülaziz bin Suud, 1924′te Mekke’yi ve Taif’i rahatça ele geçirdi. Suudiler, İngilizlerin yardımıyla bölgede kontrolü sağlayınca, Osmanlı Devletinden sonra halifelik makamına sahip olmak istedilerse de başaramadılar.

İbn-i Suud, 1932 yılında Suudi Arabistan Krallığını kurdu. 1953 yılında ölümünden sonra, yerine oğlu Suud bin Abdülaziz geçti. 1964′te tahtan indirildi. Yerine kardeşi Faysal getirildi. 1977′de sarayında yeğeni tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Halid geçti. O da 1982′de ölünce kardeşi Fahd geçti.

Suudi Arabistan 1948, 1967 ve 1973 yıllarında vuku bulan Arap-İsrail harplerine katıldı. İngiltere, Fransa ve ABD’den milyarlarca dolarlık silah, malzeme, savaş uçakları, güdümlü mermiler alındı. 1990 ortalarında Kuveyt’in Irak tarafından işgal edilmesine karşı olan Suudi Arabistan, Irak’ı Kuveyt’ten çıkarmak için harekete geçen “çok uluslu güce” üs vazifesi yaptı.

alıntıdır.

Arjantinin tarihi

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Amerika kıtası keşfedildikten sonra Avrupa devletleri hızla bu kıtada koloniler kurmaya başladılar. 1536’da Arjantin’e gelen İspanyollar bugün Buenos Aires olarak bilinen yerde ilk koloniyi kurdular. Fakat şehre yerleşme ancak on sekizinci yüzyılda oldu. Arjantin 1776’ya kadar İspanya’ya bağlı Peru Genel Valiliğince idare edildi. Bu seneden sonra La Plata Genel Valiliği kuruldu ve Buenos Aires genel valiliğin başkenti oldu. 1806’da Buenos Aires’in İngilizler tarafından kısa bir müddet işgal edilmesi, Arjantin’in istiklal mücadelesi için bir başlangıç olmuştur. 1808’de Napoleon’un İspanya’ya girmesi bağımsızlık mücadelesini hızlandırdı. Ülke 1812’ye doğru istiklalini kazandıysa da, 1816 yılına kadar müstakil bir devlet olduğu resmen ilan edilmedi. İstiklal hareketinin baş lideri ve kahramanı, Şili’nin de kurtarılması için öncelikle sorumlu bir kimse olan General Jose de San Martin’dir. İkinci Dünya Savaşı esnasında Arjantin hükumetlerinin gizli ve kamufle edilmiş Nazi tarafdarı tutumları, Amerika Birleşik Devletleri ve batı yarım küresinin diğer ülkeleri ile münasebetlerinin gerginleşmesine ve Arjantin’in Pan-Amerikan Konseyinden çıkarılmasına sebep oldu. Resmiyette bütün harp esnasında tarafsız kalan Arjantin, 1945 ilkbaharında müttefikler tarafına girdi. Geniş ölçüde ABD’nin desteği sebepiyle o sene sonuna doğru Birleşmiş Milletler üyesi oldu ve teşkilatın mes’elelerinde önemli bir rol oynadı. Harpten sonra general olan Juan Domingo Peron kendine kuvvetli bir pozisyon hazırlamayı başarmış ve 1946 Şubatında Arjantin Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Eşi Eva Duvarte de Peron’un yardımıyla enerjik ve sert bir idare kurmayı başararak, zamanında, siyasi desteğini silahlı kuvvetlerden almaya çalışan sınıflara sözünü geçirmesini bilmiştir. Basını bir devlet organı haline getirmiş ve totaliter bir rejimin başkanı olarak kendisine daha büyük yetki vermesi için anayasayı değiştirmiştir. İşçi sınıfları arasında çok sevilmiş ve hatta kahraman olarak tanınmıştır. Fakat askeri bir darbe ile 1955’te devrilmiş, uzun seneler sürgünde yaşamış ve bilahare dönerek 1973’te devlet başkanı olmuştur. Bir yıl sonra ölmesi üzerine İsabel Peron olarak tanınan üçüncü karısı devlet başkanı oldu. Ülkenin birlik ve beraberliğini sağlıyamayınca 1976’da ordu tarafından devrildi. Arjantin’in eski devlet başkanlarından General Galtier İngiltere’ye ait, fakat kendilerine çok yakın olan Falkland adalarını Nisan 1982’de işgal etti. İngiltere ile olan savaşı Arjantin kaybetti ve adaları İngilizler tekrar geri aldılar. Gerek yapılan savaş ve gerekse bu durumda bazı devletlerin uyguladıkları ekonomik ambargo, Arjantin’in iktisadi durumunu çok sarstı. Bu durumda askeri idare 1983 yılı sonlarında seçime giderek idareyi sivillere teslim etti. Böylece yedi sene süren askeri idareden sonra normal idare tekrar tesis edildi. 1930’dan bu yana Arjantin’de hiçbir sivil idare 6 seneden fazla iktidarda kalamamıştır. 1819 yılından bu yana 46 devlet başkanından sadece ikisi, askeri darbesiz seçimle görevini devir-teslim etmiştir. 1989’da Raul Ricardo Alfonsin’in yerine Carlos Menem (El Turco) seçilmiştir.

alıntıdır.

