Dünyanın en inatçı aşıkları:Galata Kulesi & Kız Kulesi.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

[Resim]

Kız Kulesi’yle Galata Kulesi, tarih sayfalarını karıştırdıkça dile geldiler. Hezarfen’in çöpçatanlıklarını, zindanlardan    eğlencelere uzanan aşklarını, gerçekten yaşıyor olmak için nefes almanın şart olmadığını, yaşadıklarını anlattılar.
 

Depremler, yangınlar, zaman, yaş farkı, uzaklıklar engelleyememiş birbirlerini uzaktan seyretmelerini, sevmelerini. Değişiklikler de… Kız Kulesi ile Galata Kulesi, yüzyıllar boyu çok değişiklikler yaşamışlar; ülke yönetimleri değişmiş, görevleri değişmiş; bir eskimişler, bir yenilenmişler. Tarih boyunca kâh zindan olmuşlar, kâh karantina. Birinden boğazdaki gemiler gözlenmiş, diğerinden şehirdeki yangınlar. Onlar, belki de dünyanın zamana ve mekâna karşı direnen en inatçı aşıkları.

ÇADIR KÖŞKÜ.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

Yıldız Parkı içindeki bir diğer tarihi köşk de Çadır Köşkü’dür. Çırağan Sarayı’na ait olan koruda,1871 yılında “Sedir Köşkü” olarak inşa edilmiştir. Köşk Abdülhamit’ in hallinden sonra uzun yıllar kapalı kalmış, 1940 yılında Maliye Bakanlığı’nca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesi ve korunun “Yıldız Parkı” olarak adlandırılmasından sonra Çadır Köşkü onarılmış, 1949 -1960 yıllarında Avadis Çakır isimli pastane sahibi tarafından işletilmiştir. 27 Mayıs 1960 İhtilali sonrasında Çadır Köşkün’de Tanzimat Müzesi kuruldu.1982 yılında diğer köşklerle beraber kullanım ve işletme hakkı Turing’e verildi. 1995 Haziran ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından devir alınmasıyla restorasyon çalışmalarına hemen başlanmış ve köşk bütünüyle restorasyondan geçirilmiştir.

HİDİV KASRI.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

Hidiv, Osmanlı’nın Mısır valilerine verdiği ünvandır. 19. yüzyılın sonlarında, genç yaşta Mısır Valisi olan Abbas Hilmi Paşa, Osmanlı devletinden Mısır’daki İngiliz nüfuzunu kırabilmek için destek sağlayabilmek için uzun süreli İstanbul’da kalması gereken genç Paşa,1903 yılında Çubuklu’da iki ahşap yalı satın alır. Zamanla yalılarının arkasındaki yamaçları ve üst düzlüğü kapsayan 270 dönümlük bahçeyi de alan Paşa,1907 senesinde İtalyan mimar Delfo Seminati’ye o devrin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındaki muhteşem saray yavrusunu yaptırır. 1000 m2 alan üzerine yapılan, Boğaz tepelerinden iki kıtayı birleştiren, masmavi kanalı ve yeşil ormanları seyredin kulesi ile müstesna bir yapıdır.

PEMBE KÖŞK.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

Emirgân adını, buranın, 1635′de Erivan’ı Sultan IV. Murat’a teslim eden İranlı Prens Emir Gûn Han’a, bu davranışından dolayı hediye edilmesinden alır. Daha sonra Feridun Bey Bahçeleri adıyla anılan park, birkaç kez el değiştirir. 1860′lı yılların sonuna doğru Hidiv İsmail Paşa nın eline geçmiş ve kıyıya yaptırdığı büyük ahşap sarayının arka bahçesi olarak kullanılır. Hıdiv, in İngiltere. Park,1930′larda Satvet Lütfi Tozan tarafından satın alınmıştır. Tozan’ın bir davetine icabet eden o dönem İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar’ın çevresine bakınıp “Bir kişiye bu kadar yer çok” demesiyle, 1940′lı yılların başlarında kamulaştırılıp şehrin mülkiyetine geçirilmiştir. Korulukta İsmail Paşa tarafından yaptırılan üç köşkten biri olan Pembe Köşk İki katlı tipik bir Osmanlı evi üslubundadır. Adını, orijinal rengi olan sardunya pembesinden alır.