Arnavutluk Tarihi

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

Arnavut halkı, M.Ö. 2000 yıllarında Balkan Yarımadasına yerleşen İlliryalıların torunlarıdır. İllirya M.Ö. 167 yılında Romalılar tarafından zaptedildi ve 500 yıl Romalılar tarafından yönetildi. Ancak bu bölgenin iç kısımlarında yaşayan İlliryalılar, Romalıların baskılarına uzun müddet karşı koydular. İşte bunlar, Roma İmparatorluğunun 395′te parçalanmasından sonra Arnavutluk ve Arnavut adlarını aldılar ve Doğu Roma İmparatorluğunun bir parçası oldular. 1468 yılında Osmanlılar Arnavutluk’u zaptettiler ve uzun müddet burayı idareleri altında bulundurdular. Osmanlı Devletinin adil idaresinden mennun olan Arnavutlar kendi istekleri ile 17. yüzyılda İslamiyeti kabul ettiler. Dini yaymak için gayret gösterdiler. Osmanlılar burada askeri teşkilat kurdular ve süvari birlikleri teşkil ettiler. Arnavutlar zamanla kendi kültürlerini bırakarak Osmanlı kültürünü benimsediler. 1912′de Osmanlı idaresinden ayrıldılar. Ancak tam müstakil olmayıp, büyük devletlerin kontrolü altında kaldılar. Birinci Dünya Savaşından sonra 1925′te cumhuriyet ilan edildi. Ancak cumhurbaşkanı olan Zoğu, 1928′de cumhuriyeti krallığa dönüştürdü. Bu sıralarda bir ekonomik krize girdi ve nihayet İkinci Dünya Savaşında İtalyanlar tarafından işgal edildi. 1944 yılında, komünistler hükumeti kontrol altına alarak, komünist bir idare kurdular. 1961 yılına kadar Rusya ile sıcak münasebetlerde bulundular. 1961′de Rusya ile bağlılıklarını keserek Çin ile anlaştılar. Böylece Çin ile ittifak kuran ilk Avrupa devleti oldular. Ancak son yıllarda Çin ile de yakınlıklarını dondurdular. Daha sonra Yugoslavya ve bazı Avrupa ülkeleriyle ticari ve diplomatik münasebetler kurdular. 1976 Aralık ayında kabul ettiği yeni anayasa ile Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti adını aldı. Devlet başkanlığına Arnavutluk Emek Partisi Genel Sekreteri Enver Hoca Getirilidi. 1985′te Enver Hoca’nın ölümü üzerine Emek Partisi genel sekreterliğine getirilen Ramiz Alia aynı zamanda Devlet Başkanı da oldu. 31 Mart 1990′da yapılan ilk çok partili seçimleri Emek Partisi kazanmasına rağmen ülkede iç kargaşalık başladı. Bunun üzerine çok sayıda halk ülkeden göç etti.

alıntıdır.

1917 rusya devrimi

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

1917 yılının en önemli olaylarından birisi Rusya’da devrim çıkması oldu. Batı Avrupa demokrasilerinden farklı bir yapıya sahip olan Rusya, halâ mutlak bir biçimde yönetiliyordu. Büyük çoğunluğunu fakir köylü nüfusunun oluşturduğu Rusya’da, yüzyılın başında işçiler de önemli bir yer tutuyorlardı. Çok ağır yaşam koşulları içinde yaşayan bu geniş kitlelerin huzursuzluğu, daha 1905 yılında çıkan ayaklanmayla görüldü. Petersburg ve Moskova’da “İşçi Sovyetleri” kuruldu. Aralık ayı içinde bu ayaklanma, çok sert bir şekilde bastırıldı. Bunun sonunda Çar, Duma’yı açarak bazı özgürlükler tanıdı. Birinci Dünya Savaşı, Rusya’da büyük bir yokluk ve sefalete yol açtı. Boğazların kapalı oluşu yüzünden dış yardım alamıyordu. 1916-1917 kışı ise çok sert geçmiş, açlık ve yakacak, giyecek bulunamaması, bütün Rusya’yı etkilemişti. 8 Mart 1917′de, Petersburg’da gösteriler başladı. Grevler yaygınlaştı. 12 Mart’ta “İşçilerin ve Askerler’in Sovyeti” kuruldu. Komutanlar da Çar’a, tahttan ayrılmasını öneriyorlardı. 15-16 Mart’ta Çar, tahttan ayrıldı. Devrimci Hükümet kuruldu. Nisan’da Petersburg’a gelen Lenin, “Ekmek, barış, özgürlük” sloganıyla geniş kitlelerin desteğini sağladı. Devrimci Sosyalistlerden Harbiye Bakanı Kerensky’nin Temmuz’da Alman Cephesi’nde taarruzu başarısızlıkla sonuçlanınca, yeni ayaklanmalar patlak verdi. Bolşeviklerin lideri Lenin kaçtı ve Trotsky tutuklandı. Hükümet düştü, Kerensky, Başbakan oldu ve 14 Eylül 1917′de de cumhuriyet ilan edildi. Artık ülkenin iç durumu iyice karışmıştı. Hükümet hala savaştan vazgeçmemekle en büyük hatasını yaptı. Köylülerin ayaklanması ile tüm Rusya karıştı. Bundan yararlanan Bolşevikler (aşırıcılar), ordunun da devrime karışmasından yararlanarak, “Askeri Devrim Komiteleri” kurdular. 7 Kasım 1917′de hükümet darbesi ile Bolşevikler iktidarı ele geçirdiler ve 8 Kasım’da Lenin Petersburg’a geldi.

alıntıdır.