SARI KÖŞK.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

Emirgân Parkı’nda işletmeye açılan bir diğer köşk de Sarı Köşk’tür. Hidiv İsmail Paşa tarafından yaptırılan parkın içindeki Sarı Köşk, Şale üslûbunda olup bir kuş evi görünümündedir. Türk insanının geleneksel yaşama düzeninin gereği olarak bir sofa etrafinda toplanan plan şeması uzun yıllar değişmeden sürdürülmüştür. Ünlü Osmanlı mimarı Serkiş Balyan tarafından tasarlanan yapıda, tavan ve duvar süslemeleri, büyük yüksek, kapı ve pencereler, iç mekanlarda parlak renkle zenginleştirilmiş işlemeler önem taşımaktadır. San Köşk, üst katında üç oda bir salon, alt katta dört oda, hol ve mutfak ve bir bodrum katından oluşur. Süsleme sanatının en ince özelliklerini taşır. İç tavanda çiçek motifleri yağlı boya figürler, dış cephe süslemeleri oyma el sanatının tipik örneğidir. San rengi beyazla birlikte motife edilmiş bir kuş evini andıracak şekilde dekore edilmiştir.

KAPALIÇARŞI.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

Kapalıçarşı, aslında tek başına bir kente bedeldir. Bir yandan yayıldığı muazzam alan, bir yandan içindeki dükkanların sayısı ve çeşitliliği ile dünyanın önde gelen merkezlerinden biridir. Doğal olarak bu görkemine bir de tarihsel önemini ekleyecek olsak, sanırız Kapalıçarşı’nın konumunu bir nebze de olsa özetleyebiliriz.

Nuruosmaniye ile Beyazıt’ı bağlayan iki ana kapısı arasında büyük bir ana cadde ve bu ana caddeye açılan irili ufaklı onlarca sokak, Kapalıçarşıyı aslında onlarca kapı ile çevresine bağlamaktadır.Kapalıçarşı aynı zamanda dünyanın en büyük kuyum çarşısıdır. Dünyada bir eşi daha bulunmayan el emeği ve göz nuru kuyumlar, çevresindeki hanlarda şekillenir ce Çarşı’nın vitrinlerinde ziyaretçilerini bekler. Bir dönem göz kamaştıran müzayedelerin yapıldığı Büyük Bedesten ile yanı başındaki Sandal Bedesteni, bugünlerde Halıcıların mekanı olmuştur. Sandal Bedesteni’nin hemen gerisinde ise “Bitpazarı” olarak da anılan 2. el ev eşyalarının satıldığı dükkanların sıralandığı galeri yer alır.

… Ve, Türkiye ekonomisine bile adını verdiği, serbest piyasanın kalbinin attığı döviz piyasası yine Kapalıçarşı’da doğmuş ve adı ile özdeşleşmiştir.

Döviz bulundurmanın yasak olduğu günlerde, el altından dövizlerin bozulduğu yan sokaklar, artık Türkiye ekonomisinde “resmi” adıyla anılmaktadır.

MISIR ÇARŞISI.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

Yüzölçümü olarak Kapalıçarşı’dan daha küçük olmakla birlikte, özellikle yabancı turistlerin uğramadan geçemediği, ilgi odağı mekanlardan biridir. Tıpkı Kapalıçarşı’da olduğu gibi, Mısır Çarşısı’nın da iki ana kapısı Eminönü ile Sultanhamam arasında bağlantı kurar. Yan kapıları ise Yeni Cami, Tahtakale, Mercan, Yemiş İskelesi ve Süpürgeciler’e çıkış verir.
Son zamanlarda bazı kuyumcu dükkanlarının açılmış olması, Mısır Çarşısı’nın tarihsel özelliğini değiştirmez. Tarihi boyunca her derde deva olmuş kurutulmuş bitkilerin, çeşit çeşit otların ve yüzlerce tür baharatın buluştuğu dev bir pazardır burası.
Dünya doğal ürünlere yönelmeyi daha yeni yeni keşfederken, Lokman Hekimler yetiştiren Anadolu, bitkilerin şifalı gücünü Mısır Çarşısı üzerinden yüzlerce yıldır dağıtmaktadır.
Sanayileşmenin getirdiği “tat” farklılaşmasını hazmedemeyenler için “çiftlik” yapımı veya “köy” çıkışlı peynirlerin, pastırma türlerinin, sucuk ve bakliyatın da sergilendiği Mısır Çarşısı, bu geleneksel özelliğini kolay kolay yitirmeye pek de niyetli görünmemektedir.