1900-1920 kronolojisi

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

1900 İngiliz arkeolog Arthur John Evans’ın Girit Adası’nda başlattığı kazılarda, Ege’deki en eski uygarlık olan Minos’un başkentindeki Knossos Sarayı bulundu. Petrol gazıyla çalışan hafif motorun kaşifi Alman mühendis Gottlieb Daimler öldü. Tarihe, Boxer Ayaklanması olarak geçen, Çin’deki bütün yabancıları ülkeden çıkarmayı amaçlayan ve devletçe de desteklenen köylü ayaklanması başladı. Elçiler, aileleri, elçilik görevlileri ve yüzlerce Hıristiyan, elçilik binaları ve Pekin’deki Katolik Katedrali’nde mahsur kaldı. Ayaklanma, 7 Eylül 1901′de sona erdi. Kont Zeppelin tarafından yapılan ilk güdümlü zeplin uçtu. Dünya’nın ilk metrosu Paris’te hizmete girdi. Alman filozof Friedrich Nietzsche öldü. 1901 İtalyan kaşif Gugliemo Marconi, telsiz-telgraf sistemini geliştirdi ve Atlantik çevresinde mesaj yollamayı başardı. İngiltere Kraliçesi Victoria öldü. ABD’nin 25. Başkanı William McKinley, Leon Czolgosz adlı bir terörist tarafından öldürüldü. İsveç Kralı ve Norveç Parlamentosu Nobel Komitesi, ilk Nobel Ödüllerini dağıttı. Kızılhaç’ın kurucusu İsviçreli Henri Dunant’a Nobel Barış Ödülü verildi. X ışınlarını keşfeden ve tıp dünyasında yeni bir çığır açan Alman fizikçi Wilhelm Conrad Rontgen, Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü. 1902 İngiltere İmparatorluğu’nun kurucularından Cecil Rhodes öldü. Martinik’te Pele Yanardağı patladı: 30 bin kişi öldü. İrlanda Bağımsızlık Hareketi ”Sinn Fein”kuruldu. Ünlü Fransız yazar Emile Zola öldü. 1903 Amerikalı W. Read, sarı humma virüsünü buldu. Aleksandr Pavlov, şartlı refleks çalışmalarını tanıttı. Bu araştırma ”Pavlov’un köpeği”örneğiyle özdeşleşti. Bisikletle, ilk Fransa turu atıldı. Uranyumun radyoaktivite etkisi bulundu. Henri Becquerel, Pierre Curie ve eşi Marie Curie-Sklodowska Nobel Fizik Ödüllerini aldılar. Modern havacılığın başlangıcı. ABD’de Orville ve Wilbur Wright kardeşler, ilk kez motorlu bir uçak uçurdular. 1904 Japonya, Rusya’ya savaş ilan etti. İngiliz kâşif Henry Morton Stanley öldü. Transsibirya demiryolu hattı (8.314 km) tamamlandı. Siyonizm Hareketi’nin kurucusu Theodor Herzl öldü. Rus yazar Anton Pavloviç Çehov öldü. 1905 Jules Vernes, 77 yaşında öldü. Ortak bir anlaşmayla Norveç’in 500 yıllık İsveç’le olan birliğini bozan Karlstad Antlaşması imzalandı. Potemkin zırhlı gemisinde ayaklanma çıktı. 1906 İlk çizgi film ”Humorous Phases of Funny Faces”, Amerikalı Blackton tarafından yapıldı. San Francisco’da deprem: 1000 kişi öldü. Ressam Paul Cezanne öldü. 1907 Pablo Picasso’nun ”Demoiselles d’Avignon”isimli tablosu, kübizm akımını başlattı. Baden-Powell, izci hareketini kurdu. 1908 İlk kez siyah bir boksör Jack Johnson, dünya şampiyonluk ünvanını kazandı. Henri Farman ve Leon Delagrange, ilk kez bir yolcu uçağını uçurdular. Sigmund Freud ile psikanaliz üzerine ilk uluslararası kongre düzenlendi. İlk Ford model T otomobil, piyasaya çıkarıldı. 1878′den bu yana Bosna-Hersek’i işgal altında tutan Avusturya-Macaristan, bu toprakları ilhak etmesi için Sırbistan’a baskı yaptı. Sicilya’da Messine Kenti’nde meydana gelen depremde 84 bin kişi öldü. 1909 Alman Ehrlich ve Japon Hata’nın, ilk kimyasal ilaç olan arsenobenzeni bulmalarının ardından, kemoterapi tedavisi uygulanmaya başladı. Detroit’te Ford, zincirleme çalışma yöntemini başlattı. Brighton’da halka açık ilk renkli film gösterimi yapıldı. Amerikalı Robert-Edwin Peary, Mattew Henson ve 4 eskimo ile birlikte Kuzey Kutbu’nu fethetti. Frederick Cook, Kutup’a ilk ulaşanın kendisi olduğunu iddia etti. Manş Denizi’ni uçakla ilk kez Fransız Louis Bleriot geçti. 1910 Pancho Villa ve Emiliano Zapata’nın Meksika Devrimi başladı. Vassily Kandinsky’nin bir suluboya resmi soyut sanatı başlattı. Japonya, Kore’yi ilhak etti. Portekiz Cumhuriyeti ilan edildi. Kral 2. Emmanuel, sürgün edildi. Leon Tolstoy öldü. 1911 Büyük romantizm geleneğine bağlı son kompozitör Gustav Mahler öldü. Çin Devrimi başladı. Güney Kutbu’na ilk defa Norveçli Roald Amundsen gitti. Şangay’da Çin Cumhuriyeti ilan edildi. Sun Yat-Sen, cumhurbaşkanı seçildi. 1912 Çin’in son imparatoru Pu Yi, 6 yaşında tahttan indi. Fas Sultanı Mulay Hafid, ülkesinin Fransa himayesine girmesine ilişkin anlaşmayı imzaladı. Titanic, Newfoundland açıklarında battı: 1.517 kişi öldü. 1913 New-York ile Berlin arasında ilk kıtalararası telefon görüşmesi yapıldı. 1. Balkan Savaşı’nı sona erdiren Londra Antlaşması imzalandı: Osmanlı İmparatorluğu, Yunanistan, Bulgaristan ve Mora’ya, Ege’deki Girit Adası’nı ve Avrupa’daki topraklarını bıraktı. Bulgaristan; Sırbistan, Yunanistan ve Romanya’ya karşı, Osmanlı’nın bıraktığı toprakların paylaşımı yüzünden 2. Balkan Savaşı’nı başlattı. 2. Balkan Savaşı sona erdi. Bulgaristan yenik düştü. 10 Ağustos’ta imzalanan Bükreş Antlaşması’yla Bulgaristan, Sırbistan’a ve Yunanistan’a Makedonya’yı bıraktı. Romanya, Güney Dobruca Bölgesi’ni ilhak etti. Güney Afrika’da ırk ayrımcılığı yapılan ilk yasalar çıktı. 1914 Charlie Chaplin, ilk filminde rol aldı. (Making a living). İngiliz bilim adamı Archibald Low, televizyonun atası olarak kabul edilen, uzaktan görüntüleri aktaran bir makina geliştirdi. Saraybosna’da Arşidük François-Ferdinand’ın öldürülmesi 1. Dünya Savaşı’nı başlattı. Savaştan bir ay sonra, Avusturya-Macaristan, Sırbistan’a savaş ilan etti. Fransız sosyalist ve siyaset adamı Jean Jaures öldürüldü. Almanya, önce Rusya’ya daha sonra da Fransa’ya savaş ilan etti. Alman birlikleri Belçika’yı geçip Fransa’ya girdiler. Avusturya egemenliğindeki Polonya topraklarında Jozef Pilsudski’nin oluşturduğu Polonya birlikleri, Rus sınırını geçtiler: Polonya bağımsızlık mücadelesi başladı. Japonya, Almanya’ya savaş ilan etti. 1915 Çanakkale Savaşı’nda, müttefikler yenilgiye uğradı. İtalya’nın Avezzano Kenti’nde deprem: 29.980 kişi öldü. Almanlar, Langemarck ve Ypres arasındaki batı cephesinde, Fransız ve Kanadalı askerlere ilk zehirli gaz saldırısında bulundu. İngiliz yolcu gemisi Lusitania, İslanda Adası açıklarında battı: 1.198 kişi kayboldu. İtalya, Müttefikler’in yanında savaşa katıldı. Ruslar, Almanlara yenildiler (Tarnov, Gorlice Savaşları). 1916 Albert Einstein’in İzafiyet Teorisi Kuramı yayınlandı. Avusturyalı Sigmund Freud, ”psikanalize giriş”yaptı. 18 Aralık’a kadar sürecek Verdun Savaşı başladı. 500 bin Alman ve Fransız öldü. Sykes-Picot Antlaşmaları imzalandı: İngilizler ve Fransızlar Ortadoğu’yu paylaştılar. Almanya, Portekiz’e savaş ilan etti. ”Kanlı Paskalya”: Dublin’de İrlandalı cumhuriyetçilerin ayaklanması ve İngiliz Ordusu’nun bunu bastırmasıyla, İngiliz-İrlanda savaşı yeniden başladı. Ayaklanma, 1921′de Güney İrlanda’nın bağımsızlığını elde etmesi ve Ada’nın bölünmesiyle sonuçlandı. Son Avusturya-Macaristan İmparatoru I. François-Joseph öldü. Rusya’da ”Şeytan’ın Oğlu”olarak nitelendirilen Rasputin adlı papaz öldürüldü. 1917 Rus Devrimi başladı. ABD, Almanya’ya savaş ilan etti. Portekiz’de (Fatima’da) 3 çocuk, Meryem Ana’yı gördüklerini iddia ettiler. Çin, Almanya’ya savaş ilan etti. Edgar Degas, 83 yaşında öldü. Almanlar yararına casusluk yapmakla suçlanan Hollandalı dansöz Mata-Hari, Fransa’da öldürüldü. İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, siyonist liderlere, Filistin’de ”Bir Ulusal Yahudi Merkezi”kurulması için söz verdi. Rusya’da, Çarlık Dönemi’ne son verildi. Heykeltraş Auguste Rodin, 77 yaşında öldü. Finlandiya, bağımsızlığını ilan etti. Kanada’nın Nova Scotia Eyaleti’ndeki Halifax Limanı’nda, Fransız Mont-Blanc kargo gemisinde patlama oldu: 2 bin kişi öldü. İngilizler, Kudüs’ü işgal etti. 1918 ABD Başkanı Wilson, adil ve uzun süreli barışa temel oluşturacak bir belge olarak On Dört Madde’yi yayınladı. Rusya, Çarlar tarafından yabancı ülkelerden alınan borçları geçersiz kıldıklarını açıkladı. 56 yaşındaki besteci Claude Debussy öldü. Son Rus Çarı Nicolas II ve ailesi, Sibirya’da öldürüldü. İspanyol Gribi adı verilen bir virüs dünyaya yayıldı, 8 ay içinde 20 milyon insan öldü. 1. Dünya Savaşı, İhtilaf Devletlerinin zaferiyle sona erdi. Polonya, 223 yıl boyunca Rusya, Prusya ve Avusturya işgalinde kaldıktan sonra bağımsızlığına kavuştu. 1919 Berlin’de, Spartacus Ayaklanması, başarısızlığa uğradı. Paris Barış Konferansı başladı. Paris-Londra hattında ilk ticari uçuş yapıldı. Benito Mussolini, İtalyan faşist hareketini başlattı. Milletler Cemiyeti, Cenevre’de kuruldu. Mustafa Kemal, Samsun’a giderek, Kurtuluş Savaşı’nın ilk meşalesini yaktı. İki İngiliz pilot John William Alcook ve Arthur Brown, mola vermeksizin ilk defa Atlantik Okyanusu’nu aştılar. Almanya ve İhtilaf Devletleri arasında Versay Antlaşması imzalandı. Antlaşma, Avusturya Arşidükü’nün bir Sırp genci tarafından öldürülmesi ve 1. Dünya Savaşı’nın başlamasından tam 5 yıl sonra imzalandı. Auguste Renoir öldü. 1920 ABD’de, kadınlara oy hakkı verildi. Avusturyalı zooloji bilgini Karl von Frisch, arıların çeşitli tat ve kokuları ayırdedebilecek şekilde eğitilebileceğini gösterdi. Kurtuluş Savaşı’nda, Yunan Orduları, Mustafa Kemal Paşa’nın denetimindeki birlikler karşısında bozguna uğradı. ABD’de alkollü içkiler yasaklandı. İtalyan ressam ve heykeltraş Amedeo Modigliani 36 yaşında, Paris’te öldü. Mahatma Gandhi, Hindistan’da sivil itaatsizlik hareketini başlattı. Hitler, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ni (Nazi Partisi) kurdu. Osmanlı ve İhtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalandı, Osmanlı İmparatorluğu parçalandı. Çin’in Kan-sou Bölgesi’nde deprem oldu, 180 bin kişi öldü. Londra’da Lordlar Kamarası, Serbest İrlanda Devleti’nin kurulmasını onayladı.