AHIRKAPI DENİZ FENERİ.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

1755 yılında III. Osman tarafından yaptırılmıştır. İstanbul Boğazı’nın Marmara’ya bakan kısmının batı kıyısındadır. Beyaz kule şeklinde olan fener İstanbul’u çeviren surların burçlarından birisinin üzerine oturtulmuştur. Denizden yüksekliği 40 metredir. Her 6 saniyede bir yanıp sönerek gece karanlığında denizcilerin yön bulmalarına ve gemilerin karaya oturmamalarına yardımcı olur. Bu fener önemli bir deniz kazasından sonra yaptırılmıştır. Bu deniz kazası 1755 yılında Mısır’a gitmekte olan Hacı Kaptan emrindeki bir kalyon fırtınaya tutularak gece vakti Kumkapı’ da karaya oturur. Olayı öğrenen Padişah III. Osman ve Sadrazam Sait Paşa derhal Kumkapı’ ya giderek kalyon ve denizcilerin kurtarılmasında hazır bulunur. Kurtarılan gemicilerden birisi padişaha şöyle der:- Eğer burada ve surlar üzerinde bir fener yapılırsa, uzağa gidip gelen gemiler ışığı görünce yollarını bulurlar.

Bunun üzerine III. Osman bir fener yapılmasını emreder ve Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa da Ahırkapı Feneri’ni yaptırır.

AYASOFYA.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

İstanbul’da Bizans devrinden kalan en ünlü kilisedir. 1453′te Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u almasıyla camiye çevrilmiş, 1935′te müze oluncaya kadar bu amaçla kullanılmıştır. Büyük Kostantinos’un İstanbul’u imparatorluk merkezi haline getrip kenti yeni baştan ele alması sırasında bugünkü Ayasofya’nın yerinde bir kilise yaptırılmış, M.S.326 yıllarına rastlayan bu ilk yapıdan sonra M.S. 360′ta imparatorun oğlu Konstantinos küçük geldiği veya bir depremde yıkıldığı için yapıyı yeni baştan daha büyük olarak ele aldırmıştır. Büyük kilise (Megale Ekklesia) adıyle anılan ve bazilikal bir plan gösterdiği sanılan yapı V. yüzyıldan sonra daha çok Hagia Sophia adıyle tanınmış ve bu ad sonuna kadar yaşamıştır.404 tarihinde bir ayaklanma sırasında yanan kilisenin yerine Theodosios II. devrinde 415′te yapılan yenisinin bazı kısımları bugünde görülmektedir. Bu yapının batı yüzünü süslediği anlaşılan sütunlu galeri ile narteks duvarlarını bir kısmı 1935 yılında yapılan kazılarla bugünkü Ayasofya’nın batı avlusunda ortaya çıkmıştır.

532 yılında çıkan yangından Ayasofya kurtulamamış, ayaklanmadan sonra Justinianos’un çağında ikinci bir örneği olmayacak büyüklükte ve özellikte bir yapı istemesi üzerine, devrin iki önemli mimarından Aydınlı Anthemios ile Miletoslu İsidoros sorumluluğu yüklenmişler, yangınların etkileyemeyeceği her türlü malzemenin en zengin şekilde kullanılacağı bir kilisenin yapımına girişmişler 537 tarihinde tamamlanan yapı, büyük bir açılış töreninden sonra imparatorun “Ey Süleyman seni geçtim” demesine sebep olacak kadar etkileyici olmuştu.

Zaman içerisinde birçok yangın ve deprem atlatan Ayasofya, 29 Mayıs 1453′te İstanbul’un Türkler tarafından alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiş ilk Cuma namazı burada kılınmıştı. Camiye çevrilmesi sırasında yapının ana çizgileri korunmuş, figürlü mozaiklere bile dokunulmamıştır. Bunlar ancak Kanuni devrinde badanayla örtülmüştür. Güneydoğudaki büyük dayanak duvarların Fatih devrinde yapıldığı, ayrıca tuğla minarenin eklendiği kabul edilir. Sultan İkinci Bayezid devrindeyse kuzeybatıdaki ince minare, Sultan İkinci Selim devrinde de Mimar Sinan tarafından batıdaki iki kalın minare eklenmiş ve yer yer dayanaklarla kuvvetlendirilmiştir. Mimar Sinan’ın yaptığı dayanaklar ve onarımlar yapının bugüne kadar ulaşabilmesini sağlamıştır.