alıntıdır.

1921-1940 kronolojisi

Posted by: Dream  :  Category: GeneL TariH

1921 Charlie Chaplin’in ilk uzun metrajlı filmi ”The Kid”ABD’de gösterime girdi. Fransız Etienne Oehmichen, ilk helikopteri uçurmayı başardı. ABD’de Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti idam edildi. Kanada’da insülin bulundu. İtalyan tenör Enrico Caruso öldü. 1922 İrlandalı yazar James Joyce’in ”Ulysse”adlı kitabı yayımlandı. Mısır’daki İngiliz hegemonyası sona erdi. Bram Stoker’in kitabından uyarlanan ”Vampir Nosferatu”filmi gösterime girdi. Lenin’in önerisiyle Joseph Stalin, Rus Komünist Partisi Genel Sekreteri oldu. Paris’te ilk kadınlar olimpiyatı başladı. Mussolini, başbakan oldu. Lord Carnavon ve Carter tarafından, Mısır’daki Krallar Vadisi’nde Tutankamon’un mezarı bulundu. Fransız yazar Marcel Proust 51 yaşında öldü. Albert Einstein Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. Rusya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) adını aldı. 1923 Japonya’da Tokyo ve Yokohama Kentlerinde deprem oldu, 250 bin kişi öldü. İspanya’da, General Miguel Primo de Rivera, iktidara geldi. Etiyopya, Milletler Cemiyeti’ne kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Hilafet kaldırılarak, Osmanlı İmparatorluğu tarihe gömüldü. Adolf Hitler’in yapmak istediği darbe engellendi ve Hitler tutuklandı. 91 yaşındaki mühendis Gustave Eiffel öldü. 1924 Amerikalı Edwin Hubble, Samanyolu’ndaki yıldızları saptadı ve başka galaksiler olduğunu ispatladı. Lenin öldü. Chamonix’de ilk kış olimpiyatları yapıldı. ABD’de ilk defa bir mahkûm, gaz odasında idam edildi. Yunanistan, cumhuriyet oldu. Franz Kafka, 40 yaşında öldü. Yazar Joseph Conrad, 67 yaşında öldü. İtalyan besteci Giacomo Puccini, 66 yaşında öldü. 1925 İran’da, Şah Rıza Pehlevi, hükümdar oldu. Adolf Hitler, Mein Kampf’ı (Kavgam) yayımladı. Irkçı örgüt Ku Klux Klan’ın ilk kongresi, Washington’da yapıldı. 1926 Sovyet yönetmen Ayzenştayn’ın ”Potemkin zırhlısı”adlı filmi Almanya’da gösterime girdi. Pilsoudski, Polonya’da darbe yaptı. Portekiz Cumhuriyeti, askeri darbeyle devrildi. Almanya, Milletler Cemiyeti’ne kabul edildi. Fransız ressam Claude Monet, 86 yaşında öldü. Avusturyalı yazar Rainer Maria Rilke öldü. 1927 Çin’in Nan-Şan Bölgesi’nde deprem oldu, 200 bin kişi öldü. ABD’de ilk uzun metrajlı sözlü filmler, gösterime girdi. Amerikalı pilot Charles Lindbergh, Atlas Okyanusu’nu tek başına ve kesintisiz geçti. Fransız Jules Rimet’in önerisiyle, Dünya Futbol Şampiyonası düzenlenmesi kararlaştırıldı. 1928 Finlandiyalı Paavo Nurmi, 9 altın 3 gümüşle, dünyanın en çok madalya kazanan atleti oldu. İspanyol Luis Bunuel ve Salvador Dali’nin çevirdiği ”Bir Endülüs köpeği”adlı kısa metrajlı film, Paris’te gösterime girdi. Ulusal politikanın bir aracı olarak savaşı yasaklamayı amaçlayan Kellog-Briand Paktı, 60 ülke tarafından imzalandı. Çang Kai-Çek, Çin Devlet Başkanı oldu. 1929 Alman romancı Erich Maria Remarque’nin ”Batı cephesinde yeni birşey yok”adlı romanı yayımlandı. 1886′da benzinle çalışan ilk arabayı icat eden Alman mühendis Carl F. Benz öldü. 31 Ekim 1924′te tek başına dünya turuna çıkan Fransız denizci Alain Gerbault, turunu tamamladı. Belçikalı Herge, ”Tenten”karakterini yarattı. Hollywood’da ilk Oscar Ödül Töreni yapıldı. Elzie Segar, ”Temel Reis”karakterini yarattı. Rus balesinin kurucusu Serge De Diaghilev öldü. New York Borsası iflas etti. Salvador Dali’nin yağlı boya tabloları ilk defa sergilendi. 1930 Amerikalı Clyde William Tombaugh, Plüton Gezegeni’ni buldu. Amerikalı Ernest Orlando Lawrence, yüksek enerjilere ulaşabilen ilk parçacık hızlandırıcısı siklotronu icat etti. Mahatma Gandhi, toplumun en alt kesimleri üzerinde büyük bir yük oluşturan tuz vergisine karşı bir kampanya açtı. Josef Von Sternberg ve Marlene Dietrich’in oynadıkları ”Mavi melek”adlı film, Almanya’da gösterime girdi. Uruguay, organizatörü olduğu ilk dünya kupasını kazandı. Sherlock Holmes’ün yaratıcısı Arthur Conan Doyle öldü. Costes ve Bellonte, ilk kez Paris-New York hattında kesintisiz uçtular. 1931 İspanya Kralı Alphonse XIII, ülkeyi tahttan feragat etmeden terketti, İspanya’da cumhuriyet ilan edildi. Japonya, Mançurya’yı işgal etti. Uzakdoğu Savaşı başladı. Sırp, Hırvat ve Slovenya Krallıkları, resmi olarak Yugoslavya adını aldı. İlk elektrik ampulünü icat eden Thomas Edison, 84 yaşında öldü. İngiltere parlamentosu, İngiltere’nin o dönemdeki demiryolları Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve İrlanda’nın eşitliğini hükme bağlamak üzere Westminster Tüzüğü adlı bir yasa çıkarttı. 1932 Avusturya asıllı Adolf Hitler, Alman vatandaşlığına geçti. Kodak’ın kurucusu George Eastman öldü. Hitler’in de aday olduğu Almanya Devlet Başkanlığı seçimini Hindenburg kazandı. Portekiz Başbakanı Antonio Oliveira Salazar, 1974′e kadar sürecek diktatörlüğünü ilan etti. Irak, bağımsızlığını ilan etti. Franklin D. Roosevelt, ABD Başkanlığı’na seçildi. 1933 Alman Ulusal Sosyalist Parti lideri Hitler, başbakan oldu. Berlin’deki Reichstag’da (hükümet binası) yangın çıktı. Olaydan sonraki gün, drama ustası Bertolt Brecht Almanya’dan kaçtı. ABD Başkanı Roosevelt, 36 eyalette ekonomiye canlılık kazandırmak için ”New Deal”(yeni anlaşma) başlattı. Naziler, Dachau’da ilk toplama kampını açtılar. Almanya’da Nazi Partisi, yahudileri boykot etme kararı aldı. Nazilere bağlı gizli polis örgütü Gestapo kuruldu. Naziler, Alman ırkını canlandırmak için halkı güçsüzlerden temizleme kararı aldı. 1934 Fransız Irene ve Frederic Joliot-Curie çifti yapay radyoaktiviteyi buldular. Almanya’da Devlet Başkanı’nın ölmesi üzerine Adolf Hitler, ülkenin mutlak lideri oldu ve başbakanlık, devlet başkanlığı yetkilerini elde etti. Yugoslavya Kralı 1. Aleksandr ve Fransa Dışişleri Bakanı Louis Barthou, Marsilya’da öldürüldü. Mao, Çin’in kuzeybatısına doğru ünlü “Uzun Yürüyüş” ü başlattı. 20 Ekim 1935 tarihinde sona eren bu yürüyüş sırasında Mao, KP’nin fiili önderi durumuna geldi. 1935 Amerikalı biyokimyacı Wendell Meredith Stanley, ilk kez bir virüsü ayrıştırmayı başardı. Virüslerin saf olarak elde edilmesi, kristallendirilmesi ve molekül yapılarının aydınlatılması üzerine araştırmalar yaptı. Louis Lumiere, üç boyutlu sinema devrini başlattı. Arap Lawrence, motosiklet kazasında öldü. Amerikalı atlet Jesse Owens, bir saat içinde 3 dünya rekoru kırdı. (Uzun atlama, 220 yarda koşu ve 220 yarda engelli koşu) Pakistan’da, Quetta’da toprak kaymasında 60 bin kişi hayatını kaybetti. Nuremberg Yasaları olarak bilinen ırkçı yasalar resmen ilan edildi. İtalya, Etiyopya’yı işgal etti. 1936 İngiliz John