Bu yapının çevresinde Bizans devrinden kalan ek yapılar vaftizhane ve hazine dairesidir. Bu ek yapılardan vaftizhane Osmanlı devrinde Sultan Mustafa ve İbrahim’in türbesi olmuş, Sultan İkinci Selim türbesi Mimar Sinan, Sultan Üçüncü Murad türbesi de Davut Ağa tarafından yapılmıştır. Ayrıca Sultan Üçüncü Mehmed’in kendi türbesi, bir okul binası, Sultan Birinci Mahmud döenminden özellikler taşıyan bir şadırvan ve imaret yapının çevresinde yer alır.

Ayasofya, birçok özelliğiyle uzun yıllar birçok mimarı etkilemiş, çeşitli devirlerde gördüğü ek ve onarımlarla bugünkü şeklini almış bir yapıdır. Mimari ve süsleme zenginliğinin yanı sıra her devirde eklenen efsaneleriyle de büyük bir geçmişi içinde saklamaktadır.

TOPKAPI SARAYI.

Posted by: Edition  :  Category: Tarihi Yerler

İstanbul’da Sarayburnu sırtları üzerinde, Fatih devrinden Abdülmecid’e kadar Osmanlı padişahlarının oturduğu Topkapı Sarayı şehrin birinci tepesinde, Zeytinlik adı verilen bölgede kuruldu. 1478 yılında yapılan 1400 metreleik surlarla çevrili olan Topkapı Sarayı’nın Marmara tarafındaki Otluk kapısı ve Haliç tarafındaki Demirkapı’dan başka küçük ölçüde beş koltuk kapısı olan Suru Sultani adı verilen surun ana girişi, Ayasofya arkasındaki Bab-ı Hümayundur.Topkapı sarayı 700.000 metrekarelik bir alanı kaplar, içinde kasırlar, köşkler, devlet daireleri, saray halkına ayrılan koğuşlar, camiler, kütüphaneler ve büyük bir mutfak vardır. Burada yapılan son köşk, Abdülmecid’in Avrupa üslubundaki Mecidiye kasrıdır. Önünde toplar durduğundan sahil sarayına Topkapı Sarayı denilmeye başlanmış daha sonra bu ad bugünkü Topkapı Sarayı’na verilmiştir.