M. Keynes, uzun süreli işsizliğin nedenlerini bazı iktisadi kuramlarıyla açıkladı. (Keynesçi iktisat) Filistin’de Araplar, İngiliz mandasına karşı isyan çıkardı. Üç yıl süren isyan, İngilizler’in Yahudilerin göçetmesini sınırlamaya karar vermeleri ve bir Filistin devleti kurmaya söz vermeleri sayesinde durduruldu. ”Ormanın kitabı”yazarı Rudyard Kipling öldü. Charlie Chaplin’in ünlü filmi ”Modern zamanlar”Londra’da gösterime girdi. İspanya’da General Franco’nun önderliğini yaptığı askeri ihtilal (18 Temmuz Hareketi) sonucu iç savaş çıktı. İç savaş, 1 Nisan 1939′da ”zafer geçidiyle’’sona erdi. 29 Eylül 1936′da Franco, milliyetçi yönetim başkanlığına getirildi. Amerikalı zenci atlet Jesse Owens, Hitler’in de izlediği Berlin Olimpiyat Oyunlarında 100 metre, 200 metre ve 4 X 100 metre yarışlarındaki zaferlerinden sonra, uzun atlamada 8,06 metre ile Olimpiyat ve Dünya rekorlarını kırdı. Hitler, Owens’in elini sıkmamak için stadı terketti. 38 yaşındaki şair ve drama yazarı Federico Garcia Lorca, Franco yanlısı birlikler tarafından öldürüldü. 1937 İspanyol milliyetçilerine destek veren Almanya, bir Bask kenti olan Guernica’yı bombaladı. Saldırıda 1.500 kişi öldü. Bireysel psikolojinin kurucusu Avusturyalı doktor Alfred Adler öldü. Naziler, Buchenwald Toplama Kampı’nı açtılar. Japonya, Çin’i savaş ilan etmeksizin işgal etti. Modern Olimpiyat Oyunlarının kurucusu Baron Pierre de Coubertin öldü. Milliyetçi Çin’in başkenti Nanking’de 250.000 Çinli, Japonlar tarafından katledildi. 1938 Alman birlikleri, Avusturya’ya girdi. Troçki IV, Enternasyonal’i kurdu. Fransa, İngiltere, İtalya ve Almanya arasında yapılan ve Çekoslavakya’nın batısındaki Südetler Bölgesi’nin Almanya tarafından ilhak edilmesine izin veren anlaşma imzalandı. Alman birlikleri, Südetler Bölgesi’ni işgal etti. Almanya’da, Yahudi karşıtları şiddet eylemlerinde bulundu. Bu olaylar, tarihe “Kristal Gece” olarak geçti. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk vefat etti. İtalya’da, Yahudilerin devlet işlerinde çalışmasını yasaklayan ve ticari faaliyetlerini kısıtlayan bir yasa tasarısı kabul edildi. 1939 Avusturyalı Lise Meitner ve İngiliz Otto Frisch, çekirdek bölünmesini (nükleer fisyon) tanımladı. Frederic Joliot-Curie zincirleme nükleer reaksiyonu buldu. Franco, Madrid’e girdi, İspanya’da iç savaş bitti. İtalyan birlikleri, Arnavutluk’u işgal etti. Almanya ve Sovyetler Birliği arasında, saldırmazlık anlaşması imzalandı. Almanya’da, ilk tepkimeli uçak denemesi yapıldı. Heinkel HE 178 tipi uçak, saatte 750 kilometre hıza ulaştı. Almanya, Polonya’yı işgal etti ve 2. Dünya Savaşı başladı. Naziler, akıl hastalarına ötenazi uygulanmasını kabul ettiler, onbinlerce insan öldü. İngiltere ve Fransa, Almanya’ya savaş ilan ettiler. Sovyetler Birliği, Ribbentrop-Molotov Antlaşması’nın gizli bir maddesi gereğince Polonya’ya saldırdı. Psikanalizin bulucusu, Avusturyalı psikolog ve sinir hastalıkları uzmanı Sigmund Freud öldü. Hitler ve Stalin, Polonya’yı paylaştılar. 1940 Sovyetler Birliği, Finlandiya’ya saldırdı. Saldırı, tarihe ”Kış Savaşı” olarak girdi. Victor Fleming’in yönettiği, başrollerini Vivian Leigh ve Clark Gable’ın paylaştığı ”Rüzgar Gibi Geçti”, Hollywood’da gösterime girdi.

alıntıdır.

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.