Sarayın ilk avlusunun içindeki köşklerden sadece ikisi bozulmadan bugüne kadar gelmiştir. Bunlardan biri 1472′de yaptırılan Sırçasaray öteki ise sur üzerindeki Sultan İkinci Mahmud tarafından yaptırılan Alay köşküdür.
3 Nisan 1924′de Bakanlar kurulu kararı ile müze haline getirilen sarayın Alay Meydanı denilen birinci avlusunda, sağından Defterdar dairesi, solunda iç cephane arasından geçen bir yolla çifte kuleli orta kapıya ulaşılır. Babüsselam adı verien bu kapının temeli Fatih Sultan Mehmed zamanından kaldığı sanılıyor, fakat Kanuni devrinde kuleler değiştirilmiş, Sultan Üçüncü Mustafa zamanında iç tarafı geniş saçaklı bir revak yapılmıştır. Bu kapıdan geçilerek girilen ikinci avlu sarayın ana sınırlarının başladığı yerdir. İkinci avlunun sağ tarafında Dolap ocağı, Marmara’ya bakan sınır boyunca Mimar Sinan’ın yaptığı mutfaklar, Aşçılar koğuşu, hamamı, camii, ayrıca Vekilharç dairesi ve Yağhane vardır. Avlunun sol tarafındaki revakların sonunda, sadrazamın başkanlığında vezirlerin toplandığı ve uzun süre devletin yönetildiği Kubbealtı denilen iki kubbeli daire vardır. Burası da Kanuni zamanında yapılmıştır. Kubbealtının arkasında yüksek bir kule yer alır. İkinci avlunun sonunda bulunan ve üçüncü avlu veya Enderun’a geçişi sağlayan büyük kapıya Akağalar kapısı denir. Bugünkü biçimiyle Sultan Üçüncü Selim devrinde yapılan bu kapının iki yanında Ağa dairesi ve Akağalar koğuşu vardır. Bu kapının iç tarafında uzanan üçüncü avlunun içinde temeli Fatih’ten kalan, sonraları değiştirilen, iç süslemesi ve kapıları XIX. yy üslubunda yenileştirilen Arz odası vardır. Arz odası elçilerin ve vezirlerin kabulünde kullanılırdı.
Enderun kütüphanesi sarayın kütüphanelerinin en büyüğüdür. Üçüncü avlunun sağ tarafında Enderun mektebi, meşkhanesi, Seferli koğuşu, bugün Hazine dairesi olan ve Fatih devrinden kalma köşk, Sultan İkinci Selim devrinden kalma bir hamam kalıntısı, solda Silahdar hazinesi ve Mukaddes emanetlerin saklandığı dört kubbeli Hırkai Saadet dairesi vardır. Burada sol tarafta, üzeri tonozla örtülü, Ağalar camii vardır. Caminin arkasında, Haremin ikinci girişinin hemen yanında bulunan ve Ağalar koğuşuna bitişik çok küçük kagir yapıda padişahın yemeğinin özel olarak hazırlandığı Kuşanedir. Üçüncü avludan yokuş iki yol ile dördüncü avluya inilir. Bunlardan sağdakinin iki tarafında Kilerli koğuşu ve Hazineli koğuşu, ötekinin sol yanında Emanet hazinesi dairesi bulunur. Dördüncü avlunun Marmara’ya bakan yüzünde Fatih devrinden kaldığı sanılan bir köşk bodrumunun üstünde Anadolu yakasına ve denize bakan bir noktada Çadır köşkü ve Abdülmecid tarafından yaptırılan Mecidiye kasrı vardır. Bu yapının yanında, Esvap odası denilen ufak bir bina ve Sofa camii adı verilen minareli küçük bir cami yer alır. Yeniköşk de denilen Mecidiye kasrının önünden aşağı kapıyı giden bir yol vardır. Buradan bugün Gülhane Parkı denilen, Sarayburnu bahçesine çıkılır. Harem denilen kısmın kubbealtı yanında açılan ve 1588 tarihli Araba kapısı denilen esas girişinden başka, ikinci avluya ve üçüncü avluda Akağalar dairesi yanında Kuşane kapısı ve Raht hazinesinin arkasından dışarı parka açılan bire de Şal kapısı vardır. Zülüflü Baltacılar dairesi ile Hırkai Saadet dairesi arasındaki alanda bulunan Harem, eğimli bir arazi üzerinde kurularak, 400 yıl boyunca devamlı değişikliklere uğramış ve son olarak bugünkü görünümünü almıştır. Harem, 250 kadar oda, hamamlar ve aralarda bulunan avlulardan kuruludur. Haremin yönetimine bakan görevlilerin (Kara ağalar) Darüssaade dairesi, cariyelerin dairesi ve Hastanesi, Veliaht ve Valide Sultan dairesi, Şehzadeler dairesi ve Gözdeler dairesi gibi herbirinin bir çok bölümü olan dairelerden başka, bir de Hünkar dairesi vardır.

cyber-lake.com Top Fishing Sites yokuz.com Entertainment TOPlist TOPlist iPhone Topsites Vote for Us on Top Sites of America Web Sites List! Dmegs Directory Myspace Topsites Directory of Entertainment Blogs Galleries - CSS Top Sites here.
Google PageRank
Proxy Topsite - Myspace Proxies, Myspace Proxy, Unblock Myspace Fundamental Christian Topsites Vote this site for Top 50 Award Winning Web Sites List! Top Arcade Sites Toplist FIRST Topsite Best Scrapbooking Sites, Digital Scrapbooking, Scrapbook Supplies, Reviews, Awards Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indir, HikayelerMynet Webmasterim.Com arama motoru

site ekle Vote fr uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. Hier gehts in Bunnys Topliste Aradur.com | Arama Motoru Sitemiz WebKuyusu.com'da kaytldr.